YEN İDEN D ÜNY A YA DÖNDÜ VE İNSANLIGI DERİNDEN SA RSACAK AÇIKLAMALARINA BAŞLADI
kutuphaneci - eskikitaplarim.com
RAM THA Yayına Hazırlayanlar:
Steven Lee Weinberg,
Ph. D.
Ran d all Weische del, Sue Ann Fazio ve Carol Wright
Çeviren: Nil Gün
Kitabın Orijinal Adı:
RAl\ITHA
Bu Kitabın Türkiye'deki Yayın Hakları Akaşa Yayın ve Dağıtım Ltd. Şti'ne Aittir.
Kapak Düzeni:
Uğurhan Betin
Baskı:
Özal Matbaası Tel : 520 60 58 Teknik Yapım:
Dizgi ve Montaj
Akaşa Yayın ve Dağıtım Ltd. Şti.
İstiklal Caddesi, Mis Sok. No: 614 B eyoğlu ı İSTANBUL Tel: 24!:! 20 15- 251 9146 Ist,mbul, Mayıs 1993
İÇİNDEKİLER
Bölüm Bölüm Bölüm Bölüm B ölüm B ölüm Bölüm Bölüm Bölüm B öl üm B ölüm Bölüm Bölüm Bölüm B ölüm Bölüm Bölüm Bölüm Bölüm Bölüm B ölüm
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 al 21
Giriş Ben Ramtha'yım Siz Benim Halkım Olduğunuz Zaman Tann Kavramı Tan n'yı Görmek Yaşam Sonrası Yaşanı Ölüm ya da Yükseliş Yaratılış ve Evrim Meleklerden Daha Yüksek Tan n'yı Tanımlama Sevginin Armağanı Yalnızca Gerçek Yasasız Bir Yaşam Hayatın Amacı Unutulan Geçmiş Tekrardoğuş Bilmenin Bilimi Sınırlı Akı l Sınırsız Akı l Deneyimin Erdemi Güzel Bir Sabah
7 11 31 :E 51 ro 83 91 107 115 119 124 141 157 167 183 195 207 215 235 249
BÖLÜM
J
Giriş insanlığın kendi yüceliğini idrak etmekten başka kurtuluşu yoktur. Siz bu idrakın tohumlarısınız.
Ben Ramtha'yım. Çok uzun bir zaman önce Dünya ya da Terra denilen bu gezegende yaşamış yüce bir varlığım. O hayatımda ölmedi m ; görünmeyen bir yaşam boyutuna bedenimle birlikte yükseldim. Çünkü, düşünce gücünü kullanmayı öğrenmiştim. Böylece sınırsız özgürl üğün, sını rsız mutluluğun, sınırsız yaşamın var olduğunu an l a d ı m . B e n d e n sonra yaşayanların arasında da yükselenler oldu. Şimdi, görünm eyen, ancak in sanları çok seven kard e ş varhkl ardanım . Dualarınızı i şitiyor, meditas yonl arınızı h i s sediyor, davranı şlarınızı gözlemliyoruz. Bizler de bir zamanlar dünyanızda insan olarak yaşadık. Umutsuzluğunuzu, acıl arınızı, sevinçl erinizi, mutlu luğunuzu; bildiğiniz tüm duyguları yaşadık. Sizden farklı ol arak i n san deneyimleri n i n s ı n ı rlamalarını yenmeyi ve aşmayı öğrendik; böylece daha geniş bir an layışa kavuştuk. Size, bizim için çok önemli ve değerli olduğunuzu söylemeye geldim. Ç ünkü, nasıl algılarsanız algı layın, içinizden akıp giden hayat ve her birinize ulaşan düşünce, Tanrı dediğiniz sonsuz zeka ve yaşam gücüdür. İşte hepi m ı z ı b i rbiri m i ze b ağl ayan bu ö z d ü r . S a d e c e dünyanızdakileri değil, henüz göremediğiniz evrendeki varlıkları da birbirine bağlayan aynı özdür. Çoğunuzun uzun zaman önce unuttuğu kökeninizi 7
RAMTHA
anl atmaya geldim. Tanrı denen öz tarafından daima se v i l e n ve destekl e n en yüce ve ölümsüz varlı k l ar olduğunuzu mantık yoluyla anlayabilmeniz için gerekli o yüce bakış açısını vermeye geldim. Hayatınızdaki her şeyi yüce zekanız ile yarattığınızı anlatabilmek için gel dim. Şunu bilin ki, bu güçle istediğiniz her realiteyi ya ratma ve deneyimleme seçeneğine sahipsiniz. Tarihiniz boyunca size birçok öğretici geldi . Ölüm süzlüğünüzü,gücünüzü, büyüklüğünüzü h atırlatmak için değişik yollar denedik. Bilgi'yi anlamanız için her şey; kral, fatih, esir, çarmıha gerilen İsa, öğretmen, rehber, ar kadaş, fil ozof olduk. Kimi zaman , kendinizi mahvet memeniz için olaylarınıza müdahale ettik. Mutluluğa ev rimleşebilmeniz ve y a ş am deneyiml erinizi sürdürebilmeniz için bir oyun sah ası gerekiyordu çünkü. Ancak size yardım etmek isteyenlere tek tek eziyet ettiniz, zulmettiniz. Bazıların ı ise tam tersine putlaştırdınız. Ve o n l arın öğreti l eri n i ı şı n ı z e ge l diği gibi çarpıtıp saptırdınız. Öğretilerini uygulamak yerine bu varlıklara tapmaya başladınız. Bana da tapmanızı önlemek için size bedensiz olarak geldim. Sizlerle, bu dünyada yaşarken sevgili kızım olan bir varlığın aracılığıyla konuşm ayı s eçti m . Bedenini kullanmama büyük bir nezaketle izin veren kızım, öz'üm i çin saf bir "kanal"dır. Ben sizlerle konuşurken o artık bedeninde değildir, Ruhu (soul) ve Öz'ü (spirit) bedenini terk eder. Dünyanıza deği şim rüzgarl arını getirdim. Ben ve beraberimdekiler, insanlığı, şu anda başlatılmış olan büyük bir olaya hazırlıyoruz. İnsanlığın çok büyük ve da hice bir olaya tanık olmasını sağlayarak tüm dünya in s a n l arı n ı birleştirmeyi amaçlıyoruz. Bu, i n sanın açılmasını, bilgi ve sevginin akmasını sağlayacak. Bu niçin yapılıyor? Çünkü seviliyorsunuz. Bil diğiniz sevginin çok ötesindeki bir sevgiyle . . . Çünkü in sanın daha geniş bir anlayışla yaşamasının zamanı gel8
Girtı
d i . Özgürlüğün yitiril m e s i , i n s a n l a r ı n saflara ayrı l m a s ı , s e vgi l i l e r aras ı n d ak i n efret, ulu slar arasın daki savaş insanlığı k aranlık çağlara geri götürdü. İ şte buna son vermenin zamanı geldi. İn san ın yüceliğini ve ölüm süzlüğünü bilmesinin zamanı geldi. Hayatta k al ab i l m e k ı ç ı n surun m e s ı n ı , k e n d i n i küçültmesini durdurmanın zamanı geldi. Sevgili kardeşl erin i z olan güzel varl ıklar ta rafından dünyanıza çok yakın bir gelecekte büyük bilgi getirilecek. O zaman biliminiz çok büyük bir hızla gel i şecek. Gelen çağ, Tanrı Çağı , k a sı tl ı zaman deği şikliği ve değeri ile gelecek. Önünüzdeki yıllarda artık hastalık, ıstırap, nefret ve savaş dünyanızda var ol mayacak. Bedenin yaşlan m a s ı ve ölümü, yerı n ı , yaşamın sürekliliğine bırakacak. B u ölüm süzlük, her varhğın yaşamına bilgi , anlayış ve derin sevginin gerçekleştirilmesiyle gelecek. İn sanlığın kendi yüceliğini idrak etmekten başka kurtuluşu yoktur. Siz bu idrakm tohumlansınız. Her bi riniz kendi değerini ve hayatı n sonsuzluğunu idrak et tikçe, tek tek sınırsız düşün m e bi lincine, sınırsız özgürl üğe, sınırsız s e vg i y e k a t ı l a c ak s ı n ı z . Düşün düğünüz her şey, idrak ettiğiniz her şey bilinci her yerde yükseltir ve genişletir. Hayatınızın öğrenmek için gel d i ği n i z am a c ı n ı a n l ayarak y a ş a d ı ğ ı n ız d a , başkalarına, alı şageldiklerinden farklı olarak sizde daha geniş düşünce biçimi, daha büyük bir anlayı ş, daha amaçlı bir varoluş görmelerini sağlayarak örnek olursunuz. İçinde bulunduğunuz zaman, bildiğiniz yazılı tarihe ait zamanların en önemlisidir. Zor ve mücadele gerekti ren bir zaman olmasına karşın, getireceği doyum nede niyle bu zamanda yaşamayı siz seçtiniz. Asırlardır hepi nize yaşam süreciniz içinde Tanrı'yı göreceğiniz vaat edildi . Fakat yaşamlar boyu siz buna izin vermediniz. Bu yaşamınız sürecinde çoğunuz göreceksiniz. Büyük bir 9
R A M THA
gerçek su yüzüne çıkacak. Varlığından bile haberdar ol madığınız uygarlıklar ortaya çıkacaklar. Ve yeni bir rüzgar esecek. Sevgi, barış ve mutluluk bu kutsal yeri, ev reninizin bu zümrüt dünyasını, bu Tanrı evini kaplaya cak. Söyleneni düşünün. İçinizde hi ssedin. O zaman adım adım, an be an her düşünceyle, her duyguyla kendi b üyüklüğünüzün anlayı şına, gücünüze ve yüceliğinize geri döneceksiniz. ***
10
BÖLÜM
2
Ben Ramtha'yım Ben fatih Ram 'ım . . . şimdi Tanrı Ram 'ım. Bir bar bar iken en basit ama derin yoldan geçerek Tann ol dum. Size öğreteceğim, öğrendiğimdir.
B en Ramth a'yım. "Ram," zamanı mın dilin de "tanrı " anlamına gelir. Hint hal kın ın büyük Ram' ıyım. Bir erkeğin sperminden ve bir kadının rahminden doğarak yükselen ilk insanım. Bir in sanın öğreti si ile değil, her şeyde yaşayan Tanrı'yı içsel anlayı şla kavrayarak nasıl yükselineceğini öğrendim. Her şeyden nefret eden, hor gören , katl eden , feth eden ve h ükmeden bir in san dım aydınl anmama dek . . . B u dünyanın bildiği ilk fatihtim . Altmış ü ç yıl süren bir savaşla bilinen dünyanın döttte üçünü fethettim. Fa kat en büyük feth im kendimi feth etm ek oldu. Ken di varlığı m l a barı şık hale gel m eyi, kendimi sevm eyi öğrendiğim , bütün hayatı kucakladığı m zaman rüzgarla son suzluğa yükseldim. Halkımın gözleri önünde, İndus denilen dağın ku zeydoğu tarafı ndan oldu yükselişim. İki milyon u aşkın bi r n üfu sa s ah i p olan h al k ı m , Lemuryal,ı l ar' ı n , İyonyahl ar'ı n (sonraları buraya Makedonya denildi) ve Atlanti s adı n ı verdiğiniz Atl atia'dan kaçan kabi le halkının karı şımıydı. Şim diki Hindistan , Tibet, Nepal ve Güney Moğolistan'ı oluşturan nüfus benim halkımın n e sl idir. Sizin zaman ölçünüzl e
3 5.000
yıl önce bu dünyada 11
RAMTHA
yalnızca bir hayat yaşadım. Ailem, cehalet ve umutsuzluk i çi n d e k i talihsiz i n s a n l ar d a n , Atlan ti s ' i n gün ey yarısındaki en büyük liman kenti olan Onai'nin kenar m ahal lel erinde yaşayan Lemuryalı göçmenl erdendi. "Son yüzyıl" denilen zamanda, kıta parçalanıp sulara gömülmeden önce Atlanti s'e geldim. O zam a,nl ar Atlantis, bilim sel anlay ı ş ı n çok gelişmiş olduğu büyük bir kültür uygarlığıydı. Bilimde, şu anki biliminizden çok il erideydiler. Çünkü Atlantis l i ler ı ş'ı k prensiplerini anlam aya ve kul l an m aya başlamışlardı. Lazer dediği n i z , ı şığı s af enerj iye dönüştürm e işlemini biliyorl ardı . Işıkla yolculuk eden uzay gemileri bile vardı ve öteki yıldız si stemlerindeki varlıklarla ilişki kurmayı başarmışlardı .Uzay gemileri i lkel olmasına karşın uçabiliyorlardı. Atlantisliler tek n ol ojiye duydukları büyük ilgi de n dolay ı zekaya tapıyorlardı . Bu yüzden akli bilim Atlantislilerin dini ha line geldi. Lemuryalı lar, Atlanti sliler'den çok farklıydılar. Toplumsal yapıları düşünce yoluyla iletişim kurma teme line dayanıyordu. İleri teknolojiye sah ip değildiler ancak ruh sal anl ayı şları çok geli şmi şti. Atalarım görünmeyen değerleri bilmekte ustaydılar. Ayın, yıldızların ötesinde olana tapıyorlardı . Tanımlanamayan bir özü s e v iyor lardı. Bu onların Bilinmeyen Tanrı dedikleri iü çtü. At l antisli ler yalnızca bu Tanrı'ya taptıkları için Lemur yalılar'ı h or görüyorlardı . Çünkü onlar "ilerlemeyen" her şeyi küçümserlerdi. Ram'ın Zamanı'nda, henüz ben küçük bir çocukken, yaşam çok yoksul ve çetindi. O günlerde, kuzeydeki bilim m erkezleri uzun zaman önce mahvolduğu için Atlanti s teknolojisini yitirmi ş durumdaydı. Bugün Venüs'ü kap layan bulut gibi, gezegeninizi tümüyle kaplayan bulutu, ı şıkla yolculuk denemeleri sırasın d a parçalamı şl ardı . Stratosferi parçaladıkları için sular dondu ve buzullar 12
Ben Ramtha'yım
oluştu. Bu yüzden Lemurya'nın büyük bir bölümüyle At lantis'in kuzey kısmı okyanusa gömüldü. Lemurya ve kuzey Atlanti s halkı Atlantis'in güney bölgelerine kaçtı. Kuzeyde teknoloji yok olduğu i çin güneydeki yaşam da yavaş yavaş ilkelle şti . Atlanti s'in tümüyle sulara gömülüşünden önceki yüzyıl boyunca güney bölgeleri ti ran !arın (zalim hükümdarların) boyunduruğu altında yozlaşan ilkel bir Atlanti s haline gelmi şti . Zorbalar halkı cumhuriyetle değil, diktatörce yönetiyorlardı. Diktatörlük yasalarını uygulayan bu h ükümetler de Lemuryalılar'ı sokak k öp eklerinden de aşağı, adeta gübre olarak görüyorlardı. B i r an yüzünüze tükürül düğü n ü , ü z e r ı n ı z e i ş en diği n i v e bun l arın y a l n ı z c a g ö z yaşları n ı z l a yıkandığını düşünün . Sokak köpeklerinin bile sizden iyi besl e n d i k l erin i , d u y d u ğ u n u z k o rk u n ç a ç l ı ğı bastırabilmek için her şeyi yemeye razı olabileceğinizi düşünün. Onai caddelerinde işkence edilen çocukları , dövülüp tecavüze uğrayan kadrn l arı görm ek olağandı. Yol kıyı s ın d a a ç lıktan k ı vran an bir Le m u ry�l ı'n ı n önünden , yasemin v e gül suyuna batm ış zarif mendille riyle burunlarmı kapatarak geçen Atlantisl iler'i görmek olağandı ; çünkü bizler pis kokan, iğren ç yaratıklardık on lar için.Biz bi r h i çtik, ruhsuz ve zekadan yoksun bir hiç . . . Ç ünkü gaz ve ışık gibi· olgul arı n bil i m sel an layı şına sahip deği ldik. Entelektüel an layı ştan yoksun ol duğumuz için de tarlalarda çalışan esirler haline gel m i ş ti k . İşte böyle bir zamanda dünyaya geldim ben . İn sanın küstahlık ve kültürel budalalık içinde olduğu bir düştü yaşadığım . . . B abamın kim olduğunu bi lemediğim i çin annemi suçl amadı m . B abalarımız başka ol duğu i çi n erkek kardesimi suçlamadım. Küçük bir çocuk olarak annemin 13
RAMTHA ıokaklarda tec' a vüze uğrayışını izledim. Bu saldırıdan sonra an nemin karnındaki bebeğin büyüyüşünü izledim; bebeğin babasının kim olduğunu biliyordum. Ve annem bu vaat edilmiş ülkede bizim gibi bir çocuk daha sokaklar da acı çekeceği için sürekli göz yaşı döküyordu. Annem çok güçsüz olduğundan, kız kardeşimi doğururke n ona yardım ettim. Çöplüklerde yiyecek aradım, köpekleri ve yaban kazlarını öldürdüm, geceleri dükkanlardan tahıl çaldım. Ben annemi besledim, an nem kız kardeşime meme verdi. Sevgili annemin ölümü yüzünden kız kardeşimi suçlamadım . Küçük kız annemin tüm gücünü emip bitir mişti ama yakalandığı ishal yüzünden bedeninde hiçbir şey tutamaz oldu. Kısa bir süre sonra o da yaşamını yitir di. Annemi ve kız kardeşimi yan yana yatırıp odun top l amaya gittim. Odun lar-ı onların üzerine yığıp çok sev diğim bu iki varlık için dua ettim. Ve bedenl erinin koku su Atlantisliler'i rahatsız etmesin diye odunları çabucak yaktım. Aksi takdirde Atlanti sliler onları çöle atıp akba balara yem edebilirlerdi. Ann emle kızkardeşimin birlikte yanı şlarını izler ken Atlantisliler'e duyduğum ıH.fret büyüdü, büyüdü adeta koca bir engerek yı lanının zehirim� dönüştü. Ve h enüz küçücük bir çocuktum! Ateşten gelc·n koku ve duman vadiye yayılırken h alkımın Bilinmeyen Tan rı'sını düşündüm. Bu büyük Tanrı ' n ı n ya ptığ·ı h ak sızl ı ğ ı a n l a yam ıyordum ; h alkımdan böylesiııe m·fret eden bu canavarları niçin ya ratmıştı? KızkardC'!';>İtn ve annem bu tür bir ölümü hak ede cek ne yapmı�lardı'1 B e n i s e v m e di ği ı ç ı n B i l i n m ey e n Tan rı'yı s uçl a m a d ı m . Benim h al k ı m ı sevmediği i ç i n onu. suçlamad ı m . Annem i n ve kız k ardeşimin ölümü yüzünden onu suçlamadım. Onu suçlamadım -ondan nef ret ettim! 14
Ben Ramtha'yım
Kimsem kalmam1ştı . Erkek kardeşim de bir vali ta rafm dan kaç1rılıp bugün İran olarak bilinen ülkeye götürülmüştü. Orada vali tarafmdan sapık cinsel zevk lerinin tatmininde kullanıldt. On dört yaşında, bir deri bir kemik ve içi büyük bir ac1yla dolu bir çocuktum. Atal arı mm Bilinmeyen Tanrı'sı ile savaşmaya karar verdim. Bunu, uğruna ölünebilecek bir şey olarak hissettim. Ölmeyi akl ıma koymuştum . Ancak bir i n san tarafından öldürülm ek onursuz bir biçimde yok olmaktı bana göre. Uzakta, ufukta yükselen gizemli bir yer, büyük bir dağ gördüm . Ülkeyi yönetenl erin h epimizin ü stünde yaşadıkları gibi, eğer bir tanrı varsa, hepimizin üzerinde, orada yaş1yor o l m alıydt."Oraya tı rm a n abilirsem . . . " diye düşündüm , "Bilinmeyen Tanrı ile karşılaşacak ve in sanlığa yaptığ1 haksızlıklar yüzünden ona duyduğum nefreti hayk1racağ1m ! " Kulübemi terk edip b u koca dağa ulaşabilmek için günlerce yol aldım. Yol boyunca çekirge, karınca ve kök yiyerek dağa ulaştı m ve dağın zirvesini duvak gibi san:�n bulutlara doğru tırmanmaya koyuldum. Son unda zirveye ulaşınca Bilinmeyen Tanrı 'ya bağırarak meydan oku dum:"Ben bir insanım ! Niçin insanlık onurum yok?" Ve ondan bana yüzünü göstermesini istedim ... ama bana hiç aldırmadı. Di;zlerimin üzerine çöküp, göz yaşlarım buz kesilene dek katıla katı la ağladım. Başımı kaldırd1ğımda birden h arika bir kadın belirdi karşımda. Elinde büyük bir kıhç tutuyordu ve bana dönerek şöyle dedi: "Oh Ram , oh Ram , ruhen parçalanmış varlık, duaların işitildi. Bu ktlıcı al ve ken din i feth et!" Ve göz aç1p kapayıncaya dek kaybol du. . . Kendimi feth etmek? Kılıcın keskin tarafını çevirip kendi başımı bile bir vuruşta koparamazdım -kollarım kılıcın kabzasına yeti şmiyordu ki! Ama bu büyük kılıçla 15
R A M THA
onur bulmuştum. Artık soğuktan ti tr�m iyordu m , ısınmıştım. Ve göz yaşlarımın düştüğü yerlerde tatlı ko kusu ve rengiyle umut çiçeği büyüyordu. Elimde koca kılıç, dağdan aşağı inmeye koyuldum. Hint halkının tarihine Ram 'ın Müthiş Günü olarak geçen bu gün , dağa bir oğlan çocuğu tırmanmış ama bir erkek geri dön müştü. Artık bedensel devinimlerimde zayıf ve güçsüz değil, sözcüğün h er anlamıyl a bir Ram'dım. Kendini çok hafif h isseden ve elinde kendin den büyük bir kılıç taşıyan genç bir adamdım. Bu olağanüstü kılıç, onu taşıyabileceğim kadar hafif olduğu halde, ancak dokuz elin birlikte kınını tutabileceği kadar büyüktü. O yaşam ımda bunun n edenini anlamakta güçlük çektiğimi hatı rlıyorum. Dağdan Onai Kenti ' n e geri dön erke n , kentin dışındaki tarlalardan birinde ayakta, gözlerini bana dik miş yaşlı bir kadın gördüm. Kı sa sürede h epsi işini bıraktı. Arabalar durdu. Eşekler sustular. Her şey sessiz leşti. İn sanlar koşup yüzüme baktı lar. Ve sonra ikna olm uş olmalılar ki, hepsi, ellerinde aletleriyle kente ka dar izlediler beni. Onai'yi yerle bir ettik. Ç ünkü Atlanti sliler'den, halkımı beslemek için tah ıl depolarını açmaları nı talep ettiğimde yüz üm e tükürmüşlerdi. Atl antisliler o denli hazırlıksızdılar ki, kolayca yenildiler. Çünkü savaşın ne olduğunu bilmiyorlardı . Tahıl depolarını yoksul halkıma açtım ve sonra On ai'yi yakı p yerle bi r ettik. Bunu başaramayacağım aklıma bile gelmedi hiç, çünkü o anda yaşamakla ölmek arası nda hiçbir fark yoktu benim için. Yaşam am için hiçbir neden kalmamıştı. Yağma ve yıkım sona erdiğinde içimde hala büyük bir yara hissediyordum, çünkü nefretim h al a doyuma ulaşmamıştı. İnsanlardan kaçıp tepelere saklandım. Ama beni takip ettiler -bağırıp çağırıp, tükürüp, onları 1 (ı
Ben Ramtha'yım
taşlamama karşın . . . "Ram , Ram, Ram" diye tempo tutuyorlardı . Elle rinde tarım aletleri, tahılla dolu çuh aları ve önlerinde koyun ve keçi sürüleriyle öylece bekliyorlardı. "Beni yal nız bırakın ve evlerinize dönün ! " diye bağırdım ama yine geldiler. Çünkü artık evleri yoktu. Ben onların eviy dim . Nereye gidersem gideyim, ı srarla beni takip ettikleri için, değişik yerlerden gelen bu "ruhsuz" varlıkları bir araya topladım. Ve onlar benim ordum, halkım oldular. Evet, büyük insanlardı ama iyi asker sayı lmazlardı. O andan i tibaren Ram'ın b üy ük ordusu kurulmaya başlandı. Başlangıçta sayıları on bine yakındı. Hırs dolu bir varlıktım artık. Diktatörlükten nefret eden bir barbar. . . İnsanlardan nefret ediyor ve ölümü bek leyerek s avaşıyordum yalnızca. H alkımın çoğunda var olan ölüm korkusu bende hiç yoktu -onurlu bir biçimde ölmek ist iyord u m çünk ü . Korkuyu değil n e freti tanıyordum sadece. Ancak bir çilgın, iki yanında kim se olmadan en önde hücuma geçebi lir. Bunu yapan kişi çok büyük bir güç olan nefretle doludur. Böylece en asil düşman tarafından vurulmak üzere her şeyimle ortadaydım.Ve bu onura sa hip olabilmek için düşmanların en değerlilerini seçtim. Ama şunu bilin ki, korkunun olmadığı yerde zafer vardır. Böylece büyük fatih oldum. Benden önce hiç fatih olmamı ştı, yalnızca diktatörler vardı. Savaşı ben yarattım. Bu dünyanın tanıdığı ilk fati him. B e n im z a m a n ı m a d e k Atl a n t i s l i l e r' i n küstahlıkları n a karşı çıkan bi r savaşçı topluluğu ol mamı ştı hiç. Ben yarattı m. Kızgınlık, nefret, asil ve onurlu olma arzum sayesinde, sizin büyük varlık olarak nitelendirdiğiniz şey oldum. Kahraman nedir biliyor mu sunuz? Ben gerçek bir kahramandım. Bir kahraman ha yatlar kurtarıp haksızlıklara son verir ama bir yandan da başka bir yanlış yarattığını fark etmez. Evet, her türlü 17
RAMTHA
diktatörlüğü yok etmek i stiyordum ve yok ettim. Ancak bu kez de ben bir diktatör olmuştum ... Artık diktatörlüğü yok etmenin ve derimin rengini daha saygınlaştırmanı9 p eşindeydim. Ve yaptığımız tüm kuşatma ve savaşlarla, geçtiğimiz ülke ve yollarda özgürlüklerine kavuşturduklarımızdan katılanlarla da ordumuz o kadar büyüdü ki, sonunda "Ram ve Ordusu" destanı doğdu. Vahşeti alkışlayan cahil bir varlık, bir budala, bar bar ve soytanydım. On yıl boyunca yolumun üzerindeki birçok ülkenin masum halkıyla savaştım, yağmaladım, yaktım, yıktım. Ta ki büyük bir kılıç yarası alana dek. .. Kılıcı içimde bıraksalardı iyiydi, ama kan kaybından ölmem için çeki p çıkardılar. Kusursuz kar beyazı m er m erlerin üzerinden kırmızı bir n ehir gibi akıp giden hayatım çatlaklara doluyordu. Soğuk mermere uzanmış, akıp giden kanıma ba karken bir ses duydum. Bana "Ayağa kalk!" diye sesle niyordu, "Ayağa kalk!" Ellerimi yere dayayarak başımı kaldırdım, dizleri mi çekmeye başladım. Başımı dik tutmaya çalışarak sol ayağımı kaldmp dengeyi sağfadım. Tüm gücümü kul lanarak elimi di zime, yumruğumu da yaramın üzerin e koydum ... v e ayağa kalktım. Ay akta, ağzı m d an gel e n kan p armakl arı m ı n arasından süzülüp bacakları m a akarken , düşmanlarım ölümsüz olduğuma artık kesinlikle inanarak kaçtıl ar. Askerlerim kenti kuşatıp yaktılar, yerle bir ettiler. Kalkmamı emrederek ölmeme engel olan sesi asla unutmayacaktım. Ve sonraki yıllarda da hep o sesin sahi bini bulmaya çalıştım. _
İ yileştirilmem için ordumdaki kadınlara emanet edildim.Göğsüme sürülen , akbaba yağından yapılmış_ pis kokulu merheme dayanm ak zorundaydım. Kadınların 18
Ben Ramtha'yım
dediklerini yapmak ve onların gözleri önünde soyunmak zorundaydım; tuvaletimi bile onların gözleri önünde yap mak zorundaydım. Çok onur kırıcı ve utanç verici bir de n eyim! Bugün bil e , hala beni akbaba yağı n ı n iy ileştirdiğine inan mıyorum. Yalnızca o iğrenç kokudan kurtulabilmek için bir an önce iyileşmek zorundaydım. İyileşme döneminde ise gurur ve nefretim yerini büyük ölçüde bir yaşama savaşına bırakmı ştı. Bu korkunç yaranın iyileşme sürecinde, başka hiçbir şey yapamadığım için çevremde olup biten her şeyi düşünmeye başladım. Bir gün yaşlı bir kadının ölümünü izledim. Öğlen gün eşinin altı nda, yıllar önce yokluğa karı şan oğlu için ördüğü kaba bir kumaşı· sımsıkı tuta rak kendinden geçtiğini görmüştüm. Hıçkırıklar içinde boğulurcasın a ağlarken, yaşam da bedeninden yavaş yavaş çekiliyordu. Kadının güneşten buruşmuş yüzünü, dehşetle açı l m ı ş ağzın ı , sabit bir n oktaya dikilmiş, ışıktan etkilenmeyen gözlerini seyrediyordum. Hafif bir esintiyle uçuşan yıpranm ı ş saçları dışında hiçbir şey , kım ı l damıyordu. Kad ı n ı , kaybolan oğlunu ve o n l ar ı n büyük zekalarını düşündüm. Hiç kaybolmayan güneşe baktım. Yaşlı kadı n hayata gözl erin i açtığında kulübesinin çatı sın daki çatlağın ardından gördüğü ayn ı güneş, ölürken gördüğü son şeydi. Tekrar güneşe baktı m : Güneş kadının öldüğünün farkında değildi. Yaşlı kadın nehir kıyısındaki uzun bir kavak ağacının altına gömülürken güneşi izledim yine. O akşam gün eş batarken ona lanetler yagdırdım. Dağların ardında kocaman, kızıl bir mücevher gibi du ruyordu. M or d ağl ara ve si s l e örtülü vadil ere baktım .Gün eş ı şınları her şeye vuruyor ve büyül eyici bir güzellik veriyordu. Bulutların solgun m avi renkl eri, kırmızı, pembe gül renkleriyle canlanmıştı. Dağların ardında kayboluncaya dek büyük ışığı sey retmeyi sürdürdüm. Dişlerini ufka geçirmiş gibi görünen 19
RA MTHA
güzelliği ni n son ı şınları en uzak dağın ardında yitene dek. Yukarıda bir yerde gece kuşunun ötüşünü i şittim. Koyulaşan gökyüzünde solgun ay parlamaya başlıyordu. Hafif bir rüzgar çıktı. Saçlarımda esip, göz yaşlarımı ku ruturken içimde büyük bir sıkıntı duydum. Büyük bir s avaşçıydım. Kılıçla bir insanı anında ikiye ayırabi lirdim. Ç ok kafa uçurmuş, kol-bacak ko parmış, çok kan koklamış ve çok insan yakmıştım. Bun l an niçin yapmı ştım? Gün e ş yine tüm güzelliğiyle batmış, kuş yin e tüm gece boyunca ötmüş, ay h er şeye karşın yine doğmuştu. İ şte o zaman Bilinmeyen Tanrı'yı düşün meye başladı m. Çok deh şet verici, çok gizemli ve çok uzakta görünüyordu. Gerçekten anlamak istiyordum : İnsan ney di? Neydi o? Neden güneşten daha büyük değildi? Yaşlı kadın niçin yaşayamamıştı? Neden insan -bu kadar çok sayıda ve yaratıcı, birleştirici güç olmasına karşın- ya ratıkların en aciziydi? Eğer insan, halkımın dediği gibi böylesine önemliyse, niçin öldüğü zaman bu önemini yiti riyordu? Neden gün eş ölünün yasını tutmak için olduğu yerde kalmamı ştı? Ya da ayın rengi mora dönüşmemi şti? Ya da kuş uçmayı bı rak mamı ştı ? İnsan çok önemsiz görünüyordu; çünkü her şey hala devam ediyordu. Tek i stediği m bilmekti. B an a Bilinmeyen Tanrı'yı öğretecek bir öğretmen yoktu; çünkü h i çbir in san a güvenmiyordum . İn sanın şeytan i ve çarpıtılmış düşünceleri yüzünden çok zarar görmüş, çok şey yitirmiştim. İnsanı hor gören, onu ruhsuz olarak düşünebilen insan görmüştüm. Bağırsakları sökülen, korku içinde yanan masumlar görmüştüm. Esir pazarlarında çırılçıplak satılıp, sapık ruhlar tarafından tecavüz edilirken genç görün sünler diye ergenlik tüyleri yolunan çocuklar görmüştüm. İnsanlığa duydukları n ef ret yüzünden büyük işkenceleri ve çirkinlikleri yaratan, dini kurallarla in sanlara h ükmedip onları köleleştiren 20
Ben Ramtha'yım
varlıkları, papazları ve kahinleri görmüştüm. Yaşayan hiçbir kimse öğretmenim olamazdı; çünkü yaşayan in sanlar çarpıtı l m ı ş düşüncelerle dol uydular. Saf ve masum bir şeyi alıp sınırlı anlayışıyl a çarpıtan in sanın bu anlayışıyla yaratacağı tanrıyla hiçbir işim ola mazdı. Eğer insan Tanrı'yı yarattıysa, bu Tanrı zavallı ve düşkündü. Her şeyin en gerçek öğretmeni, hayatın kendi si bana Bilinmeyen Tanrı'yı öğretti. Günlerden öğrendim. Gece lerden öğrendim. Yok etm e ve savaşa karşın var olan şefkatten ve önemsiz gibi görünmesine karşın her yerde var olan hayattan öğrendim . Ufukta doğan güneşi düşün düm. Yol culuğunun batıda sona erişini ve uykuya dalışını izledim. Güneşin sessiz ve sakin bir biçimde yaşamı yönlendirdiğini öğrendim; çünkü ne denli cesur ve yiğit olurlarsa olsun lar, güneş batınca tüm savaşçılar savaşı bırakıyorlardı. Gökyüzü n d e solgun ı şığıyl a dan s eden ayın güzelliğini seyrettim ; gizemli ve görkemli bir halde ka ranlığı aydınlatıyordu. Kamp ateşlerinin gece gökyüzün ü n a s ı l aydı n l attı ğı n ı gördüm. Suya k on a n yaban ördeklerini dinledim. Gece yuval arın d a cıvıld aşan kuşları, çocukları ve kahkahalarını din ledim. Kayan yıldızları, bülbül leri , sazlıktaki kırağıyı ve başka bir dünyaya ait olduğu izlenimini veren buz tutmuş gölü izle dim. Zeytin ağaçlarının yapraklarını n rüzgar estikçe, zümrütten gümüş rengine dönüştüğünü gördüm. Ellerin de su kapları, n ehir kıyı sındaki kadınl arı iz l e d i m . Etekl erine, sütun gibi bacakl arın ı açıkta bırakacak biçimde düğüm atmı şlardı . Kadınların dedi kodul arının uğultusunu ve kahkah aları ndaki cilveyi dinledim . Uzaktaki ateşin dumanını ve h alkımın n efe sindeki sarmı sak ve şarap kokusunu kokladım. Hayatı ve sürekliliğini düşün erek ve izleyerek Bilinmeyen Tanrı'nı n kiml iğini keşfettim. Bilinmeyen Tanrı'nın , in san ı n çarpıtılmı ş düşün cesinin yarattığı tan rılardan 21
RAMTHA
biri olmadığı m antığını yürüttüm. İn sanların kafa l arındaki tanrının yalnızca en çok korku ve saygı duy dukları sembol ki şilikler olduğunu anladı m . Gerçek Tanrı'nın, insanın yaratıcılığı n a ve neyi seçerse seçsin, illüzyonlarını oynamasına izin verdiğini gördüm. Ve in san bir başka yaşam için tekrar tekrar geri döndüğünde, h ala orada olacak olan sürekli öz olduğunu anladım. Bi lin meyen Tanrı' n ı n gerçek yeri n i n , h ayat gücünün içinde ve sürekliliğinde olduğunu anladım. Bilinmeyen Tanrı kimdi? Bendim . . . ve yuvadaki kuşlardı, sazlıktaki kırağıydı , şafaktı, gün batımıydı. Güneşti , aydı, çocuklardı, kahkahalarıydı, sütun gibi ba caklardı, akan suydu, sarmısak kokusu, deri , tunçtu. Her z aman gözümün önünde olan bu gerçeği kavramak çok uzun zaman almı ştı. Bilinmeyen Tanrı ayın ya da güneşin ötesinde değildi -her şeydeydi! İçimde uyanan bu yeni anlayışla hayatı kucaklamaya, değerli görmeye ve yaşamak için bir n eden bulmaya başladı m . Kan �e ölümün , savaşın pis kokusunun ötesinde bir şey vardı ; h ay a t vardı -algıladığımızı sandığımız h ayatın çok ötesinde. bir hayat ... İ şte bu idrakle, dah a sonraki yıllarda, in sanın en büyük ol duğunu anlayacaktım . İn san öldüğü h alde gün eşin sürekli o l m asın ı n tek nedeni ölümü asla düşünmemesiydi. Bildiği tek şey ... olmaktı . B ilinmeyen Tanrı'nın kim ve ne ol duğunu kav radığım zaman, yaşlı kadın gibi çöküp ölmek i stemedim. " Bi r yol olmalı" dedim kendi kendime, "gün e ş gibi sürekli olabilmek için . . . " Bedenimdeki o iğrenç yara iyileşmi şti ama şimdi de bütün gün oturup ordumun nasıl şişmanlay ı p tem b e l l e ştiği n i s eyretm ekten başka yapacak· i ş bu l am ıyordum . B i r gün ufuktaki dağl arın belirsiz çizgilerini ve henüz i şlenmem i ş· vadileri seyrederken "Bilinmeyen Tanrı gibi olmak, hayatın özü . olmak nasıl 22
Ben Ramtha'yım
bir şey acaba?" diye merak ettim. Bu süregelen özün bir parçası nasıl olabilirdim? İşte o anda rüzgar bana bir oyun oynayarak hazmede meyeceğim bir hakarette bulun du: Uzun, saygı n görünümlü cübbemi kaldırıp başımın üstüne ters geçirdi. Ne utanç verici bir durum! Hiç te bir fatihe yakışan asil bir durum değil! Üstüne üstlük rüzgar tam yanı başımda, safran renkli tozdan gÇikyüzün e dek ulaşan bir hortum oluşturdu ve dikkatsiz olduğum bir anda rüzgar durunca da , tüm tozlar bir anda üzerimi kapladı. Rüzgar daha sonra ı s l ı k çalarak ve zeytin a ğ a ç l a rının y a p r ak l a rını z ü m rütten güm ü ş e dönüştürerek ırmağın aktığı yara doğru gitti. Ve güzel bir kadının eteği n i beline dek h avalandırdı -ondan sonra gülüşmeler başladı. Küçük bir çocuğun başındaki şapkayı uçurdu ve çocuk neşeyle gülerek şapkasının ardından koştu. Rüzgardan geri gel mesini i stedim. Am a yarda çıkardığı fırtın ayla adeta güldü bana. BağJTmaktan mos mor olmuş bir· yüzle yere çöktüm . . . ve gelip yüzümde yumuşacık esti. İşte özgürlük buydu! İdeal ol arak alabileceğim hiçbir i n san yokken, rüzgar davranışlarıyla benim için bir ideal oluşturmuştu. Rüzgarı göremezsiniz ama şiddetle size doğru estiğinde, ne kadar büyük ve güçlü o l ursan ız olun, onunla savaşamazsınız.Ona ne yapabilirsiniz ki? Kılıcı nızla parçalayı p , baltan ı z l a vurabi lir m i si n i z ? Yüzüne tükürebilir misiniz? Ancak yüzünüze iade eder. . . " İ n san b a ş k a n e olabil ir?" d i y e düşündüm. Böylesine özgür devinime, bunca güce sahip, sınırlı insan doğasıyla esir alın amayan, her yerde her zaman var ola bjlen ve insan gibi olmayan, asla ölmeyen ne olabilir? Rüzgar benim için en yüksek öz olmuştu. Çünkü sürekli, özgür devinime sahip, güçlü idi; sınırları ve şekli yoktu; büyül eyici, araştırıcı ve m aceraperestti . Bu yüzden hayatın, Tanrı özüne en çok benzeyeniydi. Ve rüzgar in23
RAMTHA
sanı asla yargılamaz. Rüzgar in sanı asla terk etmez. Rüzgar, eğer çağırırsan sana gelecektir. . . sevgiyle . İdeaHer böyle olmalı. Rüzgar olmak i stedim. Bunu yı11arca, yı11arca düşledim.Bu benim idealim oldu. Rüzgar olmak istiyor dum. T ü m düşüncelerim buna yönelmişti. Rüzgarı düşünerek varlığımı onun şaşırtıcılığına, hafifliğine ve belirsiz biçimine uyarlamaya çalı ştım. Ve sonun da başardım, rüzgar oldum. İ lk oluşum altı yıl sonra gerçekl eşti. Her akşam gi dip tek başıma düzlükte oturuyor, solgun ışıklı ayı seyre derek rüzgarı düşünüyordum. Bir gün hiç ummadığım bir anda kendimi uçuyor buldum ve aşağı dönüp baktığımda kim olduğumu bilmiyordum. Fakat o anda, aşağıda bir toz zerresi gibi duran bede nimden ne kadar uzakta olduğumu fark ettim ve ilk kez korktum . Ve bu korku beni bedenime geri döndürdü. Be den hapsimin dışında, başka bir yerde olmuş olduğumu kavrayınca soğuk-sıcak ter dökerek gözlerim i açtım. Cenn etteydim. Çünkü rüzgar olmuş olduğum dan emin dim . Yere kapaklanıp Tanrı'ya -Kaynağa, Güce, Nedene, Rüzgara- ş ükrettim. Rüzgarın asaleti, güz elliği v e srnırsız yaşamı olduğum o harika anı asla unutmaya caktı m . Güçl ü azmim sayesinde idealim olan şey olmuştum . Olmak i stediğimi sürekli açık bir biçimde düşünüyor ve düşlüyordum Ertesi akşam aynı yere gidip, tek başıma coşku dolu bir hazla rüzgarı düşündüm.Ve . . . hiçbir şey olmadı. De falarca denedim. Defalarca. Deneyimimin yalnızca bir düş ürünü olmadığını biliyordum artık. Farklı bir açı görmüştüm: Bir güvercin ya da atmaca gibi havalanıp za vallı bedenimi aşağıda görmüştüm. Hiçbir şey i stemiyordum; h içbir şey. Bu, "özgürlük o lmak" düşün c e si n d en başka bir şey düşünemiyordum.Ancak ne kadar uğraşıp ter döktüysem 24
Ben Ramıha'yım
-ve ne kadar lanet okuduysam- de hiçbir yere varamadım. Olduğum gibi kaldım. Üstelik eskisine göre çok daha şişman ol duğum u, iyi ce ağırlaştığı mı da fark edi yordum. An cak n e idealimi yitirdim, n e �e ilk kez aşağıya bakıp da zavallı bedenimi gördüğüm anki duygu larımı unutabildim. Yeniden rüzgar olana dek aradan uzun bir zaman si zin zamanınızla iki yıl- geçti . Bu k e z rüzgarı düşünürken değil, uykuya dalarken gerçekleşti . Hayat Kaynağı 'na, güne ş e , yaşama, safra n tozuna, aya, yıldızlara ve yaseminleri n tatlı kok ul arına -h er şeye şükretm işti m ! Ve gözlerimi kapattığım anda, yeniden rüzgar olarak gökyüzündeydim! Bedenimi terk etme yeteneğini kusursuzlaştırdıktan sonra, dilediğim an dilediğim yerde nasıl ol abil eceğimi kavramak uzun zaman aldı . Bir gün adamlarımdan biri çok kötü bi r duruma düşmüştü. Atından yere yuvar lan m ı ş , ayağı üze ngiye sıkı ş m ı ş , . sü rükl en iyordu. Düşüncemi bu i n san üzeri nde yoğunlaştırdığım an , on un la olduğumu gördüm. Başarmı ştım.Ve ayağı nı kur tardım. Başucunda durup geçmiş olsun derken o yalnızca bir düş gördüğünü sanıyordu ... Yıllar boyunca düşünce yolu ile öteki alemlere yolcu luk yapıp öteki varl ıkları ziyaret ettim. Gelecekte doğacak uygarlıkl arı ve h enüz görülmeyen h ayatları gördüm. D ü şünce neredey s e , varhğın da orada olduğu n u öğre n d i ğim ıçı n , b i r k a ç saniyede i s tediğim yere varıyordum. Bundan sonra nasıl feth ettim peki? Korkun ç bir düşmandım artık. Çünkü düşman larımın düşüncelerini biliyor v e on lardan dah a kurnaz dav ran ıyordum. Artık onları yenmiyor, kendi kendilerini yenmelerine izin veriyordum yalnızca. Yıllar boyu, idealim olm a düşüncesi yavaş yavaş hücrelerime yaşam veren güç oldukça, ruhum da titreşim hızını yükseltebilmek için h er h ücresel yapıdaki prog25
RAMTHA
ramlamayı deği ştirmeye başladı . İ steği m bu denli güçlüydü!Yaşamla barışık h al e geldikçe, tüm fiziksel yapımda o denli duygu yoğunlaştı. Giderek saydam laştım. İnsanlar bana bakıp, "Efendimizde bir parlaklık var" demeye başladılar. Vardı! Bedenim daha yüksek bir h ızla titreşiyordu; madde hızından ışık hızına geçiyordu; varlığımdan yayılan ı şık buydu. Bir süre, ay ışığında bedenim gittikçe saydamlaştı. Ve bir gece ayın olduğu yerdeydim! Düşüncede yaptığım yolcu l uğu da a ş m ı ş , b ed e n titre şi m l e ri m i ı şığa yükselterek bedenimi de birlikte götürebilmiştim. Coşku ve sevi n ç doluydum , çünkü h i ç duyulmam ı ş bir şeyi başarmıştım ! Aynı şeyi yapıp yapamayacağımı görmek için geri döndüm. Ve yin e başardım. Ardından defalarca tekrarladım. Son yükseli şimden önce altmış üç kez soluk alıp verir gibi aynı şeyi gerçekleştirmiştim. Rüzgar olduğum zaman, gerçekten n e denli sınırlı ol. m uş olduğumu ve hayatın kendisinin ise ne kadar özgür olduğunu anladım. Rüzgar olduğum zaman, şekli olma yan , ı şık nabızh , bölünmez ve görünmez güç oldum. Böylece kimseye görünmeden vadilerde, dağlarda, okya nuslarda, h er yerde özgürce dol aşabiliyordum. Ve rüzgarı nki gibi yapraklan zümrütten gümüşe çevirme, güçlü ağaçları sallama, bir bebeğin ciğerlerine dolma, bir sevgilinin ağzına girme ve bulutları itip uzaklaştırma gücüne sahipti m . Rüzgar olduğum zaman, ağırl ığı , ölçüsü, zamanı olmayan, özgür v e doğal olan vah şi bir de vinimin, asla ehl ileştirilemeyecek bir �evinim gücünün zirvesine çıktım. Rüzgar olduğum zaman, in sanın, kendisiyle ilgili cehaleti yüzünden ne denli küçük ve aciz bir durumda olduğunu, ken disi n i � ilgiye açtığı n da i s e ne kadar büyüdüğünü anladım. insan h erhangi bir şeyi gerçekten i steyerek, yeteri n.c e düşünürse , düşün d üğü ş eyin gerçek leşeceğini öğrendim. Eğer in san kötü, ruhsuz ve 26
Ben Ramtha'yım
güçsüz olduğunu yeterince düşünürse, böyle olduğuna ina nacak ve olacaktır. Eğer kendisinin rüzgarı n tanrı sı olduğunu düşün ürse ; benim olduğum gib i rüzgarın tanrı sı olacaktır. Ve kendisini tanrı olarak düşünürse, Tanrı olacaktır. Bunları öğrendikten sonra, sevgili kardeşlerime Bi l i n m eyen Tan rı 'yı , yani tüm yaşamın kayn ağı n ı öğretmeye koyuldum. B i r gün geldi, başarmak istediği her şeyi başarmış yaşlı bir adam olarak İndus Nehri'nin karşı kıyı sına bir yolculuk yaptı m ve orada, İndus Dağı'nın yamacında yüz yirmi gün h alkımla kaldım. Bu öğretilerin gerçek ol duğunu bi lmelerini isteyerek, ilahi rehberin kaynağının, ben ya da h e rhangi bir in sandan deği l , bizi yaratan Tanrı'dan geldiği n i anl attı m . İnanmaları i çin onları hayretler içinde bırakarak, ken cfimi güzelce onların üzerinde yükseltti m . Kadınlar deh şetle bağrı ştıl ar; askerler şaşkınlıktan kılı çlarını düşürdüler. Onları selamlayarak vedal aştım ve son kez, ben im öğrendiğim gibi öğrenmel eri ve benim olduğum gibi olmaları için onları uyardım. Kendi seçtikleri yol la. . . İ n san dan dah a güçlü ve zeki bulduğum, in sana rağmen insanla birlikte barı şçıl yaşam ı n ı sürdüren h ayatın kendi$i n i anl amayı öğrenerek B i l i n m eyen Tanrı'yı keşfetti m. Eğer bir insana, "Görünüşüm nasıl olmalı?", "Neye inanmalıyım?", "Nasıl yaşamalıyım?" diye sorarsanız öleceksiniz. Bu bir gerçektir. Gidin rüzgara sorun : "Bana bilgi ver rüzgar. Beni aç ve öğret" Sizi zeytinden gümüşe çevi ı :ecek, yarın boşlukl arı n a götürecek ve sizinle gülecektir. Apaçık ve özgürce . . . Hayatın kendisi öğretme n i m olduğu i ç i n çok şanslıydım. Güneş betıi asla lanetlemedi ; ay asla böyle ya da şöyle davranmam gerektiğini söylemedi. Ve doğa bana asla başarısızlığı yansıtmadı. Kırağı ve çiğ, çimenin ko27
R A M THA
kusu, gezinen böcekler, gece kuşunun ötüşü, h epsi de özünde basit olan ve asla başarısız olmayan şeylerdi. En h arika yanlan ise: o sadelikleri ve süreklilikleri içinde benden h içbir şey i stememeleriydi. Güneş aşağı eğilip, "Ramtha, beni tanım ak için bana tapmak zorundasm" demedi . Ay aşağı eğilip, "Ramtha uyan! Güzelliğimi sey retmenin zaman ı ! " demedi. Onları görmek için ne za man baksam oradaydılar. İn sanm eğer i sterse rahatça anlayabileceği bir şeyden , sürekli olan ve yargılayıcı olmayan bir şeyden öğrendim. Bu yüzden -iki yüzlülüğüyle, dogmasıyla, batıl in an çlarıyla ve memnun etm eye çalıştığı çok yüzlü tanrı lariy l a - i n san m çarpık d üş ü n ce si n i n e s ı rı değildim. Bu yüzden çoğunuzun henüz anlamamış olduğu şeyi, bu dünyada yaşanan tek bir hayatta öğrenmek benim için kolay oldu. İnsanların çoğu , Tanrı'yı, başka bir in sanın anlayı şında arıyor. Tanrı 'yı devlet yasalarında, kilise kurallarında, kimin yazdığı ya da niçin yazıldığı belli olmayan tarihte arıyorlar. İnsanlar inançlarım, an layı şlarını, d üşünce gelişimlerini, yaşamlarını h ayat lar boyu başarısızlığa mahkum olan ve in sanlığa.hiçbir yarar sağlamamış kurallar üzerine kurmuşlardır. Ve in san , çarpık düşüncesinin tekleyişi ve küstah lığının mah kumiyeti içinde, kendisini yalnızca ölüme götüren değişmez ikiyüzlülüğünü sürdürüyor. ,
B ilmek istediğim h er şeyi bilip yükseldiğimde ve b eden maddesinin yoğun luğun dan çıkıp düşün cenin akıcılığına geçmeyi başardığımda artık hiçbir şey beni engelleyemezdi . O zaman özünde Tan rı olan i n sanı gerçekten tan ıdım. Yükselmeden önce, ruh denen şeyin varl ığını bilmiyor ve bedenden yükselişin m ekaniz masını anlayamıyordum . Bildiğim yalnızca, yapmış ol duklarımla ve yaşamla barış içinde olduğumdu. Artık savaşmaya can atan cah i l bir barbar değildim . Artık sürekli sinirli bir çekişme ve gergin bir uğraşı içindeki 28
Ben Ramtha 'yım
varlık değil dim. Günl erce, gecelerce gökyüzünde gördüğüm harikaları ve hayatı kucakladım. İ şte h ayatım böyleydi. . Kendimi yaşam denil en büyük ve görkemli şeyle kıyasladığım zaman kendimi sevmeyi öğrendim. Tüm' öğrendikl erimi kendi üzerimde yoğunlaştırdığım zaman hayatım doyuma ulaştı. İşte o zaman huzur buldum. O za man dah a çok bilmeye başladı m. O zaman Bilinmeyen Tanrı ile bir oldiım. Olduğum rüzgar değil, rüzgarı n bana ifade ettiği idealdi. Tüm hayatla bir olan, her zaman özgür ve var olan, görün meyen prensip olduğum için şimdi onun tan rısıyım. İ şte, Bilinmeyen Tanrı'yı ve olan -olmayan h er şeyi, o prensip olduğum zaman anladım. Çünkü anla mak i stediğim buydu. Yanıtları i çimde buldum. Ve bu beni dah a büyük bir anlayışa genişletti. Ben fatih Ram'dım . . . Şimdi Tan rı Ram'ım. Bir bar bar iken en basit ama en derin yoldan geçerek Tanrı ol dum. Size öğreteceğim, öğren diğimdir. ***
29
BÖLÜM
3
Siz Benim Halkım Olduğunuz Zaman Tapınanların seçimi : Hayatlar boyu bir başkasının kimliğinde kaybolmak.
Ç ok zaman önce, çoğunuz benim halkım olduğunuz za man, birlikte büyük kıtalar aştık ve kötülükleriyle ünlü diktatörlükleri kuşattık. Ağır savaşlar, yabancı ülkeler, korkutucu denizler ve şiddetli fırtınalardan geçerek tüm bu uzun seferl er sonucu özgürlük ödülünü kazandınız. Çünkü sizi dehşete düşüren sınırları aşıp yeni ülkenize ulaştığınızda hala hayattaydmız. Ve o anda o kadar kor kusuz, cesur ve o kadar yorgundunuz ki, bu topraklar tar lalarına tohum ekip h asat kaldırdığınız, çocuklarınızı ve hayvanlarınızı yetiştirdiğiniz yurdunuz oldu. İn san hu zura ancak korkularını yen erek kavuşabilir. Seferler so nunda kazandıklarınız başınızdan geçenlere değmişti. Ülkenizden çok uzakta yeni bir anlayış boyutu ka zanmıştınız. Gitmeye h azırlandığım sırada toh umlarınızı ekiyor, çocuklarınızı yetiştiriyor, kulübelerinizi inşa ediyor, top rağınızı beJliyor, ağız tadıyla yemek yiyor, sabahın g ü z e l liği n i n v e g e c e n i n h u z u ru n un z e vk i n e varıyordunuz. B u sizin kaderi nizdi ; çünkü istediğiniz buydu. Bu sizin ödülünüzdü. Yeni hayatlarınızı kuruyordunuz. Ve beni m artık kendi hayatıma gitmemin zamanı gelmişti. Barı ş içinde yaşama anlayı şını kazanmanızdan hoşnuttum. Ancak gideceğim yer benim evimdi. Bu, her şeyin kaynağı olan 31
R A M THA
büyük gizem, anlaşılması güç Bilin meyen Tanrı idi. Harika bir günün sabahında ayrıldık. Büyük ancak kısa bir vedalaşma idi. Bakmanız gereken küçükleriniz, tarlalarınız ve sürüleriniz vardı. Ve ben tüm hayatım bo yunca aradığım ve harika bir anlayışın içinde bulduğum O'na gittim. Bu benim kaderimdi -çünkü istediğim ka der buydu. Her biriniz tekrar tekrar, h ayatlar boyu yaşamak üzere buraya döndünüz. Ve her bir h ayatla biraz daha an layı ş kazanarak büyük ölçüde geliştiniz. Şimdi çoğunuz bilmek istiyorsunuz. Şimdi benim açlığını çektiğim ve bulduğum anlayışı arıyorsunuz. Ülkeleriniz oldu; değerli tohuml arınızı dünyaya yaydını z. Ö ğrenimlerden , dene yiml erden geçtiniz. Şimdi daha önce amaçlarınız farklı o l duğu ıçın öğr e n e m e d i k l e r i n i z i o g r e n m ey e hazırsınız.Bu yüzden , size ve tüm insanlığa olan sevgim den dolayı, çok önce vaat ettiğim gibi sizlere öğretmek için geri dön düm. Ve size büyük bir öğretmen olarak öğreteceğim. Ancak sizden i steğim, n eyin doğru olduğunu hissediyorsarıız onu yapmanızdır, o kadar. S1zlere bu dünyanın ötesin deki harikalıkları anlat maya gelmedim; bunları bizzat görmenize yardım etmek için geldim. Ve . b unu fel sefi bir öğreti gibi alarak değil, gerçekliğini içinizde açık,seçik duyduğunuz ve uzun za mandır unutmuş olduğunuz ilah i varlığınıza doğru ruhu nuzun sizi yön le n d i r m e s iy le başarabi lirsi n i z ancak. İnsan ırkının varlıkları olmayı sürdürebilmeniz için en önemli şey, hem ken dinizin h e m de başkalarının yüceliğin i öğrenmenizdir. Varlığınızın gücü ve sevgi siyle, büyüklüğünüze ve görkeminize nasıl döneceğin izi, kendime öğrettiğim gibi size de öğreteceğim. Ve siz haz duyarken ben de sizinle b i rl ikte güleceğim. Ve ağladığınızda, göz yaşlarınızı kurutması i ç i n size rüzgarı göndereceğim. Bu öğretiyle, bu ilgin ç yolculuğa başl adığınız zam a n k i gö rk e m l i y ü c e l i ğ i n i z e g e r i d ö n m e y i 32
Siz Benim Halkım Olduğunuz Zaman
öğreneceksiniz. Yalnızca içinizdeki sese kulak vermeyi ve h az yolunu izlemeyi öğreneceksiniz. Derinden hisset meyi öğrenerek bu kattaki en gerçek hazineyi kazana caksmız: Duyguyu. . . Ve kendinizi o kadar seveceksiniz ki, karşınızdaki kim olursa olsun, kendinizde olduğu gibi onda da Tanrı'yı bulacaksınız. Kendinizi derinden sevmeyi öğrendiğiniz gibi , sizin dışınızdakileri de aynı biçimde seveceksiniz. Kendinizi o denli iyi eğittiğinizde dünya için parlak bir ışık olacaksınız -çünkü siz, kendi ni sevmenin ışık saçan örn eğisiniz. Şimdi , bu öğreti , dini bir anlayış değil . Çünkü din dogmatiktir, kısıtlayıcıdır ve çok yargılayıcıdır. Ben bir din öğretmeni değilim ; çünkü din dünyanıza büyük fikir ayrılıkları ve ıstırap getirdi. Bu öğreti sadece bilgidir. Öğrenmedir, deneyim dir, sevgidir. Tanrı'yı bilene ve Tanrı gibi sınırsız olana dek sizi seveceğim. Bu öğreti kuralsızdır. Hiçbir k uralı yoktur; çünkü kural, özgürlüğü engelleyen bir sınırlamadır. Size sadece Tanrı'yı ve seçeneklerini öğreteceğim. Size dah a büyük bilgi kapılarını açmak için buradayım. Böylece bu d ünya daki yaşam seçen ekl erinizi an l ayacak s ı n ı z . Hayatın başka katlarda v e birçok başka yerde d e var olduğun u anlayıp, yaşamınızın bu dünyayla sınırlı ol madığını i drak edeceksiniz. Korkularının ve kendi düşünce sürecinin e siri olmuş sizlerin; sınırsız düşünmenize, sınırsız hedefleri am açlamanıza ve hayata s ı n ı rs ı z bakabiJmenize yardımcı ol abilmek için buradayım. Sizlere, bugün al mak istediğiniz, yaşamak istediğiniz n oktaya kadar öğreteceği m . Kı stırı l m ı ş ben liğinizi yeniden eski özgürlüğüne kavuşturabilmek için size yol göstereceğim. İ şte o zaman içinizdeki ı şık daha parlak yanmaya başlayacaktır. Sizlerden sadece kendiniz olmanızdan başka bir i s teğim yok . Ancak burada çoğunluk kendinin k i m ol duğun u bilmiyor. Onu yeniden n asıl bulacağınızı 33
RA MTHA
öğreteceğim. Ve bulduğunuz zaman asla yen iden yitir meyeceksiniz. O zaman kimsenin size öğretmesine gerek kalmayacak. O zaman kendi gerçeğinizle yücelmiş ve kendi seçiminize göre yaşamakta özgür olacaksınız. Benim zamanımda sevgili kızım olan kadının bede ni aracı l ı ğıyla size geri ge l m eyi seçti m . Sizin dünyanızdayken hiçbir kadınla evl enmedim. Ancak se ferleri m sırasında birçok i n sa n , memnuniyeti n i n armağanı olarak bana çocuğunu verdi. Peynir yapanlar peynir, şarap yapanlar şarap verdiler. Bazılarının da ve rebi l e cekleri en değerli şeyl eri çocuklarıydı ve çocuklarını Ram'ın Evi 'n e verdiler. Hiçbir kadınla bir likte olmamış bir varlık için, tüm tanıdıklarımdan daha çok çocuğum vardı. Tüm masumiyetleri ve ruhlarının saflığıyla çocuklar benim için büyük öğretmenler oldu lar. Ve çocuklar çok basit olan gerçeği yaşarlar. . . Kızım d a bu çocuklardan biriydi.Ve bu çocuğu ç'o k se viyordum . Bu küçük kız, küçük bir kız değil bir savaşçı olmak i stiyordu. Kadın olmak, örgü örmek ve kadınca şeyler yapmak ona cazip gelmiyordu. Çok uzun bir zaman savaşm ne olduğunu anl amadı. Ancak varlık beni can dan seviyordu ve öğrenmekten başka bir isteği yoktu -ve buna hayranlık duyuyordum. Yükseldiğim günün sabah ı , n ereye gittiğimi bil memesine karşın, kızıma geri döneceğime söz verdim. Ona Türk denen ülkeye gitmesini söyledim. Orada geri dönmemi bekleyerek yaşamını geçirdi. Ama geri gelme di m . Kızım birçok hayat yaşadı; doğru bulduğu şey için, doğruyu gördüğü için yakıldı, kafası kesildi ve açlık çekti. Tüm bu hayatların sonucunda, göründüğü gibi olan ve yaşayan , al çakgönüllü, asil bir varlık haline geldi. İşte bu alçakgönüllülüğünden dolayı, onun aracılığıyla size ve ona, çok uzun zaman önce unutmuş olduğunuz köken inizi h atı rlatmak i çin geri gelebi ldim. Bu onun dünyaya hizmeti . Ve sizlere de, ona da vermiş olduğum 34
Siz Benim Halkım Olduğunuz Za m a n
sözü tuttum. Kızıma, h ayatının ortasında, böyle beklenmeyen şeylerin o l m ayacağı bir zamanda geldim. Uygun, güvenilir ve masum olduğu ve aşırı i nançlara sahip ol madığı n dan bu· hizmet için onu s eçtim.Ve size öğrettiklerimi, uzun zamandır ona öğrettim . Bilgi ve öğrenmeyle bu işe birlikte başladık; gelişebilmesi için, önce çevrede kimseye bildirmeden teke tek çalıştık. Sizinle bu biçimde konuşmayı seçtim. Çünkü sizler başkaların ın görüntülerine tapma ve onları ken d i üzerinize çıkarma eğilimindesiniz. Bun dan dolayı, bu öğretiye kulak verenlerin tapabilecekleri bir beden ya da öpebilecekleri bir ayak yok. Ve kızım da bunu kendisine yapmanıza izin vermeyecektir. Çünkü onlar sonuçta ken di ayaklarıdır. Bu yüzden beni hatırlayabileceğiniz bir görüntü, boynunuza takabileceğiniz, duvarınıza asabi leceğiniz ya da heykelini yapabileceğiniz bir resim yok. Burada bana değil, tümüyle kendinize tapmanız, kendi n izi sevmeniz öğretilmektedir ki bu, içinizde h azır du rumda bekleyen Tanrı denen Öz'ünüzdür. Sizden farklı değilim. Görün en ya da görünmeyen, sizden daha büyük kiTI?se yok. Ve sizden aşağı olan da kimse yok. Tanrı katında herkes e şittir. Birinin takipçisi olup ona tapınmak i steyenleriniz ya da i çlerinden çok dışlarıyla uğraşanlarmız varsa, şunu bilmelerini i sterim ki, aradıkları ben değilim. Si zin kendi, gerç(;!ğinizle, kendi anlayışınızla yücelmenize yardım etmek için buradayım. Kendi dışınızda herhangi bir şeye tapınıp bağlan dığınız süre c e , asla yüce güzelliğinizi ifade edemeyecek ve asla gerçek anlamda özgür olamayacaksınız. Yalnızca siz kendinizin en iyi sevgilisi olabilirsi niz. Kendinizin en büyük dostu ve öğretmeni yalnızca siz olabilirsiniz. Size öğretecek, kendi sesinizden daha büyük bir ses asla yok. Size kendi bildiğinizden d aha fazlasını öğretebilecek, yazılmış hiçbir sözcük yok. Bugün ne o lur35
R A M THA
sanız olun, bilmek istediğiniz her şeyin yanıtı yine ken dinizdedir. Ancak kendinizin dışında izl eyecek bir yol ya da tapılacak varlıklar aramakta ı srar ediyorsanız, T a n rı'y ı asla gerçekten g ö re m e y e c e k ve tanıyamayac ak s ı n ı z . Yüceliğinizi idrak etm e n i n , aydınlanmanın, açılmanın yolu kendinizden geçer v e bunu da kendinize duyduğunuz sevgiyi ifade ederek an layabilin;iniz. Yaşamınızda huzura, mutluluğa ve doyu ma giden tek yol kendinizi sevmeniz, kendinize tap manızdır -çünkü bu, Tanrı'yı sevmektir. Ve kendinizi her şeyden çok sevmek size, tüm in sanlığı kucaklamak için gerekli sevgi ve sürekliliği verecektir. Bu nedenle ben , Ramtha, idealinizi simgeleyen bir ölçü değilim. Kendi gizeminizi benim a ra c ı l ı ğı m l a değil, yalmzca bilgi i l e anlayabilirsiniz. B u öğretinin am acı, Bil i n meyen Tanrı'yı arayan sizl eri n içine değişmeyen gerçeği bilgi ve den eyimle yerleştirmek . . . ve aradığınızın ken diniz olduğunu anlatmaktır. Ve bu sizin yolcul uğun uz; yalnızca sizin -çünkü hayatı nız yalnızca s ize ait. Evet, iyi bir öğretmenim ama idol değilim. Bu öğretiye gelen yolu kendiniz çizdiniz, buna memnunum; ama burada takılıp kalmayacaksınız. Sizl e re n e öğre tiyo rs a m , n e ogren iyorsa n ı z , y a ş a m ı n ı z d a uygu l a m a sı görü l e c ektir. O zaman öğretilenin bir felsefe değil, m utlak gerçek olduğunu an layacaksınız. Ve gerçekleşen her uygulamayla gelişecek, güç l e n e c e k , h afifl ey e c e k , s ak i n l e ş e ce k ve s a deleşeceksiniz. Ve b u s adelik içinde rüzgarı , sizi yükseltecek gücü ve kaynağı bulacaksınız. H e p i n i z hükm e d i l e n varl ık l ar o ldunuz. Ve h ü k ü m darı n ı z her zaman olduğu gibi korku idi. Bilgi korkuyu yen er. Böylece başkalarının arzularının esiri o l m a d a n , t ü m üy l e k e n d i ö z g ü rl üğü n üz i ç i n d e yaşayabili rsiniz. Bilgi daima özgürlük getirir. Bu öğretileri daha çok düşündükçe, uyguladıkça, deneyimle dikçe daha özgür olacak ve haz dolacaksınız. 36
Siz Benim Halkım Olduğunuz Zaman
Belki bu h ayatta, belki bundan sonraki h ayat larınızda, günün birinde yaşadığınız ortam artık size bir şey vermediğinde, her şey olmak için büyük bir boşluk, büyük bir çekim ve büyük bir istek duyacaksınız. O vakit rüzgarın güçl ü p armaklarıyla saçlarınızı okşadığı , güneşin altın ışıklarıyla parıldadığı, kuşların uzak yu valarına uçtuğu her anı siz de sabırsızlıkla bekleyeceksi niz. Ve sizin için en önemli şey olduğu için, benim gibi yaptığınız ve "olduğun uzda", Ram'ın gittiği yerde size "Hoş geldiniz" diyeceğim. Özgürlüğe açılan, bilgi denen kapıyla, düşünce sürecinizi daha büyük bir anlayışa açacak ve bu anlayışı yaşayacaksı n ız -dışınızda değil, içinizde . Bu anlayışı yaşadığınız zaman buradaki işiniz bitmiş ve yeni bir serüvene hazırsınız demektir. Ve bu ye rin ötesindeki serüvenler düşleyebileceğinizden çok daha görkemli ve görülmeye değer. Işık olarak o kadar esnek siniz ki, içinizdeki ya da dışınızdaki uzaya -nereye git mek istiyorsanız- yolculuk yapabilirsiniz. Sizleri derinden seviyorum. Eğer sevmeseydim , siz l ere bu biçimde gelemezdim . Benim sizi sevdiğim "gibi kendinizi sevmeyi öğrendiğiniz zaman bu gerçekleri an layacaksınız -ve ne kadar büyük olduğunuzu anlaya caksınız. Ve o büyük ye muhteşem bir gün olacak. ***
37
BÖLÜM
4
Tanrı Kavramı Tanrı sizi düşünebileceğinizin çok ötesinde bir sev giyle seviyor. Çünkü O, yaşadığınız hayat, bastığınız toprak ve alıp verdiğiniz soluktur.
S evgili kardeşlerim, asırlardır size, .Tan rı denen özün kasvetli, korkulacak, kızgın ve yargılayan bir karakteri olduğu öğretildi. Ancak Tanrı bunların hiçbi ri değildir. İn sanların yüreklerinden, ve beyinlerinden başka yerde, suçlayan , yargılayan ve h üküm veren bir tan rı asla var o l m a d ı . Ki m i l e ri n i y a rg ı l ayı p k i m i l e ri n i i se ödüll endiren bir tanrıyı in sanoğlu yarattı. Bu in sanın tan rısı, insanın anlayı şının ürünüdür. Benim bildiğim ve sevdiğim Tanrı, ben den ve Ben olan alemden yayılan güçtür; bütün ve yargı sız sevginin Tanrı'sıdır. Başka hiçbir şey değil fakat her şeydi r. Tan rı sizi düşünebileceğinizin çok ötesinde bir sevgiyle seviyor. Çünkü O, yaşadığınız hayat, bastığınız toprak ve al ıp verdiğiniz soluktur. Teninizin rengi , gözlerinizin güz e l l i ği ve d o k u n u ş u n u z u n y um u ş ak l ı ğı dı r. Düşündüğünüz her düşüncede, yaptığınız her eylemde, ru hunuzun gölgesinde ve yaşadığınız her an siz olan O'dur. Tanrı her şeyin kendisinden kaynaklandığı güçtür. Sudaki rüzgar, yaprakların renk değişimi, gülün sade liği ve renginin derinliğidir. Tan rı kucaklaşan sevgili ler, kahkah a atan çocuklar ve bal rengi saçları n par laklığıdır. Tanrı , sabah doğan güneş, gece goz kırpan yıldız, geceyarısı göky.üzünde gezinen aydır. Tanrı güzel böcek, şarkı söyleyen kuş, çirkin solucandır. Tanrı devi nim, renk, ses ve ışıktır. Tanrı ihtirastır. Tanrı sevgidir. 39
RA MTHA
Tanrı sevinçtir. Tanrı hüzündür. Her şey olan bu Tanrı, hayatın bütünü ve her şeyi sevendir. Tanrı, tahtına kurulmuş, tüm hayatı yargılayan tek bir kişilik değildir. Tanrı hayatın bütünüdür -an 'ın atan nabzıdır . Her şeyin, her an süreklilik içinde oluşu ve sonsuzluğudur. Hayatın sizi yargıladığı n ı mı sanıyorsunuz? Asla. Eğer Tanrı -ki o sizsin iz- sizi yargılasaydı, kendini yargılıyor olacaktı ! Sonsuz Zeka bunu neden yapsın? Tanrı dediğiniz hayat gücünün sizi ya da herhangi bir şeyi yargılama yeteneği dahi yok. Çünkü hayat kendi sini iyi-kötü, doğru-yan hş, kusursuz-kusurlu diye ikiye ayıran ego'lu bir karaktere sahip değildir. Eğer Tanrı egoya sah i p ol saydı, ken disini egosu doğrultusunda değiştirme , saptırma yeteneğine sahip olacaktı. Ve eğer Tanrı bir an bile ikilem içinde kal saydı, Tanrı olan hayat o anda dururdu -ve asla yeniden olamazdı! Tanrı tümüyle iyiliksiz ve kötülüksüzdür. Bütün ola rak ne pozitif ne de negatiftir. Tanrı mükemmel değildir, çünkü en son n okta olan mükemmellik, sürekli ve değişken h ayatı sınırlar. Tanrı sadece olandır. Sevgili Tanrı'nızın yapmayı bildiği tek şey olmaktır; böylece her şey olan O, h ayatl olduğu gibi ifade edebilir. Tanrı sınırsız o l a n d ı r ; o l a n ı n b ö l ü n m e m i ş bütünlüğüdür. Ve olan sizi o kadar çok seviyor ki, kusur suzluk-kusurluluk, melek- şeytan , pozitif-negatif kav ramlarım yaratma özgürlüğünü verdi sizlere. Ve sizin bakış açınızla algıladığınız oldu. Tanrı her şey olduğu için, doğruda olduğu gibi yan lışta da, güzellikte olduğu gibi çirkinlikte de, yücelikte olduğu gibi alçaklıkta da var. Tanrı y a ş a d ı ğı n ı z h i ç b i r a n d a sızı a s l a yargılamadı. O siz ve sizin ken di yüceliğinizi ifade ettiğiniz h ayat alanı oldu. Size kendi benliğinizin e ş sizliği n i ve ne olmak i sterseniz ve h ayatı n asıl algılamayı seçerseniz seçin, sınırsız irade özgürlüğü ver40
Tanrı Kavramı
di. Ve yaptığınız , düşündüğünüz şey ne kadar kötü, alçakça ya da harika olursa olsun, bu, Tanrı tarafından olmak 'tan başka bir şey olarak görülmez asla. Benim bildiğim Tanrı, düşünebil diğinizden daha büyük, daha derin bir sevgiyle seviyor sizi. Bu yüzden hayatınızı istediğiniz biçimde yaratmanız i çin sizlere özgürlük verdi. Tanrı sizi daima sevdi. Sizi başka türlü da algılayamaz; çünkü siz, O'sunuz. Tanrı yanlışı görme z ; yal n ızca kendini görür. Tanrı başarısızlığı görmez; yalnızca kendisinin son suz luğu sürdürüşünü görür. Hayatın tomurcuklarını da siz yaratıyorsunuz, çirkinliğini de. Tanrı çirkinlik de ola caktı r , tomurcuk da. Ve içl eri n d e h angi si n i n iyi olduğu n u yargılam ayacaktır. O yalnızca "ol an"dır. Olan, her şey ondan olduğu için, size i stediğinizi seçme özgürlüğünü verir. İyi ki de böyledir; çünkü O, insanın yarattığı Tanrı ka vram ına benze seydi , h i çbiri niz "cennetin kapıları"nı görem ezdi niz. Tek bir kişi bile ! Çünkü i çinizden tek bir kişi bile, in san ın yarattığı bu tanrının beklentilerine göre yaşayamaz. Yalnız siz, tutumun uz ve eğilimleri nizle ve başkalarının tutum ve eğilimlerini kabulünüze göre, ken di k e n di n i z i yargıladı n ız. Başarı sızlık duygusuna kapılman ızın n edeni yine sizsiniz. İ stediğiniz gerçeği ve realiteyi yaratma yeteneğinizle, yaşamınızın tek yargı cı sizsiniz. Neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru, neyin yanlış olduğuna karar veren yalnız siz oldunuz. Çünkü hayat de nen "olmak" bunl arın hi çbiri değildir. Her şey sadece "olan "dır. . . Tan rı d e n en " o l an"ın bir parçasıdır. Yargılarınız bu katta yarattığınız bir illüzyondur. Sınırl ı düşün ce yapınızla bazı ş eyleri n yanlış, şeytani olduğunu düşündünüz. Ancak bu sizin seçtiğiniz doğruydu ve Tanrı her türlü seçimi yapmanıza izin verir. Onun doğrusu, olmaktır. Ne yaparsanız yapın Tanrı sizi sever; çünkü yaptığınız ya da düşündüğünüz her şey size olgunluk kazandırarak O olan hayatı geni şletir. Tanrı 41
RA M THA
sonsuz olduğunuzu biliyor ve yapabileceğiniz hiçbir şey hayat gücünüzü sizden alamaz. Bu dünyadan ayrılıp da h ayat boyu yaptıklarınızı düşün düğünüz zaman (ki düşün eceksiniz) Tanrı orada da o l acak. Sizi tüm yarınlarınızda da sevecek. Çünkü O , illüzyonlarınızı, hayallerinizi, düşlerinizi yarattığınız platformdur. Şimdi, Tanrı'nm en yüksek biçimi nedir? Düşünce. Hayatınızı yarattığınız platform, her şeyin yaşam gücü ve özü olan Tanrı, daha büyük bir anlayışla, D üşünce'dir. Çünkü düşünce her şeyin en yüce yaratıcısıdır. Düşünce, h e r şey i n kendisinden yaratı ldığı ö zd ü r. Her şey düşünceden doğar ki bu Tanrı Bilinci denen son suz zekadır. Her şeyi kendi özgün model ve biçimleriyle bir arada tutan şeyin ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Düşünce, yani sevgi denen "kozmik zamk"tır bu. İ şte tüm maddeyi bir arada tutan budur. Hiçbir ölçü tanımayan bu sev gi,Tanrı'dır. Her şey, bedeniniz bile sevgiyle bir arada tu tulur. Her şey Tanrı olan düşünceden yaratılmıştır. Ve her şeyi yerli yerinde tutan Tanrı'nın kendisine olan sev gisidir. Sizi bir arada tutan Tanrı'dır. Bedeninizin mo leküler ve hücresel yapısını bir arada tutan, Tanrı denen büyük · ve yüce düşüncenin sevgi sidir. Düşünce olma saydı, bedeniniz var olmayacaktı , m adde var olmaya caktı -hiçbir şey var olmayacaktı .Çünkü tüm hayatı ya ratan ve bir arada tutan unsur düşüncedir. Her şeyi bir arada tutan, her şeyi birbirine bağlayan düşüncen i n , yani Tanrı 'n ın k orkulacak bir varlık olduğunu mu sanıyorsunuz? Değil. Tanrı tümüyle hazdır; çünkü başka türlü olmayı bilmez. O, birbiriyle uyum içinde titreşen tüm hayat formlarıdır; ve bu ahenkli tit reşim bir kahkaha tufanını andırır. Eğer çok dikkatle dinlerseniz, Tanrı'nın müziğini, Tanrı'nın gülüşünü duyabilirsiniz. E n h az dolu. . . Bir kez bile O'nun ağladığını duymadım. 42
Tanrı Kavramı
Değerli varlığınızın nedeni, içinizden akan h arika yaşam gücü, sizi bağlayan ve bir arada tutan, orada ve sonsuzlukta size hayat sözü veren Tanrı nedir? O düşünce denen olmaktır. O devam eden hayatın olmasıdır. O her şeyi seven olmaktır. O sevgiyle h ayatı var eden dir. O tümüyle haz olmaktır ve h azzın melodi sidir. İ şte kökeniniz . . . ve geleceğiniz. ***
RAMTHA (Tekerl ekli sandalyede oturan yaşlı bir kadına):Gümüş tekerlekler üzerindeki sevgili bayan, sen ne diyorsun? Kadın :Tanrı'yı seviyorum, ama ölmekten de korkuyorum. Ramtha : Niçin? Kadın : Bilmiyorum. Korkumun özüne ... inemiyorum. Düşündüm , düşündüm ama . . . Ramtha : Cehenneme inanıyor musun? :Evet, inanıyorum. Kadın Ram tha : Onun için ölmek i stemiyorsun. Çünkü ölünce oraya gideceğini sanıyorsun. Kadın : Oh, ama ... oraya gideceğimi sanmıyorum . Tanrı'nın beni oraya göndereceğini sanmıyorum ; çünkü yaptığım tüm yanlışlar için bağışlanmayı diledim. Ramtha : Sevgili bayan ! Sevgili bayan ! Tanrı'nın sana olan sevgi sinin, senin çocuklarına duyduğun sev giden daha mı az olduğunu samyorun? Kadın : Hayır... Ama, bazen beni sevmiyormuş gibi geliyor. Belki de henüz bağışlanmamış olduğumu hisse diyorum.Ama bağı şlandığımı da biliyorum. Ramtha : B u kadar kötü ne yaptın ki? Kadın : Şey ... birçok şey. Ramtha Bu birçok şey seni yaşamaktan alıkoydu mu? Hayır. Yaşmaya çalıştım ve yaşamak isKadın 43
RAMTHA
tiyorum ve doğru yaşamak istiyorum . Ramtha : Ve bu ne demek? Kadın : Bu şu demek ki, Şeytan beni avucunun içine alamayacak ! Ramtha : Öyle mi? : Peki, söyle bana öyleyse lütfen, n edir? Kadın Ramtha : Söylersem inanacak mısın? Kadın : Evet. Ramtha : Sana cehennemin olmadığını söylersem ya? : Ama bana cehennemin olduğu öğretildi . . . Kadın Ramtha : B e n d e sana olmadığını öğretiyorum. Ce� h ennemin var olduğun a inandığın kadar, ayn ı güçle bana da inanacak mısın? Kadın : Ama, sana inanıyorum. Ramtha : Öyleyse cehennemin olmadığını kabul et. Cehennem nedir biliyor musun? Bu, Kudüs'te, deri n ol mayan açık mezarları tan ımlamak için kullanılan bir terimdi. Bazı varhkların m ezar taşı yaptırıp gömülecek kadar paraları yoktu. Ve sığ bir mezarda yatmak da la netlenmek demekti. ; çünkü geceleri sırtlanlar ve vahşi köpekler bu cesetl eri bulup p arçalıyorlardı. C e set parçalanıp yen diği için de bu varlıkların cennete asla gidemeyeceklerine inanıhrdı.İşte terimin gerçek anlamı buydu. Ancak daha sonraları vaizler, papazlar ve din ta· rafından "cehennem" sözcüğü, i şkence yeri anlamında kabul edildi. Kadın : Ama ben İncil'imi sürekli okurum, ve İncil cehennemi vurguluyor. Ramtha : İncil'i kim yazdı? Kadın : Değişik ki şiler .. Ramtha : Onlar kimdi? İnsan mı? Kadın : Bilmiyorum. Ramtha : İ n sandılar. D ünyanızın deri n l erine baktım; ortasında yanan bir ateş gölü aradım, yoktu. Ev reninizin en uzak köşelerine gid i p oralarda da bir .
44
Tanrı Kavramı
işkence yeri aradı m , yoktu. Ve aynı yerlerde şeytanı aradım ; onu da bulamadım. Ve döndüğüm zaman şeytanı da, ceh ennemi de onlara inananların kalplerinde buldum. Ama böyle bir yer yok. Kadın : İyi, böyle düşündüğüne sevindim. Ramtha : Böyle düşünmüyorum -böyle olduğunu bi ·
liyorum! Kadın
: Biliyor musun, bizi böylesine çok seven Tanrı, küçücük bir hatamız yüzünden bizi ateşte yakmak üzere cehenneme gönderen ayn ı Tanrı olamaz. Ramtha : Tam doğruyu yakaladın. Tan rı hiç kimse için bir işkence yeri yaratmadı. Siz Tan rı tarafından ya ratılmadınız mı? Kadın : Evet. Ramtha : Tanrı tarafı ndan yaratıldığmıza göre, öyleyse Tanrı sizin içinizde değil mi? Kadın : Tanrı benim içimde -Tanrı'yı seviyorum . Ramtha : Ama sen Tanrı'nın bir parçası değil misin? Kadın : Öyle miyim? Ramtha : Elbette! Kadın : Bu benim için çok şey ifade ediyor. Ramtha : Sevgili bayan , Tanrı her şey olduğuna göre, eğer seni kendisinden yapmasaydı,başka neyle ya pacaktı? Sen Tanrı ' sı n . Tanrı kendini niçin ceza lan dırsın? Ve "yanlış" olarak nitelen dirilen bir şey yaptığı için kendini sevmesin? Yanlış da, kendisi olan hayatın bir parçası değil mi? Sana büyük bir gerçeği söyleyeceğim: İnsan , insan kard eşleri n i yön eteb i l m ek için Tanrı i m aj ları ya rattı. Dinler; ordular yetmediği zaman, insanları ve ulus ları yönetebilmek için yarafıldı. Ve korku, onları hizaya geti rmek için kullanılan bir araçtı. Eğer i n san ı n yücel iğini elinden alırsan -Tanrı'yı o n un dışında gösterip ondan uzaklaştırı rsan- o in sanı kolayca yönetebilir ve ona h ükmedebilirsin.
45
RAMTHA
Tanrı bir cehennem ya da şeytan yaratmadı. Cehen n em ve şeytan , i n sanın, kardeşlerine i şkence yapmak için yarattığı korkunç kavramlardır. Bunlar, kitleleri sindirip, hükmedilebilir bir topluluk haline getirebilmek için, dini dogmalar aracılığıyla yaratıldı. İ şte, işin gerçeği bu. Tanrı her şeydir -denizdeki her kum tanesi, baharda uçan her kel ebek, uzayın genişliğindeki her büyük ve küçük yıldız. Her şey Tanrı olduğuna göre, onun cehen n em diye bir yere sah i p olması, bedeninde kan ser oluşturması demektir ki , bu da onu yiyip bitirecektir. Tanrı'dan ve h ayattan hiçbir şey daha büyük ol m adığı için de, h i çbir şey sizi cennet al eminden alıkoyam az. Tanrı sizi sonsuza dek seviyor; çünkü git tiğiniz her yol, tasarladığınız her düşünce O'dur. Kadın : Tanrı . hepimizi seviyor -sevdiğini biliyo rum . Ramtha : Tabii, elbette, çünkü o hepimizdir! Yaptığın yanlışlara gelince sevgili bayan , şunu bil ki hiÇ yanlış yapmadın. Hiç ! Kadın : Oh , teşekkür ederim. Ramtha : . . . yaptığın herhangi bir şey yüzünden hayat değişmedi. Yaptığın her şey ne kadar kötü ve yanlış olursa olsun , onların sonucunda kazandığın olgunluktan dolayı hayata katkıda bulundu. Şimdi, şunu anlamanı i stiyorum : Dininiz ve inan cınız yüzyıllardır uygarlıkların mahvına n eden oldu. Mayalar ve Aztekler kilise kurall arına inanmad ıkları ıçın ö l d ürül üp yeryüzün d e n s i l i n d i ler. Karanlık Çağlar'ınızdaki tüm dini savaşlar, dini inançları daha yaygınlaştırmak için yapıl dı . Ve Fransa denilen yerde, kilise öğretilerine inanmadıkları için annelerinin kol larından bebekleri çekilip alındı. Kadın ların gözleri kızgın demirlerle dağlandı ; göğüsleri yi.n e kızgın demir lerle damgalandı ve sokaklarda kan gövdeyi götürdü hepsi de bir inanç yüzünden! 46
Tanrı Kavramı
Protestanlar; cehennem ateşi, günah ve şeytan aldat macalarıyla küçük çocukların yüreklerin e korku sala rak eylemlerini sürdürdüler.O küçük çocuklara, kilise kuralları na uymadıkları , i stenilenl eri yapmadıkları takdirde sonsuza dek ceh ennemde yanacakları öğretildi. Kadın : Ben de böyle yetiştirildim. Ra mtha : Çok gaddarca yetiştirildin sevgili bayan ! İncil'den önce var olan tüm in sanlara n e olduğunu düşündün mı'.i hiç? Kadın : Hayır. Belki de cehennem onları mah vetmiştir . . . Ah ! bağışla lütfen. Ramtha : Bağışlanacak bir şey yok. Tüm bunlar bir inancın ürünü yalnızca . Şimdi , sen yaşlı bir kadınsın. Artık gen ç ve güzel değilsin ve ölümden korkuyorsun. İçinizde yüzyıllardan beri programlanan tüm bu uğursuz öğretiler sonucu bunalım içindesin : "Cehennem var mı", "Oraya gidecek miyim?", "Günahkar mıyım?" Hayır, cehenneme gitmeyeceksin; çünkü öyle bir yer yok. Bedeninden ayrıldıktan sonra, çok kısa bir an yu karıdan aşağıda yatan bedenini seyredeceksin. Ve bir kez dah a saf ı şık varlık haline gel eceksin. Sonra büyük öğretmenler gelip seni alacak ve öğrenimini sürdürmek üzere götürecekler. O zaman sözlerimin gerçek olduğunu kendin de göreceksin. Şimdi, İsa dediğiniz varlık sizin gibi büyük bir tanrıdır. Ancak o Tan rı 'nın tek ç o cuğu deği l , çocuklarından biridir yalnızca. Sizin d e olacağınız gibi , O, Tanrı olan bir insandır Kadın : İsa'nın Tanrı'nın oğlu olduğuna inanıyor musun ? Ramtha İnanmıyorum. Öyle olduğunu biliyorum! Senin de Tanrı'nın bir çocuğu olduğunu bildiğim gibi ... Kadın : Ama bana böyle öğretilmedi! Ramtha : Şimdi bayan , İsa ne öğretti? Tanrı'nın oğlu olduğunu... gerçekten de öyledir. Ama açıkça şunu da söyledi ki, h e r k e s Tanrı'nın çocuğudur. Bundan 47
RAMTHA
başka bir şey öğretmedi.Herkes, mükemmelliğin i i nsan o l arak i fa d e e d e n bi r T a n r ı ' d ı r . T a n r ı ' n ı n çocuklarından yalnızca biri mükemmel, gerisi de budala ol saydı, bu Tanrı'ya ne yarar sağlardı ki? Bu Tanrı'nın tohumunun hiç de iyi bir yansıması olmayacaktı. İ sa sizin kardeşinizdir, kurtarıcınız değil. O, sizin de olduğu gibi, Tanrı'nın içinde olduğu bir insandı. Şimdi , şun u anlamanızı isterim: İsa bu dünyada in sanın in sanı sevmediği , insanın insanı esir ettiği ve sev ginin saygı görmediği bir zamanda yaşadı. Fakat İsa sev gi örneği oldu -herkese! İ şte varlığını besleyen bu sevgi onun " dünyan ın kurtarıcısı" o l arak karşılanmasına neden oldu. Çünkü o çok az insanın ifade edebildiği bu sevgiyi dünyaya getirip açıkça herkese dağıttı. O ayrıca, Tanrı ' n ı n y argı l ayıcı ve cezalan dırıcı o l m adığı öğretisini de getirdi. Tanrı 'nın her şeyi, herkesi sev dif:rini, bağışlayıcı, şefkatli ve yüce olduğunu öğretti. Ne yazık ki bu öğreti, tarih boyunca büyük ölçüde değiştirildi ve öğretilerini yazanlar onun pürüzsüz ruhunun .sade öğretileri ni anlayamadılar. İ sa sevdi Bu onun insanlığa büyük ve harika bir armağan ıydı. Açıkça sevginin kaynağının, içinde -ve tüm insanların içinde- yaşayan Tanrı olduğunu ilan {!tti. Kendisinin ve Tanrı'nm bir ve aynı olduğunu biliyordu ve bu ona tüm insanlığı kucaklamak için gerekli gücü ve özgürlüğü verdi. İkiyüzlülük içinde yaşamasına n eden olan tüm illüzyonlardan s oyundu ve böylece içinde yaşayan Tanrı'yı tümüyle ifade etti. Böylece İsa, Tanrı'yı t ü m üyle ifade eden insan, Tanrı 'nın kendin i insanda tümüyle ifade etmesi, yani mesih oldu. İ şte "mesih" teri mi bu anlama gelir: Tanrı-i nsan ; insan-Tanrı. Mesih, Tanrı olduğunu i drak eden ve bu gerçeği y a ş ay a n kişidir. İ sa i l e senin arandaki tek fark s evgi l i bayan, İ sa'nın, insanın içindeki Tanrı prensibini anlamış ve bu pren sibi tümüyl e yaşam ı ş olmasıdır. Bu yüz den o .
48
Tanrı Kavramı
gerçekten de yüce bir varlıktır. Ancak sen de onun gibi ol mak için gerekli sevgi ve asaleti içinde taşıyan yüce bir varl ı k sı n . İsa seni ya da herhangi bir varlığı kurtarmaktan so rum 1u deği l . Ken d i s i n i n dünyada yaşıyan Tan rı olduğunu i drak ederek k e n disinin kurtarıcısı oldu.Ve diğerlerine, içlerindeki Tanrı 'yla kendil erini nasıl kur taracaklarını öğretti. "Benim yapabildiğim her şeyi hepi niz yapabilirsiniz. Çünkü Tanrı ve siz birsiniz. Cennet bir yer değildir. Cennet içinizdedir" öğreti sini yaydı. Ce hennemden söz etmedi . Hayattan ve onun güzelliğinden söz etti. Sevgili kadın, sen olan ve Tanrı olan güzel varlığını sev -ve aldatıcı Kitap'ını okumayı bırak ! Tan rı'nın, içinde yaşadığını bi l. Senin son suza dek yaşayacağını bil , çünkü yaşayacaksın. Bu, bu kadar basit. Bunun ötesinde, şeytan seni ele geçirseydi ne yapacaktı ki? Kadın : Bunu düşünmek bile istemem . . . Ramtha : Sevgili bayan , b u nasıl bir Tanrı k i , böyle bir varlık, böyle bir yer ve böyle bir korku yaratıp, sonra da seni bun lara karşı böylesine aciz ve çaresiz bırakacak? O beni m Tanrı'm değil ve ben onu tanımıyorum . Ben hayatı ve Her Şey Olan'ı tanıyorum. Tanrı her şeydir; eğer Tanrı olmayan bir şey varsa, kendine, onu kimin yarattığı nı sormal ısın. Her şey hayat olduğu için, h er şey Tanrı'dır.Ve Tanrı yalnızca sevgiyi bil iyor. O seni ya da herhangi bir in sanı asl a yargılamadı. Asla! O kendisini sevgi ya da hayattan daha az olan bir şeye dönüştüremez. Kadın : Pekala, Tanrı sevgidir. Bunu anladım. Ramtha : Ve O nefret midir? Kadın : Hayır, sanmıyorum. Ramtha : Peki o nefret değilse, nefret nedir? Kadın : Nefret kötü bir şey ... eğer varsa . . Ramtha : Yok. Kadın : Peki , öyleyse nasıl cezalandırılıyoruz? .
49
R A M THA Ramtha : C ezalandırılmaya ne h acet, b ayan? Sen yaşamın boyunca kendi kendini cezalandırmışsın zaten. Günah kar olduğuna ve cezalandırılacağın a inan dığın i çin kendi cehenneminde yaşadın hep -ve bunu sen Yf!.· rattın. Tanrı aleminde gardiyan yok. İşkenceci yok. Cellat yok. Tanrı sevgiden başka bir şey değildir. Kadın : Onca zaman sana şeytanın var olduğu öğretildikten sonra, olmadığına nasıl inanabilirsin? Ramtha : Olduğuna inandığın aynı yolla , yani ol madığı n ı bilerek. Benim güzel varlığım , seni çok seviyorum. Sana söylediklerimi düşün. Kendini sev ve içindeki Tanrı'yı tanı. Ve kendinle barış içinde ol; çünkü bu dünyayı terk ettiğin zaman da yine yaşayacaksın. ***
50
BÖLÜM
5
Tanrı 'yı Görmek Tanrı.'yı görmek istiyor m usun? Git aynaya bak onu,,,Ja yüzyüze geleceksin!
Yüzlerce yıldır sizlere, Tanrı'nın sizin dışınızda, uzayın derinliklerinde bir yerde olduğu öğretildi. Çoğunuz buna i n anıp gerçek olarak kabul ettiniz. Ancak Tanrı , tüm h ayatın ana nedeni, asla dışınızda olmadı -o sizsiniz . H er zaman insanın içinde var olan, sessizce bekleyen hr.. rika düşünce boyutları ve sonsuz zekadır bu. Zamanın kısa bir anında yaşamak, yaşlanmak ve ölmek için doğmuş olduğunuz öğretildi size. Doğruluğuna inandığınız için de bu öğrHi, dünya hayatınızın realitesi oldu. Ama sizlerin gerçekte milyarlarca yıl dır yaşayan sürekli, ölüm süz öz olduğunuzu idrak etmeniz için bura d ay ım . Tanrı yani tüm düşün ce, k en di si n i ı şığa genişlettiği anda hepiniz oldunuz. İşte o zaman her biriniz Tanrı Zekası'nın eşsiz, yüce ve sonsuz bir parçası oldun uz. Sizlere , Tanrı'nın cenneti , dünyayı ve in san den en canlıyı elleriyle yaratan tekil bir varlık ol duğu öğretildi. Ancak, özgür i rade ve sonsuz zekanızla sizler, tüm hayatın büyük yaratıcıları sınız. Sabah güneşini, akşam k aran lığını yaratan ve her şeye güzellik veren sizlersi niz. Uzay boşluğundaki parlak ı şıklar olan sizler, ya rattıkları n ızın güzelliğini deneyimleyebilmek için, in san denen harika varlığı yarattınız. Sevgi l i kardeşlerim, her biriniz, bin l erce yıldır yaşadığınız illüzyonların , birikimlerin ürünü olan bir 51
R A M THA
anlayı şa sahipsiniz. Siz salt insanı n çok ötesi ndesiniz. İnsan denen sınırlı yaratıktan çok daha büyüksünüz. Tanrı 'sınız. Daima öyleydiniz ve öyle olacaksınız. Siz l er, sizden uzaklaşmasına izin verdiğiniz büyük an layı şı yeniden kavramak için burada birçok h ayat yaşayan büyük, ölümsüz varlıklarsınız. H e p i n i z T a n r ı ' n ı n k e n d i s i n d e n y a r attı ğı Tanrı'sınız. Siz tanrılar, tüm yaşam Kaynağı'nın ilk ve tek direkt ol arak yarattığı sınız. H ayatı keşfetme serüvenleriniz sırasında, sonsuz zekanızı hücresel mad d eyl e birl eştire rek Ta n r ı - i n sa n o l dunuz : S o n suz Z eka'nın in san denen biçim içinde ifade edilmesi; tanrıların, insan denen, kendi yarattıkları harika e serle rin i çinde yaşamaları . .. Erkeklik, kadınlık, i n sanlık dediğiniz şey; sınırlı, güçsüz varlık maskesi ardında giz lenen Tanrı'dan başka bir şey değildir. ***
Kimsiniz? Niçin buradasınız? Amacınız ne? Nasıl bir yazgıya sahipsiniz?Yalnızca bir rastlantı sonucu ya ratılıp, zamanın küçücük bir anında yaşamak için doğup sonra da yok olduğunuzu mu sanıyorsunuz? Neden daha önce ya.,şamamış olduğunuzu düşünüyorsunuz? Neden şimdi ? Ve neden siz? Bu dünyada binlerce h ayat boyu yaşadınız ; rüzgar gibi gelip geçtiniz. Her yüzü, her rengi, her ırkı, her dini yaşadınız. Savaştınız ve savaşıldınız. Kral ve hizmetkar oldunuz. Tayfa ve kaptan oldunuz. Fetheden ve fethedilen oldunuz. Tarihinizde, tarihi anlayışınızda var olan h e r şey oldunuz. Niçin? Hissetmek i çi n , olgunlaşmak için, tüm zamanların en büyük gizemini çözmek için bura dasın ız. Yani kendinizi ! Nereden geldiğinizi sanıyorsunuz? Yalnızca, tek bir h ü creden gel i ş m i ş bir h ücre kütl�s i n d e n i baret ol duğunuzu mu sanıyorsunuz? O h alde, gözlerinizin 52
Tanrı 'y ı Görmek
ardından böylesine derin bakan kim? Size eşsizlik ve şahsiyet, h uy ve çeşni, sevme, kucaklama, umut etme, düş kurma ve k o rk u nç yaratma gücü veren öz n edir? Ve küçük bir çocuk olarak dahi gösterdiğiniz tüm zekayı, bil giyi ve olgunluğu nasıl kazanıp biriktirdiniz? Sonsuzluk ta bir soluk gibi olan tek bir hayat boyunca mı tüm bunları kazandığınızı sanıyorsunuz? Sizi siz yapan her şeyi, zamanın enginliğinde birçok hayat boyu yaşayarak kazandınız. Ve bu hayat deneyim l e ri n i n tümün d e n , fark l ı l ı ğı n ı z ı . ve • güz e l l i ği n izi oluşturan olgunluğu elde ettiniz. Zamanın sonsuzluğu içinde yalnızca bir an hk olmak üzere yaratılmak için çok değerli ve güzel siniz. An n e - babal arı n ı z ı n m ı s ı z ı y a rattık l a rı n ı sanıyorsun uz? Onlar sizin genetik ana-babalarınızdır; ancak sizi onlar yaratmadılar Daha büyük bir an layışla, onlar sizin sevgili kardeşlerinizdir -ve siz de on lar kadar yaşlısınız; çünkü tüm varlıklar aynı anda ya ratıldı . Herkes; Tanrı, yani büyük ve muhteşem Düşünce, kendisini tasarlayıp ı şığa genişlettiği an doğdu. İşte o za man oldunuz; i şte o zaman doğdunuz. Tüm hayatın Ana Baba Prensibi olan Tanrı sizin gerçek ana-babanızdır. Bedeninizin siz mi olduğunu sanıyorsunuz? Değil. Bedeniniz yalnızca, gerçek kimliğiniz olan görünmeyen özü simgeleyen bir giysi: Bedeninizde barınan şey, öz kişilik denen duygu-davranışlarınızın toplamıdır. Şunun üzerinde bir an düşünün : Bir varlığın neyini seversiniz? B edenini mi? Hayı r. Sevdiğin iz, o varlığın özü , gözlerinin ardında yatan öz-ki şiliğidir. Başkasında sevdiğiniz o şey, bedenini çalıştıran görül meyen öz gözleri parlaklaştıran, sesi rrielodileştiren, saçlara pırıltı, ellere dokunma i steği veren öz- dür. Bedeniniz gerçekten de harika ve arınmı ş bir ma kine; ancak onu çalıştıran siz olmadan o bir hiçtir. Siz be d e n i n i z d eğ i l s i n i z ; d ü şü n c e ya d a duygu davran ışlarınızın toplamı sınız ki bu, kendini e şsiz öz·
.
53
R A M THA
kişilik olarak gösterir . Hiç düşüncelerinizi gördünüz mü? Hiç kişiliğinizi gördünüz mü? Peki, gülüşünüz; be densiz onu işitebi1ir misiniz? Gerçekte ne kadar büyük olduğunuz konusunda bir fikriniz yok. Ç ünkü gerçek yüzünüz rüzgar gil;>i görünmez. Benim size bir giZ olduğum gibi, siz de kendinize bir gizsiniz -gizemlerin en büyüğü. Yapaylıktan uzakta ne olduğunuzu biliyor musunuz? T aktığı n ı z m a s k e l er o l m ak s ı z ı n ? Yüre k l e r i n i z i k atıl aştıran zırh olmaksızın? Varlığınızın özünde, gerçekten Tanrı' sınız. İnsanlığın büyük gizemi Tanrı, asla sizin dışınızda olmadı. Gözlerinizin ardında yatan, güze l giy sil eri nizin altın da, yüzünüzdeki m askenin ardında olan, Tanrı denen görülmeyen düşüncedir: Sizi s iz yapan öz kişilik . . . İçinizdeki Tanrı, s ize inanç ve korkun ç yaratma gücü vere n yüce zekadır. Hayatınızı sonsuzluğa dek sürdüren harika hayat gücüdür. Kullanmakta olduğunuz beden, tanrıların -sizin ve s evgili kardeşlerinizin- muhteşem bir e seridir. D üşünce ve duygunun görünmeyen özü olan sizlerin, bu gezegende yaratmış ol duğunuz yaşamla ilişkiye geçebilmeniz için beden yaratıldı.Bu dünya d aki tüm yaratıklar, o nları başlangıçta yaratan tanrılar tarafından, bedenin duyu or ganlarıyl a deneyimlenip anlaşılabil sinler diye, i nsan denen yaratık yalnızca ifade edebilmek amacıyla, bir taşıt olarak yaratıldı. Beden, gerçek varlık özünü oluşturan ve kuran ışık türlerinin en karmaşık elektriksel sistemlerinin san tralı o l arak yaratıl m ıştır. Gerçek siz, bedeninizin ölçülerinde değil siniz. Siz küçük bir ı şık n oktası sınız! V a r l ı ğı n ı z ı n bu k ü ç ü k l ü ğ ü n d e , Tanrı'dan doğduğunuzdan bu yana olduğunuz her şey toplanmıştır. S i z , Tanrısal varlıkl ar, bir bedenden ibaret değilsiniz. Siz yaratıcı hayatın ödülü olan duyguyu ka zanmak için bedende yaşayan saf enerji-ışık prensibisi n iz. Gerçek siz, k,ulJa ndığınız beden değil, h i s se t 54
Tanrı 'yı Görmek tiğin izdir. D uygularınıila tanınıyorsunuz, bedeninizle değil. Gerçekte siz öz ve ruhsunuz; yani ışık varlık ile duygu varlığın bileşiml'siniz. Öz'ünüz -bu küçük ı şık n oktası- bedeninizin tüm moleküler yapısını sarar; be den sel kütlenizi bir arada tutar. Ruhunuz, kalbinizin yanında, göğüs kafesinizin altındaki boşlukta barı nır. Bu boşlukta elektriksel enerjiden başka bir şey yoktur. Ruhunuz her düşüncenizi -duygu şeklinde- kaydeder ve depolar. Ruhunuzda depolanmı ş duygu birikimi n ede niyle hepiniz farklı ego kimliklerine ya da bireysel ben liklere sahipsiniz. Kullandığınız beden , madde katında yaşamanız ve oynamanız için seçilmiş kusursuz bir araçtır yalnızca. Ancak kendinizi, aracınızın, bedenini zin siz olduğu illüzyonuna kaptırdınız. Oysa sizin gerçek özünüz, Tanrı gibi imaj sızdır.
Büyük yaratıcı Tanrı olan siz, hayatınızı kimin ya rattığını sanıyorsunuz? Dışınızda olan ve hayatınızı de n etleyen büyük bi r varlık ya d a ' bir gücün mü var olduğunu sanıyorsunuz? İnandığınız şey gerçek değil. Yaptığınız, olduğunuz ya da deneyimlediğiniz h er şeyden tümüyle sorumlusunuz. Büyük yıldızları yaratma gücüne sah ip olan siz, h ayatınızın h er anını ve h er olayını ya rattınız. Kim seniz; olmayı siz seçtiniz. Görünümünüzü siz yarattınız. Yaşam koşul l arınızı t ü m ü y l e siz planlayıp, yazgınızı çizdiniz. Bu, Tanrı-insan olmanın uygulaması ve ayrıcalığıdır. Hayatınızı düşün ce sürecinizle yaratıyorsunuz. Düşündüğünüz h€r şeyi hissedeceksiniz ve hissettiğiniz h e r şey yaşam k o şul l arınızı yaratarak k e n d i n i gösterecektir. Şöyle düşünün : Mutluluğu düşünmek bir anınızı alır ve o anda tüm varlığınız haz dolacaktır. Kim senin dost luk etmek istemediği sefil bir yaratık rolünü oynamak da bir anınızı alır ve o apda üzün tü duyar, kendinize 55
R A M THA
acırsınız. Bunu yapmak sadece bir an alır! Ağlamayı bırakıp neşeyle gülmek sadece bir an alır. Yargılamayı bırakıp her şeyin güzelliğini hissetmek bir anınızı alır. Şimdi, tüm bunları kim yapıyor? Varlığınızda bu duygu ları yaratırken , çevrenizde h erhangi bir şey değişti mi? Hayır. Ama siz değiştiniz . . . N e dü şünüyorsanız o'sunuz. Düşündüğünüz h e r şey yaşamınızda var olacaktı r . E ğe r cinsel i l i şkiyi düşlerseniz, varlığınız h eyecan duyacaktır. Eğer yoksul l uğu düşünüyorsanız yoksul olacaksınız. Mutsuzluğu d ü ş ü n üyo r s a n ı z , mutsuz o l acak s ı n ı z . Hazzı düşünürseniz, h az duyacaksınız. D e h ay ı düşünüyorsanız ... o zaten orada. Geleceği n iz nasıl yaratılıyor? Düşünceyl e. Tüm yarınlarınız bu günkü düşüncelerinizle çiziliyor. Hangi duygusal amaçla olursa olsun, aklınızdan geçirdiğiniz her düşünce, düşlediğiniz her şey, bedeninizde bir duygu yaratır. Ve bu duygu ruhunuza kaydolur. Bu duygu yaşam ko şull arınızı hazırlar; çünkü, ruhunuza kaydedilmiş duyguları aynen yaratacak olan ve aynı duygulara uygun olan olayl arı size çekecektir. Ağzınızdan çıkan h e r sözcüğün gelecek günl erinizi yarattığın ı bilin ; çünkü sözcükler, düşüncenin ruhunuzda doğurduğu duyguların ifadesidir. Başınıza gelenlerin yalnızca rastlantı olduğunu mu sanıyorsunuz? Öyle değil. Bu alemde kaza ya da rastlantı diye bir şey yoktur -ve hiç kimse bir başkasının irade ya da isteğinin kurbanı değildir. Başın ıza gelen her şeyi düşündünüz ve hi ssettiniz. Ya "acaba"larla, ya da kor kuyla düşlediniz; ya da biri si size bir şeyin olacağın ı söyledi ve siz bunu gerçek olarak kabul ettiniz. Olan her şey düşünce ve duygudan geçerek olmuştur. Her şey! Düşündüğünüz, düşlediğiniz ve söylediğiniz h er şey olmuştur ya da o.l acaktır. Her şeyin nasıl yaratıldığını sanıyorsunuz? Düşünceyle yaratılmı ştır! Düşünce, asla ölmeyen, asla yok edilem eyen hayatın gerçek vericisidir. 56
Tanrı'yı Görmek
Ve onu kendinize hayat vermek için düşünmede kul l an d ı n ı z ; çünkü o s i z i n Tanrı Zekası'yla o l a n bağlantın ı zdır. Yüzyıllardır bilge varlıklar vecizelerle, türkülerle, yazılarla size bu gerçeği öğretmeye çalı ştılar -ama çoğunuz bunu anlamayı reddettiniz. Çünkü çok azınız hayatının sorumluluğunu kendi omuzlarında taşımayı istedi. Ancak bu alemin i şleyiş mekani zmasına göre, düşündüğünüz her şey, ben im sediğiniz her davranış so nunda gerçeğinizi yaratır. Bu düşün düğünüz en kötü, çirkin ya da en değerli ve güzel şey de olsa . . . Çünkü bu kavramları , ayrımları siz yarattınız; Tanrı yalnızca hayatı bilir. Kısacası , söylediğiniz şey başınıza gelir. Ne düşünüyorsanız, o'sunuz. Kendinizi küçük gördükçe küçüleceksiniz. Zeki ol madığınızı dıJ.şün dükçe budalalaşacaksınız. Kendinizi çirki n buldukça çirkinleşeceksiniz. Yoksul olduğunuzu düşün dükçe yok sul laşacaksınız -çünkü böyle olması nı siz i stediniz. Tanrı'nın sevgisinin büyüklüğünü düşünün ki, size, i stediğiniz her şeyi olma ve yaratma özgürlüğü veriyor ve sizi asla yargılamıyor. Size düşün düğün üz ve kul landığınız her sözcüğü yaratma gücü veren sevginin büyüklüğünü düşünün. Düşünün. Evet, hayatı nızı yaratan kim ? Siz! Hayatınızı planlayan kim? Siz! Olduğunuz her şeyi, deneyi mle diğiniz her şeyi kolektif mantığınızla yarattınız -Tanrı olan düşünceyle. Hayatınıza kabul etmeyi arzu ettiğiniz ş eyl eri kabul etti niz ve h ayatı, kabul len diğiniz bu değerlere göre yaşadınız. Sizin için neyin iyi olduğunu, sizin tarafınızdan n eyin onaylanacağını , neyin dene yimleneceğini tayin eden sizsiniz Düşünme biçiminizle, sizsiniz. . . Yaşam mücadelenizi izleyen bir tanrı varlığın e siri, hizmetkarı ya da kuklası deği lsiniz. Hayatınızı tam bir özgürlükle yaşıyorsunuz. Her biriniz, seçtiğiniz herhangi .
57
RA M THA
bir düşünceyi kabullenme ve benimseme konusunda özgür iradeye sahipsiniz ve bu müthiş güçle h er şeyi ken diniz için yarattınız. Her düşünceniz önünüzde uzanan yazgı n ı z ı yaratır. Neyi düşünüp h i s se d iyorsanız, hayatınızda olacaktır; çünkü Tanrı ., "Her duygu olsun" diyor. Kim siniz? Varlığınızın sessizliğinde düşünme, ya ratma ve n eyi olmayı isterseniz olma yeteneğine sahip olan Tanrı'sınız. Şu anki siz, tümüyle olmayı seçtiğiniz sizsiniz ve kimse sizi böyle olmaya zorlamadı. Siz yasa yapıcı, hayatınızın ve yaşam koşulları nızın tek ya ratıcı sısınız. Siz her şeyi bilen zekanın en yük sek hükmedenisiniz. Ve bu gerçeği , bu ve önceki hayat l arınızda anl amayı başaramadınız. Bir zamanlar, bir çiçek yaratabilirdiniz. Ama Şimdi kendiniz için ne yaratıyorsunuz? En büyük yapıtlarınız: Mutsuzluk, endişe, acımak, yoksulluk, n efret, kavga, kendini reddetme, yaşl ılık, hastalık ve ölüm. Sınırlı inan çları kabul l en erek, kendinize sınırl ı bir hayat tanıyorsunuz ve bu varlığınızın değişmez gerçeği h aline gelerek hayatınızın realitesi olmuş. durumda. Her şeyi, in sanları, hatta kendinizi bile yargılayarak kendinizi hayattan ayırıyorsunuz. Güzellik denen moda ölçüsü içinde yaşıyor; kendi ulaşılmaz idealinin dışında h i ç b ir şey kabul etmeyen sınırlı insan bilinci tarafından kabul ' edilmek i çin, ken dinizi onların izin verdiği şeylerle çevreliyorsunuz. Büyümek için doğan, bedeninin haya tiyetini yitiren ve yok oluncaya dek kendini yaşlılığa i nandıran b ebeklersiniz. Bir zamanlar özgürlük rüzgarları olan siz büyük ya ratıcı tanrılar, büyük kentlerde üst üste ve kilitli kapılar ardında korkuyla yaşayan dava r sürüleri haline geldi niz. Yükselen dağların ve harika rüzgarların yerini, yüksele n binalarınız ve korku dolu bilinciniz aldı. Nasıl düşünece ği nizi , n eye in anacağın ı z ı , nasıl davran a58
Tanrı'yı Görmek
cağınızı ve neye benzeyeceğinizi düzenleyen bir toplum yarattınız. Savaştan ve savaş söylentilerinden korkuyorsunuz. Hastalıklardan korkuyorsunuz. Kabullenilmemekten korkuyorsunuz. Sevgi açlığı çektiğiniz halde başka bir i n sanın gözlerinin i çi n e bakmak sizi ürkütüyor. Başınıza gelen iyi şeyler karşısında kafanızda sorular uyanıyor ve aynı şeyin tekrar olup olmayacağı konusun da kuşkuya düşüyorsunuz. Kendinizi başarı, ün, altın ve para için küçültüyor, yaltaklık ediyorsunuz. Hepsi bir parça haz için! D üşün celerinizle kendinizi umutsuzl uğa düşürdünüz, değersiz, başarısız kıldınız, hasta ettiniz ve ölüme sürüklediniz. Tüm bunl arı siz yarattınız. Düşünceyi alarak evrenler yaratma, yıldızları sonsuza dek ı şıldatma gücü olan içinizdeki yaratıcı kıvılcım, kendisini; inanç, dogma, moda ve geleneklerin içine hap setti -sınırlı d üşünceyle , sınırlı düşünceyle , sınırlı düşün ceyl e . . . Ve yaşaman ıza izin verm eyen kendi inançsız lığın ızd ı r ! Neye inanmıyorsunuz? Beş d uy u n u z l a algılamadığınız hiçbir şeye -i şitil meyen , görülmeyen, dokunulmayan, tadılmayan ya da koklanmayan hiçbir şeye ... Öyleyse bana bir inanç göster! Avucuma koy onu. Bana bir duygu göster! Ona dokunmak istiyorum ! Bana bir düşünce göster. Nerede o? Davranışını göster. Neye benziyor o? Bana rüzgarın görüntüsünü göster. Ve bana, yaşamınızın değerli an l arını alıp götüren z amanı göster . . . Hayatın e n büyük armağanlarına inanmadınız; bu yüzden de daha sınırsız bir anlayışın oluşmasına izin vermed1niz. Hayatlar, varoluşlar boyu bu dünyanın illüzyonlarına öylesine gömül dünüz ki, içinizde yanan muhteşem ateşi unuttunuz. O n buçuk milyon yıl içinde, yüce ve güçlü varlıklardan; maddede kaybolan , dogma, kural, moda ve gelenek gibi kendi yaratımlarının e siri 59
RA MTHA
olan varlıklar haline geldiniz. Ülkelere, ırklara, cin siyet ve milliyetlere ayrılıp; kıskançlık, kin, suçluluk ve kor kuya gömüldünüz. Bedeninizle öylesine özdeşleştiniz ki, sağ kalma mücadelesi tuzağın a düşerek, gerçek olan görünmeyen özünüzü unuttunuz - seçtiğiniz düşleri yarat manıza izin veren Tanrı'yı unuttunuz. Ölümsüzlüğü açıkça reddettiniz; bu yüzden de öleceksiniz . . . ve buraya tekrar tekrar geri döneceksiniz. İşte on buçuk m ilyon yıllık bir yaşamdan sonra yine buradasınız . . . Ve hala in ançsızlığınızı sürdürüyorsunuz. Tanrı, düşüncel erin tümü, gerçekten de büyük bir sah nedir. Ve kendi oyununuzu yazıp, bu sahnede bölüm bölüm oynamanıza izin verir. Ve perde inerken, son söz söylenip, son selam verildiğinde ölürsünüz. Ni çin? Ç ünkü büyük yasa yapı cısı olan sizler, öleceği n ize inanıyors u n uz.
Bu h ayat tümüyle bir oyun; bir illüzyondur. H epsi öyledir! Ama siz oyuncular, onun tek realite olduğuna i nandırdmız kendinizi. Ancak sürekli var olan ve var o lacak olan tek realit.e hayattır -h angi oyunu oynamayı seçerseniz seçi n , size onu yaratma izni veren "olmak"m özgürce süregelen özü ... Kendinizi cehalete, hastalığa ve ölüme mahkum etme gücüne sahip olduğunuzu idrak ettiğinizde, daha büyük olma gücün üzün var ol duğunu da anlayacak sınız y a l n ı zc a ken di n i z i daha s ı n ırsız düşünce s e l i n e açarak . . . Ki b u siz� daha büyük deha, daha büyük ya ratıcılık ve sonsuz hayat getirecektir. Her şeyden önce, be deni yaratan Tanrı'nm, içinizde oturan güç ol duğunu idrak ettiğinizde, bedeniniz artık asla yaşlanmayacak, h a stalan m ayacak ya da yok o lm ayacaktır. Fakat in ançları nıza s ı m sıkı sarıldığı n ız ve düşüncel erinizi sınırladığınız sürece; sabah gün eşine p arlaklık, gece gö k y ü z ü n e gi z e m veren sınırsızlığı asla yaşayamayacaksınız . 60
Tanrı 'yı Görmek
.B u dünyadan yok olma kararını verdiğiniz zaman ne olur? Evet, beden ölür, ama gözlerinizin ardındaki ses sizlikte düşünen siz, daima yaşarsınız. Bu dünyadan ayrıldığınız zaman gerçek siz, toprağın altına gömülüp, kurt h aline gelip sonra da kül olmayacaktır. Siz rüzgar gibi sürekli siniz. Gittiğiniz yer, geldi ği niz yerdir ve ora da gelecek serüveninizde ne yapmak i stediğinize karar verirsiniz. İşte, hepsi bu. Ve buraya geri döneceksiniz. Dönmeyi i stediğiniz sürece, birçok kez -ta ki kim liğinizde Tanrı'yı bulana dek ... İ şte o zaman bir başka cennette, bir başka yerdeki daha büyük bir serüvene h azırsınız demektir. Düşündüğünüzün çok ötesinde seviliyorsunuz; ne ya parsanız yap ı n , yine yaşayacak sın ı z. Öyleyse n i çin endişeleniyorsunuz? Niçin savaşıyorsunuz? Niçin kendi nizi hasta ediyorsunuz? Niçin kendinizi üzüyorsun uz? Niçin kendinizi sınırlıyorsunuz ? Niçin gün doğumunun h arikahğının, rüzgarın özgürlüğünün ve bir çocuğun gülüşünün tadın a varamıyorsunuz? Niçin savaşmak, mücadele etmek yerine yaşamıyorsunuz ? Tekrar tekrar yaşayacaksınız. Tohumunuz sürekli ve sonsuz. Tüm inan çsızlığınıza karşın, kendinizi ne kadar sınırlandırırsanız sınırlandırın, ne kadar sıkın tı ve üzüntü çekerseniz çekin, bir şeyi asla yok edemezsiniz -h ayatı ! Ne kadar kör olsanız ve kabullenm eseniz de sürekli h ayatınız olacaktır. Ç ünkü bu Tanrı denilen değerdir ve bu sizsiniz. Yaşadığınız bu hayat bir düş, büyük bir düş, bir görüntü yalnızca. Düşüncenin madde ile olan oyunu, duy guları n ızı bu dünyaya bağlayan derin realiteleri ya ratıyor. Ta ki siz bu düşten uyanana dek ... Kendinize asla gerçekten bakmadığıniz ıçın, ne ka dar güzel o l duğun uzu da asla bilemediniz. Kim olduğunuza, ne olduğunuza asla bakmadınız. Tanrı'nın neye benzediğini görmek mi i stiyorsunuz? Gidin aynaya ,- -,
61
RAMTHA
bakın -onunla yüzyüze geleceksiniz! Değerli olduğunuzu bilin . Sizin değerinizi ifade ede bilecek hiçbir ölçü yok. Ve güzelliğinizi tanımlayacak hiçbir görüntü yok. Ve evreninizin sonu yok. En büyük dini öğüt, bir dağın tepesinde, büyük bir bilge tarafı ndan verildi. Orada ayakta, kendisini din lemeye gelen kitlelere bakarak dedi ki , "Tanrı'yı Gör". Söylemesi gereken tek şey buydu: Tanrı 'yı Gör . Kendi sınırlılıklarını, kendi isteklerini, hastalıklarını, zen ginlik ya da yoksulluklarını, hazlarını, acılarını, hayat larını. .. ve ölümlerini yaratanlara söylemesi gereken tek şeydi bu. Tanrı'yı Gör. Bunu hatırlayın. Siz her şeyin içinde yaşayan O'sunuz. Bir gün ... Tanrı'yı göreceksiniz. Ken dinize dokunun; yapmanız gereken tek şey bu. ***
62
BÖLÜM
6
Yaşam Sonrası Yaşam Ölüm büyük bir illüzyondur; çünkü yaratılan hiçbir şey yok edilemez. Ölüm yalnızca bedene aittir. Bede nin duvarlan arasında yaşayan öz kişiliğiniz
dümsüzdür.
Siz goncalardan daha mı basitsiniz? Goncalarm hayatı. n edir? Gebe tomurcuklardan doğmuş gon calar, güneşin sıcak ışınlarıyla iyice açarlar. Harika e san sları havayı doldurur. Ve bu kokuyla her şey hayatın yeniden can lanışına katılır. Kuşlar uçmaya, arılar bal yapmaya, in sanlar sevgi aramaya başlarlar. Ve bu güzel çiçek yeniden gelebilmek için tohum bırakır. Çiçekfer açıp meyvalar olgunlaşınca, ah ! işte bu olgunluk hayatın üründür. Ve bu rneyva yendiği ve sonba har hasadı geldiği zaman ağaç, kuzey rüzgarlarıyla sal lanmaya, çıplak kalana dek güzel yapraklarını dökmeye başlar. Büyük beyaz sessizlik gelip, ağaçların dallarını par lak, kalın bir örtüyle örttüğünde, her şey soğuk ve çıplak olduğu zaman tomurcuk n erededir? Belleğe kaydedilmiş bilgide. Geçen baharın yetiştirdiğinde ve yeniden geri ge lende. Mevsim dönüp, kış geçtiğinde, çiçekler yeniden açarken , işte yeni bir tomurcuk ... Eğer bir tomurcukta dahi h ayatın sürekliliğini görebiliyorsanız, o h alde neden kendinizi, bu tomurcuk tan da aşağı görüyorsunuz? Yalnızca baharda açıp, yazın rn eyva verip , sonbaharda yaprak döküp, kışın da öldüğünüzü mü sanıyorsunuz? Ama siz en büyük tomur cuktan da daha büyük değil misiniz? Hayatınız bir tomur63
R A M THA
cuktan daha önemli değil mi? Elbette öyle. Çiçeklerin her bahar açışı gibi, sizler de hayatlar boyunca tekrar tekrar açıyorsunuz. Gördüğünüz mevsimleri tomurcuklarınız anlatabil seydi eğer, kim bilir neler söyleyeceklerdi? ***
D İNLEYİCİ : Annem geçen yıl öldü. Onun hala yaşayıp yaşamadığını bilmek i stiyorum. Eğer yaşıyorsa, mutlu mu? Ramtha : Ölüme inanıyor musun, sevgili varlık? Dinleyici Bazen. Ama genelde, içimde her zaman yaşadığımız hi ssini duyuyorum. Üç çocuğum var. Onlar da dikkatimi çeken şey, doğduklar�ndan itibaren her biri n i n farklı karakter yapıların a sah i p oluşları. Ve büyüdükçe pek deği şmedi de bu karakterleri. Hatta kedi ve köpekl erimizin bile küçüklüklerinden beri farklı dav ranı ş biçimleri var. Bazen bu kişilik yap ıl arının yalnızca bir h ayatta gel i şm i ş o l abil eceği n e i n a namıyorum. Bu bana belki daha önce de yaşadığımızı ve yaşamayı sürdüreceğimizi düşündürüyor. Ramtha : Çok olgun bir gözlem ... Sana asla unut mamanı dilediği m büyük bir gerçeği söyl eyeceği m : Hayat asla sona ermez. Evet, bedene zarar verebilirsin. Kafasını, kolunu koparabilir, her türlü alçaklığı ve kötülüğü yapabilirsin. Fakat bedenin i çin deki özü asla y o k e d e m e z s i n . B i r a n , d ü ş ü n ceyl e n a s ı l savaşabileceğinizi düşünün. Düşünceyi nasıl yok edebi lirsiniz? Yapamazs ı n ı z . İn san ya da hayvan tüm varlıkların yaşam gücü, kişi lik denen görünm eyen düşünce ve duygu toplamıdır, ki bu da beden maskesinin ardında yaşar. B e d e n e e r d e m , h ayat, karakter veren şey, görünmeyen düşüncedir, ki bu da en erjidir. İ şte ağzı, gözü, organları çalıştıran , iplerle oynatılıyormuş gibi 64
Yaşam Sonrası Yaşam
beden otomatizmasını sağlayan bu harika enerjidir. Enerjiyi hiçbir şey, asla yok edemez. Hiçbir şey, hiçbir şeyden yaşam gücünü alamaz. Ölüm büyük bir il lüzyondur; çünkıi yaratılmış hiçbir şey yok edilemez. Ölüm yalnızca bedene aittir. Bedeni çalıştıran öz, arzu ediyorsa yeniden gelerek yeni bir bede ni kull anacaktır. Ç ünkü beden in içinde ya:şayan h ayat gücü süreklidir. Bunu unutmayın. Şimdi size, bu dünyadan a.� rı Lrn v a r l ı k l a r a ne olduğunu anlatacağım: Beden ya'? a m ın ı y i t ı r i r kt n ; ener ji -ruh-, varhğın Öz'ü tarafından Ç P k ı ! ı r. ifrr şey b ı r ruha sahiptir. Hayvanların bile Öz'ü v e r ulı u v a rdı r ; yoksa yaşamlarını sürdürebilmek için gere k l i e n e rji ve yaratıcılığa sahip olamazlardı. Öz, ruhu çağırıp, bulundu6rı.ı boşluktan \ < k m ey e b a şl ad1ğı n d a huzur v e sükun e t başl ar. D i n i n i z , "Tanrı'nın beşiğinde artık ıstırap, gözyaşı v e üzüntü yok tur" der. Bu bir gerçekti r ; çünkü, bu dün yadan ayrıldığınız zaman, bedensel duyu ve içgüdülerden kurtu l ursunuz. Artık korku duymaz; bedenin ağrı - sızı v 8 açlığını ya da "zaman" illüzyo n u n un endişesini h i s set mezsiniz. Fiziksel bedene bağlı olan hiçbir şeyi hi sset mezsiniz ve ütopyaya varırsınız; işte o zaman "Tanrı'nın beşiğinde" siniz demektir. Bedenin ölümü uykuya dalmaya b >� n z e r. Öz ta rafından çağırılan r uh , bedenin "çakra" de n •; n en erj i merkezlerinden geçerek yukarıya çıkar. Ru h , y a n i duygu belleği; bedeni, son merkezden , yani başın orta :- ı n da yer alan ve hipofız denen denen yedinci ç a k rad:ı rı te r k eder. Bu çıkı ş yo l u, rüzgar sesi E' '? l iğ i n de h ı : rn n e l d e n geçiyormuş gibi algılanır. Tıi n e i i n -:on u n d , , ,: r ü lı: n ışık, kendi ışığınız, varlığmızın Öz ü d ü r R u h :w d e n d en çıktığı an beden ölür ve varlık, özgür ruh o!ur. J:for 0;.iey bi r an sürer ve acı vermez. Ölüm anında her şey aydınlan maya ve parlak laşmaya başlar. Bu dünyadan ayrı ldığınız a n madde '
.
65
RAMTHA
yoğunluğundan çıkıp ışık varlığına dönüşürsünüz. Ora da yalnızca güçlü bir akıl ve duygudan ibaretsiniz ve be deniniz, ı şıktan oluşan bir bedendir. Işık bedeninizle algıl adığı n ı z d üşün celer doğrultusunda elektriks e l biçiminizi alırsınız.Bu n oktadan sonra, yedi cennetten birine gidersiniz. Hangi cennete gideceğinizi, dünyada iken duygusal ol arak ifade ettiği n i z tutumunuz, eğiliminiz belirler. Şimdi, sizin "cennet" dediğiniz, yalnızca h ayat ve h ayatın değişik seviye ve katlarıdır. İsa yedi cennetten söz etti. Evet, gerçekten de yedi cennet vardır; bunlar gerçekten var olan yerlerdir. Ve dünyanız onlardan biri dir. Ve bu katların hiçbirinde insanlara işkence eden, on ları cezalandıran cehennem diye bir yer yoktur. İnsan za ten kendisine yeterince i şkence edip cezalandırıyor. Be deninizi terk ettiğiniz zaman daima cenn ete, yani bilinç anlayı şınızla ya d a bu d ünyadaki toplu duygusal eğilimlerinizle uyumlu olan titreşim seviyesine gidersiniz. Yedi idrak ya da bilinç anlayışı seviyesi vardır. Bu yedi anlayı ş şunlardır: 1- Üreme ve içgüdüsel yaşam. 2- Korku ve ıstırap 3- Güç 4- Hissedilen sevgi 5- İfade edilen (verilen) sevgi 6· Tanrı'yı tüm hayatta görebilmek 7- Tanrı-Ben B u n u daha ıyı an l ay ab i l m e n i z ı ç ı n şöyle a çıklayabilirim: Düşün düğünüz ve benimsediğiniz her d üşün cenin bir duygusal titreşim frekansı vardır. Örneğin : Bir ağrıyı anlayıp kavrayabilmek için, ağrıyla ilgili oları sınırlı düşünceleri düşünürsünüz. Ve bu duyu n uzda ağn olarak hissedilen, düşük titreşim frekansları doğurur. Eğer sevgiyi anlamayı ve ifade etmeyi düşiınürsen i z , paylaşılan ve ifade e d i l e n s e vgi 66
Yaşam Sonrası Yaşam
düşüncesinin yüksek titreşim frekansları n ı n yarattığı coşkuyu hissedersiniz. Bilincinize h angi anlayış seviyesi egemense, o anlayışınıza uygun olan cennete gideceksi niz. Yani aura'nızın manyetik alanı, varlığınızın Öz'ü, sizi o katın titreşimine çekecektir. Şimdi, annen çok arzu ettiği ve gereksinim duyduğu bir h uzur ve dinlenme içinde. Elqe ettiği bilinç anlayışına uygun olan cennet katına çekildi -sizin burada içinde bu lunduğunuz seviye gibi ... Onunki dördüncü kat; yani his sedilen ancak ifade edilmeyen duygusal tutuma uygun olan kat. Annen çok hisli bir varlık ; fakat genellikle duy gul arını dile getiremezdi. Ve duygularını ifade edeme- · diği için de, sen ve baban onu anlayamadınız. Annen şimdi büyük bir katta ve arzu ettiği sürece de orada kalacak. Dah a evrimleşmeyi düşündüğü zaman, ı şık varlığı ile öteki düşünce boyutlarına genişlemeyi sürdürecek. Ya da bu dünyaya, ilk kata geri gelebilir. Kendisine en uygun olduğunu hissettiği genetik mode1i seçer ve bu madde aleminde evrimini yedinci kat an layışına dek sürdürebilir. Bu dünyaya, bu cennete "uygulama katı" denir. Çünkü burada varlıklar yaratıcı güçlerini ve duyguyla ifade ettikl eri davranı şlarını maddede görebil irler. Bu dünya, yedi kat içinde karanlığı olan ve ı şığın müziğini işitemediğiniz tek kattır. Bu dünyaya varlıklar büyük bil gi ile doğarlar, ancak, toplumsal bilinç programlamaları sonucu bildiklerini unuturlar. İ şte burada olan bu. Ve bu yüzden, bu dünyada evrim çok çetindir. Eğer a n n e n buraya d ö n m ek i sterse, s e n i n çocuklarından y a d a torunların dan birinin çocuğu olarak gelme seçeneği de var. Eğer sen yaşarken dönerse, kızın çocuk doğurmaya karar verdiği zaman, onun bebeği ola rak dönebilir. Ve bu bebeğe baktığında, eğer kendine izin verirsen, anneni tanıyabilirsin . Hissettiğin, gördüğünü aşacak. Onu böyle tanıyabilirsin. Annen seni algılıyor mu? Hem de nasıl. Çünkü bu 67
RA M THA
dünyayı terk ettiğin zaman, bedenli hal inden daha çok a l gı l a m a g uc u n e s ah i p o l ur s u n . M addeyle srn ırlanmadığın için , bilincine erdiğin tüm katlara ka nalize olabil irsin. Orada daha hafif yoğunlukta, dah a yüksek titreşimdesin. Kendinle aynı paralelde olan ve düşünce formları, ı şık formları olarak görünen öteki tit reşim seviyelerini görme yeteneğine sahipsin.Bu neden le, annen eğer iste.r se, seni algılar -ve sen de bu dünyadan ayrıl dığın zaman, e ğer i stersen burada kalan ları a lgı layacaksı n. Annen mutlu mu? Eğer burada iken mutlu değilsen, gö,,:tüğün zaman mutsuzluğun daha da çoğalır. Çünkü be densiz .o lduğun için, orada saf duygu ve histen ibaret olur sun yalnızca; bu yüzden duyguların daha da şiddetlenir, güçlenir. An cak bu güçlen meyle, mutluluk anlayışını gelişti rmek için ihtiyaç duyduğun seviyeye ulaşmayı daha çabuk başarırsın . Size, tğer görebilseniz çok üzüntü duyacağınız bir katta n söz edeceğim. Bu birçok varlığın yer a1dığı, birinci ve ikinci bilinç katıdır. Orada ne göreceksin iz? Işık form ları h a lin deki dağlar.ı , nehirleri, çimen leri ve gökyüzünü değil ; milyarlarca varlığın ı şık bedenlerinde, . son suz sıralar halinde uz andığını göreceksiniz. Uyku ha linde uzanmış, ölmüş olduklarının illüzyonunu yaşayan bu varlıklar, hayatın mezarın ötesinde var olmadığına i nanmaktadırlar. Düşüncel eri h al a canlı, manyetik ve deği şkenlik gösterebilme yeteneğin e sahip olmasına karşın, gerçekte hala yaşamalarına karşın, enerj i olarak ölmüş olduklarını düşünüyorlar. Unutmayın : Sürekli o larak inandığımız, kendimizi doğru olduğun a i n an dırdığımız ve gerçek olarak bildiğimiz her şey ken disini gerçeğe dön üştürecektir. İşte yaratıcılığımız ve irademiz bu kadar giıçlüdür. Birçok varlık, öldüğünde, bir mesih gelip kendisini uyandırıncaya dek ölü olarak kalacağı öğreti siyle yetiştirildi. İlahi sevgiden uzak kalacakları korkusuyla 68
Yaşam Sonrası Yaşam
b u varlıklar, b u öğretiyi doğru o larak kabul ettiler. Öldükten s onra gittikleri yerde, yeniden dirilecekleri günü bekleyeceklerine inandılar. İ şte bu seviyede, ken dilerinden büyük ve güçlü bir varlık taraından diriltecek leri günü bekleyen sıralar dolusu varlık var. Onları u yandırmaya çalı şsak da -çok azı uyanıp kalkı- çoğu, şeytan ya da benzeri bir varlığın ortaya çıkıp, uyanmaları için on ları k andıracağı öğreti sine inandığı için, u yanmayı reddediyor. Yaşadıklarını idrak edip uykudan uyanmaları bazen binlerce yıl alır. Ne kadar talih siz bir öğr e ti . . . İşte, ıstırap1ı olan tek yer, bu kattır -böyle bir öğretinin doğruluğuna kesinlikle inanmış varlıkların bulunduğu kat. Görebil seydiniz, birçok kardeşinizi de tanırdınız orada. Diğer tüm katlar i se eşsiz bir güzelliktedir. Dinleyici : Ramtha, ölenlerle ilişki kurabilmek ya da onları görebilmek mümkün mü? Ramtha : Anneni mi görmek istiyorsun? Dinleyici : Evet, hem de çok. Ramtha : Pekala. Önce onun da görüşünü alıp, eğer istiyorsa, görüşmeniz için olanak hazırlayacağız. Ancak bu senin hiç umm.adığın bir anda olacak; böylece goru şm enızın yalnızca bir düş ürün ü o l d uğun u düşünmeyeceksin. Şunu bilmeli sin ki, anneni ışık olarak gormenin ne deni, onun senden daha yüce olması değildir. Işık onun özünün titreştiği hız yayılmasıdır; ışığı veren hızdır. Ayrıca bu sende de var. Bir varlığın ı Şığını gördüğün za man, bu daha yüksek titreşimin, daha düşük titreşimli bir katla karşılaşmasındandır. Şu anda aranızda beşi nci kattan konuk varlıklar var. B un l ar, aran ızda bulunan bazı dinleyicilerin yak ı n l a n . Göz ucuy l a , p a r ı l dayan bu ı şı k l arı görebilirsiniz. Göz kürenizle direkt olarak bakınca on ları göremezsiniz; fakat buradalar. Anlıyor musun? 69
RAMTHA Dinleyici : Evet, Ramtha :
hem de çok iyi. Teşekkür ederim. Güzel. Bilmen gereken bir şey daha: Bir şeye asla inanma. Asla! İnanmak, bir şeyi deneyim yo luyla bilip anlamadan , kendini onun doğruluğuna ikna etmektir. Ve inanç çok tehlikelidir. Çünkü bir şeye inan mak, içinde "bildiğin gerçek" olarak yerleşmemiş o şeye hayatını, davranışlarını ve güvenini teslim etmek de mektir -ve bu seni tehlikeye yönlendirilmeye açık kılar. Ve bu zayıflık anın da, kullanılabilir, i stenilen yere yönlendirilebilir, l an etlenebilir, şartlan dırılabilir ve yaşamını yitirebilirsin -hep bu inanç yüzünden. Bilmek istediğin herhangi bir şe;1i bil. Bunu içine dönüp sorarak ve duygularından gelen yanıtı dinleyerek yapabilirsin. D aima s ezgilerine güven. Onlara asla karşı gelme ve kendini içinde doğruluğunu hissetme diğin bir şeye inanmaya zorlama. Bir şey daha: Katillere ve canilere karşı şefkat duy mayı öğren. Çünkü onları, işledikleri cinayetten sonra korkunç bir duygu mücadelesi beklemekte -ve bu genel likle binlerce yıl sürer. Öldürülen, hemen yeniden beden lenir. Ama katil asla unutmaz. ***
DİNLEYİC İ : Bir insan dünyadan göçtüğü zaman, hayatını gözden geçirmek ve gelecek hayatında ne yapa cağına karar vermek için nereye gider? Ramtha : Genel düşünce ve davranışına uygun olan kata gider. Örneğin, sen, sevgili varlık; "sınırl ı içgüdüsel yaşam"ı, ı stırabı, gücü, .h i ssedilen sevgıyı öğrendin. Şimdi beşinci bilinç katını öğreniyorsun. Bu idrak edi len , ifade edilen sevgi katıdır. Eğer şu anda ölmüş ol saydın, "cennet" denen beşinci kata gidecektin. Bu, şu andaki anlayışına uygun o larak gidebileceğin en iyi yer dir. 70 1
Yaşam Sonrası Yaşam
Başka bir deyişle, sevgili varlık, bilm ek ve anla makta çok yol almışsın. Ç ünkü kendi değerini anla maya; bildiğin gerçeğin yüceliğini, kendi cevh erini ve kendi düşüncenin gücünü idrak etmeye başladın. Hayat taki yerini ve güzelliğini görmeye başladın. Başkalarına gösterdiğin hoşgörü ve şefkat çoğalıyor. Hayatın değerine gösterdiğin saygı artıyor. Tüm bu gerçekleri ifade ediyor sun; çünkü, deneyim ve düşünce formlarınla, bunları, va roluşun i deali olarak, kendi katında idrak edilecek gerçekler olarak benimsiyorsun. Davranışların , bilinç anlayı şında nereye ulaştığı nı gösteriyor. Ancak h al a görül ecek, h i s sedilecek, yaşan acak dah a gen i ş an layı şlar, daha sını rsız katlar var. Ama ş u an da, geçirdiğin deneyimleri tümüyle hazmetm eden, tamam lamadan , bir üst anlayışı düşünemez ve onu ideal olarak benimseyemezsin. Olgunluğa adım adım ulaşılır. Örneğin, kendi yüce güze1liğini görmeden, kendine sevgi ve şefkat göstermeden, tüm hayatın güzelliğini gerçek anlamıyla göremez ve başkalarına derin bir sevgi ve şefkat duyam azsın. Kendini sevme anlayışını ka zandığın zaman , senin dışında olan h ayatı da aynı biçimde kucakl amak için gerekli temele sah i p ola caksın. Ve bu anlayışı kazandığında, senin dışında ola rak gördüğün hayatın da sen olduğunu idrak edeceksin. İ şte, bu dünyadan göçtüğün zaman, düşünce sürecine ve ifade ettiğin duygusal tutumuna uygun olan bilinç katına gideceksin. Kendi s eviyenin ü stündeki daha sınırsız bir anlayış katına gidemezsin. Çünkü se rıinkinden daha geniş bir an layı şın var olduğunu henüz algılayamazsı n ; çünkü o anlayı ş henüz senin gerçeğin olmadı . Dinleyici : Yani ister bu, i ster öteki yaşamlarda; hayatımız tümüyle düşüncelerimiz doğrultusunda olacak, öyle mi? Ramtha : Evet, aynen öyle. İşte bunun için size düşünce sürecinizde daha sınırsız olmayı öğretiyorum. 71
R A M THA
Daha sınırsız düşünmeye başladıkça, hayatınız da daha sınırsız olacak -n erede olursanız olun . Burada, düşünce ve duygu aleminizde n e kadar büyük bir cennet ya ratırsanız, gittiğiniz yerde de o büyüklükte bir cennet bu lacaksınız. Ya · da, eğer i sterseniz gelmeyi, yeniden bu raya geldiğinizde de. . . Düşüncelerin de kendilerini ve b a ş k a l a r ı n ı yargı lay a n l ar , suçl u l uk duygu s u n u yaşayanlar, karde şlerine karşı kızgınlık v e n efret d u yanlar, aynı duyguları orada d a duymaya devam edecek ler. Ta ki öğrenene dek ... Ta ki bu duygularla tamamen doluo, daha iyi yolların, daha iyi cennetlerin olduğunu idrak eden dek . .. D i n leyici : Yedi kattan söz etti n . Bu katlan tanımlayabilir misin? Özellikle yedinciyi . . . Ranıtha : Şu anda içi nde olduğunuz dünya, ilk kat, üç boyutlu ' kattır. Bu, varlıkların , tanrı anlayışını madde . formunda öğrendikleri kattır. Burada yaşamak büyük bir uzmanlık i şidir. Çünkü bu dünyaya doğum yoluyla gir m ek ve bedenin sınırlamalarından ve i çgüdülerinden kurtulmak zorundasınız. Bu katta tüm bilinç katları mevcuttur. Çünkü bu kat "ifade edilen Tanrı" ya da uygulama katıdır. Duygusal anlayı şınızı geni şletmek için bilincinizi madde formun da gördüğünüz ve gösterdiğiniz kattır. Ve şunu bilmenizi i sterim ki , Dünya dediğiniz bu yer, uygulama katında varlığın bedenl i olarak deneyimden geçtiği sayısız yer den sadece biridir. İkinci kat; ı stırap , pişman lık ve suçluluk duygusu anlayışlarının deneyi mini geçirmekte olanların yeri dir.Üçüncü kata, güç katı denir. B;ışkalarını yönetmek ve kendilerine esir etmek i steyenlerin katıdır. Elbette bunu, bedensiz oldukları için fiziksel değil, düşünce gücüyle gerçekleştirmeye çalışırlar. Bu, h erkesi kendileri gibi düşünmeye zorlayanların katıdır. Dördüncü kat, sevgi katıdır. Bu kattakiler derin bir biçimde severler ama ne yazık ki bu derinliği ifade edem ezler. Bunlar, büyük sev72
Yaşam Sonrası Yaşam
giyi deneyimledikleri aydınlık bir varoluş katında yaşamalarına karşın, bu s evgiyi ifade etme yeteneğinden yoksundurlar. Beşinci kat, sizlerin "cennet" olarak düşündüğünüz kattır. "Altın ı şık"ın olduğu ilk kat . . . Güne ş ı şığı n a benzeyen altın renkli b i r ı şığın h e r şeyi sardığmı, ancak her şeyin aynı zamanda kendi e şsiz renginin ber rnklığını taşıdığını düşünün. B eşinci katta gece yok, yalnızca altın ı şık var. Ve harika bir müzik işitiliyor. Çünkü her şeyi saran ışık, kendi renginin tonunda hari ka bir ahenkle titreşiyor. Orada hava değil, bu ahenkli de vinimin "yaşam soluğu" var. Bu yüzde n , bu cennet katı n da varlıklar s e s v e müziği soluyup, ı ş ı kta yaşıyorlar. Dünyanızda fiziksel ifade-seks, ıstırap, güç kavram larını anlayıp deneyimleyen , sevgiyi realitede ifade ede bilen varlıklar beşinci kata gelenlerdir. Altıncı ve yedin ci k a tl arı n a n l ay ı ş ı i s e d ünyan ı z d a k o l ayca kazanılabilen bir şey değil ; çünkü bu anlayı şlar uygula manın ötesindedir. An cak dünyada sevenler sevgileri ni sözle, amaç ve davranışlarıyla dışa vurabilen ve hayat larını sevgiyle dolu olarak yaşama arzusu duyanlar- göç ettikleri zaman beşinci kata giderler. Bu cennette milyar larca yıldır yaşayan varlıklar var. Yaşadıkları cenn eti öylesine harika buluyorlar ki, dah a üst katların var olabi leceğin i düşünemiyorlar bile. Beşinci katta sevginizi ifade etme ve gerçekleştirme gücüne sahipsiniz. Ve istediğiniz her şey, istediğiniz anda gerçekleşecektir. Eğer bir bal ıkçı balık tutmak isterse, önünde hemen bir göl bel ire cektir. Bu göl uzun selvilerle, kavaklarla ve sevdiği öteki ağaçlarla çevrili olacaktır. ' Eğer gölün güz görünümünü seviyorsa, kavaklar tarçın renginde olacak ve selviler zümrüt yeşilliklerini koruya caklardır. Ve oltasını h azırlamak için oturduğunda serin bir rüzgar arzu ediyorsa, göl kenarında hafifçe serin bir rüzgar esecektir. Ve varlık, küçük bir solucanı bu h arika -
73
R A M THA
gölün orta sına fırlatı p , i stediği balığı yakal amayı düşündüğü an, evet, onu yakalayacaktır! Ayn ı bu dünyadaki gibi balığı -düşündeki- eve götürüp yiyecektir. Çünkü bu onu mutlu etmektedir. Çünkü yaptığı şeyi sev m ek tedir.
B uradaki varlıklar, buradan daha güzel bir yerin olabileceğini tasayvur edemedikl eri i çi n buraya cennet denir. Ve burası, sevgiyi idrak ve ifade edemeyenler için ulaşılması zor bir kattır. Beşinci katta bir süre kalan varlık, eninde sonunda, her şeyi saran ışığın özünü ve orada olmayı nasıl hak ettiğini merak edecektir. Çoğunluk, cenneti niçin hak ettiğini sormaz, yalnızca kabul eder. Fakat eninde sonun da, "Bu ışık ve müzik nereden geliyor?" diye araştırmaya başlayacaklardır. Ve muhteşem bir yaşam gücü enerjisi nin eşitliğini; ışıkta, kokuda, balıkta, gölde ve kavak ların güzün bürün dükleri tarçın renginde görmeye başlayacaklardır. Bunu anladıkları zaman, hiçbir şeyin ayrı olmadığını, her şeyin birlik akımı içinde olduğunu görmeye başlayacakl ardır.O zaman anlamış ve deneyim yoluyla idrak etmiş oldukları tüm sevgiyi alıp, bu sev giyl e h er ş eyi n , tüm varlıkların b i r olduğunu düşündükleri zaman altıncı kata yükseleceklerdir. Altıncı kat, bu cennet, sözcüklerin ötesindedir. Çünkü sözcükler, sizden ayrı olduğuna inandığınız bitki ile, rüzgar ile ve yanınızda oturan kişi ile tümüyl e bir olup; bu birlik içinde, bir olduklarınızdan yine de ayrı ve eşsiz olabileceğinizi ifade etmeye yetmez. Altıncı kat, ye dinci katın kapısıdır. Çünkü varlık, burada algıladığı ve gerçek olduğunu bildiği her şey haline gelecektir.Böylece, "Tanrı'yı birlik içinde" bir bütünlük olarak gören ve bu birlik atmosferinde yaşayan, gördüğü ve yaşadığı her şey olacaktır. Bu oluşun en üstünü, en yüksek mertebesi ye dinci cennettir. Bu cennete açılan kapı altıncı kat an layışıdır ki bu, ne olduğunu görmektir: saf Tanrı, saf mantık, saf düşünce, saf hayat, saf ışık -bu her şeyin, 74
Yaşam Sonrası Yaşam
tümünün özü ve temelidir. Şimdi, yedinci kat: En parlaktan dah a parlak olanı tasavvur edin. Ve bu parlaklığın gelişen özü öyle bir renk ki, bu rengin artık parlaklığı yok ama parlaklık yayıyor. Bu parlakl ığın özün de, böyle bir h arikalığın parlak ı şıkları var. Ve özün i çi n de olduğu den i z deviniyor, geni şliyor ve yükselerek dönüyor. Ve bu öz, dön erek y ükselirken, özün parlaklığı h arikul ade bir "ışık gösterisi" yapıyor.Ve bu gösteri parlaklık, boyutlarını genişletirken ; öz, genişlemeyi , olmayı sürdürüyor. Bu özden çıkan sensin. Bu sen , özden dı şarı yayılırken, parlaklığın ihti şamını artırıyorsun. İşte sen bu özün düşüncesini tasarlayan ve e şsiz, .sürekli bir biçimde "olan"sın. Ö z ü tasarlayan ve tasarladığı öz o l an sen, tüm h ayatın kendi sinden kaynaklandığı platform sun şimdi. İşte bu özün yaydığı ve en büyük parlaklık olan şey, düşüncedir. Ve si zler, sürekli, eşsiz biçim i olduğunuz düşünceden , tüm hayatın bilincini besleyecek, büyütecek ve genişl eteceksiniz. Anl atı m ı m çok yetersiz ; ç ü n k ü b u katı n tanımlanması, yer, zaman , ölçü ve konuşma sınırl arını aşıyor. Ancak hi ssederek anlaşıl abilir. Am a seni temin ederim sevgili varlık, evrimleşip, an be an, adım adım idrak ederek anlayışını geni şlettikçe ; bakış açın dah a da genişleyecek ve bu geni şl eme duygusu "her şey"i içine alana dek sürecek. İşte o zaman haz olacaksın. Haz duy mak değil, tümüyle haz olmak . . . İşte yedinci kat. İşte Tanrı. Eninde sonunda her şeyin olmak için geleceği yer i şte burası. . . ***
D İNLEYİCİ: İnsanların neden bu dünyaya geri gel diklerini bilmek i stiyorum. Ramtha : Bu dünyadaki varlık sayısı kadar değişik 75
·
RA MTHA
n eden var. Ancak çoğunun geliş nedeni, burada birçok hayat yaşamış olmaları. Burası bildikleri alıştıkları bir yer. Burası onların evi gibi, sanki "kökenleri" burada... Ve burayı terk ettikleri zaman ardlarında sevgiden olduğu gibi, suçluluk duygusu ya da nefretten de kaynak lanan büyük · duygusal bağlılıkları bulunduğu birçok varlık bırakıyorlar. Bu yere ve varlıklara duydukları bağlılık, onları h ayatlar boyu tekrar tekrar buraya çeken duygu bağlarını yaratıyor. Bir de, diğer birçok yere gidip, deneyimlerden geçen ve kazandıkları anlayış ve deneyimleri bu dünyaya geti ren serüvenciler var. Bazı varlıklar da buraya ait dene yimleri tamamladıktan ,sonra asla buraya tekrar gelmez, başka yerlere giderler. D i n leyici : Bir i n sanın öldükten sonra, dav ranışlarına uygun olan yedi kat ya da cennetten birine gittiğini ve orada, buraya tekrar gelip gelmemeye karar verdiğini söylediniz. Ramtha : Evet, doğru. Dinleyici : Bu karar nasıl verilir? Kararı veren kim? Herkes kararını kendisi mi verir? Ram tha : Varlıkların önceki yaşantıları nasıl olursa olsun , yukarıda oturup onlari denetleyen ve belli bir dünyayı, bir yeri seçmeleri için onları yönlendiren kimse yok sevgili varlık. Bu sorun u yanıtlamak için, sizin zamanınıza göre çok uzun yıllar önce dünyanızda yaşamış bir varlıktan söz edeceğim. Bu varlık dünyadan göçtüğü zaman acı, güç ve sevgi deneyimlerinden geçmişti . Yani beşinci katın anlayı şına sahipti. Ve dünyayı terk ettiğinde, dilediğince kalabileceği bir tatil yeri gibi, oraya gitti. Beşinci kat, varlıkların düşünceleriyle h er şeyi gerçekleştirebildikleri kattır. Düşünceleri onların sesle ridir. Ne düşlüyorlarsa, n e arzu ediyorlarsa anında gerçekleşir. Hayattaki her şeyi , her rengi , biçimi ve ill üzyonu deneyimlerl er. Ve i stedikleri sürece, tüm 76
Yaşam Sonrası Yaşam
rüyalarını deneyimlemeye d evam eder�er -başka bir şeylerin' olup olmadığını kendilerine soruncaya dek . . . Başka bir şeyler v a rdır. Önlerinde, göremedikleri iki kat dah a vardır. Çünkü bu anlayışa düşünce süreçlerinde ulaşamamışl ar ve bunu h ayatlarında yaşamamışlardır. Bu katların deneyiminden geçebilmeleri için, Tanrı'yı her şeyde görebilmeleri ve Tanrı'nın olduğu iihi olmaları gerekir. S evgiyi i fade edebildikleri halde, h e n üz Tanrı'yla ve tüm hayatla Oir o lduklarının i drakin da d eğildirler. Bu cen nette kısa bir süre kalan varlık daha yükseğinin olup olmadığını merak etmeye başladı ve yardım i stedi (yardım h er zaman vardır). Anında, göz kama ştıran parlakl ıkta , h arika b i r varlık belirdi önünde. Varlık, bilge varlığa şöyle dedi : "Oh, efendim. Sıkıntıdayı m. Bu cennette h er şeye sahibim. Her zaman yakalamak istediğim ama yakalayamamış olduğum balıklarım var. Her zaman düşlemiş ama sahip ola mamış olduğum bir evim var. Bahçıvana gerek duyur mayan güzelim çiçeklerim var. Çok harika bir yer! Ve giysilerime bakın ; dah a önce asla böyle giysileri m . ol mamıştı. Ama h ala huzursuzum. Burada çok arkadaşım olmasına karşın, sevdiğim kadın benimle değil. Ve beni rahatsız eden yalnızca bu değil. Tanrı nerede? Tüm bu ha rika şeyleri görüyorum. Ve hepsine sahibim. Ama Tanrı n erede?" Bilge varlık ona dedi ki : "Her şey için şükranını gösteren sen , belki dah a başka bir şeylerin olup ol-. madığını öğrenmek i stiyorsun. Seni en güzel biçimde donatan Tanrı'nın nerede olduğunu s or uyorsun." "Evet, işte en büyük sıkıntım bu. Bana bu kadar &"Üzel şeyleri veren Tanrı'ya teşekkür etmek i stiyorum.Her za man O'ndan biraz korkmama karşın, eğer mümkünse, O 'na saygılarımı sunmak i stiyorum ." Bilge varlık ona dedi ki:"Efendi, gel benimle. Seni götürmek i stediğim bir yer var." 77
RAMTHA
Göz açıp kapayıncaya dek kendilerini bir göl buldular; ancak kıyısında yerlerinden kıpır�amamışlardı bile. Bilge varlık dedi ki:"Efendi yanıma otur ve suya bak." Varlık suya bakınca bir . de ne görsün? Dünyada geçirdiği son h ayatı gözlerinin önüne serilmişti b e b e k l i ği , a n n e sı n ı n m e m e sı n ı e m ı ş ı , a l t ı n ı n değiştirilişi... çocukluğu, dizlerinin yara bere oluşu, mis ketlerini yitiri şi . . . delikanlılığı ve bir kızı b aştan çıkarışı. . . evliliği ve sonsuz sevgi si... çocukları, önüne çıkan fırsatlar, çalışmaları, arkadaşları ve maddi ka z a n çları. . . Ş aşırmıştı! Kend i sini ilk k e z böyle görüyordu çünkü. O hayattayken, Tanrı'nın varlığın a manan ıyı bir insandı. Güçlü bir adamdı fakat gücünü başkalarına karşı kullanmamıştı asla. Karısını, çocuklarını içten sevmiş ve bu sevgisini göstermekten, sözlerle ifade etmek ten de geri kalmamıştı . Öğretici, sevgi dolu, ruhe n alçakgönüllü v e s a f b i r k i ş i olarak tanınmıştı o hayatında. Hayatı, suda gözlerinin önün den geçip, gördükleri üzeri n de düşününce, vıırlık, bilge varlığa döndü ve "Başarılıymışım . . . " dedi. Bilge varlık, "Evet, başarmıştın," diye yanıtladı. "Hem de çok iyi başarmıştın -bir şey dışında: Tanrı'nın kim olduğunu hiç araştırmadın ve onu kendinden ve tüm hayattan dai m a ayrı gördün . . . " Ve şöyle sürdürdü sözlerini:"Şimdi e şine bakalım. Eşine duyduğun sevgi nin en büyük ifadesi, ona istediği her şeyi vermekti. Bu bakımdan çok iyiydin . . . bir şey dışında: Ona bunca şey verm en e karşın , onun da seni sevm esine, bu sevgiyi göstermesine. izin verecek kadar kendini sevmedin. Her şeyi veren sen, kendi büyüklüğünü asla anlamadın. "Sıkıntılarım hafifletmek için sana şunu salık ve rebilirim : Geri dön. Şimdiye dek öğrenmiş olduğun her ş ey seninle. Bu kez kendini sevmeyi öğreneceksin. 78
Yaşam Sonrası Yaşam
İçindeki sevgiyi ifade etmeyi v e her şeyin güzelliğinde Tanrı'yı görmeyi öğreneceksin . "Eğer dönmeye karar verirsen, sana tavsiyem, kim olacağına çok dikkatle karar vermendir. Seçeceğin rol san a, kim o lduğunu anlama ve henüz anlamadığın şeyleri de anlama olanağı vermelidir. "Seni bir süre yalnız bırakacağım. Tüm bunları düşün. D üşünmek için kendine istediğin kadar zaman tanı. Eğer dönmeye karar verirsen, bana bildir ki sana yol gösterebileyim ... " Varlık orada biraz bitkin bir halde oturup düşündü. Daha önce olamadığı her şeye sahipti, geri dönerse hunları yitirec�kti. Ama hala huzursuzdu, çünkü kendisine hu cenneti bağışlayan Tanrı'yı bulmak i stiyordu. Sonunda bilge varlığı çağırıp ona şöyle dedi:"Tanrı'yı görmek is tiyorum ama bunu nasıl yapacağımı bilemiyorum . . . " Bilge varlık dedi ki:"Yapman gereken şey, efendi, kendini nasıl ifade etmek i stediğine karar vermendir. Herhangi bir zamanı ve yeri seçebilirsin. Çünkü hangi zamanı ve yeri seçersen seç; isteklerin, ihtiyaçların doğrultusundaki deneyimleri yaratacaktır. Ancak yeni den ailene katılmak gibi özel bir arzun varsa, bunu yap manı öneririm. Çünkü bu n oktaya kadar öğrendiklerinin çoğunu onlarla birlikteyken öğrendin." Varlık bir an düşünüp, "Oh bilge varlık, bir sorum daha var" dedi, "Tanrı'yı gördüğüm zaman, O'nu nasıl tanıyacağım?" Bilge varlık yanıtladı :"Kendini bildiğin zaman, Tanrı'yı da bileceksin . . . " Bu sözler varlığın yüreğini aydınlattı. İlk kez Tanrı ile olan bağını ve O'nun belki de kendisi olabileceğini se zinledi. Ve bilge varlığa dedi ki :"Geri dönmeyi ve Tanrı'yı görmeyi arzu ediyorum. Ve yeniden ailemle bir likte olmak i stiyorum." Bilge varlık ona, "Gö le bak" dedi o zaman, "Ne görüyorsun?" Varlık göl e bakınca gördü ki, ardında çocuk olarak bırakmış olduğu oğlu, şimde genç bir adam. 79
RAM THA
Hoş bir dilberle birlikte ve ona kur yapmakta. Birbirle rine aşık olmuşlar ve cinsel yaşamları başlamı ş bile . . . B ilge varlık şöyle dedi :"İşte geri dönmen için iyi bir fırsat, iyi bir yol efendi -oğlunun çocuğu olabilirsin . . . " "Oğlumun mu? Oğlumun oğlu mu olacağım? Ben, babası, oğlumun oğlu olacağım ve o benim babam olacak, öyle mi?" "Elbetle! Daha önceki bi.r yaşamında da yine onun oğlu olmuştun . Böylece, görüyorsun ki, aynı şeyi yineli yoruz yalnızca." Varlık bu sözler üzerine bir süre düşündükten sonra dedi ki :"Fakat ben e şimi s eviyorum . Öyleyken nasıl onun torunu olabilirim?" "Daha küçük bir çocukken babannene karşı büyük bir hayranlık �uymaya başlayacaksın. Erkeklik çağına geldiğinde, yüreğindeki sevgiyi dile getirmen ve gereke ni öğrehmen için o görevini bitirmiş ve dünyadan göçmüş olacak. Ve daha sonra, Tanrı'yı ken di güzelliğinde görebilmen için yeni olanaklar ortaya çıkacak." Varlık söylenenleri düşündü ve dedi ki:"Bana bu ka dar yardımcı olan sevgili varlık; her şey hazır olduğunda, oğlumun çocuğu olmayı arzu ediyorum." B ilge varlık, "Tohum çok yakında geliyor" dedi, "Onu gördüğün zaman, kendini oğlunun ı şığının bir parçası haline getir. " "Bunu nasıl yapacağım?" Çevresine baktığında, varlığın gitm i ş olduğunu gördü şaşkınlıkla. Sonra ken dini oğluna bakıyor buldu; artık o ğlunun ı şığının bir parçası olmuştu. Oğlu onun varlığından haberdar olmasa da artık sık sık, "Keşke babam şimdi beni görebilseydi" diye onu düşünmekteydi . Ama babası onu görmekteydi kuşkusuz ! Çocuğun ana rahmine düşme zamanı geldi. Varlık, ç o cuğun ş e k i l,l e n m e s i n e y a r d ı m c ı o l a c ak t.ı düşüncelerine ve hayatının nasıl olmasını i stiyorsa ona göre . . . Bedene girmek için i sterse döllenme anını seçerdi, 80
Yaşam So n rası
Y11,ı·aı11
i sterse çocuk bir yaşına gelene dek bekleyebilirdi de. Varlık aşina olduğu şeyleri bulmaktan dolayı çok h eyecanlıydı. Hemen çocuk olmayı, çocukla bir olmayı seçti. Göz açıp kapayıncaya dek olan olmuştu. Kim olduğunu unutmuştu artık. İlk bildiği şey, boğazındaki öksürük, birinin gözlerini · sili şi ve kendisinin ufacık şeyler içinde sarılı oluşuydu . . . Bu anlattığım, gerçek b i r hikayedir. Yüksek bilge varlık, bu efendinin hayatını seçmedi ; yalnızca onu si hirli bir göle götürerek görm esine yardım etti. Varlık, kendisi, ruh unun tüm çıplaklığıyla h ayatın ı gözden geçirerek hangi deneyimlere gereksinim duyduğunu be l i rl e d i . O h ayatta, henüz bir bebekken dahi, bu varlık sev meyi biliyordu. Öğrenmesi gereken şey, Tanrı'yı kendi sinde görmek ve O olmaktı. Ve oldu. B u varlığı n i sm i " Buda" idi . . . Daima siz seçtiniz. Daima seçme iradesine sahipsi niz. Kimse sizin için seçmez. Eğer cennette yaşayan bu varlık, dah a fazla olmak arzusu duymasaydı ve Tanrı'yı bu dünya güzelliğiyle görmek i stemeseydi, hala beşinci katta olacaktı . . . ve dünyanız onun büyük bilgeliğinden ve ı şığından yoksun kalacaktı . . . ***
81
B Ö L ÜM
7
Ölüm ya da Yükseliş Ölüm burada gerekli bir kural değil. Bedenini bir likte götürmek çok daha kolay. O zaman buraya dönebilmek için doğmak zorunda kalmaz, istediği niz zaman gelip gidebilirsiniz.
D İNLEYİCİ: Bir bebeğim olacağını yeni öğrendim ve bil mek istiyorum: Niçin bu bebek bana gelmeyi seçti? Ve e beveyinlerimizi nasıl seçeriz? Ramtha : Herhangi bir kimse, ifade etme aracına sa hip olabilmek için ebeveynini nasıl seçer? Birçok neden ve birçok yanıt var. Ancak bu dünyadan göç eden ve yine bu kata dönmek isteyen h erkes , ç ocuk d oğuracak varlıkları bekliyor. Ç oğunluk, tanıdıkların ı ana-baba olarak seçer başka h ayatlarda çocukları ya da an a-babaları olan varlıkları . Tanı madıklarını da ana-baba ol arak seçen varlıklar vardır. Ç ünkü bu varlıklar, geri gel en varlıkların kendilerini bu dünyada ifade edebilmeleri için bir taşıt oluşturmaktadırlar. Bazıları ise kendilerine uygun bir araç, bir beden bulabilmek için bazen yüzlerce yıl beklemek zorunda kalabilirler. Hiç kimse, hiç kimsenin gerçek anlamda anne ya da babası değildir. Herkes, Tanrı denen h ayatın Ana-baba Prensibi'nin oğul ları ve kızlarıdır. Burada h erke s diğerinin kardeşidir. Çocuklarınız v e ana-babalarınız gerçekte sizin kardeşlerinizdir. Ve Sonsuz Zeka'nın eşit parçalarıdırlar. Buraya gelmeden önce her varlık, şahane bir güzel, zengin bir insan, ya da yoksul bir varlık o lmak için geri _
83
R A M THA
gelmediği n i biliyor. Buraya geliyor çünkü, burada yaşayarak -varlığında doyuma ulaştırm ak istediği duy gusal anlayışı kazan mak için- bu kattaki duygusal öğrenimi sürdürmek istiyor. İ şte bu, hayat deneyimlerini zin gerçek hazinesidir; i ster burada, ister diğer katlarda ve boyutlarda olsun, sizde sonsuza dek kalan tek şeydir. Seni seçen varlık, sevgili kadı n , senin deden in ba b asıydı . .. Bir asır önce başlatılmış olan soy yoluyla geri geliyor. Senin çocuk doğurma arzun onun dönüşünü s ağlayacak bir araç o l u şturuyor. Varl ı k , s ı z ı n oluşturacağınız meyvayı "beklemekte". Buradaki seyir dlerin bir çoğunun ı şık alanların ı ç evreleyen birçok v a r l ı k var. O n l ar da d ö l l en m e i ç i n b e k l ey e n " sıradakiler. . . Dinleyici : Ramtha, bir sorum daha var: Buraya dai ma doğum yoluyl a mı geri geliriz? Ra m t ha : Sorunu yan ı tlay abil mek için sevgili varlık, öncelikle bu katın üç boyutlu olarak algılanan bir kat ol duğunu anlaman ı i sterim. Burası, düşüncenin, madde denen üç boyutlu form olarak görüldüğü kattır. Bu kat madde yoğunluğun dadır. Çünkü d üşün ce, ışık deni l en bir titreşim frekan sına genişlemiştir ve yine titreşim frekan sını yavaşl atarak el ektruma dönüşmüştür. Elek tru m d a n m a d d e s e l yoğu n l u k , ve bu m a d d e s e l yoğunluktan da b u katın maddesi oluşmuştur. B u katın maddesi, titreşim freka n sı yavaşlatılarak en yoğun şeklini almı ş ışıktır, sonuçta. Burada her şeyin aynı yoğunluğa sah i p olabilmesi için, her şeyin ayn ı frekansta titreşmesi gerekir. Bedeni n iz, oturduğunuz sandalye i l e ayn ı frekan sta tit reşmektedir. Bu k at size göre var; çünkü bedeninizin du yuları, ışığın en yavaş frekan sı olan maddeyi algılaması için düzenlenmi ştir. Çünkü sen, özün de, m adde yoğunluğundan daha yüksek titreşim frekansına sahi p olan ı şık enerjisisin. Eğer maddesel bedene sahip olmasaydın , bu dünyanın "
84
,
Ölüm ya da Yükseliş
maddesinin içinden geçip giderdin. Bu n edenle bedenin, yoğunluğuyla ve duyu organlarıyla dünya m addesini algılamanı , deneyimlemeni ve alışverişini sağlıyor. Bu yüzden, bu frekansın bir parçası olmayı arzu ediyorsan, bu frekansa uygun bir bedende yaşamak zo rundasın. Bedene sahip olmanın bir yolu, rahim yolu ile doğmaktır. Bu dünyayı deneyimlemek amacıyla gerekli bedene sahip olabilmek için diğer bir yol. Doğum yoluyla doğmak, kendi bütünlüğünü korumak ve beyin denilen organın tümünü aktif hale getirmektir. Beyin kapasitesi ni tümüyle kullanışa açtığınız zaman , i stediğiniz anda bedeninizin titreşim frekansım yükselterek onu m adde nin frekans seviyesinin dışına çıkarıp, ı şık titreşim fre kansına dönüştürebilirsiniz. İşte buna "Yükseliş" denir. Yükseli ş, varlığınızın tümünü alarak, bilincinizin kabullendiği h erhangi bir boyuta götürmektir. Ölüm de oraya gitm e n i n bir y o l u dur ; ama bu, b e d e n i n yaşlanmasına, çürüyüp yok o lmasına izin vermek de mektir. Ölüme bedensiz olarak gidersiniz. Yükseliş, be deninizi de beraberinizde götürmektir. Bu dünyada yüksel enl er, ölüm denen sonu yenenler dir. Düşünce gücüyle bedenin moleküler yapısının tit reşim frekansını yükseltmeyi öğrenmişlerdir; böylece be denleri ni ı şık varlığı h alinde beraberlerinde götürüp, ölüm olayını son suza dek ortadan kaldırmışlardır. Din leyici : Yükseli ş'in, bu kata geri gelm emizi n asıl sağladığını pek an layamadım . . . Ramtha : Gördüğün gibi, sevgili varlık, bedeni ni birlikte götürdüğünde, beden , seçtiğin herhangi bir fre kans seviyesine yükseltilip alçaltılabilir. Böylece eğer bu frekansa geri gelmeyi seçersen, başka bir ülkede, başka bir aileyle, başka bir hayatta var olabilmek için başka bir be-den aramak zorunda kalmazsın. Sosyal bilinç prog ramlamasından elde ettiğin bi lgiyi yeniden kazanmak ve özünü ifade edebilmek için verdiğin mücadeleden tek rar geçmek için bu sın ırlı düşünce katı n da tekrar 85
RA MTHA
doğmak zorun da kalmaz sı n . Bedenin, geldiği kaynağa, yani saf ı şık formuna dönüştürülebileceğini yeni baştan öğrenmek zorunda olmazsı n . H er şeyin yalnızca bir illüzyon ve oyun olduğunu da yeniden öğrenmek zorunda kalmazsın . Yükselmeyi başardığında, bedenini sonsuza dek ko ruyabilir ve o bedenle istediğin zaman gelip gidebilirsin. Yeniden bu katın bir parçası olmayı arzu ettiğin an yapa cağın tek şey, bedensel titreşimini bu katın frekansına düşürmek -ve buradasın ! Burada herkesin yükselme yeteneği var. Çünkü be den illüzyonunun ardında gizlenen bu yetenek tüm evren lerin yaratıcı sıdır ve siz kendi seçiminizle, sınırsız düşün ceyle bunu y a p ab i l i rs i n i z . D ü ş ü n c e l e ri n i z i yargı lamamayı öğrendiğiniz v e tüm düşün ceyi almak için kendinize izin verdiğiniz zaman, düşündüğünüz her ideal olmak için gerekli yetenek ve güce sahip olursunuz. Düşüncenizi bedende yoğunlaştırarak, bedene daha hızlı ti treşme emrın ı verebi l i r s i n i z . O zaman b e de n , düşüncenin bir arada tuttuğu ideale kendisini yükseltir. Bedenin tümü daha büyük bir hızla titreşmeye başl ayacak, bu sırada bedenin ı sı sı yük selecek ve beden parlak laşacaktır. Titreşim hızlan dıkça, beden maddesi önce saf ı şığa, sonra saf düşünceye dön üşecektir. Ve görünen, artık görünmez olac.aktır. Dinleyici : Yükseli ş, başarılması çok zor bir şey gibi gorunuyor. Çünkü i n sanl arın yük s e l dikl erini pek i şitmiy o ruz . . . Ranıtha : Tam tersine sevgili varlık, yükseli ş'in başarılması çok kolay. Gerçekte, ölm ekten daha basit. E sas zor olan, d üşüncelerinizi yargılamayı aşmaktır. Başarılması daha da güç olan, zaman illüzyonunu aşmak için gerekli sabrın gösterilmesidir. Bunu yapabildiğiniz zaman, yükseliş, yalnızca bir düşünce uzaklığın dadır. O zaman beden i n iz dai m a beraberi nizde olduğu için , seçtiğiniz her an, her kata seyahat edebilirsiniz. 86
Ö lüm ya da Yükseliş Dinleyici : Ve ölüm deneyiminden asla geçmeyiz? Ramtha : Asla. Ölümün ötesinde olduğun zaman,
onu nasıl deneyimleyebilirsin ki? Biliyor musunuz, ölüm büyük bir illüzyondur. Ölüm bu katta kabul edilen bir realitedir. Herkes ölmek zorunda olduğunu sandığından bu bir realite haline geldi. Sevgili varlık, tek realite h ayattı r; onun dışında her şey i l l üzy o ndur. İ l l üzyo n l ar i se realite h aline gelen düşüncelerdir ... oyunlardır. Ölüm bu alemde gerekli olan bir kural değildir. Be deninizi beraberinizde götürmek çok dah a kolay. O za m an tekrar rahi m yolun d a n geçip, n e yazık ki belleğinizde olanı kabul etmeyen bir bilinç seviyesinde doğmak zorunda kalmazsınız. Dinleyici : Yani ölmek zorunda değiliz? Ramtha : Kimse ölmek zorunda değil . Eğer öleceğine inanıyorsan, öleceksin. Ama beden asla ölmek zorunda değil. Bedeni yaratan tanrılar, onu yalnızca za manın kı sa bir anı kadar dayanması içi n yaratmadılar. Bedeni organlarıyla değil, h ormonlarıyla yaşaması için yarattılar; ve guddelerden salgılanan hormonlarla beden, hiç yaşlanmadan yüz binlerce yı l yaşayabilecek şekilde oluşturuldu. Bedenin hücresel yapısı böyle programlandı . Tarihinizde, kısa bir zaman ön cesine dek varlıklar bin lerce yıl yaşıyorlardı. Ö l üm yalnızca beden in s onu, öz-ki şiliğin değil. Ama bu öz-kişiliğin tutumu, bedenin yaşam gücünü azal tarak ölüme yol açıyor. Bedeniniz kendi sine söyleneni yapar. Kalbinizin yanında oturan ruhunuz, duygusal yapısıyla tüm bedeni yönetir. Bedenin yaşamını sürdürebilmesi i çin h ormon ları salgılayıp dağıtan ruhtur. Ruhunuz bu i şi kendi ken dine yapmaz. Hayata karşı · tutumunuzun ve düşünce sürecinizin doğrultusunda yapar. Buradaki tutumunuz n edeniyle, hormonlar bluğ çağın dan sonra durur. Artık salgılanmadıkları için, bedende ölüm hormonu aktif hale 87
R A M THA
gelir ve tüm vücut aksamaya, yaşlanmaya ve ölmeye başlar. Beden de ölüm hormon u aktif hale gelir, çünkü suçluluk i çinde, kendi yargılamalarınızla ve ölüm kor kusuyla yaşıyorsunuz. Ve güzellik ölçünüz kişiliğe değil, ne kadar genç göründüğünüze bağlıdır sizin. Hayat sigor tası satın alarak ölümü bekl ersiniz. Maddi varlığınızı k o rumak i ç i n h a stalık s i gorta s ı satın a l ı r s ı n ı z . Yaşlanmayı ve bedenin izin ölümünü hızlandırmak için gerek en her şeyi yapıyorsunuz -çünkü onu kesinlikle bekliyorsunuz! B e d e n y a l n ı z c a bir h i z m e tk a r d ı r ; k o l e ktif düşüncenin bir enstrümanıdır. O harika bir yaratık ve en arınmış en strümandır. Fakat o kendi aklı olan bir şey o larak değil, sadece bir hizmetkar olarak yaratıldı. Ve siz ı z ı n v e rd i ği n iz sürece y a ş ayacaktır. "Ya ş l ı lık" düşüncesini kabullenip, bedenin çökmesini ve ö.l mesini beklerseniz ya da kendinize sevgi, mutluluk ve hazzı çok görürseniz bedeniniz yavaş yavaş ölecektir. Biliyor musun sevgili varl ık, eğer isterseniz, za manı şu anda tümüyle durdurabilir ve şimdinin sonsuz luğunda yaşayabilirsiniz. Zaman bir illüzyon değil mi? O n u kim görmüş? Burada büyük bir ikiyüzlülük görülüyor; çünkü hem görmediğiniz şeye inanmayı r'e d dediyor, hem de tümüyle zamanın esiri oluyorsunuz. Bedeni yaşınızı gen çliğe döndürme ve sürekli yaşama gücü sizin içinizde. Nasıl mı? Yalnı zca hayata karşı tutumunuzla. Eğer bedeninizin yaşlanmasını ve ö l m e si n i i stemiyorsan ı z , tutu m un u z u deği şti rin . Tavrınız, bedeni n son suza dek yaşayacağm ı söyl esi n ; yaşayacaktır. H ayatm ızdan s o n u tanıyan h e r şeyi ç ı k a r ı p atı n ; a s l a s o n a e r m e y e c ektir. S ö z c ük d a ğ a rc ı ğ ı n ı z d a n "y a ş l ı " s ö z c ug u n ü çıkarıp , "son suzluk"u koyun onun yeri ne. Doğum günl erinizi kutlamayı bırak ı n ; çünkü bu, yaşlanma sürecinizi h ızlan dırmaktan başka i şe yaramaz. Eğer doğumunuzu anımsamak size zevk veriyorsa, yılları geriye çevirerek 88
Ölüm ya da Yükseliş
kutlayın bu günleri. Ölümü beklemediğiniz zaman, onu asla tanımayacaksınız. Daima an'da yaşayı n . Şimdiki an'dan sonraki ge leceği tanımayı n. Eğer izin verirseniz, şimdiniz sonsuz olacaktır. Ne kadar uzun yaşayacağınızı da düşünmeyin, çünkü daima yaşayacaksınız. Beden inizin son suzluğunu düşünün ve öyle olacaktır. Bu, bu kadar basittir. Kendini sev kardeşim. Bedenini kutsal gör, ona saygı göster. Varlığının efendisi olan ruhunla konuş ve ona gençlik enzimleri salgılaması için emir ver ; yapa caktır. Bedeninin son suza dek yaşayabileceğini bil. Son suza dek nasıl mı yaşar? Yalnızca ona söyleyerek! Ölümsüzlük an cak ölüm lülüğün nedenlerini anla m akla başarılır. Eğer in sanlık geçmiş ya da gelecekte değil de, şimdinin sürekliliği içinde yaşasaydı ve yaşam tavrı, ölüm tavrından daha önem kazansaydı, ölüm denen bu komik şey ortadan kalkabilirdi . Gelecek yıllarda orta dan kalkacak ; çünkü artık zaman olmayacak ve bu an layış dünyanızda yaşayan h erkes için geçerli bir realite o l acak. O zaman ölüm an.l amsız bir olgu o l arak karşı !anacak . Dinleyici : Yükseliş hakkında bir sorum daha var. İ sa'nın yaptığı da bu muydu? Ramtha : Evet, İsa'nın yaptığı buydu. Benim yaptığım buydu. Buda'nın yaptığı buydu. Ve daha bilme diğiniz binlercesi var. Bu h ayatta çoğumuz yük s e l i ş i D i n ley ici başarabilecek miyiz? Ramtha : Çok azınız bu hayatta yükselecek; çünkü çok azınız burada öğretilenlerin değerini anlıyor ve uygu l uyor. Ç oğun uz öleceksi niz, çünkü yaşl anmayı ve yıpranmayı kabul ediyorsunuz; çünkü çoğu kimse ken dilerini taşıyan bu h arika makin ayı , güzel göründüğü sürece önem siyor. Bu yüzden yaşlanacaklar, bedenleri es kiyecek ve ölecek. O zaman Öz ve ruh bedene bağlılıktan kurtulacak. Ancak bu madde yoğunluğuna tekrar geri 89
RAMTHA
gelebilmek ıçın, kendi lerini ifade edebilecekleri bir araç bulmak zorundalar... işte, tekrardoğuş. Buradakilerin çoğu ölecek. Fakat bu onların sonu de mek değil. Yal nızca bir beden maskesini atı p , bir başk a s ı n ı alm ak demek . . . Ancak buraya dönmeyi seçerlerse, yükseliş'i kabul eden bir bilince dön ecekler; çünkü kısa bir zaman içinde bu, anlaşılan ve kabul edilen bir realite olacaktır. Dinleyici : Bebeğime yardım etmek için bedensel o larak yapabileceğim bir şey var mı? Ramtha : Bedeninle ilgili olarak yapacağın tek şey, sevgili varlık, n asıl göründüğüne aldırm a ! Bedeninin her zaman güzel olduğunu bil ; böylece bebek de aynı şeyi hissedecektir. Ne kadar şişmanlamış olursan ol, o mutlu bir ruh olacaktır. Anlıyor musun? Dinleyici : Evet . . Teşekkür ederim. Ramtha : Ve sevgili varlık, çocuğunu yetiştirirken, asla ona, büyüdüğü zaman hayatın daha güzel olacağını söyleme. Bu bir varlığı çok sınırlandırmaktı r. Hayatın her anının önemli olduğu anlayışını vurgul a. Çocuğun yavaşça büyümesine ve i stediği kadar çocuk kalmasına izin ver. O zaman sevgili kardeşlerinden biri için harika bir yol gösterici olacak ve onun bu dünyadaki hazzını pay laşabileceksin. ***
90
BÖLÜM
8
Yaratılış Ve Evrim Siz Tanrı 'nın direkt olarak yarattığı tek varlıksınız Onun dışında her şeyi ,düşünme ve hissetme yoluyla siz yarattınız.
G ökyüzüne y ı l d ı zl arı k i m yerleştirdi? Ç i çeklerin güze1liğini ve ağaçların ihtişamını kim tasarladı? İ n san denen h arika gizi kim yarattı? Hayatın bütünü olan Tanrı değil. Her şeyi seven Tanrı'nın h arika çocukları ol an siz tanrılar yarattınız her şeyi. Her şeyi ! Tanrı, h er şeyin on dan kaynaklandığı düşünce kütlesi, Öz' dür. Ama düşünme ve h issetme gücüne sahip ve özgür iradenin yüce özü olan sizler, hayatın tek yaratıcısısınız. Tan rı, düşüncelerin tümü ve her şeyin k aynağıdır. Ancak sizler, "Tanrı-düşünce"den alıp, tüm şekilleri ya rattı nız. Yaratıcı gücünüz ve tan rı sal niteleklerinizle, düşünceyi alıp tutabilme ve tasarlama yeteneğine sahipsi niz ve her şeyi bu zeka ile yarattınız. Bir şeyi düşleyin. Sizin için heyecan verici olan bir şeyi düşleyin. Şimdi: Bu düşle ilgili tüm duyguları h isse din. İşte, evren böyl e yaratıldı. İşte insan böyle yaratıldı. İşte her şey böyle yaratıldı. Sevgili efendiler, sizler gerçekten de tüm hayatın ya ratıcıları sınız. Göklerinizde gördüğünüz h arikulade yıldızları siz yaptınız. Renk, desen, yapı ve koku realite leri n i siz yarattınız. Her şey olan muhteşem bir Tanrı'mn, gerçekten de muhteşem yaratıklarısınız. Siz evrenin yaratıkları deği l , o n un y aratl c 1 l arı s1n ı z . Tanrı 'n ın yüce zekası ile kendi kreasyonunuz olan in san ı y arattı n ı z ve tüm h ayat sizin varlığı n ı z , 91
RA M THA
düşünceleriniz ve duygularınızla ayakta duruyor. Tanrı'nın en yüce yaratığı olan sizler, aynı zaman da her şeyi yaratma gücü ve zekası n ı da içinizde barındırıyorsunuz. Ama henüz bunu idrak edemiyorsu nuz. Siz yalnızca et ve kemik değil, içinizdeki yaratıcı ye tenekleri madde boyutunda da ifa de edebilen yüce varl ıklarsınız. Yaratıcı düşünce süreciniz, yüksek zekanız ve ruhu nuzdaki derin duygu -size ait görünmeyen her şey- olma saydı, siz bir hiç olacaktınız. Ve yaratıcı yetenekleriniz olmasaydı hayat bir hiç olacaktı. Çünkü siz olmadan, düşünce kendini h ayata geçiremez ya da sonsuzluğun yaşanmamışhğını yaşan abilir kılamazdı. Yaratıcı değeriniz olmasaydı, hiçbir şeyin varolma nedeni olmayacaktı . Eğer onu değerlendirecek kimse ol masaydı, hayatın ve bir çiçeğin güzelliğinin anlamı olur muydu? Sizsiz hiçbir anlamı olmazdı. Siz olmasaydın ız, dünyanız yaratıcılık spermleri içinde yuvarl anan şekilsiz bir planet olacaktı. Siz olma s aydınız, mevsim ler olmayacak, çiçekler açmayacak, gün eş doğm ayacak ve rüzgarlar esmeyecekti . Ken di am açları n ı z a göre bu a l e m i yarattı n ı z v e ya rattıklarınızla içinizdeki Tanrı'yı daha da yücelttiniz. Yaşadığı n ı z bu h arika dünyayı kim yarattı? Yalnızca siz. Siz Sonsuz Zeka'nın yaratıklarısınız. Ve bu güce e v r i m le ş e re k sahip olmadınız -çünkü siz zaten "güç"tünüz ! Şimdi, size sınırsız olmayı öğretmek için buradayım ama önce size ken di değerinizi öğretmem gerek. İlahi olduğunuzu, son suz zeka ve güce sahip olduğunuzu bilme niz ı ç ı n , önce geç m i şinizi anlam an ı z gerek. İ şe, başlangıcınızdaki bu sonsuz gücün bir ışığı durumundan, in san durumuna nasıl evrimle ştiğinizi açıklamakla başlayacağı m . Kutsal kitabınızda, "Başlangıçta Kelam vardı v e her 92
Yaratılış ve Evrim
şey Kelam'la oldu" der. İlgisi yok! Kelam, düşünce olma dan bir hiçtir; çünkü düşünce, her şeyin temeli ve ya ratıcısıdır. Başlangı çta ( si zi n başl angı ç dediğinizde), yalnızca düşüncenin sonsuzluğu vardı . Şimdi, bu düşüncenin son suzluğunu Tanrı ol arak adlandıracağım. Sizin Tanrı dediğiniz, ya da daha sınırsız bir anlayı şla düşünce -tüm hayatın ana nedeni ve kaynağıdır. Olan, olmuş ve olacak h er şey, sonsuz Tanrı Zeka'sı olan düşünceden çıkmıştır. Böylece, başlangı çta düşüncenin son suz boşluğu vardı. Ve Tanrı, eğer içine dönüp kendisini tasarlamaya başlamasaydı , hep, "şekli olmayan düşünce" olarak ka lacaktı. Düşünce-Tanrı kendini tasarlamaya başlayınca, kendi kendisini yeni bir biçime genişletti. Bir düşünce ta sarlandığında, saf mantık düşünceyi genişletir : düşünce çoğalır, daha b üyük olur. Böylece, kendisini daha önce genişletmemiş olan Tanrı , kendini daha büyüklüğe ta sarladı. Tanrı'ya, kendisini dah a büyük bir varoluş içinde an lama arzusu veren n eydi? Sevgi ! Tasarl an m ı ş düşüncenin gerçek özü ve amacı sevgi '
RA M THA
düşüncedir -düşünceleri niz gibi o da asla durdurulama yan bir sürekliliktir. D üşünce ya da h ayatın, sonsuzluğa dek sürekli geni şleyebilmesi için bir nedene gerek sinimi vardır.Bu neden sizsiniz. Her biriniz Tanrı Zeka'sının bir parçası olduğunuzdan, hayat sizin aracılığınızla ken disini sonsuz a dek gen i şletmeyi sürdürecek. Zamanda ölçü olmadığına göre, sonsuzluk bu andadır; sonsuzluğun devamı da bu andadır. Gelişebilmek için, Tanrı her birinize her zaman var olacak olan tek şeyi verdi : Tanrı'nın bütünü olan düşüncenin tümünü ... Tanrı tarafından, Tanrı için, sizi siz yapan her şey verildi: İlahi bir zeka ve yüce yaratıcı bir irade .Bu zeka ve i rade özgürl üğüyle size, Tanrı d üşün ce den alıp kendinizi, kendi düşünce-tasarlama sürecinize göre genişletme gücü verildi. Tanrı , İ l a h i Zek a , sizin vasıtanızla kendi sini sürekli genişletiyor ve oluyor. Siz kendi genişlemenizde ne oluyorsanız, O da oluyor. Ve O ne oluyorsa, siz de o oluyorsunuz. Tasarlama yeteneğinizle, Tanrı'nın olduğu olabilirsiniz: Sürekli, genişleyen, olağanüstü harika bir alem. . . B aşlangıcınızda d üşünce kendisini tasarladığı za man, kendisini ı şığa genişletti. Önce ı şık yaratıldı; çünkü düşünce tasarlamp geni şlediği zam an frekansı düşer ve ı şığa dönüşür. Yan i ı şı k , tasarl a n m ı ş , gen i şl emiş düşüncenin frekansı azalmış biçimi ve ilk basamağıdır. Sizin ana kökeniniz ı şı ğı n d oğumuyla başlar. Çünkü tasarlanmış düşünceden doğan her ı şık huzmesi bir birey, bir tanrı, bir evlat oldu. B öylece, yaratılı şın başlangıcında h epiniz ı şı k varlıklar oldunuz. Herkes aynı anda yaratıldı. Var olmuş ve olacak tüm varlıklar, Tan rı'n m kendisini tasarladığı anda, düşüncenin ı şı ğa dön ü şm esiyle yaratı l d ı . Düşünce boşluğundan yayılan ı şık, Sonsuz Zeka'n ı n bir p arçası 94
Yaratılış ve Evrim
oldu. Tüm bu düşünce akımın a "düşünce n ehri" diyelim. Sizin h er birinizin oluştuğu ışık, Tanrı'nın ışık ola rak genişlemiş halidir. Sizin orijinal ve kalıcı bedeniniz olan bu i l ah i ı şık, varlığı n ızın ö z ü d ü r - ya da varlığınızın Tanrı ' sıdır. Çünkü özünüz Tanrı'dır; tekil haldeki Tan rı Zekası'dır. Bugüne dek, h ala, Tanrı'nın kendisini tasarlayıp ışığa gen işlettiği a n doğan asli özünüze, asli Tanrısallığınıza, asli ışık bedeninize sahip siniz. Başlangıcınızda, düşünce -ya da Tanrı- varlığınızın özünden geçerken, duygu yaratıldı. Ama bu duygu henüz kanalize olmamıştı. Yaratıcı gücün üzl e , Tan rı' dan yayılan sevgi ırmağını akıp giderken tutabilmek için ru h unuzu yarattınız. Ruh , düşünce ı rm ağından bir düşünceyi yakalayıp, duygu şeklinde tutabilmek i çin ya ratıldı. Biz buna bellek diyoruz. Öz'ünüzde yer alan ruhunuz, sizin yaratıcı ol m anızı sağladı. Yaratabilmek i çi n , bir düşün cenin imajını net ve sürekli biçimde belleğinizde tutabilme ye teneğiniz olmalıdır. Bunu yaparak düşünceyi, realite yaratıcı d e d iği n iz t a s a r l ay ı p değerlere genişletebilirsiniz. Örneğin, yeni ve değişik bir çiçek yaratabilmek için önce b i r ç i çe ği düşün m e l i s i n i z . Ç i ç e k düşüncesi , varlığınızın ışığının ya da özün ün bir olduğu düşünce ırmağından alınır. Son ra d üşün cenizin imajı, ruhunuz da b i r d uygu o la rak tutulur. Arzuyl a , "çiçek" düşün cesinin imajını tasarlayabilir ve onu i stediğiniz biçim, renk ve büyüklüğe genişletebilirsiniz. Herh angi bir düşünceyi bellekte sürekli tutabil irseniz, istediğiniz şeyi yaratabilirsiniz. Ruhunuz olmasaydı, Tanrı'yı her hangi bir şekle genişletemezdiniz. Ç ünkü düşün ceyi ta sarlayıp onu yaratıcılıkta kullanabilmek için, onu akıp gitmeden tutabilme yeteneğine sahip olamazdınız. Şimdi, sizin ya ra t m a k dediğiniz şey, gerçekte, hayatın her zaman var olan değeridir. Yaratmanın başı 95
RA MTHA
ve sonu yoktur. D üşüncenin cevherinden gelen ya ratıcılar, siz ışık varl ıklar, tanrılarsı nız. Her şey Tanrı 'nın tek direkt olarak yarattığı sizler tarafından yaratıldı. Yarattığınız her şey, Tanrı ' n ı n genişlemiş kendisi olur. Çevrenizde gördüğünüz h er şey maddedir. Her şey Tanrı ol duğuna göre m adde de Tanrı'dır. Her şey düşünceden doğar. Her şey! Her şey düşüncenin duyguyla kucaklaşmasından yaratıldı. Her şey yaratılmadan önce düşünüldü ve ruhta bir ideal olarak yer ald�. Tüm madde alemi böyle yaratıldı. Her madde ı şıkla çevrilidir. Bilim adamlarınız ni h ayet maddenin yapısını anlamaya başlıyorl ar. Işığın frekan sını azaltı p yavaşlattıkl arı zaman maddeye dön üştüğünü fark ettiler. Işık nereden geldi? Düşünce: Tanrı . Düşünceyi tasarlayıp hissettiğiniz zaman , düşünce ışık frekan sına dön üşür. Işığın h areketini yavaşlatıp yoğunlaştırırsanız, elektrumu -sizin elektrik dediğiniz, pozitif-n egatif kutupları olan elektromanyetik alanı- ya ratı r s ı n ı z . D ü ş ün c ey i d ah a da y avaşl a tı r v e yoğun laştırırsanız, elektrum şekilsiz maddeye dönüşür. Şekil siz madde de, frekansı daha da yavaşlayarak mo leküler ve hücresel yapıya dönüşür. Ortaya çıkan şekilli m ad deyi bir arada tutan , o n un kaynaklandığı düşüncedir. İşte her şey, hızı olmayan düşüncenin, h ızı olan ışığa çevrilmesi ve bu ı şığın da frekansı düşürüle düşürüle maddeye dönüşmesiyle yaratıldı. Sevgili varlıklar, her şeyi kendi düşünce sürecinizle yarattınız. Sadece düşünerek ve h issederek düşünceyi ışığa, elektruma, maddeye, biçime dönüştürdünüz. Işığa çevrilmiş düşünce olan siz, varlığınız olan ı şığı tasar ladınız ve sevdiniz ve bunu yaparak ışığı bir basamak dah a yavaşl atıp elektruma çevirdiniz. Sizin düşünce sürecinizle e lektruma d ö n ü ş e n Tanrı'y ı maddeye 96
Yaratı lış Ve Evrim
çevirdi niz. Yan i madde en düşük frekan slı düşüncedir. Ve bu demektir ki, madde de 'fanrı'nın bir boyutudur. İlk i şiniz, düşüncenin maddeye dönüşümünün bili mine vakıf olmaktı. Bu bilim size asla öğretilmedi ; sa dece kavrandı. Çünkü bu bilim içinde olduğunuz hayatın yasasıydı. İşte bu bilimden, bu anlayıştan tüm şekiller ya ratıldı. Maddenin yaratılışının başlangıcı nda, ı şık tanrılar kendilerini m ad deye çevirerek güneşl eri oluşturdular. Son suz sayıda güneş yarattılar! Tüm gün eşler ışığın elektriğe dönüşümü sırasında ortaya çıkan gaz maddenin füzyo n u n d a n yaratı l d ı . H ayatı n m erkezi yaşam kıvıkı ml arı olan güne şlerden , onların ç evrelerinde dönen gezegenler yaratıldı. Ve bu gezegenlerin üzerinde tan rılar b i ç i m l e r yaratt ı l ar -ve b i ç i m verm eyi öğrenmeniz iyonlarca yıl aldı. Bu evreni ve tüm evrenleri kim yarattı? Siz ya rattınız. Siz biçimlediniz. Tasarlanmış düşünceden ya rattığınız her şey deneyiminizi artırdı ve düşüncenin gerçek hazinesi olan duygular ruhunuzda yer aldı . İşte bu duygularla maddi alem yaratıldı. Tanrı tarafı n dan yaratı lan siz yaratı c ı l arın tanrı sal hğı , başl angıçtaki ışık kıvıl c ı m ı n d a yatar. Tann evrenleri yara t nıadt -kendisi evren/erdir . Siz on ları, düşünce sürecinizin işlevi sayesinde her şeyi ruhu nuzda hissederek yarattınız.
Ç oğunuz iyonl arca yıl önce Dünya denen bu geze gene gelen tanrılar arasındaydınız. Ve burada tüm hayatı yaratıp geli ştirdiniz. Sizin zaman ölçünüzle bu gelişim milyonlarca yıl sürdü. Siz ışık varlıklar, sudaki gaz maddenin reaksiyonu ile, ilk canlı organizma olan kil bakteri sini yarattınız. İşte bu kilden de tüm canlı organizmaları oluşturdunuz. Başl angıçta yarattıklarrnız " şeki l siz" şeylerd i . Ya ratıcılığınız çok basitti; çünkü madde real itesini ve nasıl 97
RAMTHA
yaratacağınızı yeni yeni anlamaya başlamıştınız. Bitki leri, hayvanları ve tüm canlı varlıkları yaratmanız iyon larca zaman sürdü. Yara ttı k l a rı n ı z , y ar a t ı c ı duygu n u z u n b i r dışavurumu idi. Yaratıcı hayatın dışavurumcusu olarak, kendilerin i ifade edebilen hareketli hayat formları ya rattınız. Çiçek sizden bir grup tarafindan yaratıldı. Renk, koku ilave edildi; daha sonra değişik desende çiçekler or taya çıktı. Şunu anlamalısınız ki, bunları yaratmak için e m e k h arcamadınız; çünkü ışık varlıklar olarak emek h arca yacak bir beden e sah ip değildiniz. Bu yüzden ne yarat mayı arzu ettiyseniz, o şey oldunuz . Maddeye kişilik, zeka ve şekil verebilmek i çi n yarattığınız her şeyin bir parçası oldunuz. Her yaratılan, sizin zekanızın canlı bir parçası olduğunda, k endinizi yarattığınız o şeyden çektiniz - da i m a d a h a b üy ü k k r e a sy o n l a r ı n peşindeydiniz. Yarattığmız her şeyde, yaratıcının "yaşam soluğu" olmasaydı, bir anlam taşımayacak ya da bu kadar güzel olmayacaktı . Kreasyon larınıza zeka, yani genetik bellek kalıpları verdiniz; ki buna içgüdü diyorsunuz. İ şte bu, kreasyonlarımza, varolm a amacı ve üreme süreci ve genlerin paylaşılmasıyla, yeni türlerin oluşması olanağı verdi. Ve bu yolla ortaya çıkan canlılara içgüdüsel zeka aktarıldı. Bu nedenle bütün canlılarda bulunan tanrısal öz, onların yaratıcısı olan siz tanrıların hayat kıvıkımı, hayat soluğudur. T anrılar yarattıklarını deneyimleyebilmek ve ya ratıcılıkların ı ifade etmeyi sürdürebi lmek i ç i n yarattıkları vasıtasıyla değil, bizzat kendileri olaraktan bir madde taşıtı yaratmaya karar verdiler. Ve bu nedenle insan denen bedeni yarattılar. Düşün ce, yüksek frekanslı olduğu için maddeden geçebilen bir özdür. Tanrılar, ışık şeklinde düşünceler ol98
Yaratılış Ve Evrim
dukları için, örneğin çiçek olabilirlerdi ama o çiçeği kok layamazlardı. Onlar, ağaçl arın arasından esen rüzgar gibiydiler; ağacı hissedip kucaklayamazlardı. Bir taşın içinden geçebilirler ama onu hi ssedemezlerdi -düşünce, taşın maddesinden etkilenmezdi. Çünkü düşünce, düşük frekanslı maddenin özünü hissetme yeten eğine sahip değildi. Tanrılar; çiçeği koklayabi lmek, tutabilmek, taka bilmek ve onun güzelliğini bilebilmek için, çiçekle aynı frekan sta titreşen bir maddi taşıt yaratmak zorun daydılar. Her şey yaratıldıktan sonra insan bedeni ya ratıldı. Böylece tanrılar, _yarattıklarını hissedebilme, de neyimleme ve yaratıcılık yeteneklerini maddede kulla nabilme olanağını elde ettiler. Böylece, tanrıların kendi lerini madde aleminde ifade edebilmeleri için insan de n en "madde kütlesi" yaratılmış oldu. İnsan, tanrıların içinde dolaşabil m e si için ya ratılan kusursuz bir taşıttı. Çünkü ruhu içinde tutabiliyor ve çevresi Öz tarafından sarılıyordu. Böylece bu taşıtla tanrılar çiçeğe dokunabiliyor, kokusunu hissedebiliyor lardı ve edindikleri deneyimler de ruhl arında son suza dek duygu olarak kaydediliyordu. Artık tanrı lar bir ağaca bakıp onun güzelliğine dokun abiliyor, kokusunu içlerine çekebiliyorlardı . Birbirlerini görebiliyor, birbir l e rin e d o k u n u p s a rı l a b i l i y o r ve bi rbi r l e ri y l e konuşabiliyorlardı. Artık tanrılar, insan olarak madde dünyas ında oynamak ıçın yepyeni bir serüvene giri şebilirlerdi -görünmeyen öz olan duyguları için . . . Böylece, kütle yoğun luğu olm ayan ı şık varlıklar olan tanrılar, kendi ideallerine uygun olan bir yoğunluk yarattılar: Beden . Bu beden denen kütleyle kendilerini madde realitesinde ifade edebilirlerdi : Madde denen şekle dönüşmüş düşünce. Böylece, insan denen h ücresel kütlenin zekasında ifade edilen Tanrı, Tanrısal Düşünce oldul ar. Böylece, Tanrı -insan, in san-Tanrı o l dular: İ n s an denen harikada ifade edilen Tanrı ; in s anın, 99
RA M THA
Tanrı'tıın sonsuza dek gen i şlemesini sürdürebilmesi için, içindeki Tanrı'yı ifade etmesi. ..
İ lk i nsanlar, bir grup tanrı tarafından, uzun süren deneyimler sonucu yaratıldılar. Önce erkekler yaratıldı; ancak üreme organları dışarıda değil, içerideydi. Böylece ken dilerini aynen tekrar ederek ürüyorlardı . Bu yüzden, ilk yaratı lan in sanlar birbirin den farksızdılar. , Ve bu günün ölçülerin e göre de pek çirkin yaratıklardı . Ama yaratı cıları olan tanrılar onları çok güzel buluyorlardı. İlk insanlar pek çevik h areket edemiyorlardı ne yazık ki, bu yüzden de sürekli başka hayvanlara yem oluyorlardı. Tan rılar, uzun süren deney, test ve düzeltmelerden sonra tatminkar bir sonuç elde ettiler. Bedenler kusıhsuz hale getirildikten sonra birçok tanrı, h ayatı keşfetmek üzere yeni serüvenlere girişebilmek için büyük bir sevinçle ya rattıkları bedenlere girdiler. Tan rıların içl erinde y a ş a dığı b e d e n l er, ı şı k varlıkl arının gelişimini sürekli kılacak elektriksel güç santral i n i barı n d ı racak ş ekil de oluşturul muşlardı. B öyl e c e te h l i k e l i bir ç e vr e d e y a ş a-m l a r ı n ı sürdürebilirlerdi. Beden öyl e bir biçimde desenlenmişti ki, tanrının duyguyla düşündüğü, hissettiği her düşün ce her hücrede kaydedilecek ve kendini tekrarlama yoluyla nesilden nesile aktarılacaktı. "Erkeğin rahmi" , yan i kadın çok sonra yaratıldı. Erkeğin dah a mükemmelleşmiş bir şekli olarak kadının ortaya çıkı şı, gen lerin paylaşımı yoluyla bedeni daha da mükemmel leştirdi. Erkek o ana dek öğrenerek kazandığı bilgileri tohumunda, kadın da yumurtasında taşıyacaktı. Cinsel bi rleşme yoluyla, iki sinin genetik kodları , ana babasının öğrenim ve anlayışına dayan an daha gelişmiş varlı kl ar m eydana getirecekti. Ancak bu yöntem le yalnı zca daha iyi bir beden yaratıyorlardı, daha iyi bir ruh değil. Tanrı l arı n i n s an o l arak y a ş a m a kavram ı 100
Yaratılış Ve Evrim
geliştikçe, beden de ilkel şeklinden sıyrıhp evrimleşmeye başladı. Sizin bu hali almanız, zaman ölçünüzle on buçuk milyon yıl sürdü. B eden iniz çok genç . İki ayak üzerinde yürüyebilen in san yalnızca on buçuk milyon yaşında. Am a siz ı şık varlıklar, daima vardınız. Zamanın olmadığı bir yerde, tasarlanmış düşüncenin başlangıcını kim belirleyebilir ki? Kısacası, siz çok eskisiniz. Sadece elektrumu yarat manız sizin zaman ölçünüzle m i lyarlarca yıl sürdü. Daha sonra elektrumu şekilsiz maddeye dönüştürmek ise yeni ve farkh bir serüven oldu. Milyarlarca yıl süren ta sarım ve arayış sonucu insan, yoğunlaşmı ş düşünce ve katı maddenin yaşayan, soluk alan varlığı oldu. Bu gezegeni siz yarattınız. Siz olmasaydınız bu rea lite de olmazdı. Hayvanlar sevilir, çünkü yaratıcıları olan sizler tarafından yaşam soluğu verilmiştir onlara. Çiçekler sevilir, çünkü tüm yaşamda olduğu gibi, sizin güzelliğinizin örneği görülür onlarda da. Her şeyin nede nı sizsiniz. Kim siniz siz? Siz ı şığın büyük tanrıları, tüm hayatın büyük yaratıcılarısınız. Frekansı düşerek yaratıcı mad deye dönüşen büyük, sonsuz düşüncesiniz. Siz, insan de, nen biçimi deneyimleyen son suz düşünce, Tanrı'sınız . . Siz, düşüncenin son suza dek genişlemesini sürdürmek için in san olarak ortaya çıkan Tanrı' sınız. ***
D İNLEYİCİ: Tüm bu öğretiyi öğrenmeyi sürdürüp sürdürmemekte kararsızım. Söylediği n h er şey h oşuma gi diyor ama on ların doğruluğundan kuşku duyuyorum. S ö y l e d i k l e r i n i n doğru l u ğu n u k a n ı tl a m a k i çi n söyleyebileceğin ya da yapabileceğin bir şey var mı? Ramtha : Hayır. Ancak sana bir sorum var: Sence doğru olmayan ne? 101
R A M THA Dinleyici : Doğru olmayan ne? Örneğin geçenlerde, yaratılı şın nasıl başladığını anlattığın bir kaset dinle dim. Özellikle bu konuda daha önce duyduklarıma oranla s e n i n an lattı kların çok güz e l ve ayrın tılıydı . Söylediklerinin tümüyle doğru olduğuna inanmak iste rim ama yine de kuşku duyuyorum. Ramtha : Peki, öyleyse sence yaratılış nasıl oldu? Dinleyici : Herhangi bir açıklamam yok bu konuda. Sadece daha iyi bir açıklama arıyorum. Ramtha : Yaratılışın başlangıcına dair birçok öykü duydun . Hangisini yeğliyorsun ? Dinleyici : Aslında iki-üç tane işittim. Ama seninki en güzeli. Ramtha : Niçin?. Dinleyici : Çünkü daha ayrıntılı. Ramtha : Peki nasıl bu kadar ayrıntılı olabi lir?tnsan konuştuğu şeyin bilgisini nasıl alır? D inleyici : D eneyim ... Ram tha : Ah ! Evet. Bu benim deneyimimdi -ve öyledir. Ben böyle hatırlıyorum. Dinleyici : Ama benim kuşkularımı da anlayabili yor musun? : Evet. Ç ünkü sen kendine hatırlamak için Ramtha izin vermedin . Kaseti yeniden dinle. Daha pnce dinle diğin şeyler h er şeyi açıklamaya yetm edi. Ama benim açıklamamda bir eksiklik yok ve her şey birbirini takip e diyor. Seni ikna etmeye gelince ... bunu yapamam. Çünkü seni asla ikna edemem. Ancak sen kendini ikna edebi lirsin. Dinleyici : Peki, daha açıklık kazanabilmesi için birkaç soru sorabilir miyim? : Tabii. Ramtha Tanrı ' n ı n bizim l e g e n i ş l ediği n i D i n leyici söyledin. Gerçekten de İlah i Zeka bizimle, bizim ya rattıklarımızla mı büyüyor? 1 02
Yaratılış Ve Evrim : Evet. Çünkü b? şlangıcınızda, Tanrı şekli ve ışığı olmayan boşluktu. Eğer kendini tasarlayıp, kendisi olan düşünceyi kucaklamasaydı , daima da öyle ka lacaktı. Ama kendisini tasarlayıp kucaklayınca, kendi sini ı şığa gen işletti -düşüncenin ilk genişlemesi. İ şte hepimiz bu ışıktan yaratıldık. Niçin? Tanrı'mn sonsuza gen i şl emesinin s ü rm e s i için. Nasıl? Tanrı'nm bizim ışık formlarımızı yarattığı aynı tasarlama süreciyle. Ruhumuzun doğum anından itibaren her birimiz tekamül etmeye ve kendimizi genişletmeye başladık. Ru humuz düşünceyi yakalayıp, duygu biçiminde tutmamızı sağladı. Böylece içimize dön üp, düşünceyi tasarlayıp onu yaratıcılığa dönüştürebilirdik. İ şte, dünyanın varol m a sı n ı , tohuml arın çiçek a ç m a s ı n ı , h ayvanl arı n kükreyebilmesini sağlayan budur. Düşünce, yani sevgili Tanrı'nız, kendi başına, salt düşünce ol arak kal saydı , ifade edilmemiş duygu ola caktı. Düşünce, ruhta duygu olarak ifade edilene dek bir şey değildir. Düşünce kucaklanıp ruha kaydedildiği za man gerçekleşir. O zaman bir çizgiye, bir yapıya, bir te mele sahip olur. Burada gördüğünüz her şeyi kim yarattı? Tarı rı düşünce deği l . S i z tanrı lar, yarattınız. Duygunuz düşünceyi ahp en düşük frekanslı maddeye çevirdi. Sizin realite dediğiniz düşünce, ruhtan duygu olarak geçince, yaratılmış bir düşünce olarak ifade bulur. Düşünceye, re alite dediğiniz biçimi veren hisler ve duygu değerleridir. İşte Tanrı, an be an böyle büyür. Yaratı l a n h e r ş ey , d ü ş ü n c e n i n d uy guya tekamülüdür. Madde a ncak böyle yaratılır. l şte , ya ratıcılığınızı, tekamülünüzü, olmanızı, ifade etmenizi i stediğiniz her şeyi yapabilmenizi- sağlayan budur.Size olmak i stediğin izi, yapmak i stediğinizi, genişlemenizi , inançlarınızı seçme özgürlüğü veren hayat gücü sizi asla yargılamaz . Tanrı sizinle i ş görür, sizinle hisseder, sizinle k e n -
Ramtha
1 03
RAMTHA disidir. Siz O'sunuz -ve bu realite her an yeniden ya
ratı l m aktadır. Bu n e denle yaptığı n ı z ve yapmı ş olduğunuz her şey Tanrı'nın gözünde kabuldür. Düşünce ve ışıktan doğan her şeyi siz yarattınız. Cennet katı, Tanrı katı, Tanrı'nın kendisi olan siz sevgi li çocukları vasıtasıyla genişletildi. Her şeyi yalnızca ya ratmanın verdiği haz için yaratan güzel varlıklar, kendi nizi sevin. Hem de çok. .. Dinleyici : Teşekkür ederim Ramtha. Bir sorum daha var: İn sanm yeryüzünde on buçuk milyon yıldır var ol du{�unu söyledin . Ancak bilim adamlarına göre insan dünyada bir buçuk, en çok iki milyon yıldır var. Ramtha : Arkeologlarınız bulgularmın radyoakti vitesine göre tarih ya da zaman belirliyorlar. Her şeye ra dyoaktiviteyi veren , güneş dediğiniz ışık pren sibidir. Fa kat bilim adamlarınızın sandıkları gibi, güne ş ışığı dünyanıza, başından beri direkt olarak ulaşmadı. Çünkü dünyanız çok uzun süre tamamen suyla kaplıydı. Bugün okyanuslarınızı oluşturan bu su o zaman atmosferdeydi henüz. Gün eş ışığı atmosferdeki bu suya vurduğunda su ışığı yaydı ; bu yüzden her yerde yayılmış ışık vardı. Do layı sıyl a, her şey radyasyondan bu günkü gibi direkt ola rak etkilenmiyordu. Oysa bilim adaml arınız, güneş ı şınlarının dünyanıza h e p direkt o larak geldiği ni sandıkları için, in san yaşını da, buldukları radyoaktivi teye göre saptıyorlar. Tanrılar, in san olarak yeryüzünde on buçuk milyon yıldır bulun maktalar -kusursuzla ştırm aya çalı ştıkları bedenin birçok değişik biçimiyle ... Size verdiğim bu ipu cunu düşünün ve kendi mantığınızla karar verin. Şimdi bu yaratı l ı ş öyküsünü öteki l e re niçin yeğlediğini söyle bana sevgili varlık. Bunun nedenini bi liyor musun? Dinleyici : Çünkü bu açıklama beni mutlu ediyor. Ramtha : Ama niçin seni mutlu ediyor? Dinleyici : Çünkü söylediğine göre hepimiz kusursu104
Yaratılış Ve Evrim
zuz, kimse kimseden aşağı değil ve hayat ... sürekli. Ramtha : Elbette! Ve bu aynı zamanda size öğretilen her şeyin yanlış olabileceği anlamına da gelebi lir. Güzel olan nedir biliyor musun , şeytan , cehennem, günah, lanetleme ve korkulacak bir Tanrı yoktur. ***
1 05
B ÖLÜM
9
Meleklerden Daha Yüksek İnsanlığın bir parçası olmak k utsal bir deneyimdir; çünkü insan olduğunuz zaman Tanrı 'yı bütünüyle deneyimliyorsunuz.
H epiniz h arikasınız; çünkü her biriniz deği şken , ya ratıcı, e şsiz ve yücesi niz. Size, zavallı varlıklar olduğunuz öğretilmesine karşın , aslolan, hayat denilen anlayı şın içinde n asıl bilin diğinizdir. Bu anlayı şın içinde Tanrı'nın sevgilisi olarak biliniyorsunuz ; çünkü Tanrı Zekası'nın sonsuz bir parçasısınız. Gerçekten n e kadar değerli olduğunuzu henüz idrak etmediniz ama e deceksiniz. Siz yalnızca benim değil, tüm evrenlerdeki ve tüm y a ş a m k a tl arı n d a k i görü l e n - g ö r ü l m ey e n tüm varlıkların kardeşisiniz. Çünkü hepimiz birbirimize yücelikle, zekayla ve çok daha büyüğü, Tanrı denen sev giyle bağlıyız -ne denli çılgınca serüvenler yaşarsanız yaşayın, sizi son suza dek destekleyen ve bir arada tutan harika düşünce ile ... Bildiğinizden çok daha büyük bir h azinesiniz. Çünkü biriniz dahi olmasaydınız, hayat, evrenler ve mo leküler yapılar asla var olmayacaklardı. Sizin için ve si zin sayen izde hayat; zekanın, yaşam biçimlerinin, düşünce sürecinin süreklHiğinin, realitenin parlak renkleri n i n coşkun b i r ifade s i o l d u . Gerçekten değerlisiniz; çünkü, kendiniz hakkında ne düşün ürseniz düşünün, her şey olan bütünün harikulade sergi lenişine katkıda bulundunuz. H arikasın ız, in sanlığı oluşturan kendinize bir ,
107
RAMTHA
bakın. Bu kadar çok sayıda olmanıza karşın, hiçbiriniz ötekine benzemiyorsun uz. Şahane bir bah çenin çiçekleri gibi, tohumlarınızı döllüyor ve daha güzel, daha derin renkli çiçekler yaratıyorsunuz. Her biriniz güzel ancak farklısınız; çünkü her biriniz kendi iradenizin ve ya ratıcılığınızın eşsizliğiyle Tanrı'yı ifade ediyorsunuz. Hepiniz bir zamanlar, son suz luğun süreklil iği içinde Tanrı'nın devamı olan, ışık yayan bir düşünce de metiydiniz. Araştırabilmek için dah a büyük bi r evren kurmak üzere, büyük bir dikkat ve birçok deneyimle m a d d e b e d e n i n i y a n i yoğun l a ş m ı ş d ü ş ü n c ey i biçimlendirdiniz. Bedenlerinizle kendinizi başka bir va roluş katında ifade edebilir ve Tanrı denen tüm düşünce kalıplarını araştırabilirdiniz. Bir zamanlar şekilsiz ı şık olan sizler, sonsuz yaratıcı lık serüvenlerinizde, kendini zi in sanlık denen h ücresel maddeye dönüştürdünüz . Böylece, Tan rı-in san oldunuz : Tanrı den en Son suz Zeka'n ı n kendi sini, in san denen canlı o rganizmayla ifade etmesi . . . İn san ol arak kayda değer b i r zekasınız. Kendi h ücresel yapınıza yalnızca yaşam soluğunu ve içgüdüsel ya şam çabasını üflemekl e kalm adınız; ayn ı zamanda, yüce amaçlar için, beden maddesini arındırmak ve ev rimleştirm ek amacıyla yüksek zekanızla birl eştirdi niz. Kendi yarattığınız evrim yasasıyla kendinizi Nea nder thal ' den Homosapiens insana evrimleştirdiniz. Böylece insanoğlu -iyonlarca süren zamanda ve birçok deneyim, travma sonucu evrimleşerek- şimdi karşımda oturan dik varlıklar haline geldi. Hepiniz uygulama katı denen bu yerde, hayatın bu katında, yaratıcı zekanızın gücünü göstermek amacıyla bulunuyorsunuz. Bu b üyük bir hayat katıdır; çünkü bura da düşünce, yani sevgi l i Tan rı 'nız -ı şıktan m adde yoğunluğuna dek- her biçimiyle kendini gösterir. Zekanın her yerde geliştiğini biliyor musunuz? Evet, geli şiyor. Ama burada, Dünya dediğiniz bu yerde, 108
Me lekle rde n Daha YükseJ..
düşüncenin maddeyle evliliği olan i n sanlık, evriminin doruğunda. S i z i n s a n l ar, b u n a ters düştüğünüz ü m ü sanıyorsunuz? Görünmeyen varlıklardan daha aşağı m ı olduğunuzu düşünüyorsunuz? Değilsiniz. Sonsuz düşünce süreci nizin b ü t ü n ü n ü kavram a yolundaki büyük bir serüvendesiniz. İnsan denen formda Tanrılaşma'dan, Tanrı'nm n e olduğunu anlayamazdınız. Hiç kimse an layamazdı. Çünkü Tanrı'nın evreni ı şıktan elektruma, m addeye ve biçime dek geni şleyicidir. Yani Tanrı yalnızca yüksek frekanslı düşünce değil, aynı zamanda en yoğun ve en düşük düşünce frekansı olan maddedir de . .Ancak in san olduğunuz zaman Tanrı'yı düşüncenin tüm biçimleriyle ifade edebiliyorsunuz. Tanrı -erkek, Tanrı -kadın olduğunuz zaman yalnızca düşün ce, duygu ve tekamül eden irade değil, aynı zamanda ı şık, elektrum ve et-kemik biçimindeki m addesiniz. Hiç kim se in san denen biçim de Tanrı olmadan, Tanrı'nın evreninin bütününü ifade edemez. D üşünce sürecın ı z ı n bütün ü n ü anlamak Tanrı'lığınızı idrak edebilmek- amacıyla, tüm varoluş katlarına girebilmek için yeterince esnek olmalı ve ken dinizi yeteri nce sevebilmelisiniz. Ancak m adde katında yaşayıp ifade edebildikten sonra, madde biçimindeki Tanrı anlayı şına sahip olacaksınız. H enüz Tanrı -in san olmayanlar, tüm h ayatın an layışını ve olgunluğunu kazanmak ve Tanrı'yı tümüyle kavram ak için gereken deneyime sah i p olamazlar. Yalnızca, bu katın harikalığının bir parçası olmak için bu kata seyahat edenler, yalnızca onlar sevginin, hazzın ve yaratılışın karmaşıklığı n ı anlarlar. Yalnızca bu gez ginler -yani siz- sonsuzluk anlayışını kazananlar ve onun ardından gitmeyi isteyenlerdir. Çünkü tüm hayatın s o n s u z l uğunu yaratan onlardır.Madde katı o lduğu sürece, hayatın sürekliliği s onsuz yaratıcılığa gider. Bu nedenle, erkek ve kadın olmak, kolektif insanlık olmak 109
R A M THA
bir ayrıcalık, bir onurdur. Ve yüce hayattır. "Melekl er" diye kullandığınız bir terim var. Ve aranızda, öyle yüce bir yaratık olmayı i steyen birçok kişi var. Ama m el ek olmak büyük bir kısıtlı lığı da birlikte geti r i y o r . Ç ü n k ü o n l a r h e n üz i n s a n o l a rak yaşamadıkları için, mantıksal dengeye sah i p değil ler. Onlar ileride Tanrı-insan olacak olan ,tanrı enerjilerdir. Ama insanlığa karşı sempati ve merh$.met duymazlar. Görülmeyen boyuttaki herhangi bir varlık sizin deneyi minizi yaşamadan sizleri nasıl anlayabilir ki? İn sanlık, m eleklerden çok daha ileride ; çünkü onlar henüz, insan denen sınırl ı formda yaşayan Tanrı anlayışına sahip deği ller. B u yüzden i n sanları , o n l arın sevinç ve üzüntülerini anlayamazlar. Size söylüyorum: İnsanlığın bir p arçası olmak k u t s a l bir deneyimdir. Çünkü i nsan olduğunuz zaman, Tanrı'yı b ü t ü n üyle deneyimliyorsun uz . An cak in san olduğunuz zaman cennet alemini tümüyle kuşatan alana seyahat etmiş oluyorsunuz. İ n san olmakla kendinizi alçaltmadığm ızı an la m a n ı z ı istiyorum . Ç ünkü in san o l m adan , cen n etin kapısından tam ol.arak asla giremezsiniz. Hayata inme den cennete nasıl çıkabilirsiniz? İçinizde yaşayan Tanrı denen bu ateşi anlamak için insan olmak a k ı ll ı lı k t ı r , değerlidir. Tüm hayat bu ateşten oluşmuştur? Ve bunu m addenin -insanlık denen yüksek zekası ile den eyi mlemek size Tanrı 'nın ne olduğunun tüm anlayışını verir. Ve Tanrı olan her şeyi iç ve dış uzayı , maddeyi, et ve kemiği , sevgi, haz ve üzün tüyü- bütünüyle anladığınız zaman , Tanrı olan her şey olacaksınız . Şimdi, bu katta olmanızın nedeni, yaşadığınız beden yoğunluğu içinde Tanrı 'yı keşfetmeyi sürdürmektir. Hayat den en yaratıcı e vriminizi de stekleyen, atomu yörünge sinde ve dünyanızı uzayda tutan aynı yaşam gücüdür. Ve bu yaşam gücünün bir evrensel yasası 1 10
Meleklerden Daha Yüksek
vardır: S ürek l i e vri m le ş m e k , sürekli genişlemek, sürekli olmak. Hayatınızın amacı her zaman için, hayatı d en e y i m l e m e k , ondan öğre n m e k v e öğre n d i ğ i n i arındırarak birleştirip hayata geri vermektir. Yaşadığınız bu şeye "yaratmak" denir. Kendi büyük gizeminizi çözmek, anlamak ve olgunluk kazanmak için yaratıcı düşünceyle oynuyor ve onu maddede ifade ediyor sunuz. Ancak burada her şey büyük bir . illüzyondur. Herkes bu üç boyutlu katın gerçek olduğunu sanıyor. Ama deği l . İ n sanlığın oynadığı bütün oyun lar onların illüzyonlarından ve düşlerinden başka bir şey değil. Ve b u realitenin düşü de görülür geçer. Gerçek dünya içinizde yatıyor: Her an h i ssettiğiniz duyguyla olan ilişki ... Gerçek dünya sadece duygu açısından vardır ve bu mantıkla deği l , yalnızca dev inim içindeki sevgiyle yön etilebilir. "Gerçek" dediğiniz bu dünya, ruhunuzun duyguyla gören gözlerine sahip olmasaydınız asla var olmayacak, bir hiç olacaktı. Tüm bu madde cenneti, bu yaratıcılık mu cizesi ne katılan l arın ruhlarında duyguyu uyandırmak amacıyla yaratıldı. Niçin? Hayatın, bilgelik, olgunluk denen en büyük ödülü için. Bilgelik, entelektüel bir an layış değildir, deneyimden kazanılan duygusal bir an l ayıştır. Hayat, bu b üyük sah n e , sizin evreni nizdir. İllüzyonlannızı yarattığınız yerdir. Bu h arika sah ne, is tediğiniz herha ngi bir realitenin var olabilmesi için o düşü görmenizi sağlıyor. Tanrı olduğunuz için, herh angi bir düşünceyi düşleme, duygusunu hissetme ve bu düşü gerçeğe dönüştürme özgürlüğüne sahipsiniz -ve bir şeyin tam ortasında da fikrinizi değiştirebilirsiniz. Yoğunluk k atın dak i b i r h ayatı n nedeni , buna katılanlara -ve bu yalnızca insanlığa özgü bir deneyim dir- duyguyla kucaklaşan h e r düşüncenin gerçeğe dönüşeceğini kanıtlamaktır . Ve bu anlayış idrak edil diği , bu korkunç yaratıcı güç anlaşıldığı zaman, Tanrı 111
RAMTHA
ol duğunuzu b i l m e n iz çabuklaşır ve içinizle uyum sağlarsınız. Ama insan deneyimi olmadan bunu asla bi lemezdin i z . B u hayat sizin kucaklamanız i çindir. Serüven ve mücadele tutkusuyl a dolu ve zengin dir. Çevren iz katılmanız ve evrimleşmeniz için olanakl arla dolu. Ne olmak için'? Tüm deneyimlerin , tüm birikimlerin top lamı olmanız, yani Tanrı olmanız için. Ç ünkü yalnızca Tanrı'nın m addede kendi yüceliğini kanıtl ayan anıtlar yaratma yeteneği var. Tanrı-erkek, Tanrı-kadın olduğunuz i çin takdir e diliyorsunuz. Çünkü ancak Tanrı in san olduğu zaman bu kattaki hayat yaratılabilir ve evrimleşebilir. Gerçekten harikasınız. Bil diğinizden çok daha güçlüsünüz. Her duygunuz, h er düşünceniz hayatı yaratıyor . Hayata an lam vermek ve gelecekteki tüm hayatı sürdürmek size bağlı. Görünmeyen varl ıklara bağlı değil. Görünmeyen varlıklar bu anlayışın sürekliliği içinde yer alıyorlar. Ama bütün evrenlerin zümrütü olan bu madde evrenini sürdüren kim? Siz -düşünerek ve benim seyerek. .. Her şeye etkinlik veren sizsiniz. Hayat denen bu platforma katkıda bulunan sizsiniz. Bu Tanrı evrenine coşku veren ve onu yücelten sizsiniz. Bun u bilmiyorsu nuz, çünkü hep meleklerden dah a aşağı olduğunuzu düşün dünüz. Hiç değil! Bunu henüz bi l m iyorsunuz ama bileceksiniz. Çünkü yakında hayat, gökkuşakl arı , renk l er ve ı şı kl ar size gerçekten k i m o l duğunuzu hatırlatacak. Buna Aydınlanma Çağı deniyor. Ve o za man hayat burada nasıl olacak? İnsanlığın gerçekten Tanrı Zeka'sının bir parçası olduğunu idrak etmeniz için geçilmesi gereken bir deneyim olduğu anlaşılacaktır. Bunu öğrendiğiniz zaman sizi hangi serüvenler bekliyor olacak'? Oyn am ak için son suzluğun tümüne sahip ola caksınız. Madde, zaman , uzay, uzaklık ... siz gibi unsur l ar ı yen iden değerl en dirm ek ve olu şturm ak için düşüncenin tüm sonsuzluğuna sahip olacaksınız. 1 12
Meleklerden Daha Yüksek
Gerçekten h arikasınız, çünkü şu hale gelebilmek ıçın bu gezegene uzun pir yolculuk yaptınız. Bu yolcu luğun amacı Tanrı'yı h e r şeyi i l e b i l ebilmekti düşünceden ışığa, elektriğin kutuplaşmasına, maddeye ve bu kata ... Hepiniz bu yolculuğu yaptınız. Yalnızca ha rika değil aynı zamanda cesursunuz da; çünkü bu biraz ri skli bir i ş . Büyük ölüm süz B EN'i m adde katın a dön ü ştürürk e n , varlığm kimliği n i yiti ri p , tümüyle yaşam mücadelesi i çine düşme olasılığı da var. Ve ne yazık ki, insanlığm çoğunun yaptığı bu. Sizler için bir bi linmeyen, bir giz olduğum halde neden beni dinlediğinizi biliyor musunuz? Çünkü az önce size söylediklerimin doğru olduğun u biliyor ve her şeyi başlatan yüce bilgiye sizi geri götürecek yolu arıyorsunuz. İçinizin derinliğinde, yalnızca maddeden, et ve kemikten ibaret olmadığınızı, gerçekten yüce olduğunuzu biliyorsu n uz -ve öylesiniz. Bunu anlamak, siz olan yüce prensibi kucaklamak, içinizdeki ba şlangıç ı ş ığ ı n ı , başlangıcınızdaki size hayat veren düşünce soluğunu bul mak için buradasınız. Benim güzel varlıklarım, rüzgara yaşam verdiniz. Güneşe orada olması için bir neden verdiniz. Fırtına bu lutlarına, dünyayı beslemek ve onun susuzluğunu gider mek için güçlerini toplama nedenini verdiniz. Bunu bil miyorsunuz, çünkü dai ma kendinizi Tanrı olan hayat sevgisinden daha aşağı gördünüz. Size hayranım , çünkü ben de sizin gibiydim . İllüzyonlarınızı yaşadım ve düşleriniz oldum. Ve gittiğim yere bir gün siz de gidecek siniz. Ama bu hayatı k ucakla m adıkça ve kendinizi ku caklayarak Tanrı'yı k ucaklamadıkça oraya asla gide m eyeceksiniz. Sizleri varlığımın d erinliğinden selamlıyorum. Gerçekten b üyüksünüz. Gerçekten seviliyorsun uz. Gerçekten gereklisiniz. Gerçekten değer veriliyorsunuz. Son suzluğun nedenisiniz. Ve gerçekten, hayatın nedeni siniz. ***
1 13
B ÖL ÜM
JÜ
Tanrı'yı Tanımlama Tanrı asla kendinizin dışında tanımlanamaz. Buna. kalkışmak bile kendinize karşı haksızlık olur. Çünkü bu durumda, içinizden yayılan bir 1r;eyi tarif et mek için kendinizin dışına çıkmış olursunuz.
H epiniz deği şik nedenl erle bu dünyadasınız. Ama en önemli n edeniniz, en büyük gizemi anlamak ve sevmek tir -kendinizi. Bu "ken diniz" dediğim, daha uygurı bir de yimle, içinizdeki Tanrı 'dır -başlangıcınızdan beri sizde olan, onun vasıtasıyla yarattığınız ve evrimleştiğiniz ve yeniden O olacağınız Tanrı . . . Tanrı ' n ı n o l d uğu gibi ol acağı n ı za -için izdeki Tanrı'yı tümüyle ifade edeceğinize göre- peki ol acağınız ne? Olmak için çalıştığınız Tanrı'nın kimliği ne? Onu gö rel i m . . . Benim sevdiğim , hizmetkarı olduğum, tüm harika l arı yaratan Tanrı , h ayatın tümün ün sürekliliğidir. H ayatın , yani son suzluğun sürekliliği içinde, "şimdi" her şeydir. Bu "şimdi"de, bu anda her şey olduğu gibi, olduğu şekilde yine Tanrı'dır. Bu nedenle şu anda Tanrı , h e r ş eyin v a r olmasıdır, h e r ş eydir. Ve gelecek "şimdi"lerde, Tanrı , tüm h ayatın sürekliliğinin n abız atışıdır. H ayat, canlılıkla yaşayan, hisseden, genişleyen, evrimleşen Tanrı'nın kendisini ifade etmesidir. Tanrı, olan her şeyin sonucudur ama sınırları, başı ve sonu yoktur. O, paraleli olmayan sonsuzluktur. Tanrı tüm realitelerde, tüm boyutlarda, tüm evrenlerde vardır. Küçük bir galaksiniz var. Ve eğer i çi ndeki tek h ayatın d ünyan ızda var o lduğunu sanıyorsanız çok 1 15
R A M THA
küstah sınız demektir. Yaln ızca sızın Samanyolu'nuzda on m ilyar güneş var ve her güneşin çevresinde de birçok gezegen yer almakta. Size kaç tane güne ş si stemi nin var olduğunu söyleyebilecek bir rakam me,vcut değil. Size hayatın var olduğu büyük ya da küçük gezegenlerin sayısını bildire bilecek bir rakam mevcut değil. Eğer son suzl uğu anla mak i stiyorsanız, düşüncel erinizi zamanın, mesafenin ve ölçünün öte sinde programlamanız gerekir. Ç ünkü daha büyük bir realitede bunların hiçbiri mevcut değildir. Tanrı "olan"dır. Başlangıç ne zamandı? Hiçbir za m a n bir başlangıç olmadı. Tanrı daima vardı . O daima dü şünce, uzay, telstarlara hayat veren ve onları ayakta tu tan hoşluktu. Telstar nedir biliyor musunuz? Telstar ışığı maddeye dönüştürür ve yıldız si stemlerini yaratmak için evrene dağıtır. Telstar nereden geldi? Düşünce, Tanrı, boşluk -yı l dızları ve son suzluğu gördüğünüz büyük boşluk. Tanrı 'yı kusursuz ve sonsuz varlık haliyle tasav vur etmek isterseniz, boşluk denen sonsuzluğu gözünüzün önüne getirin. Çünkü bu boşluk, gördüğün üz her şeyi sa ran , ayakta tutan ve gerçeklik kazandıran düşünce nehri dir. H erkes boşluktan, hiçlikmi ş gibi söz ediyor. Ama her şeyi bir arada, yörüngesinde tutan güç nedir? Dünyanızı boşlukta tutan nedir? İçinde on milyar güneş bulunan Sa manyolu'nuzu bir arada tutan nedir? Güneşinizi bulun duğu konumda ne tutuyor? Tüm maddeye geçit veren ne? Işığın seyahat ettiği yol ne? "Hiçbir şey" mi diyorsunuz? On milyar güneşi ve on ların gün eş sistemini bir arada tutan hiçbir şeyi göstfrin bana. Tanrı, bir yan dan her şeyi meydana getiren madde dir. Öte yandan , değişik boyutlarda akan zamandır; pa ralel evren leri yaratan zaman eğri sidir. Diğer yandan, maddenin kayn aklandığı ışık denen spektrumdur. Ve hepsinin üstün de, sizi bulunduğunuz konumda tutan "h içbir şey"dir: düşünce, boşluğun son suzluğu . . . 1 16
Tanrı 'yı Tanımlama
Tanrı, h ayatın bütünlüğü, son suzlukta atan nabzı, gen işlemesi, evrimleşmesi ve sürekliliğidir. O lmuş ola n a olma izni veren, olanı i şleyen ve ol acağın vaadidir. H ayatı biçimleyen devinimdir. Bir amaca ya da i deale ulaşıp durmayan, ancak devamlı hayatı yaratan sınırsız düşünce sürecidir -düşün ceden ı şı ğa ve maddeye . . . Tanrı , h er şeyin özüdür. Daima deği şen, daima yaratan, daima geni şleyen ve daima olan dürtüsel güçtür. Her şeyi kuşatan, her güce sahip olan, daima evrim l e şen, daima devinim içinde olan , daima özgür olan, dai ma "olan " bu gücü nasıl tanımlayabilirsiniz? Gelecekte ki şimdi ile aynı olmayan şim diki Tanrı'yı nasıl "Bu Tanrı'dır" diye tan ımlayabilirsiniz? Sonu olmayan bir evreni nasıl algılayabilirsiniz? Sın ırl ı düşünen akıl ile zaman ı n , me safen i n , b o ş l uğun v e m a d d e n i n ö t e s i n d e k i b i r ş e y i tan ı mlayamazsınız. Çünkü sını rl ı akıl i l e b u kadar uzağa, tanımlama yoluyla ulaşamazsınız . "Tan rı", her şey olan, her şey olmuş olan ve her şey olacak olanı belirt mek için kullan ılan bir sözcüktür. Peki , Tanrı olabilmek için başlangıç n oktasını n e rede bulursunuz? İçinizde! Çünkü s i z Tanrı'nm imgesi siniz, Tanrı'nın kopyası sınız. Siz· olan öz, sürekli evrim leşen, daima değişen, daima yaratan, daima "olan"dır. Siz düşün cesi niz, ı şıksınız, elektruı:n sunuz, şekilsiniz. Siz saf enerjisiniz, korkunç güçsünüz, nabız atan duygu sunuz, yüce düşüncesiniz. En yüksek zeka, en yüksek güç, en yüksek değer, kutsallık ve yücelik diye algıladığınız her şey sizsiniz. Siz kim siniz? Siz "tanımlan abilen Tanrı "sınız. Tanrı , asla sizin h arika varlığınızın d ı ş ı n da tanımlanamaz. Buna kalkışmak bile kendinize karşı haksızlık olur. Çünkü bu durumda, içinizden yayılan bir şeyi tarif etmek için kendinizin dışına çıkmış olursunuz. T a n rı 'yı tam m l ayabi l m e n i n tek y o l u , için i z de k i Tanrı'yı gözlemlemektir. Bunca şeyden sonra b u iyi bir 1 17
R A M THA
şey değil mi? Sizi sonsuz yaratılışı anlamaya çalışmanın karmaşasından kurtarıyor ve düşünce sürecinizin, kendi varlığınızın, kendi h ayatınızın "burada-ve-şimdi"sine getiriyor. Tan rı'yı algılamak, anlamak ve duygusal olarak bilmek için tek yol, kendinizin kim olduğunu anlamak ve duygusal olarak bilmektir; o zaman Tanrı'yı bilecek siniz. O zaman, "Tanrı'nın kim o lduğunu b il iyo ru m , çünkü Tanrı v e ben birim ve Ben'im kim olduğumu biliyorum" diyebilirsiniz. Tanrı gibi olmak, k e n d i n iz gibi olmaktır. Sadece kendin olduğun zaman sonu olmayan, sınırsız, yaratıcı ve seçeneklisin. İzin veren sin, devinimsin, sakinsin, h azsın. Saf enerji, güçlü yönlendirici, tüm duygular ve düşüncel ersi n . O l m ak ve kendini sevmek -bütün varlığınla, bütün soluğunla- ve kendi güzelliğini hayata katmak, Tanrı gibi olmaktır. Ken di n e " o l m ak " ı ç ı n 1 z ı n v e r y a l n ı z c a . "Olmak"ta, sen h e r şeysin . Tanrı olmak . . . "BEN'im" diyebilm ektir. ·
***
118
BÖL ÜM
11
Sevginin Armağanı Sevginin en saf biçimi, Tanrı 'nın her birinize ver diği irade özgürlüğüdür. Bununla düşüncenin boyut /arını araştırıyor ve Sonsuz Zeka 'yı genişletiyorsu nuz.
Kendi yüce iradenizden başka "Tanrı'nın takdiri" diye bir şey yoktur. Eğer Tanrı hayatın tek düzeyde bir ifade ol masını i steseydi, sizi asla yaratmazdı. Ne de size kendi amaçlı eşsizliğinizi ifade etmeniz için gereken özgür ira deyi veri rdi. "Ta n rı ' n ı n takdiri" d e n i l e n şey, kardeşlerine hükmedebilmek ve onları yönetebilmek için, in san ta rafından yaratıldı. Eğer bu öğretiye inanıp Tanrı'nın iradesin i kendinizden ayrı görürseniz, daima "O'nun i radesi karşı sında sizin iradeniz" sava ş ı içinde ola caksınız. Çünkü siz bazı şeyleri yapmak i steyecek ve yap manız gerektiğini hissedeceksiniz ama "Tanrı'n ı n ira desi" yapmamalısın diyecek! Tanrı sizden ayrı değil. Siz ve O b ir ve aynısınız! Sizin i steğiniz onun i steğidir. Sizin yapmak i stediğiniz, "Allah'ın takdiri" dediğiniz ilahi iradedir. Asla kaderle ç e l i şk i i çi n de deği l s i n i z ; çünkü, k a d er ö n c e den çizilmemi ştir. Bütünüyle sizin tarafınızdan çizilmiştir. Düşündüğünüz her şey gelecek anlarınızı yaratır. İçinde b u l u n duğunuz şu a n , d a h a ö n c e k i a n l ardaki düşüncelerinizin ürünüdür yalnızca. Bu Tanrı'nın bi limidir. Tanrı'nm sizden i stediği tek şey, ruhunuzdaki duygulara göre h ayatın tüm ünü deneyim lemenizdir. Niçin ? Böylece hazzın n e olduğunu ve Tanrı'nm size ve tüm h ayata duyduğu koşulsuz sevginin ne olduğunu anla·
1 19
RAMTHA
manız için . . . Eğer Tanrı'yla çeli şkide olduğunuzu hiss ediyor sanız, belki de Tanrı imgenizi yenilemenin zamanıdır. Çünkü, size söylüyorum, eğer onunla savaşmak zorun daysanız, O her şeyi seven olamaz. ***
B aşlangıçta Tanrı kendisini tüm h arikalığıyla ta sarlayarak ışığa genişletti. İşte bu genişleme ve ışıktan h er biriniz eşsiz, tekil devinim biçimindeki Tanrı oldu n uz ; böylece, düşüncenin geni şlemesini son suza dek sürdürecektiniz. Tanrı'nın sizin tasarladığı nız düşüncelerle daima genişleyebilmesi için, O olan düşünceden i stediğiniz gibi yaratabilmeniz i çin gerekli gücün size verilmesi gere kiyordu. İşte bu size özgür irade verilerek sağlandı. İrade pren sibi her birinize eşsiz ve yüce olmanız için verildi ; böyl ece, kendi gerçeği n i z i n yaratıc ı s ı , k e n d i an layışınızın yüce varlığı olacaktınız. Yüce özünüz size arzu ettiğiniz düşünceleri benim seme ve deneyimleme özgürlüğü veriyor. Ve özgür irade denilen yüce öz, sevgidir ; bu Tann'nın her birinize olan sevgi sinin arm ağanıdır. Hepinizde iradenin yüce özü var. Ve bununla, düşüncede yarattığınız herh angi bir ideali yaratma özgürlüğüne sahipsiniz. Sevgi, en yüce biçimiyle, hayat olan Tanrı'nın sizler vasıtasıyla süregelme arzusudur. Sevginin en saf şekli, Tanrı'nın her birinize verdiği irade özgürlüğüdür. Bu i . radeyi kullanmakla düşünce boyutlarını araştıracak ve kendinizi daha büyüklüğe genişleteceksiniz; ki bu Sonsuz Zeka'yı da gen işletir. Özgür irade size h em eşsizlik hem de Tanrı'yla bir olma h ali verir. Bu düşünce süreçlerinizin kendi yaratıcı akı ş ı n ı sağlar. D ü şüncelerinizi tasarlayarak ve genişleterek yarattığınız her an , Tanrı'nın sizi ya1 20
Sevginin A rmağanı
rattığında kendisine duyduğu sevginin ayn ı s ı n ı taklit edersiniz. Çünkü yaratıcılık, i çinizdeki sevgiyi alıp onu, eşsiz, özgür devinimli ve yaratıcı bir şekle sokma eylemi dir -ve yarattığınız her şey sonsuza dek yaşayacaktır. Doğum anınızdan itibaren, Tanrı her birinize saf, koşulsuz bir sevgiyle şu sözü verdi: Ne düşün üyorsanız, ne arzuluyorsanız, Tanrı o olacaktır. Hala geçerli olan ve daima geçerli olacak olan bu söz ile hepiniz Tanrı'nm bütünlüğüne mirasçı oldunuz. Bu nedenle Tanrı, daima O · olan hayatın tümünü deneyimleyip anlamanız için ken disinin olmuş olduğu h e r şeyi sun ar. D üşlerinizin gerçekleşmesinin n edeni O'dur. Pek.i düşü yaratan kim? Siz. D üşleriniz n eden yapılmıştır? D üşünce, Tanrı, hayat. Tanrı olan düşünceden alıp, arzu ettiğiniz h er gerçeği, her davranışı, i stediğiniz her şeyi yaratabilirsi niz. D üşütıcenizde hangi gerçeği ya da e ği l i m i ya ratırsanız, Tanrı, hayat hemen o olur. Ve hangi düşünce idealini arzu ediyorsanız, Tanrı maddesel karşıtını karşınıza çıkarır; böylece onu deneyimlemiş olursunuz. Tanrı'nın size duyduğu sevgiye bir örnek vermek i çin yılan denen yaratığa bakalım. Hayat zincirin de, h ayatın geni şlemesi için bir tanrı tarafından yaratılan bir idealdi yılan. Bu yaratığın birçok kas ve kemikten oluşan uzun, ince bir bedeni var. Çok hızlı hareket eder ve kendini savunmak için sivri dişleriyle sizi yaral ayabi lir. İri bir in sanı bir anda yutabilmesine karşılık, bir in san onun kafasını koparabilir ya da kolaylıkla ezebilir. Şimdi iki tanrıyı ele alalım . Bilimsel akla sahip bi rincisi, yılanı, ayakları olmadığı h alde çok hızlı hareket edebilen, güzel renkli ve desenli bir deriye sahip harika bir yaratık olarak görür. İkinci tanrı, yılanı, ısırması tehlikeli ve bir in sanı öldürebileceği için korkunç, çirkin ve kötü bir yaratık olarak görür. Tanrı'ya göre her şey oldukları için saftır; her şey Tanrı olan hayatı ifade � dişinde masumdur. Her varlığın 121
RAMTHA
herhangi bir şeye karşı tutumu, bakış açısı o şeyi güzel ya da çirkin yapar. Gerçekte saf ve masum olan bir şeyi olduğundan saptırarak yargılayan biz tanrılarız. Tanrı'nın sevgisi ne kadar büyük ki, yılanın da on dan olduğu hayat özü, en büyük e seri olan size, yılana karşı i stediğiniz davranış bi çi mini seçme özgürlüğünü veriyor. Bu hayat kaynağının size sevgisi o kadar büyük ki, düşünceyle arzu ettiğiniz her n eyse, sizin için o ola caktır. Yani Tanrı, onun olmasını i stediğiniz her şey o l a c a k t ı r . S i z i n k e n d i s i n i i s t e d i ği n i z b i ç i m d e değiştirmenize v e saptırmanıza d a izin verecektir. O olan hayat çirkin, kaba ya da güzelliğin doruğu olacaktır -onu n asıl görmeyi arzu ediyorsanız ... Şimdi, bu h arika bir şey değil m i -Tanrı yalnızca düşünce süreçlerinizin kapri slerine göre bile , onu n asıl algılamak ya da n asıl olmasını i stiyorsanız o olacaktır. Evet öyle. İşte sevgi bu! D üşünce ile n e i stiyorsanız onu yapabilirsi niz; çünkü Tanrı'nın size duyduğu sevgi sürekli.Tanrı olan h ayatı ne kadar kötü ve s efil o l arak algılarsanız algılayın, ona göre yine kendisi. O h ala Tanrı, hala saf ve hala seven . . . Verilen bu söz asla deği şmez; çünkü Tanrı, hiçbir davranış biçiminin içinde sınırlı kal mayıp, sadece olandır. Sizinle Tanrı arasındaki sevginin koşulları y o k . Eğer Tanrı h erh angi b i r biçimde düşüncelerinizi sansürleseydi ya da O olan h ayatı tümüyle d e n eyi m l e m ekten sizi alıkoysaydı , o zaman onun son suzluğa gen i şlemesini sürdürme özgürlüğüne sahip olamaya caktınız. Ve Tanrı'nın sevgi ve haz olduğu anlayı şına ulaşmak için, düşünceleri nizdeki serüvenlerinizin getir diği olgunluğu kazanamayacaktınız. Tanrı, i stediğiniz biçimde iradenizi kullanmanız için sizi tam özgürlükle seviyor -çünkü sizin iradeniz onun iradesidir. Bu Tanrı'yla çocukları yani Tanrı'yla kendisi arasında yapılmıs bir anlaşmadır. Ne yapar1 22
Sevginin A rmağanı
sanız yapın, hangi serüvenlere girişirseniz girişin, dai ma seviliyorsunuz. Size i stediğiniz h er şeyi yapma izni veriyor. Ç ünkü biliyor ki siz sürekli siniz ve hiçbir şey sizi O 'n dan alamaz. Tanrı, hayat gücünü sizden alabile cek, kendisinden daha güçlü bir şey yaratmadı. Asla. Siz daima var olacaksınız. Buradaki hayatınınızı tamam ladığınızda bir başka hayatınız olacak ... istediğinizi ya ratma özgürlüğü ile. Bu hayatı da, gelecek h ayatları da kendi iradeniz doğrultusunda yaşayacaksınız. Ve size bu özgürlüğü ve ren Tanrı, her şeyi sevendir. Özgür varlıklarsınız. Nasıl? irade denen güç ve sevgi denen yetenekle. ·
***
1 23
B ÖLÜM
J2
Yalnızca Gerçek "Gerçek" nedir biliyor m usunuz? "Gerçek " diye bir şey yoktur. "Gerçek" diye bir şeyin olmaması da, her şeyin gerçek olması demektir.
D İNLEYİCİ:Tüm yaşamımı bir dinden ötekine, son za manlarda da bir öğretmenden ötekine giderek, hayatın ve Tanrı 'nm ne olduğun u anlamaya çalışarak harcam ı ş gibi hissediyorum. Gerçekten karışıklık içindeyim Ram tha, çünkü herkes farklı bir şey söylüyor. Çoğu şeyler aynı olsa da, hepsi farklı şeyler öğretiyorlar -hatta bazıları tümüyle birbirinin zıddı ! Örneğin, sen yanlış ya· da doğrunun olmadığını ve n e yaparsak yapalım Tanrı 'nın bizi h ep sevdiğini söylüyorsun. Bir bakıma, öğretin aklıma yatıyor ama ötekilerin öğreti lerin den o kadar fa rklı ki. Bu yüzden kimi öğretilerin bana biraz "aşırı, yani çok ileri" gel i yor. Şaşkınlık için deyim Ramtha. Kime i n a n ac a ğı m ı bilemiyorum. Neyin doğru olduğunu nasıl saptayabilirim -gerçek ne? Ramtha : Önce, sevgili varlık, "aşırı ya da çok ile ri" demekle neyi kastediyorsun? Dinleyici : Şunu demek istiyorum : Söylediğin bazı ş e y l e r i a n l a m a k ve k ab ul l a n m ak i çi n i n s a n düşüncelerini çok esnekleştirmek zorunda. Ramtha : Sınırsızlığa ve sonsuzluğa "çok ileri ya da aşırı" diyebilir misin? Dinleyici : Bir bakıma, evet. Ramtha : O zaman benim öğretilerim gerçekten 1 25
RAMTHA
"çok ileri". Ç ünkü sizleri çok ileri götürecek -ta sonsuz luğa dek. Şimdi, söyle bana sevgili varlık, doğru olmayan ne? Dinleyici : Örneğin h ayal, fantazi -realiteye uyma yan şeyler. Ramtha : Öyle mi? Hayal ve fantazi nedir? Dinleyici : Akla gelen düşünceler -kafanızda kur duğunuz şeyler . . . Ramtha : Bu düşünceler aklına geldiği zaman , gerçek değil mi? Onlar, bilincinde bir realite değil mi? Onlar düşüncede gerçek değil mi? Dinleyici : Evet ama onlar yalnızca benim kafamda doğru olabilir. Gerçek hayatla uyuşmayabilir. Ramtha : Biliyor m usun sevgili varlık, herkes gerçegın n e olduğunu bilmek istiyor. Ama eğer tek gerçek olsaydı, onun dışında, bilinçteki diğer realiteler ne olacaktı? Gerçek n edir biliyor musun? Gerçek diye bir şey yok tur. Gerçek diye bir şeyin olmaması da her şeyin gerçek olması demektir. Her şey doğru, sevgili varlık. Doğru olmayan hiçbir şey yok. Çünkü her şey düşünceden , yani Tanrı'dan ge liyor. Ve Tanrı bir düşünce formülünden ibaret değil; O tüm düşüncelerin realitesidir. Her şey gerçek, çünkü h er şey düşünceden kaynak lan dığı için olmasının bir amacı var. Sizin h ayal ve fan tazi dediğiniz kesinlikle gerçektir; çünkü onlar amaçlı düşüncenin ürünüdür. Dinleyici : Gerçek dünyayla ilgisi olmasa bile mi? Ramtha : Sizin "gerçek dünya" dediğiniz, sevgili varlık, yalnızca bir illüzyon ve düşünce ve duygu denen görünmeyen realitenin bir e seridir. "Gerçek dünya"nın nasıl var olduğunu sanıyorsunuz? O hayal ve fantazi ile yaratıldı . Ve madde biçiminde bir realite h aline gelince, başka hayal ve fantazileri ortaya çıkardı. Ç ünkü biri diğerine yol açar ve ikisi de gerçektir. 126
Yalnızca Gerçek
Her şey düşün cede yaratıldı;, bilinçte var olan her şey -madde dünyasında biçim olarak ortaya çıksın ya da çıkmasın- vardır, sevgil i varlık. Dinleyici : Ne kadar acaip olursa olsun? Ramtha : Evet. Çünkü acaip l ikleri belirleyen yalnızca bakış açılarımızdır. Aklınıza gelen her düşünce doğrudur. Çünkü o düşünce bilinçte yaşamaktadır; bu ne den le, tüm yaşamın ondan kaynaklandığı Tanrı Zekası denen en büyük realitenin bir parçasıdır. Ş imdi , sevgili varlık, bakalım içinde bulunduğun karmaşadan kurtulman için sana yardım edebilir miyiz? Tanrı, düşüncedir -tüm düşüncelerin gerçeğidir. Ve Tanrı'nın harika olan yanı , yasasız olmasıdır. Çünkü eğer Tanrı'nın yasaları olsaydı, o sınırlı olacaktı. Ama Tanrı sınırsız olduğu için, kendi sınırsız düşüncesin e ve gerçeğine seçenekler tanır. Tanrı her birinize, kendi bi reyselliğinizi geliştirecek gerçeği kabul etme ve yaratma özgürlüğü verm i ştir -yani kendi arzu ve olgunl aşma sürecı n ı z e uygun olan gerçeği algı l aman ı z i ç i n . Düşüncede h an gi gerçeği yaratırsanız yaratın, Tanrı yaşam o olacaktır. O gerçeği, Tanrı denen düşüncenin o boyutunu deneyimleyip anlayabilesiniz diye . . . Gerçek, yalnızca, kişi n asıl bir gerçek a lgılıyorsa odur. Gerçek , yaratıcı düşüncede kesinlik kazanmış bir düşünce, bir bakış açısı, bir inançtır. Ancak herkesin, he rhangi bir şey hakkın dak i düşüncesi genellikle çok farklı olacaktır. Çünkü h er biri düşüncesini, yalnızca bu yaşamından değil, daha önceki tüm yaşamlarının ruhu na kazandırdığı kendine özgü deneyim, anlayış ya da yanlış anlayı şlara dayanarak edinmiştir. Böylece bir varlığı n doğruluğuna inandığı bir şeye diğeri inanma yabilir. İkisi de birbirini anlayamaz; çünkü birbirleri ol m a m ı şl a r v e ayn ı d e n e y i m b i ri k i m l e r i n i pay laşmamışlardır. Kimin gerçeği doğru? İkisinin de. İkisi de gerçekten doğru. Çünkü h e r biri kendi deneyim ve anlayışı 1 27
RAMTHA
çerçevesinde algıladığı gerçeği ifade ediyor. Ama bir kimse yalnızca kendi gerçeği nin tek doğru, tek gerçek olduğu inancındaysa, o zaman o kişi sınırlı bir anlayışa sahjptir. Her varlık kendi düşün de, kendi deneyimlemek i s tediği gerçekleri kabul edecek ve yaratacaktır. Bu dene yimler, ken din i olgunlaştırmak i çin gereksinim duy duğu deneyimlerdir. Çünkü h er varlığın aradığı gerçek, inanmak istediğini destekleyen gerçeklerdir. Bu neden le, bu dünyada yaşayan tanrı sayısı kadar, herkesin ken dine özgü gerçekler topluluğu olacaktır. Çünkü her varlık, gerçeği i stediği gibi yaratma iradesine, hakkına ve ge reksinmesine sahiptir. Bu nedenle, bir öğretmenden okuduğun ya da duy duğun herhangi bir şey, o nasıl görmüş, nasıl öğrenmiş, nasıl yaratmış, nasıl deneyimlemişse öyle a lgıladığı bir gerçektir. Böylece, eğer on öğretmenin eğitimi altında çalışmı şsan, kesinlikle büyük bir şaşkınlık i çinde ola caksın; çünkü her birinin gerçeği farklı olacaktır. Ve ke sinlikle, biri y'a da ötekinin algıladığı gerçeğin, o andaki gereksinmen neyse, ona uygun olduğunu bulabilirsin. Am a h a ng is i n i n gerçeği konuştuğunu ayırt etmeye çalı şıyorsan eğer, baktığı n d a , h ep s i n i n g e r ç e ğ i söylediğini idrak edeceksin. Karar vermen gereken şey, ne ölçüde seçtiğin gerçek o l m a k i stediğin -çünkü hangi gerçeği kabul edersen , o yaşamında deneyimlenen bir re alite olacaktır. Dünyan ızda büyük öğretmenler var sevgili varlık, h arik a ve m u c i z ev i ş e y l e r y a p abi l di k l e r i v e gösterebildikleri için bir tür sih irbaz bunlar. Ama hala ö l ü m e i n an ıyorlar. . . v e b u y ü z d e n ö l e c e k l e r . Öğrenimlerinde büyük ilerleme kaydetmelerin e karşın, anlayışlarını ölümün ve ölümün sınırlılığının ötesine, yaşamın aslında kesinti siz bir süreklilik olduğu an layışına henüz ulaştıramamışlar. Bu yüzden , eğer on ların gerçeğini gerçek olarak kabul edersen sen de bir si128
Yalnızca
Gerçek
hirbaz olabilirsin. Ama sen de öleceksin demektir bu. Anlıyor musun? Her şeyde gerçek vardır, sevgil i varlık. Am a her şeyde bir arınma da vardır; çünkü geçen her an, gerçeği arındırır. Bu yüzden Tanrı bir mükemmellik hali değil, bir oluşum halidir. Her varlık daha sınırsız bir anlayışa doğru geli şir. Ve anlayışı n e olursa olsun, an be an farklı gerçeklere sahip olacaktı r. Bir çiçeği örnek alalım. Bu çiçeğin bir tomurcuk olduğu doğru mu? Elbette. Bu tomurcuk açtığında, artık bir tomurcuk olmadığı için yalancı mı? Hayır. O bir gelişen gerçek halinde. Çiçek yapraklarını döküp yok olduğu za man bir yalancı mı? O zaman ne? Gerçeğinin dah a ileri bir halinde. Yasalardan söz eden, i nsan ı sınırlayan ya da 01mak'ı iyi ve kötü diye ayıran ya da Tanrı'nın her şeyin "olması" yerine, tekil bir varlık ol duğun u söyleyen öğretiler, bun !arı kendi gerçekleri olarak kabul eden ve tüm d ünyaya yaym ak arzusuyla yanı p tutuşan varlıkl ardan kayn akl an maktadır. Bu onların gerçeği , sevgili varlık ve yanlış değil ler. Ama daha büyük, daha arınmış bir gerçeğe göre: Yaşamı herhangi bir biçi mde sın ırlı olarak öğreten kişinin anlayı şı henüz gelişmemiş demektir. Tanrı sınırlı mı? Eğer sınırlı olsaydı, sevgili varlık, yaşam sürekli olmazdı ve karmaşa içinde olmak gibi bir seçeneğe dahi sahip olamazdın. Benim öğreti m, Tanrı'yı yasasız olarak nitelendire �ilme cesaretine sahip olanlar i çi n harika bi r gerçek. Ç ünkü o zaman Tanrı , başkaları n ı yön etmek ve köleleştirmek için kul lanılamaz. Am a Tanrı, yüce bi linç; yasaları n , yargıları n ve son ların sın ırlılığın a gerçekten sahip değil. Kendi gerçeğinde bu sınırsız an layışı benimseyecek kadar geli ştiğinde, sevgiyi , hazzı ve Tanrı olan sürekliliği gerçekten anlayıp deneyimleye ceksin. Herkes istediği ve bilmesine izin verdiği yere kadar 1 29
RAMTHA
biliyor, sevgili varlık. Ve dünyan ızdaki bilginin çoğu, korku, yaşam mücadelesi ve anlayış kutuplaşması üzerine kurulmuş. Yargılama ve in sanların ayrılığı üzerine kurulmuş. İn sanın yücelikten yoksun, "düşmüş" bir yaratık olduğu anlayışı üzerin e kurulmuş. Ama in san , Tanrı 'dır, sevgil i varlık. Bu yüzden , i n s a n ı yargıl a m a k , T a n r ı 'y ı y a rgı l a m a k t ı r . İn sanı sınırlamak, Tan rı'yı s ı n ı rl a m aktır. İn sanı yticeliğinden ayı rmak, Tanrı'dan yüceliğini al maktır. Eğer bir öğreti düşünce sürecinizi sınırlıyorsa, o Tan rı'nın da düşünce sürecini sını rlar. Ne söylendiğini ve n asıl söyl endiği n i dinle. Eğer o öğreti sın ırlıyor, ayuıyor, bölüyorsa, o zaman bu, h enüz sınırsız bir an layışa ulaşamamış bir varlığın sınırlayan gerçeğidir Bütün :_...1 öğretm en l erden e n i n d e s o n u n d a öğreneceğin şey , sevgili varlık, yalnızca kendinin, senin en büyük öğretmenin olduğundur. Çünkü yalnızca sen, senin için en iyi sinin ne olduğunu bilebilirsin. Başka bir kimse, kendi yaşamın ı yaşamakla meşgulken ve gerçeği kendi bakış açısından değerlen dirirken, senin için en i yi sini n n e olduğunu n asıl bilebilir? Yalnızca sen , kendi doyumun için ruhuna hangi deneyimin gerek li olduğun u bilebilirsin. Yalnızca sen, kendi gerçeğinin kurallarını koyabilirsin ; çünkü gerçek, kendi yarattığındır. Ve bu gerçek bilimsel ya da entelektüel anlayışlarla değil, duy gusal anlayışla bulunabilir. Çünkü gerçek bir histir, bir bilmektir; entelektüel değildir. Sizin için gerçeğin ne olduğunu bilmek, gerçeğin ne olduğunu hissedereh bil mektir. Dinleyici : Ama Ramtha, bir şey eğer olgularla des teklenmiyorsa ya da b}limin kabul ettiği doğruya ters düşüyorsa, onun doğru olduğunu nasıl hissedebilirsin ki? R a m t h a · Sevgi li varlık, hiçbir şey bilim sel gerçeklerle kanıtlanamaz. Çünkü i n sanın an layışı ev rimleşip deği ştikçe, bilimsel gerçekler de değişecektir. Her şey va rsayımdır; çünkü real ite sürekli dü şünce ve 1 30
Yalnızca Gerçek
duyguyl a evrimleşir ve yaratılır. Biljmsel gerçekler, yalnızca o günkü kolektif bilincin maddesel sonucudur tüm in sanlık tarafından benimsenerek duyulan kolektif düşün celerdir. Kanıt, sevgili varlık, histedir, duygudadır; çünkü bi limsel gerçeğe öncelikle realite kazandıran budur. En büyük realite, en büyük gerçek n edir? Bilimsel gerçekler değil, sevgili varl ık. Düşüncede doğru olarak kabul ettiğiniz realitelerin sizde yarattığı h islerdir, gerçek olan. İşte "gerçek" budur. Duygu en büyük realite dir. Tüm gerçek orada yatmaktadır. Neye inanmayı seçersen sevgili varlık, o olacaktır. Bu yüzden , neye inanmak i stiyorsan, sana en uygun olan neyse şimdi onu seç. Dinleyici : Ama Ramtha, bu nasıl böyle olabilir, an l ayamıyorum . Örneği n , bir zamanlar in sanların çoğu, dünyanın düz olduğuna inanıyordu. Eğer denizde yol alan gemideki gemicilerin yarısı dünyanın yuvarlak, yarısı da düz olduğuna inanıyorlarsa, o gemiye ne olur? Ramtha : Dünyanın düz olduğuna inanlar sevgili varlık, kendi l er i n i gemiden atarlar (Tanrı o n l arı yanıldıklarını görmekten korusun !) Dünyanın yuvarlak olduğunu düşünenler ise yola 'devam ederler. D ünyan ı n düz olduğun a: kesinlikle inanan l ar, inançlarından farklı bir şeyi araştırmak için yeterince uzağa gitmediler; çünkü düz olduğuna emindiler. Yuvar lak ol duğuna inananlar i se dünyanın çevresinde yelken açtılar. Ç ünkü dünyan ın yuvarlak olduğuna i k n a olmuşlardı Ama dünyanın yuvarlak da olmadığını bil miyorlardı. Oysa dünya, üstten -alttan bastırılmış bir görünümdedir ve içi boştur. Ama içinin katı olduğuna ke sinlikle inananlar, aksini kanıtlamak için içeri doğru gitmeyi düşünmeyeceklerdir bile. Çünkü sınırlı bir an layışa sahipler -ve her şeye karşın o da doğru. Gerçeğinde sınırsız ol, sevgili varlık. Dünyanızın yuvarlak olduğunu bilin ama, gerçeğinizde daha sınırsız .
131
RA M THA
olmak isterseniz, tepesinin ve altının basık olduğunu bi lin. Ve daha da sı nırsız olmak isterseniz, içinin boş olduğunu da bilin. Bundan da sınırsız olmak ,isterseniz, dünyanın ortasında da bir yaşamın var olduğunu bilin. Ama gelin de bunu bilim adamlarınıza anlatmaya çalı şın . . . Eğer inandığınız sınırlı bir düşünceyse, o zaman o sizin gerçeğiniz ve bu sınırlı gerçeğin içinde doğrusunuz. Eğer sınırsız düşünceye inanıyorsanız , bu da sizin gerçeğiniz ve o da doğru. Am a inan mak için bir şey arıyorsan ız, hiçbirine inanmayın -kendinize inanın ! . Sizden dah a büyük hiçbir varlık, hiçbir şey, hiçbir realite yok ; çünkü kendi dünyanızın real itel erini yaratan da, yasalarım yapan da, o yasaları uygulayan da sizsiniz. Ş imdi , h ep i n i z e söyleyeceğim şey şu: Gi din , öğretm e n l e ri n i z d e n y a da d i n l e r i n i z de n , c a n ı n ı z sıkılın caya y a da o öğretiler sizin için artık bir anlam ifade etm eyin ceye dek öğrenin. Sonra yanıtı , ruhunuzda h i sse t t iğ i n iz d oğruda arayı n . Ruh unuz gerçeği n n e o l d u ğu n u biliyor v e bunu size hisleri niz vasıtasıyl a söyleyecektir. Yan i gerçek size, his ol arak doğru gel diğinde, ruh unuz bunun coşkusunu hissedecektir. Çünkü en büyük gerçek sınırsız özgürlükt ür -i stediğiniz gerçeği deneyi mlemenize izin veren özgürl ük . . . Gerçek bir sın ırlamadır, sevgi l i varlık. Bir şeyin doğru, gerçek olduğunu söylemek, gerçek olmayanın var olduğunu gösteri r. Ancak daha büyük bir anlayışla ne gerçek ne d e gerçek olmayan vardır ; yaln ızca evrimleşen ve sürekli "olan" lı ayat vardır. Hayat tek realitedir ve tüm gerç ek ondan o luşur. Ç ü n k ü gerçek, sızı n düşüncelerinizle an be an geli şir ve yaratılır. Bu nedenle her an fikrinizi d eği ştirebilir ve başka bir ş ey düşünebilirsiniz . Am a h er ikisi de gerçektir, her ikisi de gerçek pren siplerdir, çünkü her ikisi de duygusal an layışın seçenekleridir. Yaşamdan ve seçeneklerden başka realite yoktur. 1 32
Yalnızca Gerçek
Her şeyin gerçek olduğunu ve hiçbir şeyin gerçek ol madığını, yalnızca "olmak"ın var olduğunu anl adığın zaman, gerçeği i stediği n gibi algıl ayabilirsi n . V e seçtiğin gerçeği kabullen diğin sürece o değişmez, kesin olacaktır. O gerçeği artık tanımadığın ve inanmadığı n a n gerçek değildir. Bu nedenle, b u dünya yaratıcı realite ler katıdır. Yaşamında h an gi gerçeği yaratırsan yarat, onu değiştirebileceğini de bil. İ stediğiniz zam an fikrinizi değiştirme yeteneğine sahip olduğunuzu, istediğiniz şeyi yapabileceğinizi ve "olabileceğinizi" bilmeniz, yüce ol manızı sağlar. Mutlu olmanız ne kadar zaman alır? Yalnızca hazzı düşünmf!lk için gereken zaman kadar. Ve mutluluktan ı şıldamaya başlarsınız. Umutsuzluğa kapılmanız ne ka dar zaman alır? Umutsuzluğu düşünmek için gerekli za man kadar. Ve umutsuz olursunuz. Bunun altında yatan gerçek ne? İstediğiniz anda arzu ettiğiniz şey olabilme ve i stediği niz a n d a k e n d i n i z i ifade etme b i ç i m i n i değiştirebilme seçeneğine sahip ol duğunuz . . . İ şte Tanrı sizi bu özgürlükle seviyor. B u gerçeği içinizde hisset tiğiniz zaman , sınırl ılığınızı aşarak Tanrıs allığın ıza ulaşacaksınız. Ve başkal arı kendileri n i k ural l arın , gelenek ve göreneklerin yönetmesine izin verirken, siz özgür bir varlık olacaksınız. Ç ünkü siz kendinizinkin den başka hiçbir gerçeğe ait olmayacaksınız. Yalnızca bunu h atırl a: Ne olmayı düşünüyorsan, o'sun. Herhangi bir şeye inandığın zaman , bu inandığın şey, içindeki duygusal realitede gerçeklik kazanır. Bu nedenle, bakış açıları ne olursa olsun, herkes, her zaman gerçeğin doruğundadır. Sizin yaratıcı realiteniz daima başkasınınkinden farklı olacaktır. Ve başkaları sizin re alitenizi göre miyorlarsa, bu, kendi realitel eri n i n illüzyonları n a gömülmüş olmalarındandır. Gerçeğin h er ş eyde olduğunu anladığınız zaman, a r t ı k k e n d i n i z i , h e r ş ey i d e n ey i m l e m e k t e n 1 33
R A M THA
alıkoymazsınız. O zaman tüm deneyimlere katılmaya ve onları n bilgi si n i almaya h azır olursunuz. O zaman özgürsünüz. Çünkü artık "bu böyledir" diyen entelektüel anlayı ş ya da görüşün esiri değilsiniz. Çünkü "bu böyle olan"ın, düşüncede belirlenebilen her şey olduğunu bili yorsunuz. Size sunduğum bu gerçek, varlığınızda daha sınırsız bir anlayış yaratacak. Çünkü bu anlayışın erdemi, herke sin gerçeğini kucaklamaktan kaynaklanıyor. Ve bu an layış, tüm gerçeklerin ah enk i çinde bir arada var ol masına izin veriyor. Bu anlayı şı benims.e diğiniz zaman, kendinize şun u söyleyebilirsiniz: "İfade ettiğim gerçekte, kendi gerçeğimde çok yönlüyüm. · Tek bir gerçek değil, tüm gerçeğim."İşte o zaman yaratıcı akışınızda kısıtlı ya da yaşamanın ve olmanın tek biçimine hapsolmuş ol mazsınız. Ramtha, Buda, İ s a y a d a herhangi bir öğretmenin gösterdiği yolda değil, olduğun gibi ol. Çünkü hiçbiri sana k e n d i Tanrı s a l l ı ğ ı n ı ö ğre t e m e z ; ya l n ı z c a k e n d i Tanrı sallıklarını öğretebilirler. İlerl ediğin yolda doyu ma ulaşmak için, ki m ve neysen o olmalısın. Eğer bir başkası nın yaşam planına göre yaşamaya çal ışıyorsan, a s la böyle olamayacaksın . Kim olduğunu ve i çindeki kıvılcımın ne olduğunu anlamanın tek yolu, kendi duy gusal anlayışının gerçeğinden geçer. Ne olursan o l , kendini sev. Bütün gücünle. Ve için deki, sessizce konuşan Tanrı'yı dinle. Ona his deni yor. H i sler, e ğer o n l arı dinl ersen , sana gerçegı söyleyecek ve aydınlanmanın yolunu göstereceklerdir. İçinde h i ssettiğin gerçeği yaşa. Yaşa ve göster. Göster ki yüceliği n e şehadet etsi n . Bun u yaptığında, hayatı kendi bakış açından değerlendirecek, yaşayacak ve anlayacaksın -ve n asıl algılarsan algıla, d oğru ola caktır. Kendi kendinin öğretmeni, kurtarıcısı, efendi si, Tanrı'sı ol. Bunun basitliğini düşündüğün zaman, bu sana an1 34
Yalnızca Gerçek
layı ş özgürlüğü verecektir. O zaman neyin doğru neyin doğru olmadığı, neyin gerçek neyin illüzyon olduğu kısır döngüsüne takılıp kalmayacaksın . Ken dini dini dogm a ve inançların kurallarından kurtarmaya başladığın v e bir başkasının gerçeğinin ardı ndan gi tmeyi bı raktığın zaman kendini ifade etmekte ve ruhunun deneyimlemeni istediği şeyleri yapmakta özgürsün. İ şte o zaman eksik l i ği n i duyduğun b i l gi ve a n l ay ı ş ı n doyumuna ulaşacaksın . Böylece, deneyimi yaşayarak, duyguyu his sederek kendi n e özgü adımlarla an be an Tanrı ola caksın. Ve son suzluğun nerede bitecek? Hiçbir yerde. Çünkü sen sonsuzluğun içinde sürekli.sin. Yaşadığın her an bunu öğrendikçe, kendi sabit fikir li kişiliğini arın dırıyorsun ve bunu suçluluk duymadan ve kendini yargılamadan yapabilirsen , bir gün tüm düşüncenin gerçeği olacaksın -tüm yaşamın fışkırdığı kaynak . . . Ama bu kaynağa, in sanın kolektif bilincinden -bu b i l i n c i n kural , i d e al ve kitle kimliği n d e n sıyrı lmadıkça ulaşamazsın . Bu kaynağa an cak kendi g e r ç e gı n ı y a ş a m ak l a , k e n d i a m a c m ı b i l m ek l e ul aşabilirsin. Uzun zamandır in san tüm seçen eklerini yok edip, on ların yerine kurallar koyarak kendisini yüceliği nden ayırdı . Am a deği şim rüzgarları dünyanıza bir yenilik getirm ek üzereler artık. Herk esin h er şeyi yeni den gözden geçirme gereksinimi duyduğu, kesin olarak kabul e dilen değe rleri n sarsıldığı bir dönem bu. Bunun bir parçası olduğunuz için çok memnunum; çünkü hayatınız bu günden başlayarak çok dah a haz dolu olacaktır. Kime hesap vermek zorun dasınız? Kendinizden başka hiç kim seye. Ve gerçek nedir? Ken diniz n eyi görüyor, n eye i n anıyorsanı z odur. Çünkü neye inanıyorsanız, o ola caksınız. Bunu bilin ve yalnızca yaşam biçiminizle bunu başkalarına öğretin. Gerçeği asla arama. Yalnızca ol . Ancak "olarak" sonsuz evrenlerle bir o lacaksınız. ·
1 35
R A M THA Dinleyici : Benim için düşünülecek çok şey var. Ramtha : Evet öyle sevgili varlık. İstediğin gibi ol. ***
D İNLEYİC İ : Yıll ardır astroloj iyle uğra şıyorum. Mü şteri leri m l e daha etkin çalı şabilmem için bana yardımcı olabilecek bir şeyler söyleyebilir misin? Ramtha : Önce sevgili varlık, bana bu işten niçin zevk aldığını söyle. Dinleyici : Çünkü yıldızl arı n ve gezegenlerin yaşamımızı etkiledikl erine inanıyorum ve bence onları inceleyerek kendimizi ve yazgımızı daha iyi anlayabiliriz. : Bi liyor musun sevgili varlık, insan, Ramtha uzayın sessiz, gizemli yıldızlarına bakıp dalarak, sürekli kendi evini aramı ştır. Çünkü içgüdüsel olarak, doğduğu kulübeden çok daha büyük bir yerden geldiğini biliyor. İnsan geceleri gökyüzün de ışıkları ararken bu ı şıkların hareket h alinde olduğunu ve onlar h areket ettikçe mev sim lerin de deği ştiğini gördü şaşkınlıkla. Ve onl arda kontrol edemediği bir güç olduğunu gözlemleyince, bu de vi nimlerin, insanın iyi ve kötü tal ihinden soru m l u olduğuna karar verdi. Tarihte, imparatorl ukl arı yön etmek ve in sanl ara hükmetmek için yıl dızlara olan güçlü in an�ı kull anan birçok bilge kişi, peygamber ya da aziz vardır. Onların keh an etleri gerçekleştiğinde bundan kim soruml u ol abi l irdi? Elbette kahin değildi, onlara göre sorum lu olan. O halde buna, "şu l anetli yıldızlar" neden oluyor olmalıydı. An cak yıldızlar o sessizl ikl eriyl e kendiler.i ni savun up, masumiyetlerini dile getiremezlerdi. Sana şunu söyleyeceğim sevgi l i varlık: Burada h e rkes, özgür i ra deyl e yaratı l an bir tanr1 dır. Ve başlangıcınızda siz ı şık varlıklar, yüce varlıklar olarak, bu irade özgürlüğünü, yıldızları, gezegenleri ve görülen136
Yalnızca Gerçek
görülmeyen tüm evrenleri y a ra t m a k içi n kull an dınız. Daha sonra da, herhangi bir evrenden daha büyük olan şu bedenlerinizi yaratan da siz tanrılarsınız. Şu anda da, hala başlangıcınızdaki ayn ı güçlü yaratıcılığa sahip aynı tanrı larsm ız. Ve bu iyonlarca süren zaman süresince asla sizi yöneten bir şey yaratmadınız -yönetildiğinize i nanmadıkça . . . Bu durumda da yaşamınızı yöneten hala sizsi n i z ; çünkü kendinizi sizin d ı şmızda bir şeyin yönettiği inancını benimsediyseniz, buna siz izin verdi, niz demektir. Astrolojiye in anan çok i n san var. Ve gerçek olduğuna ina nıldığı için, astrolojide de gerçek var. Ama bir adım dah a ileri gidip bu gerçeği kimin sunduğunu ve yıldızların, gezegenlerin devinimlerinin, onları yaratan tanrılardan nasıl daha etkin olabileceğini sor. Sizin kim olduğunuz, uzayınızdaki devinimlerle asla bulunamaz, sevgi l i var l ı k . Ve gez ege n l erin , yıldızların devinimleri d e bir insanın yazgısın ı belirle yemez. Eğer bu gerçek ol saydı, düşler, h ayal gücü, ya ratıcılık ya da yaşam gibi şeylere sahip olamazdık. Bu dünyadaki yaşaml arınızın her birinde b irçok yıldızın altında doğdunuz. Hepsi aynı anda parlıyordu. Yazgı n ı z ı n , i çlerinden seçi l m i ş b i rkaçı tarafı n dan y ö n l e n d i r i l i p etk i l'e n d i ği n i s öy l e m e k y a l n ı z c a mantı k s ı z l ık deği l , ayn ı zamanda yaşam ı n ı z ı v e tanrı sal l ığı n ızı ifade etm ek i ç i n sah i p ol duğunuz özgürlük ve saflığı da elinizden almak olur. Tanrılar birçok oyun yarattılar ve astroloji de onlar dan biridir. Ama kimi zaman çok tehlikeli bir oyundur bu; çünkü varlıkta gelecek korkusu yaratır ve gelecek günlerin duygusunu önceden belirler. Astrologların her şeyi bilen bir zekaya sahip olduklarını sanan ve değerli yaşamlarını bir başkasının ellerine emanet edenlere katılmadığımı söylemem gerek. Astrolojiniz bir oyun olduğu gibi, dini dogrnalarınız, politikanız, ticari yaşamınız -hayatta kalma oyununu oy1 37
R A M THA
nayabilmeniz için sizi tutsak etmesine izin verdiğiniz her şey- bir oyun. Astrologların başkal arı na duydukları içten ilgi ve yardım etme i stekleri güzel bir şey. Ve yıldızları incele mek h arika bir şey; çünkü d e vi ni m l eri güzel ve büyüleyici bir gizeme sahipler. Ama yaşamını onl arın üzerine kurarsan , sevgili varlık, onlan oluşturan gazlar dan daha büyük değilsin demektir. Astroloji yalnızca bir araç, bir oyundur. "Geleceğin sana ne getireceğini biliyorum" diyen astrolog da doğruyu söylüyor olabilir. Çünkü bu sözlerin sahibi, karşı sındaki varlığı çevreleyen duygusal manyetik-elektriksel alan daki mesajı algı lamı ştır. Eğer oyunu bir yan a bı rakıp m ü şterinize ay n ı ş e y l e ri söy l e s e n i z ; o n u y i n e şaşırtacaksınız. Fakat elbette, insanın geleceğinin , bir yı ldızın konumundan kayn aklandığım ve kişinin yüce kozmik bir planın parçası olduğunu söylemek kadar ilgi ve m erak uyandırmayacaktı bu. B öyl ece , eski çağların bilgeleri, gerçeği daha kabul edilebilir bir biçimde nak ledebilmek için kristal kürelere baktılar, ateşler yaktılar, suyu seyrettiler, patl amalar yaptılar, şarap, iksir gibi şeyler içtiler. İn san yanıtları ve yazgı sının nedenlerini bulabil mek için daima kendi dışına baktı . Her zaman , sessiz yı ldızl arı, kral ların yön etim ini ya da "Tanrı'nın takdi ri"ni suçlamak, içindeki evrenl erin yaratıcısına bak maktan daha rahatlatıcı olmu ştur. Papazları n, peygam berlerin ve kahinlerin rehberliğini aramak; tüm bunları yaratan ın in sanın kendisi olduğuna in anmaktan daha kolay olmuştur h ep. Nedenler ve yanıtlar için kendinizin dı şına baktığınız sürece, içinizdeki sesi -tüm gerçeği su n am ve her şeyi yaratanı- asla işitemeyeceksiniz. Bu batıl inan çlar sizi körleştirerek tutsak edecek ve i çinizdeki müthiş güç ve sonsuz anlayışı görmenizi engelleyecektir. Sen, sevgil i varlık, i stediği gerçeği kabul edip yara tabil en yüce bir varlıksın. Kendinin efendisi olabilirsin 1 38
Yalnızca Gerçek
ya da tutsak olman a izin verirsin -hangisini deneyimle m eyi i stiyorsan . . . Her varlığı n kendi hayatının gerçek yaratıcısı ve yöneticisi, kendi yazgı sının 'belirleyicisi olduğunu idrak ettiğin zaman , belki bu anlayışla kendine daha sınırsız bir yaşam yaratacaksın -ve bu, varlığın için çok büyük bir şey olacak. Oyunlarını oyn arken , onl arı kimin yarattığını u n utma. Ve bu aynı yaratıcının i stediği herhangi bir şeye açık olabileceğini, bir anda da hoşlanmadığı bir şeyi değiştirip yaşamının dizginlerini ele alabileceğini unut ma. Şimdi , astroloj i oyunu konusunda size bir şey söylemek istiyorum : Astrologlar "evleri ni" on iki üzerine kuruyorlar. Ama aslında on dört ev var. Bunlardan biri, bir yıldız sayılan ama aslında n ebil öz olan bir gezegen. Uzun zamandır var olan parlak ve güzel bir gezegen bu. Bu bir ev sayılır. Ve şu anda gün eşinizin ekseninin beşiğinde oluşmakta olan ikinci bir gezegen var. Bu geze gen binlerce yıl önce gün eşin kıvı lcımları büyükken oluşmaya başladı. Astrologların bu iki evi katmadan yaptıkları hesaplamalar nasıl doğru ve kesin olabilir ki? Astroloji haritalarını hazırlarken senden şunu yap manı i stiyorum sevgili varl ı k : Her şeyi yazı p çizi p , söyledikten sonra k arşın daki varlıklara, evrenlerin o n larsız bir h i ç olduklarını, onlar olmasaydı yıldız v e geze gen gibi şeylerin de olmayacağını söyle. Bu kadar söyle yeter. S öylediğin ş eyi asla unutmayacaklar; çünkü, s özl erin on ları tedirgi n edecek, hafifl e tecek ve küstahlaştıracak. Buraya geldiğin için çok mutluyum . Bu dinleyici grubundan çok derin şeyler öğreneceksin. Buraya gelen lerin çoğu öğrettiğim sınırsız gerçekleri benimsemeye c ekler; çünkü, hepsi özgürlüğü arzul amıyorlar. Ama önemli değil. Hala seviliyorlar, hala doğrular ve hala tüm realitelerin yaratıcısı olan- Tanrı'lar . . . ***
1 39
B ÖL ÜM
JJ
Yasasız Bir Yaşam İnsan kendisini kısıtlayıcı bilinçten, onun k ural /arından, yasalarından ve planlarından özgürleş tirdiği zaman, kendisini ve tüm insanlığı sevmek için aradığı hazzı ve huzuru bulacaktır.
D İNLEYİCİ : Ramtha, Tanrı'nın planında senin nasıl bir yerin var? Ramtha : Tanrı 'nın planı ? Tanrı'n ı n bir planı olduğunu sana düşündürten ne, sevgili varlık? Dinleyici : Çünkü her şeyin oluş biçiminin iyi bir n edeni olmalı . . . Ramtha : Tanrı'nın tek planı ... olmaktır. Böylece h er şey, Tanrı olan hayatı ifade edebilir. Eğer O'nun bir planı olsaydı, bu sizi, içinizdeki Tanrı'yı ifade etm e özgürlüğünden yoksun bırakırdı. Bu da, Tanrı denen hayat pren sibini genişletme ve kendinizi evrimleştirme yeteneğinizi ve eşsizliğinizi elinizden alırdı . Tan rı'nm tek planı işte bu. Her şey bütünlük içinde titre şiyor. Düşü n ceden kaynaklanan ve düşünceden kütleye dek olu şan bir tonda ... titreşiyor, bilinçten alıyor, katkıda bulunuyor, genişl etiyor ve hayatın bir başka an ını ifade ediyor. Her şeyi yan yana, birlikte ifade ede rek uzanıyor ve sonsuzluğun bir sonraki anını hazırlıyor. Eğer Tanrı plan yapabil seydi, bir sonraki şeyi sınırlamış o lacaktı . Üzerine bastığın şu tüylü halının burada olmasının n edeni n e? Çünkü orada. Bu nedenle Tanrı'nın planına uyuyor. Her şeyin uyduğu gibi ... Ve bu sevgili varlığın burada olmasını n nedeni ne? Tanrı'nm planına o n asıl ·
141
RAMTHA
uyuyor? Yalnızca olduğu için, sızın olduğunuz gibi. Ve ben nasıl uyuyorum? Çünkü bu tüylü halının olduğu ka dar, ben O'yum, sevgili varlık. Ben Tanrı'nın planına nasıl uyuyorum ? Sizi bir kimsenin en fazla sevebileceği kadar seviyorum ; çünkü, bu kapasiteye sah ibim. Çünkü, sevgimin ya da ifade biçimiı;nin aldatıcı bir ilahi plana uygun olup olmadığını düşünmüyorum ! Yaşamın tüm oluşumuna nasıl katkıda bulunabili rim? Tanrı'nm ne olduğunu ve ne olursanız olun, ne ya parsanız yapın sizi yine de niçin sevdiğin i anlamanıza yardım ederek.Ve yaşamın bütün olarak nasıl bir uyum içinde olduğunu görebilmeniz için daha belirgin bir bakış açısı getirerek ... Böylece her şeyin nedeninin yalnızca bir p lan ya da uzak bir amaca göre deği l , yalnızca yaşadığı için- ifade etmek olduğunu anlayabilirsiniz. Bu neden önemli? Hayatın yalnızca olmak olduğunu an l a d ı ğı n ı z z a m a n , yeteneği n i z i n t ü m gücüyle yaşamınızı i stediğiniz biçimde yaratma özgürlüğünüz ve gücünüz olacaktır. Ve bir sonraki anda 11e yaparsanız yapın , tüm yaşamı dalgalandırdığınızı bilin. Ve bunu bir sonraki anda, bir sonraki anda, bir sonraki anda da sürdüreceksiniz. Hayatın planı yok. Yalnızca o lm a k var. "Olmak halinde" olmak i se, en büyük ifade biçimidir. Olm ak ! Öneınli olan ·sevgili varlık, senin olmandır. En önemlisi bu. Dinleyici : Anladığıma göre bir insanın yürümesi gereken belirli bir yol yok; istediğin her şey olabilir ve is tediğin her şeyi yapabili rsin. Ramtha : Öyle! Bu Tanrı'nın size duyduğu sevgidir. Dinleyici : Peki , öyleyse yaşamın amacı nedir? Ramtha : Yaşamı n amacı, sevgili varlık, içinde hissettiğin düşünceleri yaşam platformunda ifade etmek tir. Ve bu ifade edi ş seni nereye götürürse götürsün, dai1 42
Yasasız Bir Yaşam
ma, istediğin anda değiştirebilme seçeneğin olduğunu da bil. Yaşamm amacı, onun bir parçası olmak, onun ya ratıcısı olmak, onu aydmlatmaktır. An be an hayat i çi n den akıp giderk e n , arzu ettiği n şeyi yaşama özgürlüğÜnü kendine tanımaktan başka yazgın yok. Ve bu amacı gerçekleştirmek için, istediğin her şey olmak ve her şeyi yapmak için sınırsız bir özgürlüğe sahi p olduğunu d a bil. Dinleyici : Ama her şeyi yapabilirsen; birtakım şeyler kutsal kitaplarda yazılan Tanrı Yasası'na ters düşmez mi? Ramtha : Benim güzel varl ığım,· sevgili Tanrı'nız hiçbir yasa koymadı -biri dışında. Ve bu yasa, yaşamını kendi özgür ve yüce. iradene göre ifade edebilmektir. Ç ünkü özgür iradeni kullanarak tüm yaşamın bilincini genişletebilirsin -ki bu Tanrı'dır. Eğer Tanrı yasalar koyan bir varlık ol saydı, seni -kendisini - yaşamın ken di sini evrimleştiren ve sürdüren ifade özgürlüğünden yoksun bırakmış olacaktı. O zaman , Tanrı sınırlı , sonlu bir kaynak olacaktı! Oysa, sonsuzluğıin sonu yoktur, sev gili varlık. Kutsal kitaplarınızda yazan "Tanrı Yasası" b irçok yasadan oluşmaktadır; çünkü her peygamber yasaya yeni i la vel erde bulunmuş tur. Gerçekten de, "Tanrı Ya sası"nın şunu ya da bunu söylediğini, sınırladığını ya da emrettiğini bildirmek güçlü bir etki yaratmıştır. Ve "Tanrı Yasası" dediğiniz için de, in sanlar Tanrı'ya tes lim olmayı ve ondan . korkmayı 'öğrendiler. Oysa çocuklar anne-babalarından korkmamalı , onlar gibi olmalılar . . . Tek Yasa, tüm yaşamın kaynağı olan Tanrı'nın , h er şeye, kendini istediği biçimde ifade etme özgürlüğü vermesidir. Çünkü yalnız katıksız özgürlükle Tanrı'yı bilecek ve yeniden onunla bir olacaksınız. Ve Tanrı'ya dön düğün üz zaman, O kendisinin eve dön üşünü gerçekleştirdiği zaman, bu gerçekten büyük bir gün , 1 43
RA M THA
büyük bir son suzluk olacaktır. Çünkü eve dönüşünüzde O 'nun gibi olacahsınız ; ve O'nun gibi olmakta, sınırsız sevginin, sınırsız h azzın ve varoluşun sonsuzluğunun yaşamı var. Tanrı yasasızdır! Yasaları yaratan insandır, Tanrı değil. Tanrı insana kendi evreninde yüce , egemen ol ması için -tüm hayat anlayışının evrimleşmesinde kendi evren ine uyan bakış açı s ı , gerçek ya da i n an c ı düşünceden alıp yaratması için- irade özgürlüğü ver miştir. İnsan bu özgürlüğü, toplu halde yaşamak için ge rekli olduğunu sandığı yasaları yaratmada kullandı. Ne yazık ki , yasaların çoğu acımasızca, i nsanları korkut mak ve tutsak etmek amacıyla yaratlldı.Özgürlüğü yüceltmek için deği l , sınırlamak için yaratıldı. İnsa n kendi sine yasasız b i r dünyada yaşama özgürlüğünü vere mez; çünkü, o kendi teröründen korktuğu için , varl ığına hükmedecek yasaların olması gerektiğini düşünür. Bu, kendi sonsuzluğunu ve yüceliğini anl amamasından kay n ak l a n ı r . Dinleyici : Ama Ramtha, eğer yasalar olmasaydı, bir insanı kötülükten ve şeytani i şler yapmaktan nasıl alıkoyab i l irdin? ' Ramtha : San a şunu söylememe izin ver sevgili varlık: Her şeyi içine alan kozmik yapıda "kötü" diye bir şey yoktur. Kitaplarınızda in sanın ruhen kötü olduğu yazılmasına karşın, değildir;' o ruhen yücedir . Çünkü in sanın ruhu ve her şeyi Tanrı'dır. Eğer o Tanrı değilse, nereden geldi o halde? Tan n'nın yetkisi dışında, varlığı dışında hiçbir şey yoktur. H içbi r şey! Bir kimsenin şeytani , kötü ya da yanlış diye yargıladığı bir düşünce ya da davranı ş bi linçte c anlıdır. Ve bilinçte var olan her şey kesinlikle Tanrı Zekası'nın bir parçasıdır. Her şey Tanrı'nın bir parçası olduğuna göre, bir şeyin kötü olduğunu söylemek, Tanrı'nın da kötü olduğunu söylemek demektir -ve O kötü değildir! Tanrı iyi de değildir. Çünkü "iyi"nin ölçüm ve 1 44
Yasasız Bir Yaşam
tanımını yapabilmek için, onu "kötü" ya da "şeytani" de nen anlayış karşısında tartmak gerekir. Tanrı ne iyi, ne de kötüdür; çünkü o kötüye göre iyi olan bir şey değildir. Tanrı mükemmellik de deği ldir. Tanrı yalnızca olandır . . . tüm hayatın ol uşudur.Kendini bilmek amacıyla, haz duymanın hazzı için yaşayan bir "anda ifade"dir. Ve bu hayat özünün kendisini olmaktan alıkoyarak, bir parçasını iyi-kötü, alçak-yüee, kusurlu kusursuz olarak yargılama kapasitesi yoktur. Eğer Tanrı aşağıya bakıp, "Bu kötüdür" deseydi, ne olacaktı biliyor musunuz? İfade etmeye gereksinim duy duğu bir şeyi ifade eden bu bilincin bütünü, hayat gücünün dışına atılmış olacaktı. Ve eğer bu olsaydı, o zaman hayat ve hayatın sürekli geni şleyerek var olması sona erecekti. Ç ünkü yaratıcılığa izin veren özgür irade varoluşunu sürdüremeyecekti . Ama Tanrı tüm üyl e sı nırsızdır, "olmak"ın bölünmemiş b i r bütünüdür . Bu nedenle,Tanrı kendisine sınırlı, kı sıtlayıcı bir açıdan bakamaz. Eğer bakabilseydi, sen kendini ya da kardeşlerini yargı lam a seçeneğini ifade etmek için burada olamayacaktın . İyi-kötü yok sevgili varlık, yalnızca olmak var. Ol m akta her şey yalnız doyumla ölçülür -ruh un , bilgelik doyumuna olaşmak için gereksinim duyduğu duygusal deneyimle ... Yaptığınız her şeyi , yargılarınıza göre n e denli güzel y a da çirkin olursa olsun, yalnızca öğrenmek adına yaptınız. Öğrenmek amacıyla, olaylara doğru ru h unuz ve tutkularınızla itildiniz. Yalnızca yaparak, yaptığınız şeyin değerini anladınız ve idrak ettiniz. Ve böylece deneyim kazandınız. Bu ne kötü ne de şeytaniydi; Tanrı olabilmek için gerekli olan şeydi yalnızca. İn sanı yargılayan in sandır, Tanrı değil. Ve i nsan, kardeşlerinin ifade özgürl üğünü engellemek için, ya ratıcıl ığı n ı kullanarak iyi-kötü dengesini kurdu. Dini dogmalara ve hükümetlerin yasalarına uyulmadığı za man cezalandırıl m a korkusu, yüzy ı ll arca ulusl arı yönetmek ve onlara hükmetmek için bir kılıç olarak kul1 45
RA M THA
lanıldı. Ve eğer "kötü" dediğiniz bir şey olsaydı, bu bir varlığın için deki Tanrı'yı ifade etme özgürlüğünü elin den alırdı. Her zaman, bir başkasına yaptığın şeyi, aynı zamanda çok daha derin bir biçimde kendine de yapmış olursun. Ç ünkü başkasına koyduğun sınırlama ya da yargı , kendi bilincinde bir yasa haline gelir. Ve bu yasay la sen kendini sınırlamış ve yargılamış olursun. İnsan ruhen kötü değil. Böyle bir zanla yaşamasına karşın, daha büyük bir anlayışla kötü diye bir şey yoktur. Yalnızca insana, düşüncesiyle i stediğini seçme ve yarat ma seçeneği veren yaşam platformu vardır. İşte olan tek realite budur. Bu realitede, Tann, insanın batıl, dogmatik inançları ve son derece sınırlı, kısıtlı bakış açılarıyla ya ratılan "kötü" illüzyonuna da izin veriyor. Ve sürekli gözlem, yargılama ve kötüyü be.klemekle , kötü, kişinin realitesinde gerçekten de var oluyor -ama yalnızca reali tesinde. Çünkü insan , inandığını yaratır. Var olan yasalar, h ayatınızı etkilemesi i çi n ya rattığınız yasalardır. Eğer iyinin ve kötünün olduğuna inanmayı seçiyorsanız, bu sizin gerçeğiniz. Ve hiç de yanlış değilsiniz. Ama unutmayın, bu sizin gerçeğiniz benim ya da bir başkasının değil. Ve eğer böyle bir gerçeğe sahipseniz bu tümüyle size ait olacaktır ; çünkü si zin düşüncenizde biçimlenmiştir. Bu düşünceye s ah i p olduğunuz sürece de kesinlikle gerçek olacaktır.Ona i nanmadığınız zaman d a , o artık bir realite olmayacaktır. İşte bu kadar basit. Ş i m di s e v gi l i v a rl ı k , k ö tü h ak k ı n d a n e düşündüğünü söyle bana. Sence kötü nedir? Dinleyici : İyinin karşıtı diyebilirim. Ama genelde kötü olarak düşün düğüm şey, bir başkasına zarar ver m ekti r. Ramtha : Öyle mi? Peki bu neden kötü? Dinleyici : Örneğin, biri kızıma zarar verirse, bu kötüdür. Örneğin öldürebilir ... Ramtha : Bu "kötü"ye dair s e n i n yargın . Ama 1 46
Yasasız Bir Yaşam
ölmekte kötü olan ne? Dinleyici : Yani birisini öldürmenin bile mi kötü olmadığını düşünüyorsun? Ramtha : Evet, doğru. Çünkü kendimi, herhangi bir şeyin sonu olduğuna inanarak sınırlamadım . Ç ünkü hiçbir şey , asla yok edilemez. Asla! Öyleyse bir varlık öldüğü zaman, ölümle yitirilen nedir? Tanrı , kendi oluşu i çinde ve süregelen yaşamın son suzluğunda, tüm varoluşun güvenliğini sarsacak, kendi sinden daha büyük bir şey asla yaratmadı. Tanrı'nın ya rattığını sevgili varlık, h içbir şey yok e demez;son sl?-za dek yaşayacaktır. Bu nedenle çocuğun yok edilmiş ol mayacak ; çünkü hiçbir şey Tanrı'nın yaşamını yok edemez. Dinleyici : Yani cinayetin bile yanlış ya da kötü ol madığını söylüyorsun , öyle mi? R a m t h a : E vet, doğru. Sana söylüyorum sevgil i varlık, yaşam süreklidir . O hep sürecek, sürecek v e sürecek. V e a n be a n , yaşam platformunda kendimizi ifade ederken , yaşamın her anında bizi mutluluk doyu muna ulaştıracak sını rsız seçenekler var. Ama kişi an l arını nasıl doldurmayı seçerse seçsin, bu daima kendi i rade ve i steğine ve kendisi i çin neyin iyi o lduğunu algılamasına göre olacaktır. Ve eğer o anda varlık bir başkasını öldürmeyi seçerse, h emen sonra, korkunç bir suçluluk duygusu, kendini yargılama ve yaptığı şeyin bir biçimde kendisine geri döneceği korkusuyla yaşamaya başlayacaktır. Bu yüzden gelecek anl arda hep endişe i çinde ol acaktır -yaptığı şeyden dolayı kendisini bağışlamadığı sürece ... Birçok kişi deh şete düşecek, katili yargılayıp lanet l eyecektir. Ama ben birisini öldürmüş olan varlığı sevi yorum . Nasıl sevmem? O Tanrı'nm güzelliğinin ve yaşamının dışında mı? Hayır, değil sevgili varlık. Ö l dürül en tekrar-tekrar geri gel ecektir. Çünkü yaşam süreklidir. Sürekli olan tek şeydir ve o her şeydir. 1 47
RAMTHA
Eğer ben yapılana karşı nefret duyup, katili yargılarsam,
kendimi de yargılamış olurum. Katil öldürmekle kendi
yargısını yaratmış oldu. Çünkü eylemi ile ilgili kendi düşüncesinin, bakış açısının pençesinde olacak artık. Ve eyl emi i zleyen anlarda kendi düşün ce ve duygularıyla başbaşa kalarak onlarla boğuşacaktır. Yapılandan n efret etmiyorum. Muhakeme ettim. An ladım. Onun ötesindeyim . Eğer katili yargılarsam, yete rince olgunlaşmamışım demektir ve sizi temin ederim ki, böyle bir yargıdan benim yaşamım da etkilenecektir. Çünkü ben Tanrı olduğum için, kendim den bir parçayı alıp ayırmış olacağım.O zaman artık bir bütün değilim. Anlıyor musun uz? · Böyle ş eyleri gördüğünüz zaman bilin ki, onlar oluşan doyumlardır. Her an, itildiğimizi hissettiğimiz ya da bilgi sini alıp aydınlanmayı i stediğimiz durumlarda, kendimizi doyuma ulaştırma seçeneğimiz v ar. Bu bizim seçimimiz. Bu insanın sah ip olduğu tek cumh uriyet: İçinin derinliğindeki cumhuriyet. Hükümetleriniz kitle leri yasalara, kurallara ve düz.e nlemelere göre yönetmeye çalışırlar. Ama bir varlığın kendi düşünce sürecinin i r a d e si n i çalış an a s l a s e s s i z l i ği n de yönetemeyeceklerdir. Yaln ızca varlığın kendisi bunu ya pabilir. Ve yaşadığı her anı, kendi duygusal yapısına göre dengeler. Size, kendinizden dah a büyük bir öğretmen ol madığını söylüyorum . Ve yaşamınızın gidi şatından tümüyle kendiniz sorumlusunuz. Düşüncelerimizde bir şey yapm az mıyız? Ve düşüncemizde yaptığımız şey gerçekleştiğinde, bu durum, bizi, düşüncelerimizde daha dikkatli olmaya sevk etmez mi? Bir insanı alıp en karanlık, küçük, pis yere hapse debilirsiniz. Ama aklını ve düşüncesini asla hapsede mezsiniz. İ n san , bedeni kask atı kesildiğinde dahi, düşün cesinde aktifti r h al a. Ve düşünerek m an tık y ü r üte c e k , k e n d i n e ö ğ r e te c e k . . . ve k e n d i n i ·
1 48
Yasasız Bir Yaşam
yargı layacaktır. İyi ya da kötüyü tanımıyorum; h ayatı tanıyorum yalnızca. Eğer bir varlık başka bir varlığı öldürmeyi seçiyorsa ya da yalnızca öldürmeyi düşünerek bunu ru hunda gerçekleştiriyorsa ( Biri öbürün den daha önemli değildir; çünkü düşüncelerinizde yaptığınız şeyi zaten yapm ı ş s ı n ı z de mekti r -ve aranızda, bir başkasını düşüncesinde öldürmemiş tek kişi bile yoktur) bu varlık, her iki halde de, bu anlayışı kazanmak için gerekli ih tiyacını ifade etmek zorundadır. Ve şunu anlamanızı is tiyorum ki, katilin ifade edişini p ayl aşan (ölen), öldürenin kurbanı değildir. Çünkü o belki de öldürülme, yanma, parçalanma ya da tecavüze uğrama olasılığını düşünüp durmuştur. Ve bunu düşünüp korktuğu için de olayı kendine çekmiştir. Böylece tecavüz etme ihtiyacında olanla, tecavüz edilme ihtiyacında olan -çünkü bunu an lamaya ihtiyacı vardır- deneyim için bir araya getirilir ler. Tanrı denilen anlayışta hiçbir şey kötü değildir. Her şey olgunluk getiren bir deneyi mdir. Benim sana yanıtım bu, sevgili varlık. İnsan, artık kardeşleri tarafından suçl anmadığı , kınanmadığı ve özün de kötü olmadığını, Tanrı olduğunu idrak ettiği ve Tanrı denen yaşam gücü tarafından tümüyle sevilip desteklendiğini anladığı za man , kendi değerini anlamak için artık savaş, tecavüz, cinayet ve benzeri olayları deneyi mlemeye gereksinim duymayacaktır. Ve i n san kendisini bu kı sıtlayıcı bi li nçten , onun yasaları n dan, planlarından ve kural l arın dan kurtardığı zaman, kendini ve tüm in sanlığı sevmek i çin aradığı hazzı ve huzuru bulacaktır. Ve herke sin kendi irade özgürlüğünü kullanmasına izin verecek tir. O zaman Tanrı'nın sevdiği gibi sevecektir. O zaman tüm yaşamı besleyen ve de stekleyen kaynak gibi, Tanrı'nın olduğu gibi olacaktır. ***
1 49
RA M THA
D İNLEYİCİ: Kısa bir süre önce hayatıma iki kişi girdi. Onların benim hayatımda olma amaçlarını ve on l arla dah a önceki yaşamlarımda birlikte olup ol madığımı bilmek i stiyorum. Ramtha : Onların senin h ayatmda olmalarının ne deni, sevgili varlık, çünkü sen onları orada istiyorsun ve onlar da orada olmak istiyorlar. Bundan daha büyük bir amaç ne olabilir? Dinleyici : Ama onların hayatımda olmalarını iste diğime emin değilim. Belki aramızdaki bir karmik bağ n edeniyle oradalar diye düşündüm; birbiri mizden öğrenmemiz gereken bir şey de olabilir. Ramtha : Biliyor musun sevgili varlık, eğer ilişkide bir şeyler eksikse, belki geçmi ş yaşamlarda birlikte olmuş olma romanti z m i , k i m i zaman o i l i şkiyi olduğundan daha cazip hale getirir. Ancak "karmik bağ" denilen şey, "gereksinme" denen çok basit bir sözcüğün dini açıklamasıdır.Süregelen tüm yaşamlarınız boyunca birçok insanla birlikte olmak i çin gereksinme duyacak ve bundan zevk alacaksınız. Ama yaşamlar boyu hep aynı arkadaşlar olsaydı, hayat pek sıkıcı, durgun ve tekdüze olurdu. Onlar şimdi yaşamındalarsa, sevgili varlık, bun dan alınacak belki de tek ders, yalnızca yeniden ayrılman ız gerektiğin i i drak etmek içi n . . . tekrar bir araya geldiğinizdir. D i n leyici Evet. Ne d e d i ği n i a n l a dığımı sanıyorum. Ama "karma" ile i lgil i bir sorum daha var. Bana, insanların başın a gelen olayların -cinayet, soygun ya d a kaza gib i ş ey l e ri n - n ed e n i n i n , ge ç m i ş yaşamlarında yaptıkları bir şeyin dengelenmesi için ge reken karmik bir doyum olduğu öğretildi. "Karma ya sası" hakkınd� sen ne diyorsun? : Seni n bilmen ve h erkesin anlaması Ramtha içi n : "Karma" dediğiniz şey, Tanrı yasası deği ldir. Ona inananların yasasıdır. Ne yazık ki, bu doktrin e inanan '
1 50
Yasasız Bir Yaşam
çok ve bu varlıklar, "mükemmeliyet" denen illüzyon} bir anlayışa ulaşmak için çetin bir mücadele veriyorlar. Ve bu yaşamda ne yaptılarsa, bir sonraki yaşamda geri gelip karşılığını bulacaklarına inanıyorlar. Başlarına gelen her şeyin nedenini "karmik doyum"a bağlıyorlar! Ama bu, hayatın çok z ayıf, yetersiz bir açıklaması sevgili varlık, hayat bundan çok daha fazlasına layık. Karma yasası, yalnızca ona inananlar için bir rea lite. Var olan yasalar, yalnızca sizin kendi evreninizde etkili olmalarına izin verdiklerinizdir. Gerçek yasa ko yucu, tek tek her yüce varlığın kendi sidir. Çünkü her varlık, i stediği gerçeği kabul eden bir egoya sahip; ve neye gerçek diyorsa, varlığında yasa olarak neyi yaratırsa, o olacaktır. Böylece, inanç ve çarpık anlayış vasıtasıyla çok kişi , kendileri için denge ve mükemmellik yasaları h azırlamı şlardır. Eğer karmaya inanmayı seçerseniz, kesinlikle ken di yarattığınız bu şeyin pençesinde olacaksınız; çünkü bu i n an c a güç veren sizsiniz. B u yüzden , kuşkusuz, y a ş a m ı n ı z d a etki l i olacak. O zaman bir önceki yaşamınızda yaptıkların ızın karşılığını ödemek ya da · ödüllendirilmek için tekrar tekrar geri geleceksiniz. Karma ya da mükemm elliği tan ımıyorum ; çünkü onları ödül değil, sınırlandırma olarak görüyorum. Kar m anı n kı sıtlayıcı yoluyl a m ükemmellik için mücadele eden ler, bu m üc a deleyi a sl a kazanamayacaklardır. Çünkü bir karmayı doyuma ulaştırırken , bir başka kar ma yaratıyor olacaklardır ve kaç yaşam boyu yaşarlarsa y a ş a s ı n l a r, a s l a o l m ak katı n a , T a n r ı k a t ı n a ulaşamayacaklardır. Ç ünkü sürekli , alacaklı olmaktan çok, borç içine gömüleceklerdir. Ve mükemmellik diye bir şey yoktur. Yalnızca olmak vardır. Yaşamın oluşu içinde, her şey her an değişir ve evrimleşir. Bu yüzden, bir mükemmellik katı asla kurulamaz. Yalnizca "olmak"ı tanıyorum ; çünkü "olmak" du rumun d a varlık, k e n d i si o l u şunu, Tanrı oluşunu 1 51
RA M THA
kısıtlayan yasa ve ideallerden tümüyle özgürdür. Olmak anlayışında, .hayatta istediğini yapmaktan başka hiçbir şey yapman gerekmez. Eğer karma öğreti sini benimse mek i stiyorsan , -bu -den eyi min için- kendi seçimin ve kendi yarattığın şey. Ama şunu idrak etmelisin ki sevgili varlık, böylece kendin e sınırlı güç ve ö dül-ce z a il lüzyonunu yaratmış oldun . Kendi sınırlı düşüncenin mahkumu olmak için karm ayı benimseyerek yazgını h azırl adı n . Sen özgür bir Ö z v e ruhsun sevgili varlık. Seçtiğin gerçeği , realiteyi , illüzyon u anında yaratmak ve dene yimlemekte özgürsün. Ve istediğin anda bu düşü yeniden yaratabilirsin ; çünkü, bunu yapmak i çin sınırsız güce sahipsin. Var olan karma değil , istektir . Ve istek çok dönek ve kararsızdır. İ stediği anda, istediği şeyi yapabilir ve iste · diği şey olabi lir ve i şin tam ortasınd a da fikrini değiştirebilir. Cinayet, kaza ve soygun gibi şeyler ceza değildir, sevgi l i varl ık, dah a önce yapmış ol duğun şeyleri n "ödeşmesi" d e değildir. Onlar sizin tarafınızdan , tasar lanmış düşün celerin , deneyimlerin sonucu olarak ya ratıldı . Onlar sonsuza dek kalıcı şeyler değil. Yani, daha büyük bir anlayı şl a, onlar korkunç şeyler değildirler. Tam tersine, onlar büyük öğretmenl erdir. On bin masumun katlini görebilir ve diyebilirsiniz ki, "Ne gaddarlık. Neden melekler bu vahşete göz yumu yor, ağlamıyorl ar? Neden h al a Tanrı için i l ah il er söylüyorlar?" Çünkü h ayatın son a ereceği inancıyl a sırı.ı:lamıyorlar kendilerini. Katledilenlerin daha büyük bir öğrenim ve deneyim için -ki ben buna serüven diyo rum - sizin deyiminizle "cennet"e gidecekleri ni biliyor lar. Ve siz on bin cesedi gömüp ağlarken, Tanrı ağlamaz. Çünkü onun için yarın daima gelir. Yazgı n ı zı k i m i n ç i zdiği n i d ü şünüyors u n u z ? Çoğunluk, herkesi yönl endiren v e h e r şeyin olmasına 1 52
Yasasız Bir Yaşam
n eden olan yüce bir varlığın olduğuna inamr. Ç ünkü b öylece kendi yaşamlarını n sorumluluğunu sırtlarından atm ı ş olurlar. Am a yazgınızı siz yönetiyorsunuz. Bu anda düşünüp hissettiğinize göre yaşamınızın her anının yaratıcısı sizsiniz. Öğrenmeniz gereken şey, bu anın, " şimdi"nin gerçekten son suz, sürekli olduğudur. Ve bu "şimdi"n in sürekliliği içinde, her an tamamiyl e yenidir. Tam a m iyle yen i , sevgi li varl ık! Dünün tutsağı değil. Şimdi yarattığınız düş, yarın ı n real itesi n i hazırlar. Böylece, bu anda i stediğinizi yapmakta ö�gürsünüz. Bu Tanrı'nın size olan sevgisidir: Her an , yeni bir anı yarat mak için size verdiği özgürlük ve güç ... Hiç ki mse geçmişi tarafı ndan yönlendirilmiyor. Bir an ya da bin yıl ön ce ne yapm ı ş olursan ol, karşılığını ödemek zorunda değilsin -hiçbir zaman ! Çünkü o anda, onu yaparak anlayı ş kazan dın ve amaçlı bir yarar sağladı n . Geçmiş yalnızca deneyimlenen v e artık olmayan bir şimdiki andır. Bu a n a olan tek katk ı s ı , o n dan öğren eceğin kadar öğrenmiş olmandır. B öylece, kendi özel düşünce süreci ne ve amacını biçimlendirmene göre, yeteneğin ölçüsünde bu anı yaratman için sana olgunluk k azandırmı ştı r. Geçmiş bitti , sevgili varlık, o artık yok. Geçmiş se nin içinde şu anda, yalnızca olgunluk. ola rak. yaşıyor. Sana kazan dırdığı bu. Bu n edenle şimdi tüm geçmi ş yaşamların dan dah a büyük sün . Çünkü şimdi bildiğin, dün bildiğinden daha geli şmiş. Bu anda tüm -yaşamdan kazanılan deneyim ve deneyimle kazanılan- bilgilerinin birikimisin. Ve ifade ettiği n h er an duyguda yeni bir serüven ve ol gunluk denen den eyim h azinesini ya ratıyorsun . Yalnızca bu anın olması var, sevgili varlık. Önemli olan şimdi 'dir. Sen şimdi'nin ürünüsün . Hayatın ı şimdi'de yaşıyorsun . Geleceğin şimdi'de yaratılıyor Bu ş i m d i ' d e , g e r ç e k t e n " o l m ak " h al i n d e yaşamak, .
1 53
R A M THA
varlığı nın geni şlemesini ve ifade edişini kısıtl ayan ya salar ve kurallar olmadan yaşamaktır. "Olmak" halinde yaşadığın zaman, önemli olan tek şey şimdidir. Geçmiş gel ecek değil, ancak şimdi -çünkü Tanrı'nın yaşadığı yer orasıdır. Var olanın yalnızca "şimdi" olduğunu idrak ettiğin zaman, h ayatını her an hislerin doğrultusunda yaşamayı seçeceksin. O doğrultudaki serüvenlerih ardından gide ceksin. Ve kendini daha büyük bir olgunluğa genişletmek için, daha önce deneyimlemediklerini deneyimliyor ola caksın. Bu dünyaya, n e olduğunu bile anım sayamadığın şeyl erin "kefaretini" ödemek ya da yapman "gereken" şeyleri yapmak için -ki bunların ne olduğunu sana kimse a s l a s öy l e y e m e z - geri gel m e d in . Ve h a l a s i z e mükemmellik i ç i n çabal amanız gerektiği söyleniyor! Sürekli böylesine bir karmaşa içindeyken, herhangi bir şeyi nasıl başarabilirsiniz? Buraya tamamen kendi seçtiğin bir bedenle ve kendi seçiminle geldin. Bu yaratıcı illüzyon katında kendini ifade edebilmek amacıyla, annenin yumurtasından ve babanın spermin den bedenini yarattın. Buraya daha önce yaptığın bir şeyin ödeşmesi için değil, kendini maddede evrimleştirm ek ve bu deneyimlerden kazanacağın duy gularla kendini tamamlamak için geldin. Neredeysen, orada olmak ist,s.diğin için oradasın. Bunu öğrenmek için buradasın. Yaşam platformunda ol gunlukla uyum sağlamak ve onu tamamlamak için bura dasın . Ruhunun olgunlukta doyuma ulaşmak için gerek sinim duyduğu her şeyi deneyimlemek ve illüzyonl arı oynamak için bu yaşamda buradası n . Ve burada olmayı i stediğin sürece, dilediğin yaşam boyu kadar da burada olabilirsin . Bu dünyadaki deneyimlerinden zengin duy gu birikimini kazandığın zaman, buraya yeniden dönme gereksinimi ya da arzusu duymayacaksın . Ve burada i şinin bittiğine başkası değil, yalnızca sen karar verebi1 54
Yasasız Bir Yaşam
lirsin. Tanrı olmak için buradasın, sevgili varlık. Ve bunu b aşarabilmek için varlığından her yasayı, her dogmatik i n an c ı , h e r tören si uygul amayı atarak, düşünce sürecinde s ı n ı r sı z o l m a l ı s ı n . E ğer sını rsız ifade özgürlüğünü, ölümsüz bir bedeni ve varolmanın haz ve hu z urun u arzu ediyorsan, h ayatının tümüyle sınırsız o l d u ğu n u bil . Bunu bildiğin zaman , öyl e o lacaktır; çünkü, neyi arzuluyor ve içinde neyi doğru olarak hisse diyorsan, o olacaktır. İşte, kendi evreninde kabul etmen gereken tek yasa bu. Eğer kendini bağışlamışsan, bu ya da h erhangi bir yaşamında, düşündüğün ya da yaptığın h e rh angi bir şeyin karşılığını asla ödemen gerekmediğini bil. Kendi ni bağışlamak, özündeki Tanrı'yı ifade edişi sınırlayan suçluluk duygusu ve kendini yargılamayı ruhundan kal dıran yüce bir seçimdir. Kendini bağışlam ayı öğren ; bu ve gelecek yaşamlarının, h e r şeyin geleceği olan şimdi'nin bir parçası olma deneyimi için yaşandığını bil. Son suz olduğunu, asla başarısızlığa uğramadığını ve tek yanlı şını n, yanlış bir şey yapmış olduğuna inan mak olduğunu bil. Kendini sev, saygı değer varlık ve kendini dinle . . Neye gereksinme duyduğunu hissedeceksin. Ve sonra, sıkılana dek, tüm kalbinle onun ardından git. Sıkılmak, b i r d e n eyi m d e n ogre n m e n i z gereken h e r şeyi öğrendiğinizi ve artık başka bir serüvene gitme za manının geldiğini gösteren ve ruhunuzdan gelen bir sin yaldir. Yalnızca içindeki h i sleri dinlersen, o zaman bu anda ne olmayı seçiyorsan onu olmakta özgürsün . Ve h içbir yasaya, hiçbir öğretiye ya da hiçbir varlığa asla he sap vermek z orunda olmadığını bil. Ö nemli olan, her şeyin sonunda kazandığın duygulardır yalnızca. Yasasız ol, sevgili varlık. Bu kayıtsız, pervasız ol mak demek değildir. Bu, celladın, boynundaki ipi çıkarıp 1 55
RA M THA
soluk almana ızın vermesi demektir. Kendini yasalar dan , dogmalardan ve sınırlı inançlardan kurtardığın za man, Tanrı özgürlüğüne ve sınırsızlığına izin vermiş olursun. O zaman yalnızca kendini ve yaşamı yaratan ve yen i l ey e n güç o l abilirsin. O z a m a n yaptıkl arını düzeltmek için değil, yaşamak i stediğin için burada ola caksın. Ve bu serüven an be an ilerleyecek, gelişecektir. Yaşa ve mutlu ol. Tanrı'nın, yapmanızı i stediği tek şey bu. ***
1 56
BÖLÜM
J4
Hayatın Amacı Tanrı 'nın sizin için tek istediği, hazzı bilmeniz ve olmanızdır. Bu Tanrı 'yı bilmek ve onun gibi olmak için tek yoldur.
B u dünyada yaşamanızın amacı n edir? İnsanların çoğu, amacın belirli bir işe ya da etikete sahip olmak olduğunu düşünecek şekilde yetiştirilirler ve bu amaca ulaşmaları için de aileleri ve toplum tarafı ndan dikkatle izlenirler. Ne kadar acı. Bir de insanhğı düzeltmek üzere büyük bir kurtarıcı ya da öğretmen olarak gönderildiklerini sanan lar vardır. Ne kadar asil. Bazıl arı da çok dikkatle çizilmiş, dar, meşakkatli ve kutsal bir yoldan Tanrı'ya ulaşacakl arını zannederler. Ne kadar sıkıcı. Bu dünyaya hiç kimse bir amaçla gelmez. Tanrı -bir şey dışında- size ya da h e'rhangi bir kim seye, hayatın nasıl olması gerektiği konusunda bir direktif verme m i ştir. Sizden tek i steği , varo l m a n ı n d o r u ğ u n a erişmenizdir. Bu sizin haz dolu olmanızdır -"haz" sizin için ne anlama geliyorsa! Ç ünkü değerli ve yüce özünde ne kadar mutlu ve h az doluysan, Tanrı'ya da o kadar yakın ve tüm hayatla uyum içindesin demektir. Tanrı' n ı n tek arzusu, m utlu ve n eş e dolu ol manızdır. Bu, gerçekten de en büyük duygusal değerdir. Hayattaki en büyük başarıdır. Hazzı anlamak ve h az ol mak, Tanrı'nın -evrenin neresinde yaşarsa yaşasın ve h angi anlayış seviyesine ulaşmış olursa ol sun- insanlar için çizdiği tek yazgıdır. Ç ünkü neşe ve mutluluk haline ulaştığınız zaman, Tann'ya ulaşırsınız -çünkü Tanrı h azdır. Ç ünkü haz, öz varlığınızın ifadesidir. 1 57
RA M THA
Tanrı size, en çirkininden en güzeline, istediğiniz şeyi yaratma gücünü verdi. Hazzı anlama arayışınızda, Tanrı , o l m a s ı n ı i stediğiniz h e r şey o l acaktır. İ steklerinizi doyuma ulaştırdığınız için ya da dav ranışlarınızdan dolayı sizi yargılayacak mıdır? Hayır, asla. Bu Tanrı'nın evlatlarına, h ayat gücünün hayat gücüne olan sevgisidir.Sizden tek isteği, mutlu ve haz dolu olmak için ne gerekiyorsa onu yapmanızdır; bu Tanrı'yı bilmek ve onun gibi olmak için tek yoldur. Haz nedir? Haz, engel siz h areket özgürlüğüdür. Yargı sız, ifade etme özgürlüğüdür. Korku ve suçlul uk duymaksızın var olma özgürlüğüdür. Haz, hayatı kendi yaşam felsefenize göre yarattığınızı bilmektir. İçinizden geldiği gibi davranma özgürlüğüdür. İşte, haz budur. Haz neden en büyük var olma halidir? Çünkü kendi nizi mutlu hissettiğiniz zaman Tanrı'yla uyum halinde siniz demektir. Ve bu uyumda kı skançlığa, kızgınlığa, acımaya, nefrete ya da savaşa yer yoktur. Mutlu ve haz dolu olduğunuz zaman insanlardan n efret etmek, onları suçlamak, onlara zarar vermek zordur. Mutlu ve haz dolu olduğunuz zaman , her şeyde Tanrı'yı görür, her şeyi se versin i z . Mutluluğun doruğunda, k e n d i kendinizle barış içindesinizdir. Mutlu olduğunuz zaman pişmanlık ya da güven sizlik, korku, kızgınlık ya da eksiklik duya mazsınız.Mutluyken doyum ve bütünlük içinde olursu nuz. İçinizden h ayat, bilgelik ve yaratıcılık fışkırır. Mut luyken duygul arın e n büyüğünü ve en derinini hissedersiniz. Mutluyken, insanın yaşama arzusu çoğalır. İçinizde duyduğunuz yaşama gücü ve sevinciyle ; gökyüzünün şafak sökerken büründüğü güzelim gül rengiyle, kızıla çalan bulutlarla, ağaçlarda şarkı söyleyen kuşlarla bir olursunuz. Mutluyken yaşlanmayı durdurup sonsuza dek yaşarsınız. Çünkü h ayat artık bir angarya deği l , yaşamaya doyamadığınız h arika b i r serüvendir. Mut1 58
Hayatın Amacı
l uyken, özünüzle bir olursunuz. Sürekli h az h alinde yaşamak, ütopyayı bulmak demektir. Nasıl h az dolu olabilirsiniz? Hayatınızın her anının size -eğer arzu ediyorsanız- mutluluğu ifade etme olanak ve özgürlüğü verdiğini bilerek. Ve hiçbir şeyin k endinizi m ut l u l u k ta n , h a z d a n . . . v e T a n r ı ' d a n ay ı r m ay a değmediği n i bilerek. Hiçbir şeyin ! Ve kendinizi -yani Tanrı'yı- tümüyle severek . . . Hayatta, kendini sevmenin üstüne bir sevgi yoktur. Bundan daha büyük bir sevgi yoktur. Çünkü özgürlük bu sevgiyle var olur. Ve bu özgürlükten haz doğar. İ şte bu doğumla Tanrı görülür, bilinir ve kucaklanır. En büyük, en derin, en anlamlı sevgi ; bedende barınıp hareket eden, düşünen, yaratan, izin veren ve olan bu harika yaratığa, bu saf ve m asum öze duyulan sevgidir. Ne olursanız, kim olursanız olun, kendinizi sevdiğiniz zaman, benim sev diğim -her şeyin içinde ve her yüzün ardında olan- bu ha rika özü siz de bileceksiniz. O zaman Tanrı'nın sevdiği gibi seveceksiniz. O zaman sevmek kolaydır . O zaman bağışlamak kolaydır. O zaman Tanrı'yı tüm yaşamda görmek kolaydır. Ken dinizi sevdiğiniz zaman , fethedilmez, erişilmez bir şey olamaz. Ken dinizi gerçekten sevdiğiniz zaman, yalnızca kendi kahkahanızın ı şığında yaşar ve yalnızca haz patikasında yol alırsınız. Ken dinizi sevdiğiniz za man, bu ışık, b.u birleşik güç, bu mutluluk, bu neşe, bu se vinç dolu varolma h ali tüm · insanlığa yayılır. Ve sevgi h arika varlığınızı doldurduğu zaman , dünya, tüm sorun l arına karşın güzelleşir, hayat anlam kazanır, neşe do lar; varlığınızdan taşan bu sevgi tüm yaşamı hafifletir, güzelleştirir ve varlığınızı saflaştırır. H ayatta kendinizi sevmek ve doyuma ulaştırmak i çin yaşamaktan dah a büyük bir amaç yoktur. Ve bu yalnızca bu hayata katılıp size m utluluk veren şeyleri ya parak başarılabilir -size mutluluk veren şey ne olursa ol sun ! İsteğinizin yanlı ş olduğunu ya da sizin için iyi ol1 59
RA M THA
madığmı kim söyleyebilir ki? Tanrı bunu asla söylemez; . çünkü O, seçtiğiniz her yolda, geçirdiğiniz her deneyimde var olacaktır. Başkalarına ne düşündükler_ini sormayın. Hayatları, sizin hayatınızı da zehir eden sınırlamalarla doluyken, mutluluğu nereden bilecek 'Ki onlar? Tanrı sürekli size mutluluğu yolluyor Sizin onu a l acak açıklığa kavuşm anızı bekliyor. Kutsal ki tabınızdaki, "İsteyin, o size verilecektir" işte bu demektir. Her zaman mutlu olmak oldukça kolay -yeter ki buna değdiğinizj, bunu hak ettiğinizi bilin! Mutluluk mutluluğu çeker. Size gön derilen mutlu luğu kabul ettiğin iz zaman, bu, yarınlarınızın mutlu luğunu da hazırlar ve sizi daha güçlü bir ahcılığa açar. Bu nedenle kendini h er an sevmek önemlidir. Çünkü her anınız, önündeki anları h azırlar. Daima kendinize, sizi neyin mutlu ettiğini sorup, sonra da h i s lerinizin söylediğini yaparak , yalnızca kendinizi sevmek ve mut luluk için yaşadığınız zaman, bu anlarda duyulan haz ve coşku ruhunuza kaydolur. Ve bu gelecek anların h azzını, mutluluğunu yaratır. ' Mutlu, n eşeli geçirdiğiniz her an, kendinizi sev diğiniz ve "olmak" için kendinize izin verdiğiniz h er an, tüm hayatın Tanrı gücü olmaya daha da yaklaşırsınız. Sizi mutlu edecek şeylerin ardından koşar ve her şeyde bu mutluluğu yaşarsanız, hayatınızı en büyük yazgınıza göre y a ş ayacak s ı n ı z . O l ağan üstü, m uc i z e v i ş eyler başaracaksınız. Kendini ve Tanrı'yı sevmenin takdire şayan bir örneği olacaksınız. Büyük güzelliğinizi ve ha rika gizeminizi deneyimleyip anlayacaksınız. İ şte o za man Tanrı'nın yüzünü görmüş olacaksınız. Bunun ken di yüzünüz olduğunu idrak edeceksiniz. O zaman yeni ve daha büyük bir anlayışla, başka bir yaşam deneyimi son suzluğuna hazırsınız demektir. Biliyor musunuz, beni m zamanımda bizler, Atlantis liler tarafından "ruh suz" diye çağrıhrdık. O zaman içinde bulunduğumuz arayışın nedeni n eydi, .biliyor mu.
1 60
.
Hayatın A macı
sunuz? Herhangi bir amaç değil di. Sah i p olmadığımız söylenen ruhumuzu bulmaktı n eden. Mutsuz, zavallı bir barbardım ve insanlardan nefret ediyordum. Ama mutlu luğun ne olduğunu -ve onu hak ettiğimi- öğrendiğim za man tüm yaşam olan, tüm yaşamı destekleyen ve besleyen öz oldum. Tanrı'ya giden tek yol, size mutluluk veren her ş eydir. Oraya ulaşmanın t e k yolu budur. Evinize, Tanrı'ya dönüşünüzü sağlayan budur. ***
D İNLEYİCİ : Tekrar bedenlenmeyi bizim seçtiğimiz doğru mu? Ramtha : Başka kim seçecek ki? Dinleyici : O zaman , geri gelmek için neden bu za manı ve yeri seçtiğimi söyleyebilir misin bana? Ramtha : Hayatı bu zamanda ve bu yerde deneyim lem e k için. Dinleyici : Peki, buraya geri gelişimin, bir şeyi başarmak gibi özel bir amacı var mı? Ramtha : Bu "özel amaç" sevgili varlık, hayatı deneyimlemektir. Dinleyici : Öyleyse, bu herhangi bir şey olabilir mi? Ramtha : Her şey olabilir. Aina belirli bir şey deği l . Yal nızca hayatı deneyi m l e m ek i çin geldin. "Sen''i, sen seçtin. Neden seçen sen olmayasın ki? Bu za manı sen seçtin -neden bu zaman olmasın ki? Bu harika bir zaman. Hayat şu anda tomurcuk açıyor -sen tomurcuk açıyorsun. Bi liyor musunuz, h ayat öy l e s i n e körükörüne yaşanan ve değeri bilinmeyen bir deneyim haline geldi ki herkes yaşamaktan başka her şeyi yapıyor. Fakat burada o lmanızın ilk ve en önemli nedeni, yalnızca yaşamak! Bu hayatta başarabil eceği n en yüce şey, sevgili varlık, h ayatı her anıyla yaşayabil mektir. Gerçek olan da bu 161
R A M THA
deği l mi? Büyük, güçlü bir kral, eğer h ayata gelmeseydi, nasıl büyük bir kral olabilirdi ki? Onun a m a c ı kral ol mak değildi. Sadece hoş bir deneyim olacağını düşündüğü içi n kral oldu. En önemlisi de, kral olabilecek noktaya gelene dek yaşadı. Hayattaki en büyük başarınız, h ayatı her anıyla yaşamak olacaktır. Belki şu anda duymak i stediğin şey bu değil, ama seni temin ederim sevgili varlık, ölüme yaklaştığın zaman bu yanıtın değerini anlayacaksın. Herkes yaşamı için bir n eden bulmaya çalı şıyor. "Ah Ramtha" diyorlar bana, "bu hayatta nasıl bir yazgıya ve amaca sahibim? Burada olmamın bir nedeni olmalı, biliyorum ." Benim onlara yanıtım, "Hayat!" oluyor. O zaman çok şaşırıyor ve 'mutsuz oluyorlar. Çünkü duymak istedikleri, "Bir dağın tepesine, altın i şlemeli giysilerle yükselecek, başınızın üstünde kuşlar şakıyacak ve in sanlığın kurtarıcısı olacaksınız ... " gibi süslü bir yanıt. Amacın, sevgili varlık, yalnızca yaşamaktır. Yapa cağın her şey, güzelliğinin uzantısı olacak ve tüm hayatın genişlemesine katkıda bulunacak. Yaşaman ın en önemli şey o l duğunu, burada olmayı i s t e d iğ i n için burada ol duğunu, buradan zevk al dığın için geri döndüğünü idrak ettiğin zaman, h er şey anlaşılmış olacak. Herkes buraya, burada yaşamak ve kendisini ifade etm ek i stediği için gelir. Bu tüm i n sanlığı n seçme özgürlüğüdür. Bu, için i zde yaşayan Tanrı'nın seçme özgürlüğüdür. Hayatınızın h er anını mümkün olduğunca yaşamaktan başka hiçbir şey yapmak zorunda değilsiniz. İşte bu "yaratıcılık"tır. Ve size bu yaratma dürtüsünü ve ren , içinizdeki Tanrı'dır. Herhangi bir yazgıyı y a ş a m ak ı ç ı n b urada değil siniz. Yaşamak ve yaşamınızın her anında yaratıcı özünüzün, ruhun uzun dürtülerin i izlemek için bura dasınız. Bu yaratı cılık her şeyi m ü m k ü n k ı l ar . İ stediğiniz alemleri, i stediğiniz h ayatları yaratabilirsi niz. Kendinizi gerçek doyuma ulaştırabilirsiniz. Kendi1 62
Hayatın Amacı
n ize bu özgürlüğü kullanma izni verdiğiniz zaman, ne is t iyorsanız o olabilirsiniz. Ve her şeyi denemeye değer
ol duğunuzu anladığınız zaman, i stediği niz h er an, ı şığınızı , size haz veren h erhangi bir doyum i çin kulla n abilirsin i z . D ünyanızdaki e n ç o k aydınlanm ı ş varlı klardan bazılarının niçin " avarece" yaşadıklarını biliyor musu nuz? Çünkü onlar anda yaşıyorl ar. Sadece yaşamak ve bir sonraki yere gitmek i çin gereken şeyi yapıyorlar. Böylece, çok yer görmüş, çok yerde bulunmuş, birçok şey yapmış ve birçok in san tanımışlardır. Böylece in san ru hunun çok yönlü anlayış ve bilgisini kazan m ışlardır. Kendilerine, i stedikl eri gibi yaşama özgürlüğü verdikleri için çok aydınlanmış ve çok mutludurlar. "Ama Ramtha, onların bir amacı yok !" diyebili rsiniz. Onların amacı anda yaşamak ve iste!iikleri zaman yeni serüvenlere dalıp eğlenmektir. Bu hayat, sevgili varlık, bir hapishane o larak ya ratılmadı. Bu, birçok serüven ve perde aralarıyl a, renkli ve çekici yaratıcılığın ifade edildiği bir sahn edir -ve dai ma size mutluluk getirmesi i çindir. Dinleyici : Ama Ramtha, küçüklüğümden beri bu rayı bırakıp gitme arzusu duyuyorum. Sanki asıl yerimin burası değil, başka bir yer olduğu hissi var i çimde. Ranıtha :Gerçekten de başka bir yer var. Hayat yer lerde ve düzeyl erde sürüyor. Bu bir gerçek Am a sana başka bir gerçekten de söz edeceğim şimdi: Eğer gerçekten burada o l mak i stemeseydi n , geri ge lm ezdin. İ çindeki hayat gücü, bu hayattan bir şeyl er öğrenmek ve mutlu ol mak için bu seçimi yaptı. Sen kendini, i stem eden sefil ve berbat bir yere gelmiş "yük sek" bir varlık olarak mı görüyorsun? "Yük sek" bir varlık, mutluluğu her yerde bulur. H ayat zorlaştığı zaman , başka yerlere gitm eyi düşünmek, belki yaşamınızı dah a katlanılabilir hale ge tirdiği için iyidir. Fakat n erede olursak ol alım , neyi lr
R A M THA
seçersek seçelim, enin de sonunda hayatı -iyi ya da kötü, mutlu ya da mutsuz, heyecan verici ya da sıkıcı- hale ge tire n i n k e n d i m i z i o l duğunu i dr ak ederiz. Bakış açılarımız, tutumlarımız ve yargılarımız yaşam dene yimlerimizi belirler. Burası da harika bir yer. Tanrı her yerde olduğu gibi burada da var -çünkü o her yer, her şeydir! Bunu öğrendiğin zaman sevgili varlık, bilge bir kadın ola caksın. Başka bir yerin olduğunu bilmekten daha büyük bir erdem, bu hayatı h er şeyiyle yaşamak, deneyimlemek ve sevmektir! O zaman bu hayatla dolu alacaksınız. O za nıan deneyimlemek için bu dünyaya dönmenizi gerekti ren hiçbir şey kalmayacak. Ya l n ı z c a t o p l u m tarafı n d a n kabul e d i l m e k kaygı sıyl a yaşay ı p , kendi l erini toplum sal b i l i n çl e sınırl ayan kişi ler, ölüm anında büyük bir pişm anlık duy arlar. " Ke şke bunu yapsaydım, keşke şunu yap saydım, keşl<-e bunu sevseydim, keşke .şununla evlensey di m'' gibi . . . Bütün bu "keşke"ler, onları, bu "keşke"leri gerçekleştirmek üzere dünyaya geri döndürecektir. Ta ki, tüm "keşke"leri deneyimleyip, geri gelmek i çi n bir ne denleri kal mayıncaya dek . . . Dinleyici : O halde, bir "keşke"m olduğu için geri gelmiş olmalıyım . Ama bu "keşke"nin ne olduğunu bil miyoru m ! R a m t h a : Sevgili varlık, b u yaşamaktır! Eğer bu neden sana çok basit geliyorsa, o zaman kendine bir yaşam nedeni yarat ve tüm kalbinle onun ardından git. Peki , o n e d e n i gerçekle ştirdikten sonra n e i ç i n yaşayacaksın? Başka bir neden, sonra başka bir neden ve sonra başka bir neden mi yaratacaksın? Dinleyici : O h alde bu hayata geri gelişimin belirli bir n edeni , başarmam gereken belirli bir şey yok, öyle mi? Ramtha : Benim sevgili varlığım, olgunluk, duyguların birikimidir. Buraya gelen her varlığı birbirinden 1 64
Hayatın Amacı
farklı kılan budur. Daha önce deneyimleyip anladığın şeyleri yeniden deneyimlemeyeceksin -çünkü böyle bir arzu duymayacaksın. Daima, henüz anlamadığı n , sana doyum ve o lgunl uk getirecek serüvenlere doğru çekileceksin. Çünkü onlar sana merak dolu, gizemli, ca zip ve heyecan verici gelecek. Eğer kendini sınırlamayıp, içindeki sese kulak verirsen, daima, seni daha büyük bir olgunluğa ve sonsuz mutluluğa eriştirecek deneyimlerden geçeceksin. Şimdi, sevgili varlık, içindeki karmaşayı biraz gi derebilmek için sana şunu söyleyeceğim: Varoluşun için bir neden arıyorsan, bırak bu, sonsuza dek senin le olacak bir neden ol sun . Bu "kendini sevmek"tir. Şu ya da bu, diğer varoluş amaçlan, gerçekl eştiklerinde, yerl erini, daima başka amaçl ara bırakırlarken, kendinize duy duğunuz sevgi son suza dek yaşayacaktır. Daima seninle olacak olan tek şey nedir? Kendine kazandırdığın her şey. Seni daha büyük bir olgunluğa ve kendine karşı daha derin bir sevgiye ulaştıracak her şey. Ve bu seni, kendi gözünde en büyük yapacaktır; çünkü gerçeği ayırt eden, yine kendi gözlerindir. Bu sonsuza dek sürecek. Hayatın amacı, sevgili varlık, sensin . H erke s , " Bu n u yapm alıyı m , yok şunu; benim yazgım bu, y o k şu ... " gibi düşüncel eri aşıp, yalnızca an'da yaşamayı öğrendiği zaman , daha önce hiç bilme diği büyük mutluluğu ve özgürlüğü bulacak. Hayatınızı özgür bırakın ve öyle yaşayın. Amacmız bu -olmak ! ***
1 65
BÖLÜM
J5
Unutulan Geçmiş İnsana sürekli, yüce olmadığı söylenirse, bu onun için değişmez bir inanç haline gelecehtir. Çü nkü, gerçeği korkakça arayan ve kabul edilmeyi çaresizlikle isteyen insan, her masalı dinleyecektir.
B ir zamanlar in san , kökenini biliyordu. Bir zaman lar insan, Tanrı'yı, kendinden ayrı bi r şey o l arak deği l , süregelen hayatın ve düşün cenin yüceliğiyl e, ken disi ne yücelik ve son suzluk veren hayat gücü olarak biliyordu. Bir z amanlar, in san bun u biliyordu ve in sanlığa , "içindeki ateşi'', içindeki Tan rı 'yı hatırlatmaları için, yüzlerce yıldır ayakta kalabilmiş büyük piramitler yaptı. Tarihiniz boyunca olan her şeye karşın, bu piramitler, in sanın büyüklüğünün ve yüceliğinin sembolleri olarak h ala ayak talar. Bu dünyadaki başlangıcında in san, Tanrı ol duğunun h enüz bilincin deyken, ayn ı bedende. binlerce yıl yaşayabiliyordu. Çünkü, beden e ölümsüzlük veren güç, insanın "olmak hali"nde ifade ettiği sınırsız düşüncenin saflığıydı. İnsan, Tanrı -in san, bu dünyadaki ilk yaşam dene yiminde Tanrı ol duğun u un utmaya başladı . Niçin? Çünkü bu harika maddi oyun alanını sevdi ve buradaki yaratı cı lık ve deneyim en önemli şey haline geldi. Ve sonsuz düşüncenin harika yaratığı olan bedenlenmiş tanrıl ar, madde dünyasında yaratı cılıkları n ı ifade ederken , -ve bu çabal arım olanaklı kılan bedenlerini korumaya çal ı ş ı rkensağ kalabi l m e mücadel e si, kı skançlık ve mülkiyet duygusu gibi sınırlı düşünceleri deneyimlemeye başladılar. 1 67
RA M THA
İ nsanın Öz'ü ve ruhu sonsuzdur! Bunu hiçbir şey değiştiremez. Ama ' tanrıların kendi leri için dünyanın kilinden yarattıkları b e d e n , kendisini i şgal e d en ölümsüz varlığın düşüncelerinden etkilenir. İnsanın ka bullendiği ve hissettiği her düşünce, bedende kendini gösterecektir. Çünkü beden, in sanlık aleminin ya ratılm ı ş son h alkasıdır ve içinde barın an tanrı ların düşünce süreçleriyle varlığını sürdürür. Tanrı-in s a n , k e n d i sini sağ kalabilme m ücadelesi n e kaptırı n ca, bedenindeki sonsuz h ayat gücünü kıvı l cımlandıran düşünce gücünü yitirm eye başladı. Böylece beden teklemeye başladı. Bedenin tekle mesi, insanın beyniyle mantık yürütme yeten eğininin azalmasına n eden oldu. Mantık gü.cünü yitirdikçe, in sanın bilincini korku kaplamaya başladı. Korku unsuru, insanın düşüncelerinde bir bakış açısı haline gelince, beden, korkunun gücü ve etkisiyle ıstırap çekmeye başladı: Hastalık. .. ölüm. Gezege n i n izdeki ilk uygarlıklar, büyük bir aydı n l a n m a i ç i n d e o l maları n a k arşı n , d ü ş ü n c e süreçleri, ölümü bekleme ve sağ kalabilme mücadelesi gibi tutumlarla sınırlanmaya başladı. Ölüm korkusun dan kaynaklanan bu sağ kalabilme mücadelesi hali, n e silden nesile bir "içgüdü" olarak aktarıldı. Çünkü insan ne düşünürse, o, hücresel ve genetik yapılarına kod olarak k aydolur. Tanrılar, beden formunda yaratıcılığı deneme arzu suyla madde sınırlılığına girdiler. Fakat tanrılar, insan olarak, b u dünyadaki sınırlı davranı şları s on ucu, farkında o lmadan bedensel deneyimlere hapsoldular. Çünkü, her tanrı, ilk bedeninin ölümünü deneyimleyince, bir çeşit boşluğa düştü. Işık boyutu olan bu yerde, ne "her şeyi bilen Tanrı" bilincine, ne de madde dünyasına geri dönebildiler. Tanrı artık sınırsız düşünce k atına dönemiyordu. Çünkü, artık düşünce sürecinde, sınırlama 1 68
Unutulan Geçmiş
eğilimlerinin çarpıtılmışlığı yer alıyordu. Tanrı, h ayattaki evrimini sürdürmek ıçın -ve bu madde alemini h arika bir deneyim alanı olarak gördüğü için- buraya dönmekte sabırsızdı. Böylece, tanrı, kendini maddede ifade etmeyi sürdürmek ve önceki h ayatında edindiği sınırlı düşünceleri düşünce sürecinden atabil mek için -kendi çocuklarının tohumundan- yeni bir be denle dünyaya geldi.Ancak madde dünyasını daha çok deneyimlemeye başladıkça, tanrı, düşüncelerini daha da çarpıttı ve giderek kendini daha büyük sınırlamaların içine soktu. Böylece, uygulama alanında "tekrardoğuş" döngüsü başlamış oldu. Tanrılar, yaşam serüvenlerini sürdürmek i çin, in san olarak tekrar tekrar buraya döndükçe, bu dünya yavaş yavaş tüm yaşam anlayışları oldu ve kökenlerini, yüceliklerini unuttular. Artık Tanrı'yı tüm düşüncelerin "bütünü" olarak kavrayamaz hale gelmişlerdi. Eğer iste seler, başlangıçtan beri ifade etmiş oldukları bilinç katı n a , s af d ü ş ü n c e katı n a, s ı n ı r s ı z varo l u ş a dönebil eceklerini unuttular. Sadece sınırlı dünyalar ve sınırlı düşüncelerle yaşayabileceklerine inandılar. Bu sınırlı bilinç ifadesi de "sınırlı cennetler"i yarattı. Çünkü beden ölünce, varlıklar, bedensiz varlıklar olarak kendi mutluluk seviyelerinin ve kolektif bilinçlerinin yarattığı katlarda yaşamlarını sürdürdüler. Tüm gucun ve bilginin gerçekten içler i n de olduğunu, yüce ve ölümsüz olduklarını unutan in san tanrılar, çevrelerindeki varlıkların egolarından etkilen meye başladılar. Çok geçmeden, bazı varlıklar ortaya çıkıp, mistik güçleri ve ö lçüsüz bilgi k aynaklarıyla yalnızca kendilerinin Tanrı anlayışına sahip olduk larını söyleyerek, ötekilere üstün çıkmaya çalı ştılar. İnsanların artık korku dolu bir davar sürüsü h aline gel diğini gören kahinler ve din kurucuları güçlerini tehlike ve korkunç akıbet kehanetleriyle artırmaya çalıştıl ar. Halk bu kahinlerin sözlerine kulak asmadığında ise, on1 69
R A M THA
lan bela ve lanetleme sözcükleriyle korkuttular. İ şte insanı kendi yüceliğinden, tanrılığından daha da uzaklaştıran dinler böyle doğdu. Ve din çok zekiydi ; çünkü, insanları yönetmek ve onlara h ükmetmek için kılıç kul l anmak z orunda kalmadı. Yalnızca, Tanrı'nın içlerinde, ulaşabilecekleri bir yerde olmadığını, tüm bil ginin ve gücün içlerinde olmadığı öğretisini sürdürmek yeterliydi. Ruh, sonsuz bellektir. O, tüm yaşamların tüm dene yimlerini h atırlar. İnsana yeterince sık söylenen bir şey n e kadar yanıltıcı olursa o l sun- eninde sonunda sarsılmaz bir realite h aline gelir. Çünkü gerçeği kor kakça arayan ve çaresizlikle kabul edilmeyi i steyen in san, her masalı dinl eyecektir. Böylece, eğer i n sana, sürekli olarak, Tanrı'nın o nun dışında olduğunu, ruhen kötü ve şeytani olduğunu söylerseniz, bu düşünceler onun ruh belleğinde sarsılmaz bir anlayış h aline gelir ve çok zor değişir. İ şte binlerce yıldan beri dünyanızda olan bu. Bir hayattan ötekine geçen bu zavallı varlıklar, bu masal öğretilerle bombardıman edildiler. Kötü oldukları, Tanrı'nın onların dışında olduğu , asla yüce olmadıkları anlayışın a şartlandırıldılar. Tanrı'yı bilmenin,O'na ulaşmanın tek yolunun, peygamberlerin, papazların ve d i n kuruml arının koyduğu kurallardan geçtiği n e i n andırıldılar. Artık kendi bilgisini gerçeğin özü olarak görmeyen insan, yüceliğini ve gücünü bir kenara iterek kolektif bi l i n ci n bir parçası haline geldi . B öylece dinler ve h ükümetler toplurr.u tek bir varlıkmışçasına asırlarca yönettiler. Ama o nlar tek bir varlık değiller. Deneyim l eyecekleri serüven leri ve doyuma ulaştıracakları eşsiz yazgılarıyla, e şsiz birer tanrı hepsi de. İnsanın kendi serüvenlerini yaşamak hakkı ! İnsan, kötü ve günahkar o lduğu ve Tanrı'nın onun dışında o lduğu öğreti sini kabul edince, k e n d i si n i Tanrı'dan tümüyle ayırmış oldu. İ şte b u anlayış ve inanç 1 70
Unutulan Geçmiş
insanı tekrar tekrar bedene geri döndürdü. Ve böyle düşündüğü sürece de milyonlarca kez doğacaktır. Ta ki yüceliğini idrak edip, olma haline ulaşıncaya dek ... B ed e n l e n m e bir tuzak anlamına gelmiyordu. Sürekli tekrarlanması da gerekmiyordu. Yaratıcılık ve hayat arayışında yeni bir serüven, bir oyundu yalnızca. Fakat kendinizi beden duyularınızda çabucak yitirdiniz ve bedeniniz tüm kimliğiniz haline geldi. Madde dünyasına öylesine daldınız ki, sonunda güvensiz insan, korku dolu insan, savunmasız i nsan, ölümlü insan h a line geldiniz. Çünkü i çinizdeki güçlü özü unuttunuz. Ölümü öğrendiniz ama h ay atı unuttunuz. Acı y ı öğrendiniz ama h azzı unuttunuz. İnsanı öğrendiniz ama Tanrı'yı unuttunuz. Ç ünkü yüce zekanı z , seçtiğiniz illüzyonu yaratmanıza izin verir. H e p i niz bu dünyada birçok k e z yaşadı n ı z . Bazılarınız otuz bin hayat. Bazılarınız on bin, bazılarınız da yalnızca iki . Bunca kez yaşadınız ve öldünüz. Bu dünyadaki h ayatlarınız yaşam serüveninde yalnızca bir düş, bir oyun, bir illüzyon olduğu h alde, sizi büyük ölçüde yozlaştırdı. Birçok yaşamınızda, aile, toplum, din ve hükümet güçleri tarafından, kötü, günahkar olduğunuz ve Tanrı'nın sizin için ulaşılmaz olduğu sürekli h atırlatıldı size. Ve bu düşünce süreçlerinizin sarsılmaz realitesi ha line geldi. Bugün bile ç oğun uz, h a l a Tanr ı ' n ı n kendi si olduğunu, her şeyi bilme ve her şey olma gücünü içinde taşıdığı n ı bilmiyor. Böylece, öğretmenlerin, dinlerin ve kendinizden başka herkesin h ayatınızı yönetmesine v e gerçeği kendi bakış açıl arından size anlatmaların a izin veriyorsunuz. Binlerce yıldır söylenen basit gerçeği başkalarını n k armaşık hale sokmasın a v e yanl ı şl arla doldurmasına izin veriyorsunuz. Tanrı da, cennet de içinizde . Bundan daha büyük bir gerçek olabilir mi? Ama bunu çoğunuz bilmiyor ve h al a Tanrı'yla ilişki kurabil171
RAMTHA
m ek ve aydın lanabilmek ıçın törenler, ayi nler,dualar, oruçlar, meditasyonlar gibi bir takım "mekanik" dav ranış ve kurall ardan geçmek zorunda olduğunuzu s a n ı y o r s u n u z . Am a bu m e k a n i k d a v ra n ı ş l arı sürdürdükçe, ruh unuzu, ol maya çalı ştığınız ş ey ol madığınıza, aradığı nız anlayı ştan ve Tanrı'nın sevgi sinden uzakta olduğunuza daha da çok ikna ediyorsunuz. Çünkü bu sevgi ve anlayı şı kazanabilmek için yapmak zorunda kaldığınız bu güç, çetin şeyler cesaretinizi iyice kırıyor. Şimdi , din yanlış değil. Dinl eri öğretenler; kendi y ü c e l i k l eri n i , d eğerl eri n i ve güçleri n i a n l a m a arayı şında kardeşlerini v e kendileri n i e sir eden bu varlıklar da sizin sevgili kardeşleriniz. Yaptıkl arı ne kadar zararlı olursa olsun, kendi tecrübe ve anlayışları olduğu için bu on ların gerçeğiydi . Ben ·tüm in sanları severim. Papazl arı ve kahinl eri bi l e ; çünkü onlar da T a n rı . Törenler düzenlemek ve dogmalara bağlı kalmak da yan lış değil. Fakat asla tümüyle doğru gelm eyecektir; çünkü içinizdeki ses -bu Tan rı 'dır- ulaşmaya çalı ştığınız şeye zaten sahip olduğunuzu söyleyecektir. Size daha iyi bir yolun var olduğun u söylemek için döndüm buraya. Sizin zaten Tanrı olduğunuzu söylemek için. Asla ba şarı sız olm adığınızı ve asla yanlı ş bir şey yapmadığınızı söyl emek için. Sefil, kötü ve günahkar ya ratıklar olmadığınızı ve şeytan denen masalın aslında var ol madığını söyl emek için döndüm. Bunl arı idrak ettiğiniz zaman m utluluğa ulaşırsınız, ki bu Tanrı 'dır. Tanrı kızgın , yaslı, sofu bir yaratık değildir. O tüm ve son suz haz olan özdür. Size söylüyorum ,' Tanrı için izde . Tüm hayat larınızda da oradaydı. Siz zaten Tanrı'sınız. İçinizdeki boşlukta yaratıcı, yüce bir zeka oturuyor. Sınırlılığı de n ey i m l ey e n s i z l e r i s e v e n bu ö z , s ı n ı r s ı z l ı ğ a döndüğünüzde d e sizi seviyor olacak. 1 72
Unutulan Geçmiş
Sınırlılık bir serüven, bir deneyim oldu ve dünya in sanının büyük bir bölümü hala bunu deneyimliyor. Ne yazık ki dah a iyi bir şeyin var olduğunu unuttunuz ve sınırlılığı hayatın gerçeği olarak gördünüz! Eğer sınırsız düşünceyle bedeninizi ve tüm evrenleri aşabileceğinizi bilseydiniz, tekrar sınırlı olmayı asla seçmezdiniz. Eğer yalnızca bunu bilip kendinize tüm düşünceleri alıp ku caklamak için izin verseydiniz, duyacağınız h az ve huzur en büyük düşlerinizi bile aşacaktı. Düşünce en yüksek yaratıcıdır. Düşündüğünüz ve hissettiğiniz her şey hayatınızın realitesi olur. Sınırlı düşün ceyi a şan her düşünceniz, h ayatınızı da açıp gen i şlete c ekti r. S ı n ı r l ı - i n s an d a n s ı n ı r sı z -Tanrı 'ya geçebilmek için , düşünce sürecinizi sınırsız düşünceleri kabul edecek biçimde açmak yeterlidir. Günahkar olduğunuzu öğren diğiniz gibi, Tan rı'nın içinizde olduğunu öğrenirseniz, tüm varlığınızla Tanrı olacaksınız . Saf düşünce anlayışı olan yedinci kata olmanın doruğu, her şeyin en yüce gücü olduğunuz kata tekrar ulaşabilmek için ihtiyacınız olan tek şey yalnızca Tanrı'nın içinizde ol duğunu bilmektir Ruhunuz sizin Tanrı olduğunuzu hatırlamaktadır. Ruh unuzda saklı du ran bu hatıra, sizin tarafınızdan tanınmayı ve den eyim lenen bir realite olayı bekliyor. Ve bu ancak b ilm ekle olur. Tanrı olduğunuzu bildiğiniz zaman , bu kesin hisse di ş, bilginizin gerçek olduğunu öğretecek deneyimleri ve anlayı şı yaratacaktır. Bu bilmeyi size hiç kimse vere mez! Bu anlayışı an cak kendi düşün ce ve duygularınız yoluyla kazanabilirsiniz. Tanrı'nın ve sizin bir olduğunuzu bildiğiniz zaman, düşün c e sürecinizden ayrı o l duğun uz a n l ayı ş ı n ı çıkararak tanrısallığınızla yeniden birleşirsiniz. Her şeyi bilen, her şeyi gören Tanrı'nın düşüncelerin t ü m ü , her şeyin özü olduğunu anladığınız zaman, Tanrı'ya at fettiğiniz h er şeyin sizde de olduğunu anlarsınız. O za,
.
1 73
RAMTHA
man özgürlüğünüze, büyüklüğünüze ve yüceliğinize geri dönersiniz. O zaman b u cenn ete tekrar tekrar geri dönmek zorun da kalmazsınız. Sizleri bekleyen daha büyük cennetlere ve dah a büyük serüvenlere gidebilirsi niz. Size söylüyorum, bu dünyada kim ve n e olduğunuzu anlamak ve onu yaşamaktan başka hiçbir amacınız yok. Ç ünkü Tanrı olduğunuzu bilmek, o l m a k la başarılır; çünkü Tanrı, Olmak'tır; tüm hayatın Oluş'udur. Nasıl ifade ederseniz edin, sadece kim olduğunuzu ifade etmek, Tanrı gibi olmaktır. Ve bunu bir anda başarabilirsiniz! Bir anda gerçekleştirebilirsiniz. Tanrı bu andır. Son suzluk bu andır. Sonsuz Tanrı olmak, bu anın son suzluğunda b ü t ü n üyle yaşamaktır; çünkü Tanrı böyle yaşar. Yalnızca ol. O zaman tüm hayatın oluşu ve sürekliliğiyle bir olursun ve bedenin de kendini bu sürekl il iğe yükseltecektir. O zaman artık ölmek zorunda olmayacaksın . Ve tüm katları aşıp yedin ciye ulaşabil irsin. Ki bu h er şeyin ulaşacağı yerdir : düşünce. İşte gerçek olan b u .
İ n san sınırlıl ığın dan çı kmaya başlıyor. Ç ünkü dünyan ı z d a , h ayatlarıyla i l gi l i s o ru l a r sormaya başlayan , neden h ükümet.l erin ikiyüzl ülüklerinin, dog maların, toplumun esiri ol duklarını ve tüm bunl arın ken dil erini n ereye sürükl ediğini sorgul ayan birçok in san var. Bu insanlar, sın ırlı bi lincin ötesini görebilecek ve onu aşabilecek kadar kendilerini ve başkalarım sevmeye başlıyorlar. Kendilerinde ve tüm in sanl arda var olan özün verici, sevecen ve olgun olduğu anlayı şını idrak ediyorlar. Uzun zamandır insanlığı yönlendiren korku ların , masalların ve kehanetlerin gerçek olmadığını an lamaya başlıyorlar. Ki m oldukları ve eğer Tanrı'yı se viyorlarsa on dan niçin korkmaları gerektiği konusunda sorular sormaya başlıyorl ar. İn san sevdiği şeyden neden korksun? 1 7-ı
Unutulan Geçmiş
Bu dünyada bilinç değişiyor. İn sanoğlunu nesiller boyu vah şi yaratıklara çeviren bu sınırlı anlayı ş kalka rak, i nsanın kendisinin Tanrı-özü olduğunu görmesine izin veriyor. Hiç de yeni olmayan bu yeni anlayışın oluşmasının zamanı gel di. Ruhunuzun deri nliğinde gerçeğin n e olduğunu bileceksiniz . Çünkü gerçek sizi, katı kurallara dayanan inançları aşarak her zaman içinizde var olan anlayışa götürecek. Boğazınızı sıkan ipten kurtulurken haz duyguları yüzeye çıkacak ve ruhunuzu kaplayacak. Tanrısal lığın ıza bu olma haliyle ulaşacaksınız. Devreni z sona eriyor. Bu Nefs Çağı idi. Yeni çağ ufukta göründü bile ve bu Işık Çağı'dır. Saf Ruh Çağı , Tanrı Çağı 'dır. İnsanın , her şeyin eşit olduğunu, cen ne tin daima içinde var olduğunu bildiği çağdır. Işık Çağı, insanı yeniden sınırsız düşünceye -sevgi, haz ve özgürlük katma- yükseltecek. Bu yeni düzende savaşçılara ve ti ranlara yer yok. Sınırlamaların ataleti nden kurtulup, "Ben Tanrı'yım ve gördüğüm her şeyi seviyorum, çünkü gördüğüm her şey Ben'im ve kendimi seviyorum ." diye cek barış habercileri hakim olacak dünyaya. Bu anlayışa ulaşan herkes, tek tek yaydığı ı şıkla, bilin cin bütününü yükseltecek. Ve tek tek hepiniz bilgelik incileriyle zen ginleşmi ş sınırsızlık haline geri döneceksiniz. Bu bilge lik gelecek son suzlukta daha olgunlukla yaratmanızı sağlayacak. Bu dünyadaki hayatlarınız büyük bir illüzyondu. Büyük bir rüyaydL Bu rüyadan Tanrı'yı öğrenerek, an layarak uyanacaksınız. Herkes uyanacak. Bir gün çok bulutlu bir gökyüzüne bakacak ve her yanda yanıp sönen çok büyük, parlak ışık alevleri göreceksiniz. Yıldızların bulutların içinde yuva kurduğunu sanacaksınız. Tüm in sanlar görecek bunu. Bu, gaflet uykunuzdan uyanmanıza yardım edecek. Ve size öğrettiklerimin büyük bir gerçek ve harika bir realite olduğunu o zaman anlayacaksınız. * * *
1 75
RA MTHA
D İ NLEYİ C İ : Tanrı'dan ve başlangıcımızda bizi birleştiren şeylerden n asıl ayrıldığımızı bilmek i stiyo rum. Bu nasıl oldu? Ramtha : İlk başla ngıcı n ı zda, Tan rı i l e bir olduğunuzu bildiğiniz gün l erde, egon uz -kiml iğin iz "Bireyselleşm i ş Tanrı" idi. Ve Tanrı tüm düşün c eler olduğu için, hayat tüm düşünceleri deneyimleyen duygu sal bir serüvendi. Egonuz &af ve bozulmamıştı ; çünkü içinizde, düşüncel eri ya da Tanrı'yı sınırlı hale getiren inan ç biçimleri , eğilimler h enüz yer almamıştı . İçinde bulunduğunuz anda ebedi olduğunuzu ve Tann'dan gelen d üşünceleri alma ve onu duyguya dönüştürerek bu duy guyu madde aleminde tezahhür ettirme yeteneğin izin sınırsız olduğunu biliyordunuz. Varlığımzın saflığını bozacak ya da ifade etmenizi sımrlayacak eğilimlere , inan ç biçimlerine henüz sahi p olmadığınız için d e küçük çocuklar gibiydiniz. Korku ne dir bilmiyordunuz . "Dah a büyük,", "dah a küçük" gibi yargı l ara s ah i p d e ği l d i n i z . Rekabet, kı sk a n ç l ı k , mülkiyetçilik n edir bi lmiyordunuz. Öl ümü bilmiyordu nuz. Tüm bunları n deneyimini h i ç geçirmemi ş küçük çocuklar gibiydiniz. Siz tanrılar, başlangıcınızdan itibaren çok güçlü bir yarat ı c ı l ı k , yani düşün c e n i n d uygusunu yaratı cı biçi mlerde ifade etme dürtüsüne sah iptiniz. Ve bunu gerçekleştirme gücü kimine daha az kimine daha çok ve rilmedi. Herkes eşitti. Fakat yaratmaya başlar başlamaz içinizde rekabet ruhu da filizlendi. Bu rekabet ruhu, sizi, başkasının yarattığı düşünceyi alıp ona başka düşünceler ekleyip geliştirerek daha büyüğünü, farklısını yaratmaya yönlendirdi. Neden dünyanızda bu kadar çok çiçek çeşidi var sanıyorsunuz. Bir gül yeterli olabilirdi. Daha ne ka dar fazla çeşitte kelebek olabilir ki? Neden tanrılar rekabetçi bir ırk h aline geldiler? Ç ünkü yaratma dürtülerinde, kendi yaratıcılıklarının 1 76
Unutulan Geçmiş
belki de başkaları kadar büyük olmadığını düşünmeye başladılar. Bu, kendilerini küçük görmelerine neden oldu. Ve bu a şağılık duygularını yenebilmek için başkalarının yaptıklarından daha iyilerini yapmaya çalı ştılar. Ve düşünce süreçlerini bu rekabetçi ya ratı cılıkla bozdukça, kendilerini m ükemmel ol arak görm emeye ve her şeyin e şitliği olan Tanrı'dan ayrı görmeye başladılar. Gördüğünüz gibi, hayattan ayrılış ve "kusurluluk" anlayışı, bir şey başka bir şeyden "daha iyi, daha büyük" olarak görüldüğü zaman ortaya çıkar. Oysa hayatın rea litesinde hiçbir şey hiçbir şeyden üstün değildir. Her şey, eşitlik içinde olur yalnızca. Böylece h er şey kusursuzluk h alindedir ya da olma h alindedir. Bir şeyi oluşun kusur suzluğundan daha aşağı gören yalnızca eğilimler, ko lektif düşüncel erdir. Fakat sizin a sı l ayrı h şınız i n san bedenine gir diğiniz zaman gerçekleşti. Bu n oktaya kadar kendinizi bütünden ayırm aya başlamış olmanıza karşı n , h ala tanrıs al hğmı zın ve ölüm süzlüğünüzün farkındaydınız. Fakat bedene girdiğiniz zaman h ücresel maddenin reali telerini deneyimlemeye başladınız. Kendinizi açlık, soğuk ve sağ kalabilme mücadelesi denen "kütlenin fonksiyonları"na hapsettiniz. İçine girdiğiniz durumu sürdürebilme mücadelesine yani ... Artık, kütlenin haya tiyetini sürdürebilmesi için yaratılışında programlanan h ücresel madde ile iç i çe girmi ştiniz. Büyük ölümsüz varlığın, kendi yapısını yaşatmaya programlanmış kütle m ek a n i z m a s ıy l a e vl i l i ği , b e n l i ğ i n i z i değişik l iğe uğratmıştı. İşte "bilgi ağacı'', ego böyle doğdu. Ruhunu zun kaydına geçirilen ve bedeninizin hücresel yapısına programlanan korku, rekabet ve kıskançlık duyguları, egonuzu daha da güçlendirdi. Bu da sizi tüm h ayatla bütünleşmekten , yücelikten ve ölümsüzlükten iyice uzak l a ştırdı. Dinleyici : Kendilerinin ölüm süz olduklarını bi1 77
RAMTHA len tanrıların sonunda ölüme i n anır h a l e nasıl geldikle rini h al a anlamıyorum. İlk başta ölüm fikrini n as ı l ka bul ettiler? Ramtha : Kendi yarattıkları şeyl eri gözlemleyerek sizin ölüm dediğiniz- deği ş i m süreci ni kabul l endiler ve anladılar. Gördüğünüz gibi, bu dünyada çoğu şey birbirin den beslenecek şekil d e yaratı ldı. Çünkü h er yaratıl anın yaşamını sürdürebi l m e si için kendisiyle ayn ı un surl arı taşıyan madde cevh eri n e ihtiyacı vardı . İ şte siz buna "beslenme z i n ci ri " diyorsunuz. Böylece bıtki ler, tanrıları n yarattığı h ayvanlara yem ol dular. Hayvanl ar bitki l eri yiyince, b i tk i leri yara tan tan rılar deh şet içinde, yarattıkl arı şeylerin çözülüp başka bir en erjiye dön üştüğünü gördüler. Bu h ayvanl ar da yine başka bir tan rının yarattığı dah a büyük h ayvan l ara yem oluyordu. Bu tan rıl arın birbirleriyle rekabet et mek için seçti k l eri yollardan biriydi. Ve si zi n kreasyo n unuzun bir başka tanrının k reasyonu tarafı n dan yeni lip yutulması ise çok onur kırıcı bir durumdu! İn san be d e n i n i n evrimi sırasın da ölüm dah a iyi öğren i l d i. İn san denen yara tığı kusursuzlaştı rmak için, tanrı l ar onun bir parçası ol dular -yarattıkları h e r şeyin bir parçası olduk l arı gi bi. İ n sanın i lk yaratıl an bi çimleri pek çevik olmadıkların dan h �v·. i.lnlar onları d a h ep yi yorlardı -ve p ek de lezzetl i buluyorlardı ! İ şte böylece, tanrılar ölüm deneyiminden geçerek ölümü an l adılar. Bu a n l ayı ş o n l ar ı , k en d i yarattıkl arı h ayvan l ar e l i n de ölmemek için bedeni daha ge li ştirip gü çlendirm eye zor l ad ı . Ş i m d i , i n s a n ı n k e n d i v a r l ı ğı d ı ş ı n d ak i b i r Tan rı'yla duygusal i l i şk i s i , tanrılar b u dünyayl a duygu s a l bir i l işki kurdukları nda başladı . Burada yarattıkları h er şeyle il i şk i kurmak ve onları deneyiml emek arzusuy la başladı bu ili şki. Tanrı l a r bitki olmuşla rdı , hayvan ;:,l muşlardı , böcek olmu şlardı. Her şey olmuşlardı! Fakat heps:nin üstünde, h er şeye hükmedebilecek bir fo rm yarat1 78
Unutulan Geçmiş
mak . en büyük arzularıydı -b u onların sevgiyle ya rattıkları en büyük kreasyonlarıydı. Tanrılar sonunda kendilerini kadın ve erkek ola rak biçimlendirdiklerinde, tüm dikkatleri, kendi ya rattıklarından kaçma ve on lardan üstün olmaya çevrildi. Böylece hayatın amacın � da saptırmaya başladılar. İşin acı yan ı , kendilerini . avl amaya çalı şan hayvanl ardan kaçabildiyseler de, bilinçlerine yerleşmeye başlayan sağ k a l a b i l m e m ü c a d e l e s i ve ö l ü m k o rk u s u n d a n kaçamadılar. İşte b u sağ kalabilme mücadeleleri v e ölüm korkusu zamanla bedenlerin i çökertti; Çünkü korkulan şey gerçekl eşir. Biliyor musunuz tanrıların yarattığı şeyler içinde hiçbir şey yarattıkları korku kadar yıkı cı değildir. Çünkü hiçbir şey k orkunun gölgesinde h ayatı ifade ede mez. Tanrılar in san olarak ölümü tadınca, tek realiteleri ve arzuları bu madde cennetindeki deneyimlerini sürdürebi lmek oldu. Egoları da Tanrısal büyüklükte olduğu için bu al emde daha çok yaratarak daha fazla şey · başarmak istediler. Bu yüzden tanrılar daha, daha, daha da iyi olabilmek için büyük bir arzuyla geri geldil er. Kendil erinde algı ladıkları eksiklikleri "daha çok" ya ratarak telafi etmek istediler. "Daha iyi" olma arzusuyla bu madde dünya sına iyi ce dalarak sonunda yüce ve ölümsüz oldukl arı nı unuttular. Ve ölümlü n esneler ha line gel diler. Am a tüm hayatl a bir olma anl ayışı, tanrıların bu dünyaya aşık olmalarından çok önce; re k ab e ti n yarattı ğı " d a h a büyük " , " d a h a ç o k " düşünceleriyle kaybolmaya başlamı ştı. Sana şunu söyleyeyim sevgili varlık: her şeyle bir olman, o birlik hali yalnızca bir an, bir soluk uzaklıkta. Varlığı nın derin liğinde artık hiçbir şeyden ayrı olma mayı arzu ettiğin zaman, ayrı olmayacaksın. Sadece se nin eği l i m leri n , senin s ı n ı r l ı düşün üşün , s e n i n saptırı l m ı ş kimliğin seni tüm düşünceden ayı rdı . 1 79
R A M THA
D üşünceyi yargılamaktan kurtularak tüm düşünceye dön düğün zaman bir daha asla kaybolmayacak ve ayrılmayacaksın. İ şte o taman Tanrı'yla bir olmanın yo lunu arayanlara ışık olacaksın. Dinleyici : Ramtha, hepimizin aslında mükemmel olduğumuzu, Tanrı olduğumuzu ve ebediyen yaşadığımızı anlayabiliyorum. Ama bu zaman zaman hissettiğim tem kinli olma ve kendimi koruma ihtiyacımı azaltmıyor. Kendimi olduğu gib i , özgürce ifade etmekten beni alıkoyan bu dikkatli olma dürtüsünü, kendimle ilgili bu illüzyonu nasıl yenebilirim? Ramtha : Biliyor musun sevgili varlık, h_ayvanlar k e n di n i k o ru m a i çg ü d ü s ü y l e y aratıl m ı ş l ar d ı r . Yaşamları i ç i n gerekli olan b u ilkel içgüdü onların h üc r e s e l yapı l arı n a p rogram l a n mı ştı r . Böyl e c e yaşayabilir, den eyimler geçirebilir v e tekamül edebilir ler. İn sanlarda da bu ilkel içgüdü vardır ve tohumdan to huma genlerle geçmi ştir. İnsanoğlu çıplak doğduğu için, kendini koruyabilmesi amacıyl a bu yaşamı sürdürme iç.güdüsü bedenin hücresel yapısına işlenm iştir. İn san çıplak doğmuştur; yani o, sivri dişlerden , boynuzlardan, çevik ayaklardan, kıvraklıktan yok sun dur. Keskin i şitme ve görme duyularına da sah i p değildi r. Hassas, n arin, gücü özünde olan bu varlığın kendini korumak için en büyük içgüdüleri temkin li davranmak ve kendini inzivaya çekm ektir. İn sanoğlu bu içgüdül erle d o natılm ıştır . Eğer böyle olm asaydı ; sonunda, h arika, düşünen , tekamül eden , yaratıcı kütle haline gelebilmek için sağ kalamayacaktı. Sen de h erkes gibi madde dünyasını deneyimleyebil mek için ruh özgürlüğünü bırakmayı seçtiğin z aman gen e tik-içgüd ü s e l kalıpları da a l d ı n -bu m ad d e dünyasında kendini ifade edebilmek i çin gerekli bir koşul. İnsan olmak demek, korku dolu, güdülen, kuşkucu ve çok temkinli olmak demek. I3u büyük bir gerçek. Temkin bir illüzyon değil, burada i n san olarak
Unutulan Geçmiş
yaşamak için gerekli bir koşul. Asla unutulmaması ge reken ve bedenin korunması için gerekli kabul edilen bir içgüdü. Ama bu anlayışı bir adım daha ileri götürün. Özünüzü oluşturan o minicik, h arika kıvılcımların ken dilerini bu madde dünyasında evri mleştirebilmeleri için bedeninizin sizi koruduğunu anladınız. Şimdi de bu etten kemikten b e d e n i aşıp Öz'ünüzün ve ruh unuzun ö l ü m s ü z l üğ ü n ü anlamanızın zamanı geldi. Artık sınırsız bir düşünce anlayışıyla bedeninizi bir arada tu tan ve koruyanın Öz'ünüz olduğunu anlamanızın za manı geldi. Şimdi yapmanız gereken şey, kendiniz olmaktır yani Tanrı : sürekli . . . kesin . . . yüce . . . BEN. Yenmeniz gereken tek illüzyon , O olma yeteneğinizin olmadığı illüzyonudur. Bu illüzyondan n asıl kurtul abilirsiniz? Sadece düşünce sürecinizden onu çıkarıp atarak. Düşünce ve duyguda ne yaparsanız o realitedir -bu boyutun realite sinde ortaya çıkmasa bile. Tanrı olduğun düşün cesini , BEN pren sibini benim sediğin zaman, zaten o olmuşsun demekti r. Ne olursan ol, kendini sev. Kendini sev! Sonsuz olduğunu, Tanrı olduğunu bil. Bil ! Hisset! Bu düşünceyi yaşa Sizi binlerce yıl dır koruyan içgüdüsel kökeniniz, ölümlü yerine ölüm süz olduğunuz, sınırlı in san yerine sınırsız Tanrı olduğunuz bilinciyle karşılaştığı zaman , ruh unuz bu sını rsız düşünceyi bedeninizin hücre.s el kütl esine taşıyacak ve h ücresel kütle zafer şenliği yaşayacak. Ve o zaman bedeniniz mutlulukla, içinde taşıdığı büyük tanrının sınırsız düşüncelerine uyum sağlayacak. İşgüdüsel varoluşu yüzünden kuşkucu ve temkinli olmak zorunda olan bedeninizin hücreleri artık sınırsız Tanrı ile dolacak. Ve böylece bedeninizin mad desi de Tanrı -Ben ile uyum içinde birleşebilecek. Daha çok "sen" olabilmek için sevgil i varlık, kuşkularının sınırlarını aşman gerekir. Ve bedenin ta rafından korunan sen, anlayışın ile her şeyin üzerinde .
181
RA MTHA
hakimiyet kurduğun zaman, beden de m utlulukla ta kipçin olacaktır. Kendini, tümüyle sev efendi. Hayatı tümüyle sev! Hepsini sevdiğin zaman birliğine geri döneceksin. Seni temin ederim -yalnızca yaklaşımını değiştir ve bir an sonra ona kavuş. Yapacağın tek şey bu. Yalnızca bil. ***
1 82
BÖLÜM
J6
Tekrardoğuş Tanrı 'yı deneyimlemek, benliği anlamak, BEN'in prensiplerini yaşamak için geri geldiniz. Ve BEN'in prensipleri, düşünce alemlerinde yaratılan her duy guyu kapsar.
DİNLEYİCİ : Benim soracak belirli bir sorum yok. Çünkü söylediğin h er şey hepimiz için geçerli. Ramtha : Öyle... hep öyle olmuştur. Dinleyici : Ancak, sana iki genel soru sormak i sti yorum. Bu dün'yayı terk ettiğimiz zaman daima daha iyi bir yere gittiğimizi söyledin . Ramtha : Doğru. Ama bu salonu terk ettikten sonraki anın da daha büyük olacak. Çünkü hayatınız her an gelişir; yaşanan her an bir öncekinden dah a büyüktür. Dinleyici : Pekala, bize tekrardoğuşun i şl eyişi h akkında bir şeyler söyleyebilir misin? Yani , burayı daha iyi bir şey için terk ediyorsak, niçin tekrar geri ge liyo ruz? Buraya bir ş ey öğrenm ek i çi n mi geri gön deriliyoruz? Ramtha : Önce sevgili varlık, gelecekte seni b ura da daha iyi bir şeyin beklemediğini nereden biliyorsun? Dinleyici : Çünkü burada yaşamak mücadeleyi ge rektiriyor. Sürekli ıstırap ve üzüntüyle karşı karşıyayız. Kendimiz acı çekmesek bile çevremizde hep görüyoruz. Burasının ıstıraplı bi r yer olduğu açık. Ve yakın ge leceğin daha iyi olacağını düşlemek de zor. Ramtha : Biliyor musun, burada en son "ıstırap" açlıktı ve h erke s açlık çekiyordu. İ n sanlar binbir güçlükle, bir somun ekmek, bir parça peynir ve ekşimiş 1 83
RAMTHA
şarap ıçın para kazanmaya çalı şıyorlardı. Şimdi i nsan lara baktığın da, bu kez de şişmanlıkla savaştıklarını görüyorsun ! Şimdi herkes besili, şişman ve biri çıkıp "Cık cık cık, bu güzel değil!" diyor. Ve insanlar yeniden aç kalabilmek için mücadele ediyorlar. Hayat bir serüven değil mi? Burada "ıstırap" dediğin şey, sevgili varlık, egodur. Dinleyici : Tamam, fakat söylemek i stediğini an l ayamıyorum . Hayatın bir daire olduğunu söylüyorsun galiba. Bu dairenin bir sonu yok mu? Ra m t h a : Hayat bir daire içinde gitmez sevgili varlık ve kendini de asla tekrarlamaz. Daima değişir ve her anın evri mi birbiriyle bağlantılı dır. Hayat h er şeyi kapsar ve kendi varlığının erdemiyle, kendi oluşuyla bir son raki a n ı yaratır. Her varlık tarafın dan , kendi eğilimlerine, davranı ş biçimlerine göre anda yaratılır. Değişim devrelerinin dairevi görünmesi, hayata b a k ı ş açımızdan k aynaklanmaktadır. Tekrardoğuş bir gerçektir. Yaln ızca bir beden i bırakıp -çünkü eğiliminiz, tutumunuz onun ölümüne yol açmıştır- bir diğerini almaktır. İster burada, ister başka bir madde dünyasında. Niçin buraya gerj geliyorsunuz? Çünkü is tiyorsu n u z . Buraya ge l m e k ıçın z o r l a n d ı ğ ı n ı z ı mı sanıyorsunuz? Bulunduğunuz kattan kovul arak bedene sokulduğunuzu ve rahim kanal ından geçme mücadelesi vererek, çevrenizdeki egoların esiri olmak için mi gel diğinizi sanıyorsunuz? S i z i buraya gö n dermek ı ç ı n ki m s e fe rman çıkarmadı sevgili varlık. Çünkü hiç kimse size, i steğiniz dı şında bir şey yaptıramaz. Buraya geri gelmeye karar veren sizsiniz . Bu dünyada kendini yeniden ifade etmek i steyen s i z s ı n ı z . E ğer çektiği n i z ı stıraplar ı ç ı n suçlayacak birini arıyorsanız gözlerinizin içine bakın. Güzelliğinizden, varlığınızdan, acı ya da mutluluk dolu yaşamınızdan tümüyle siz sorumlusunuz -ve bunun böyle 1 84
Tekra rdo ğ u ş
bilinmesinin zamanı geldi artık! Kimse sizi bu dünyada yeniden bedenlenmeniz içi n zorlamadı. Ancak milyonlarca yıldır burada yaşadıktan sonra in san her şeyin buradan ibaret olduğunu sanmaya başlar. Ve bedenini yitirdiğinde, duygusal bağlarından ve buradaki oyuncaklarından uzaklaştığı zaman, buraya tekrar geri gelmek için acele eder. Çünkü, tek cennetin burada olduğunu sanır. Ve onun için öyledir. Burada olmanızın tek nedeni, burada olmak isteme nizdir -çünkü varlığınız, burada doyuma ulaştırmak iste diği bir ihtiyaç duyuyor. Bu hazzı ya da acıyı ya da üzüntüyü ya da kızgınlığı ya da ıstırabı ya da mutluluğu ya da dilediğiniz herhangi bir şeyi bu illüzyon katında ifade etme ihtiyacıdır. Ve bu duyguları istediğiniz kadar yaşarsınız. Sonra, bunlardan bıktığınız ya da yorgun düştüğünüz zaman eğiliminizi, yaklaşımınızı deği ştirir ve başka bir duyguyu deneyi mlersiniz. Bu, bu kadar basit. Ütopya acı , ıstırap ve cehennemi durumların hemen yanı başında olabilir mi? Evet, olabilir. Yalnızca bir bakış açı sı uzaklıktadır. Buraya, Tanrı 'yı deneyimlem ek, kendinizi anla mak, BEN'in pren siplerini yaşamak için geri geliyorsu nuz. Ve BEN'in prensipleri herkesi , her eğil imi, her duy guyu, her karakteri, Tanrı denen düşünce alemlerinde yaratılan her illüzyon] durumu kapsar. Neden şimdiki kimliğinizin i çinde olduğunuzu bi liyor mu, unuz? Çünkü dah a önce öteki roll e ri n birçoğunda oynadınız v e şimdi d e b u rolü deneyimliyorsu nuz. Neden açlık çeken bir çocuk olarak değil de zengi n bir varlık olarak doğdunuz? Çünkü zengin bir varlık ol mak i steyen açlık çeken bir çocuk olmuştunuz. Ve şimdi olmak i stediğiniz kimlikte siniz. Neden ailesini besle mek için ekmek yapan bir fırıncı değilsiniz? Çünkü sev gil i varlık, ailesini beslemek i çin ekmek yapan bir fırıncı olmuştun uz. Şimdi ekmeği fırından alan bir varlık s ı n ı z . 1 8.5
RA MTHA
Bu alemin en h arika yan ı , sürekli ve deği şken oluşudur ve olmayı i stediğiniz herhangi bir oyuncu olabi l i rs i n i z . Ve h ayat p l atform u n d·a evri ml e ş t i k ç e , varlığınıza en i y i eğitimi sağlayacak illüzyonları oyn a m ak için çıktığınız sahneler de gelişir. Ve bu sahnede kral ya da yoksul, seven ya da sevilen, köle ya da efendi olma özgürl üğün e sah ipsiniz -ruh unuzun d oyum a ulaşması için gereksinim duyduğu anlayışı sağlayacak h erh angi bir illüzyonu yaratma özgürlüğüne ... Daha henüz hiç deneyimlemediğiniz birçok şey var sevgili varlık. Henüz hiç yapmadığınız şeyler ve oyn a m adığınız birçok rol var. Bu dünyada yüce bir huzuru yaşayan, sade gereksinmelere sah i p varlıklar var. Ve n ey e ger e k s i n m e l e r i v a r s a , n e i st i y o r l a r s a gerçekleştirirler. Onlar mutluluk ve haz içinde yaşarl ar s e vgi l i varl ık -örneği n , deneyimlemek için h e n üz s e çm ediğin i z d ü ş ü n c e s e rüve n l eri n i ve davranı ş biçimlerini onlar yaşıyorlar. Henüz yaşamam ı ş ol duğun uz birçok anlayı ş var. O n ların en büyüğü h angi si biliyor musunuz? Yalnızca yaşamak için yaşamak. Sadece yaşamak için yaşamak hayat anlayı şının en büyük kazanı mıdır. Çünkü ancak o zaman gerçek huzuru tadabilirsin. Ancak o zaman gerçek h azzı tadabilirsi n . Ancak 'o zaman s evgili varlık, tümüyle yeniden Tanrı olacaksın . Bu hayat anlayı şında yaşayacaksın. Çünkü birinin k arşısında boyun eğm e rolünü, i şçi rolünü, rekabetçi rolünü, idealist rolünü, acı çeken rolünü, nevrotik rolünü ya şadın. Bun ları kendi yazgı n .olarak kabullen din ve öyle oldu. Ama diğer alanları, diğer rolleri denedikçe, bu a n a k a d ar y a ş a m ı ş o l d uk l a r ı n ı n h ay a t t a k i seçeneklerinden yalnızca küçük parçalar olduklarını an l ayacak s ı n . B u hayat senin insanlık tarihinde gerçekleşmiş olan tüm şeyler içinde gerçekten en güzeli. Ne yazık ki kent l erde yaşayanlar, toplumsal bilincin durgunluğu ve 1 86
Tekra rdo ğ uş
yoğunluğu için de, yaşadıkları bu dünyanın sefil ve kötü bir yer olduğunu düşünürler. Ama içinde, toplumsal bi lincin yarattığı idealler ve saplantılardan uzaklaşma, doğada yaşama, içindeki Tanrı'yla bir olarak yaşama ce saretini bulursan , h ayatı gerçekten harika bulacaksı n ; sürekli, sınırsız v e güzel... Buraya geri ge l m e n i n n edeni sevgili varlı k , yaşamak. Am a Tanrı'nın v e hayatın ihti şamı n ı dene yi mleyebilmen için kopman gereken bağlardan h enüz kopamadın. Ve bu bağlar seni hala bu dünyaya bağlıyor. Buz tutmuş gölün üzeri n de yürümedin, bi r kayan ın altında saklanmadın. Kı şın p encereden, karda oturan kızıl kuşu seyretmedin. Derin mağaralarda oturmadın, çölde yürümedin ve av peşinde koyan yılanı da seyretme din. Ve büyük piramitte tek başına uyumadın. Hiç kimse nin ayak basmadığı yerleri araştırmaya gitmedi n ; böyle birçok yer var. Okyanusta yelkenliyl e dolaşmadın ve koca bir bal ığın dalışını izlemedi n ; ormana dalan geyiğin ardından gitmedin. Sana h eyecan ve coşku veren ve varlığın için harika olan birçok şeyi yapmadın. Ve bunların hiçbiri senin işin, tah sil durumun, ünvanın ya da otomobilinin yaşıyla ilgilenmez, bun lara aldırmaz. Hayatın birçok yön ünü henüz tatmadın . Bunları yaptığın zaman , nevrozl arın, korkul arın, tuzakların ve arayı şların yıkılacak. Hazla coşup taşıyormuşsun gibi h i ssettiğin an lar ol acak -birinin senin bu coşku dolu anını görmesini isteyeceksin, ama görürlerse de rahatsız olacaksın. Bu senin doğan . Bun da yanlı ş olan bir şey yok. Yalnızca tüm seçenekl erini kullanmak için ken dine izin vermedin. Çünkü tümüyle hayatın hazzına ve özgürlüğüne yabancı olan hayali bir ideal olmaya aşırı zorlandın. Şimdi, eğer buraya geri gelmek istemiyorsan , gelme! Asla geri gelmek zorunda değilsin. Ben asla geri gelme dim. Ben olan her şeyi beraberimde alıp rüzgarla 1 87
RAMTHA
yükseldim . Ve bunu yaparak özgür bir varlık oldum. Özgür bir varlık! Çünkü buradaki h ayatımda yapm ı ş olduğum h er şeyi aştım. Ken dimi bağışladım v e hayatı kucakladım . Ve bu Tanrı olma işini sürdürdüm. Eğer ca hil ve kötü bir barbar bunu yapabildiyse sevgili varlık, sen de kesinlikle yapabilirsin. Birinin buradaki h ayatını tamamlayabilmesi için , yaşaması, sevmesi, sade ve basit şeylerin bir parçası ol ması gerekir. Hayat özgürlüğünü kı sıtlayan , sınırl ayan ve korku yoluyla yöneten i deallerden kurtulması gere kir. O zaman kendi özgürlüğünün içinde yaşar, kendisi ni sever ve kendini başkalarıyla kıyaslamayı bırakır. Toplum sal imajlar için yaşamayı bırakıp k en di ideallerin, kendi gerçeğin i çi n yaşarsan -bu gerçek n e olursa ols u n - ve sonsuz v arlığın ı seversen, o zaman çiçeklerl e, balıklarla ve tüm hayatla bir olursun. O za man "Bu deneyimi bitirdim . Burada olan tüm hayatı sev dim ve bunl arı geçirdiğim için yeni bir serüvene hazırım. Uzaktaki bjr alem için, yeni bir anlayı ş ve yaşam biçimi için hazırım." diyebilirsin. Bunları yaptığın zaman sev gili varlık, bu dünyayı parlak bir kıvılcım olarak terk e deceksin. Ben böyle terk ettim. Bu d ünyayı seviyorum. Vadilerinde sık sık eser, dolaşırım. Ağaçl arında eser, çocukların kahkah alarının bir parçası olurum. Bu hayatın ne olduğunu biliyorum . Buradaki değerleri unutm adım. Daha da önemlisi, her şeyin üstünde sevdiğim kardeşlerimin çektikleri acıları biliyorum . Her şeyin yanıtını ve çözüm yollarını size ve riyorum , ama uygulanmadığı sürece pek işe yaramaz. Hepiniz istecdiğiniz için buradasınız. Bu tekrar doğuştur. D i nleyici : Teşekkür ederim. Sözlerinin üzerinde düşünm el iyi m. Ra m tha : Düşün. D üşündüğün zaman belki ken dine daha müşfik olmayı seçecek ve daha kolay soluk alma özgürlüğünü vereceksin. 1 88
Tekra rdo ğ uş : Bu dünyada olmadığın zamanlar n e yaptığını söyleyebilir misin? . Ramtha : Sizin yaptığınızı yapıyorum. Hayatı ifade ediyorum . . . Sizinkinden tek farkı, benimkinin sınırlı bir ifade olmaması. Sonsuza gidene ulaşıyorum. Ve ken dimin sonunu asla düşünmüyorum. Çünkü öyle bir şey yok. Ve rüzgarla gidiyorum. Çünkü bu benim en büyük arzumdu. Mutlu oluyorum; senin, onun, ötekinin hayatını iz liyorum. İllüzyonlarınıza bakıyorum. Size çok ciddi görün en ve pek kötü bir renkl i suyla dolu olan illüzyonlarınıza gülüyorum. Yapmanız gereken tek şey, daha fazlasını görebilmek; çünkü daha görülecek çok şey var. Ben ifade ediyorum sevgili varlık, v e neysem onun la mutluyum. Ve burada olduğum kimlikle olmadığım zaman Ben, Olan'ım: Her şeyin kendisinden kaynak landığı p altform . Çünkü yedinci kat, düşüncenin tümüdür; gezegenlerinizi yörüngelerinde, h ücrelerinizi bir arada tutan büyük boşluktur o ve her şeyi sonsuzluğun boyutl arı n a kadar kuşatır. Ve yedinci katın varlığı olduğun zaman artık katlar diye bir şey kalmaz. Sadece olan vardır. Bu olmakta tüm her şeyin, tüm bilginin tüm düşüncenin tüm duygusu olursunuz. Düşünce olmanı n nasıl bir şey olacağını düşün . Düşünce ne kadar uzağa gidebilir? Düşünceyi güneşin üzerine serebilir misin? Ya da ayın karanlık tarafına? Ya da göklerinizdeki büyük ve küçük yıldızların üzerine? D üşünceyi başka bir geze gendeki, başka bir varlığa gönderebilir misin? Bunu andan daha kısa bir zamanda yapabi lirsin. Bunu yapabil ecek yeteneğin var. Ama bu şekilde ifade etmeyi i stemeyen sensin . Sen seçtiğin şeyi ifade etmek i stiyorsun. Onun için de böylesin. D i n leyici : Neden boyun a geri geldiğimizi an ladığımız bir an, bir nokta o lmalı . . . Ramtha : Evet, var. O n a mutluluk denir. V e bu
Dinleyici
1 89
RAMTHA
noktaya kendinden başka hiçbir varlığı n yerinde olmak i stemediği n , bulunduğun yerden başka bir yerde olmak i stemediğin zaman ulaşılır. İ şte bu kavrayış noktasıdır. Bir şey daha sevgili varlık, sana üzüntü, ı stırap ya ratan şey, bazen başkasının mutluluğunu yaratabilir. Aslında h erkes hayatından memnun burada. Ama bunun farkında değiller . Çünkü onların mutluluk idealleri her şeyi mavi , leylak ve pembeye dönüştürmek için ortada dolaşan bir palyaço gibi. Burada h erkes mutlu çünkü Herkes istediğini aynen , istekleri doğrultusunda yapıyor. Eğer hasta olmak i s tiyorlarsa, hasta oluyorlar. Mutsuz olmak istiyorlarsa, mutsuz oluyorlar -olmak istiyorlar, çünkü bu onları mutlu ediyor. Biliyor musun , bazı varlıkl arı gülm eye zor1adığında, kendilerini bırakıp a ğ l a m aya b a şl ayacaklardır. Burada herkes hayatın dan memnun . Ol masalardı , bir anda ölürlerdi . Ve zamanı gel diğinde ölüyorlar. Çünkü ölmek zorun da olduklarını sanıyorlar. Bir gün sevgili varlık, haz ve huzura kavuştuğunda anlayacaksın ki, etrafrnda gözlemlediğin herkes nasıl ifade ediyorsa et sin , mutludur. D i n leyici :Bir soru dah a sorabilir miyi m? Dah a önceki hayatlanmda değişik kişiler olduğumu söyledin. Merak e diyorum, geçmiş yaşamlarımda kim olduğumu söyleyebilir misin bana? Ra m t h a : Sevgil i varlık, eğer tüm "kayıt"larını ayrıntılarıyla burada anlatmaya kalkarsak, tüm seyirci leri senin gelecek hayatına kadar burada tutmak zorun da kalırız. Bugüne dek binlerce kez yaşadın . Bu nedenle, sana geçmişinden söz e debilmem için, hangi zaman, ülke ve hangi illüzyon ol
Tekra rdo ğ u ş
ları vardı. Ve geçmişleri hakkında en romantik ve kah ramanca düşü kurarlar. Burada hayat sıkıcı ya da donuk . olduğu zaman, h ep bir savaşta kahram an o lduklarını ve arkaları n d a ağlayan pek çok kadın bı raktıkları n ı düşünürler. V e döndükleri zam;m ka saba h alkı yıllar süren bir kutlama yapar. Ya da dünyanın en güzel kadınıdır ve her erkek onun peşinden koşmuştur. Şunu h epinizin anlaması için söylüyorum : Hepiniz birçok hayat yaşadınız. Ve bu h ayatlar romantik de, bar barca da, şöhretli ya da şöhretsiz oldu. Ama geçmi ş yaşa mlarınızın hiçbirinde şimdi olduğunuz kadar büyük deği l di n i z . B u h ayatta, t ü m o l d u k l a rı n ızı n en büyüğüsünüz. Yaşadığınız tüm hayatların birikimi olan bilgi ve deneyime sahipsiniz. Efendi, tüm geçmişin amacı ş i m d i ' di r . Şimdi olduğunuzdan daha iyi asla olmadınız. Hangi maske, illüzyon ya da deneyim içinde olduysanız olun, sah i p olduğunuz olgunluk, bilgi ve sevgi şimdi tüm geçmiştekilerden dah a büyük. Eğer sizi bu h ayattan beş hayat ön cesine götürseydim, kim olduğunuzu bilemeye cektiniz bile. Ç ünkü ben liği nizi, o zamanki benliğinizi tan ımayacak şekilde arındırdınız. O zaman ki hayat larınızda, sizin bugünkü h alinize bakabilselerdi, sizi ce sur, dah i, toplum dışı ya da obsede olmuş, cinlere karışmış diye nitelerlerdi. Çünkü şimdiki anlayışmız, o zamanki anlayı şınıza göre çok daha geniş, çok daha büyük. Geçmişte kim olduğunuzu araştırmak akıllıca değil. Eğer yanıtları geçmişte arıyorsanız, hayatın bu anını ve geleceğinizin yolunu çizen yanıtları deneyi mleyemezsi n i z . Ç ün k ü akl ı n ı z ge ç m i ş l e m e şgulken şim diyi göremeyeceksiniz. Daha önce kim olduğunu merak edi yorsun sevgili varlık, ama şimdi bile kim olduğunu bil m iyorsu n . Daha önce yaşadığımızı bilmek, geleceğe umutla b2kmak açısmdan iyi. Fakat bu deneyimleri yaşamı ş olan asıl güzellik sessizce oturuyor, uyandırılmayı bek191
RA MTHA
liyor. Hayatın ı yaratma ve i stediği biçimde doyuma ulaşma seçenek ve gücüne sah i p olan büyük Tanrı o lduğunun idrakıyla uyandırılmayı ! " Ş i m di"de yaşamayı ogre n . "Şimdi"ler bakir. "Şimdi"lerde seçim özgürlüğü var. Bakir bir anı alıp i ste diğin şekilde biçimleyebi lirsin. Hoşnutsuz, ı stıraplı, üzgün, sefil olabilirsin -bir anda. Ya da bir sonraki anda eğilimini, tutumunu değiştirerek hoş, özgür, cazip, mutlu, n eşe ve hayat dolu olabilirsin -o anda. Ve ondan sonraki anda, önceki iki andan etkilenmeden kasvetl i, parlak zekalı, kendini bir şeye adamış ya da pişman olabilirsin ne arzu ediyorsan o olursun. Önemli olan sevgili varlık, şimdi kim olduğunu bil mek ve bu hayatta mutlu olmak için bir şeyler yapmak. Eğer gel ecek h ayatı nda, bu hayatın ı h atırlamak ye teneği ne sahip olmak istiyorsan, her anını hatırlanmaya değer şekilde yaşa. Ve bu, ruhunda daima canlı kala caktır. Eğer son suza dek yaşam ak i stiyorsan, önce her anı dolu dolu yaşamayı öğrenmelisin. D i n leyici : Peki bana gel eceğim için ne gördüğünü söyleyebilir misin? Ra mtha : Gelecekte kim olacaksın? Sen her zaman sen olacaksı n . Göz ve cildinin rengi ve masken değişecek, sen daima sen olacaksın. Daima aynı ruh a ve aynı Tanrı özüne sahip olacaksın. Gel ecek hayatında, h angi illüzyon} karakteri oynamaya karar verirsen o ola cak s ı n . Eğer bu dünyada i s e d oğum sürecin den geçeceksin ve rah min meyvasını kendi çizdiğin şekle göre yaratacaksın. Ve varlığın için kendine kader olarak çizdiğin oyun ve illüzyonu oynayacak sın. Ya da bir illüzyon olmaksızın daha büyük anlayış katında devam e debilirsi n . Şimdi'de yaşamayı öğren sevgili varlık. B u hayatta büyük ol ve sen 'i deneyimle. Rüzgarla dolaş, düşünceyle aya git. Güneşe harika bir düşünce gönder ki senin kim olduğunu bilsin. Bir yıldızın üzerinde otur. Suyla konuş. 1 92
T e kra rdo ğ u ş
Hepsi sensin, hepsi Tanrı, hepsi hayat. Dinleyici : Teşekkür ederim. Son bir sorum var: Hangi kata evrimleştiğimi söyleyebilir misin bana? Ra mtha : Tanrıya, sevgili varlık. Tanrısallığına evrimleşiyorsun -Tanrısallığını arındırıyorsu n . Buraya tanrı olarak gel din. Kendini bedene soktun -açlığa, sıcağa, soğuğa ve bölgesel sınırlamalara- ve yüceliğini, gücünü, her şeyi-bilen zeka olduğunu unuttun. Bu seni bu dünyaya bağladı -dünya da yedinci kata evrimleşiyor. Yedinci kata yol alıyorsun . Bu Tanrı'yı her şeyde bilmektir. Ve bu bilginin yüksekliği, bu bilgiyi verendir yani Tanrı'dır. Ki o sensin. Tümüyle. Dinleyici : İnşallah ! Ramtha : Öyle olacaktır. -
***
1 93
BÖLÜM
}7
Bilmenin Bilimi Her şeyi bilme yeteneğiniz var. Çünkü bilinen her şey Büyük Tanrı Bilinci 'nde mevcuttur. Ve bu Tanrı Zekası kalp gibi atarak tüm bu bilgiyi size pompalar.
D ünyanızda birçok in san en önemli şeymişçesine çetin bir savaş vererek "aydınlanm a" peşinde; ancak bunun gerçek a n l a m ı n ı k av r a y a n çok az k i ş i var. Aydınlanmak sadece, "bilginin ı şığrnda olmak", bilgi nin size açık olması ve bunu i stediğiniz biçimde kullana bil meniz demektir. N a s ı l aydı n l an ı r s ı n t z ? Kut s a n m ak l a d e ği l ! Aydın lanmanın tek yolu, düşüncenin, sizin düşün ce sürecinize girerek duyguyl a birl eşm e si ve d en eyimden geçere·k bilgeliğe dönüşmesidir. Bilgi neden önemlidir? O sizin en büyük h azineniz dir. Her şey sizden alı n dı ğı zaman, sizden asla alınamayan tek şey, size yeniden yaratma yeteneği veren b i l gi d i r . B i l gi n i z v a r s a , ö zgürl üğün ü z v a r , seçenekleriniz var. Bilginiz varsa, son suz alemleri yara tabilirsiniz. Bilginiz varsa k orkacak hiçbir şey ol amaz; çünkü, o zaman sizi teh dit eden, esir eden ya da tahrik eden hiçbir şey, hiçbir un sur, hiçbir prensip, hiçbir anlayış olamaz. Korkunun üzeri n e bilgiyl e gidilirse buna "aydı nlanma" denir . . Bilgi mantığınızı açar ve daha önce bildiklerinizin ötesinde düşünmeye götürür. Her şeyin özünü görmenizi sağlar ve daha büyük bilgiyi hazmetme kapasitenizi yükseltir. Bilgi sizi genişlemeye ve daha geni ş bir kimlik aramaya, "olmaya" zorlar. Sınırlı hayatın çerçevesini 1 95
R A M THA
kırıp sizi daha geniş bir alana sokar. Bilgi ve öğrenme aray ı ş ı y l a sadeliği n i z artar. İ şte b u s a d e l i k l e varlığınızda huzuru, yaşamda hazzı bulursunuz. Şimdi size bilmenin bi limsel anlayışını vermek i s tiyorum: Her şeyi bilme yeteneğiniz niçi n var? Ve bu niçin bu kadar önemli? Ç ünkü ne bilirseniz o ola caksınız. Ve h er şeyi bilmeyi öğrendiğiniz zaman , ofan her şey olursunuz, ki bu Tanrı'dır, tümüyle: Sınırsız bil mek, sınırsız hayat, düşüncenin tümü. Ve bununla tekrar :sınırsız özgürlük ve varlığınızın hazzısınız. Her şeyi nasıl bilebileceğinizi anlamak i çin önce ş u n u bilmelisiniz ki, her ş ey Tann Zekası denen düşünceden gelerek var olur ve düşünceden yayılan her şey tekrar Tanrı Zeka'sına döner . Her şeyin çevresinde bir ı şık alanı vardır. Işık ko ronasıyla çevrelenmemiş hiçbir şey mevcut değildir. Işık, düşünce imajını tutar ve düşünülen şeyi madde şeklinde yaratır. Bu ışık alanı ile her şey varlığını meydana geti ren düşün ceyi yeniden "bi linç akımı" ya da "düşünce nehri"ne gönderir, ki bu Tanrı Zekası'dır. H alıya, bitkiye, ı şığa, ayakkabının deri sine bak ; ellerine ya da bir başka varlığa bak. Bunların ortak nok tası ne? Hepsi var olmakta. Ve bu mevcudiyetleriyle her biri kendisinden, varlığının düşüncesini yayıyor. Bu nunla da kalmıyor, çevresiyle ilgili algıladığı her şeyi de yayıyor; buna " kolektif algılama" denir. Halı içindeki renklerin ya da üzerinde kimin oturduğunun farkı nda. Bitki içinde olduğu odanın farkında ve bu algılam a, çevre s ı n ı saran ışık vasıta s ıyla b i l i n ç a k ı m ı n a yayılıyor. V e her a n b u algılama değişecektir. Çünkü her şeyin onun içinde var olduğu düşünce n ehri, 'yani Tanrı daima gen işliyor ve daima hareket h alinde. Her yıldız sistemi, her toz zerreciği , her varlık görül en ve görülmeyen, bu ve öteki evren] erden varlığmın düşüncesini Tanrı Zekası'na yan sıtıyor. Yan i geldiği yere. H e r şey yansıyarak düşünceye geri gider. 1 96
Bilmenin B ilimi
Böylece her şey bilinir. Bilinebilecek her şeyi bilme yeteneğine nasıl sahip s1niz? Fiziksel bedeniniz aura denen harika bir ışık alanı ile çevrilidir. Bu aura bedeninizin maddesini çevreleyen ve onu bir arada tutan ı şık alanıdır. Kirlian fotoğrafı ile bilim a d a m l a r ı n ı z a uran ı n i l k k o r o n a a l a n ı n ı n fotoğrafı n ı çekmeyi başardılar; a n c a k , bedeninizi çevreleyen dah a büyük elektrom anyetik alanlar var. Çünkü aura, elektrik yoğunluğundan (bedeni çevreleyen mavi korona) düşüncenin son suzluğuna dek uzanır. Aura sizin Öz'ünüzdür. Varl ığın ızın Tanrısı olan Öz'ünüz, her şeyi n bilindiği bilinç akımına, yani Tanrı Zeka'sına direkt olarak bağl ı dır. Aura'nın bir kısmı po zitif ve negatif elektriğin oluşturduğu, güçlü bir elektro manyetik alandır. Elektromanyetik alanın ötesinde elek trik artık bölünmez; artık o saf enerj i olan bölünmemiş ışık alanıdır. Işık alanı t ü m düşün celeri bilgi n eh rinden alır, bu güçlü alana aktarır. Hangi düşün celeri bilmek i stediğinizi sizin düşünce süreciniz belirler. Çünk au ranızm elektomanyetik bölümü düşüncelerinize uygun olan düşünceleri size çeker. Öz'ünüz, devamlı hareket halinde ve deği ş en d ü ş ün c e n eh ri n i n k e n ar ı n d a b i r e l ek gib i d i r . Çevrenizdeki b u ışık vasıtasıyla, Tanrı Zeka'sının, yani tüm bilginin içfüde var olduğu düşünce akışınm alıcısı durumun d a olursunuz. Yani , bilgi nehrinin devamlı akım ı içinde bulunduğunuz için her şeyi bilme ye teneğine sahipsiniz. B ilinç, n ehir gibidir. Tüm benliğiniz -bedeninizin tek tek her h ücresi- sürekli bu nehirden beslenir. Çünkü haya,tınızı var eden ve destekleyen, düşüncedir. Bilinç akı mından gelen düşün ceyle yaşarsınız . Bedeniniz, be sinlerin özünü her h ücreye taşıyan kan dolaşımı ile yaşadığı gibi, tüm varlığı n ı z da bilinç akımından yayılan düşünce cevheri ile varlığını sürdürür. 1 97
R A M THA
Varlığınızın her anını, bilinç akımından gelen düşünceyle yaratırsınız. Sürekli düşünceyi düşünce neh rinden alıyor, ruhunuzda hissediyor, tüm varlığınızı bu duyguyl a besliyor ve genişletiyorsunuz. Ve genişlemi ş ben l iğin izin nehre d ü ş ün c e s i n i y e n i d en gönderiyorsunuz, k i bu d a tüm h ayatın bilincini genişletiyor. Yaratıcı bir düşünceyi tasarladığınız an, düşünce hissedilir ve ruhunuzda elektriksel bir frekans olarak kaydedilir. Ve bu aynı frekans, bedeninizden ayrılarak, başkasının da alıp yaratabilme si için evrensel bilince gider. Düşündüğünüz ve hissettiğiniz her şeyi, her kesin alma o l anağı var. Siz onların, onlar sizin düşüncelerin izden besleniyorlar. Evrensel ·Bilinç, tüm varlıklardan ve her şeyden yayıl an tüm düşünceleri k ap sar. Bilinci oluşturan düşünceler farklı elektiriksel frek an sl ara sahiptirler. Bazıları çok düşük ve yavaş frekanslı düşüncelerdir. Dünyanızda bu düşük frekan slı düşünceler ağırlıklı ola r a k toplumsal bilinçte görülüyor. Yüksek frekanslı düşünceler i se süperbilince ait sınırsız düşüncelerdir. Bi linç, değişik frekans değerlerine sahip olan düşüncelerin tümüdür. Ve her düşünce, kendisine eş değer frekanslı düşünceyi çeker. Toplumsal bilinç, havadan h afif, ancak elektriksel düşünce frekan slarının en yoğunudur. Topluro' sal bilin cin yoğunluğu, ifade edilmiş düşünceden -yani her varlık tarafı n d a n duygu yoluyla ifade edilmiş düşünceden oluşm aktadır. Bu idrak edilmiş düşüncedir -yani her varlığın kabul edip ruhunda h i ssettiği ve aura alanı vasıtasıyl a, herkesin beslendiği düşünce n ehrine geri gön derdiği d üşüncelerdir. D ünyanız, toplumsal bilinci n sınırlı, düşük fre kanslı düşünceleriyle besleniyor şu anda. Bu düşünceler çok kısıtlayıcı, çok yargılayıcı, çok acımasız; çünkü, be denleriniz sağ kalabilm e mücadelesi ya da ölüm korkusu tarafından yönetiliyor - bedenin ya da egonun ölümü ... Bu 1 98
Bilmenin Bilimi
yüzden bilin c i n i z ; beslenmek, barın m ak , i ş , p ara düşünceleri ; doğru-yanlış, iyi-kötü yargılam al arı; moda, güzellik , otıaylanma, rekabet, yaşlılık, hastalık ve ölüm beklentileri tarafından işgal edilmiş durumda. Bu düşük frekanslı düşünceler aura alanı nı za kolay.ca gelir; çühkü, çevrenizdekilerin düşün celerini yöneten bun lardır. Bu neden le sürekli kısıtlayıcı, tutucu bir bilincin sınırlı düşünceleriyle besleniyorsunuz. Bu düşüncelerin sizi beslemesine izin verdikçe, yarattığınız duyguları ye n iden dışarı gön deri p i n sa n ı n sınırli düşüncesini körüklüyor ve gücünü artırıyorsunuz. Büyük kentlerinize h akim olan bilinç daha da sınırlı. Çünkü kentlerde yaşayanların çoğu rekabetçi, za manın ve modanın esiri olmuş, korku dolu ve höşgörüsüz. Bu yüzden büyük kentleriniz kaim bir yoğunluğa sahip bi linçle sarılı. Başka · evrenl erden gelenler, ken tlerinizin üstünde rengarenk, yoğun bir ışık karmaşası görüyorlar. Bu, çok sınırlı bilincin düşük frekan slı düşüncelerine ait ışık alanının görüntüsüdür. Süperbilincin yük sek frekanslı düşün celeri, anı yaşamaya, olmaya , hayata, uyuma, birliğe, son suzluk sürecine ait düşün celerdir. Bunlar sevgi düşüncel eridir. Bunlar haz düşün celeridir. Bunlar deha düşünceleridir. Bunlar sözcük l erle ta n ı m l a n am ayacak sı n ı r sız düşünceler ve yine sözcüklerle ifade edilemeyecek duygu lardır. Yüksek frekan slı düşünceler, toplum sal bilince sa hip in sanl ardan uzakta, doğan ın kucağında dah a ko laylıkla ahmr. Ç ünkü doğa kendisiyle uyum içindedir ve orada hayat sade, zaman kavramsız ve süreklidir. Orada in sanın yargılarından uzakta, kendi bilin cinizin k al p atı şlarını i şitebilirsiniz. B il inç n ehrinden düşünc eyi n asıl alırsınız? Au ran.ı zı n elektromanyetik kısmı � düşünce sürecinize ve duygusal seviyenize uygun olan düşünceleri kendine 1 99
RAMTHA
çeker. D üşüncenin sizi besl emesi için -hissedilmesi ve varlığınızda i drak edilmesi için- önce ı şık formuna dönüşmesi gerekir. Düşünce Öz'ünüzle, yani· bedeninizi kuşata n ı şı k l a karşıl aştığı an patlayarak ı şı k kıvılcımları n a dönüşür. Yani düşünce sizin ışığınızla (auranızla) karşılaşınca kendisini tutuşturur: Düşünce cevheri frekansını d ü ş ü re re k ı şığa dönüşür; çünkü düşünce, auran m ışığıyla uyum sağlayabilmek için onunla ayn ı frekan sta olmak, yani ışığa dönüşmek zo rundadır. Görülmeyen düşünce, ı şık kıvılcımı olarak görülür hale gelir. Düşünce ı şık olarak beyninize giriş yapar. Ve gelen düşüncenin d eğerine göre, uygun fre kanstaki elektriğe çevrilir. Bir şeyin farkına vardığınız an, onun düşüncesini algılamışsınız demektir. Düşünceyi algıladığınız an bu düşün cenin ışığı beyn iniz tarafın dan kabul edilmiştir. Bazı varlıklar arada bir göz uçlarıyl a bir ışık kıvılcımı görürler. Ç oğunlukla gördükleri, Öz'lerinin düşünceyi kabul anıdır. Işığı gördükleri o an, ışığın aura alanına girdiği ve beyi nde ken disini gösterdiği andır. Eğer gözlerinizi kapadığı n ı z d a , renk devi n i m l e ri v e genişleyen desenler, şekilJer görüyorsanız düşüncenin beyne girerken neye benzediğini algılıyorsunuz demek tir. Beyn inizin farklı bölümleri, farklı düşünce fre kanslarını algılama, tutma ve ayarlama görevi yaparlar. Fark l ı b ö l ü m l e r , h üc r e d uvarl arın d a k i suyun yoğun luğuna göre, farklı düşünceyi alma ve elektriğe çevirme potansiyeline sahiptirler. Bazı bölümler yalnızca yüksek düşünce frekanslarını alma ve ayarlama, bazı bölümler de yalnızca düşük frekanslı düşünceleri al a bilme kapasitesine sahiptirler. Yaygın inancın aksine, beyin düşünce üretmez. Sa dece bilinç nehrinden gelen düşüncenin giriş kapısıdır. Tanrılar tarafı n d a n , Ö z ' ü n üzden geçerek gelen düşüncenin alınıp tutulması için yapılmış bir organdır. 200
Bilmenin B ilimi
Düşünceyi elektrik akımına çevırır, .yükseklik ayarla ması yapar ve merkezi sinir sistemi aracılığıyla bedenin h e r n oktasın a , yen i bir idrakın k avran ması i çi n gön d erir. Teknoloj inizde, radyo alıcıları dediği n i z ses yüksekliğini ve hangi megahertz ve frekans seviyesinin algılan dığını belirleyen ölçü al etleri vardır. Beyi n de ölçek aletleriyle dolu bir alıcıdır. Ancak herhangi bir fre kansı, eğer beynin o frekan sı algılayacak bölümü aktif dtırumdaysa alabil ir. Beyninizin farklı düşünce frekan slarını alabilme i şlevi , hipofiz bezi denen, sağ ve sol beyin yarım küresinin ortasında yer alan çok güçlü bir ölçek al eti ta tafından yönetilir. Yedi nci çakra diye de bilinen h i pofiz, beyninizi yönetir. Değişik düşünce frekanslarını alabil mesi i çin', beynin değişik kısımlarını aktif hale getirme görevi yapar. D üşünce ve m antık kapasitenizi açan , düşünceyi beden inize idrak edilmesi için yayan ve dah a büyük bir anlayı ş için deneyimler yaratan kapıdır. Hipofiz, "üçün cü göz" olarak da bilin en, çok küçük fakat harika bir guddedir. Tabii ki insanın gerçekten bir üçüncü gözü yok; başınızda üçüncü bir göz için yer de yok. Hipofiz bir göze bile benzemez. Dar bölümünde küçük bir ağzı olan, taç yapraklarla çevrili bir armuta benzer. Bey niniz, bu güçlü guddenin salgıladığı çok karışık hormon sistemiyle yönetilir ve kontrol edilir. Bir en dokrin gudde olan hipofiz, salgıladığı h ormo nu, beyin yoluyla epifız bezinin ağzına akıtır. Yi ne en dokrin bir gudde olan epifız, hipofız yakınında, alt bey nin tabanında, omuriliğin üzerinde yer alır. Epifız ya da altıncı çakra, düşünce frekan slarını bedene göndermek için gereken ayarlamayı yapmaktan sorumlu organdır. Hipofızden epifize akan hormon salgısı, değişik düşünce frekan sların ı alabilmesi i çin beynin farklı bölgel erin i harekete geçirir. Bu e n d o k r i n guddel e r i n d e n ge l e n h or m o n 20 1
RAMTHA
salgılarının kana karı şmasıyla beden fonksiyonlarında denge ve uyum sağlanır. Epifiz, bu uyumu sağlamakla görevlidir. Epifizden gelen hormon salgıları, diğer gud d e l e ri n b i rb i r l e ri y l e d e n g e l i ş e k i l d e h o rm on salgılamalarını sağlarlar. Buna "hormonal denge" de nir. Bu dengenin seviyesi, epifız sistemi ile alınan kol ektif düşüne frekansları tarafından tayin edilir. Düşünce frekansı yükseldikçe, bedende dolaşan hormon salgıları da artar. Frekans yükseldikçe - de epifiz, hi pofızin hormon salgılamasını artırır; bu da beyni, daha yük sek düşünce frekanslarını alabil mesi için harekete geçirir. Bilinç akımından gelen düşünce, varlığınızda n asıl idrak edilir? Düşün ce auranıza gel diği zaman, aura seçim yapmaz; yani düşün ceyi yargı lamaz ya d a deği ştirm ez , ol duğu gibi sınırsız h al iyle i çeri alır. Düşünce beyn e ula ştığı zaman, önce, mantık fonksiyon larının yer aldığı ve egonun ifade edildiği , beynin sol üst yarı küresine gelir. Şimdi, ego nedir? İnsan deneyiminden geçerek ka zanılan ve ruhta depolanan ve beynin mantık bölümü ile ifade edilen anlayı ştır. Toplum sal bilincin gölgesinde yaşayan, yalnızca yaşam derdine dü şmüş Tanrı-insanın kol ektif eğilimidir. İ şte bu k o lektif bakı ş açısı, güvenliğini sarsacak h er düşünce frekansını reddedecek tir -varlığın sağ kalma mücadelesini desteklemeyen her şeyi. . . Ego, bedende dah a geniş bir anlayış yaratacak düşüncelerin geçmesine izin vermeyen bir engeldir . Egonun beyne girmesine izin verdiği her düşünce frekan sı, elektrik akımına çevrilir ve bu frekansa uygun olan beyin bölümü hipofiz tarafından harekete geçirilir. Beynin bu bölümü, akımı ayarlayarak epifiz sistemine gönderir. Epifiz sistemi, merkezi sinir sistemini yönetir. Ken disine ulaşan düşünce frekanslarını toplar, ayarlar ve merkezi sinir si stemi vasıtasıyla dağıtır. Omurilik 202
Bilmenin Bilimi
arası ndan geçen merkezi sınır siste m i , elektrik sel düşüncenin anayolu gibidir. E pifiz sisteminden gelen elektrik akımı, m erkezi sinir sisteminin içindeki sıvı olan su aracılığıyla, kuyruk sokumuna ve oradan da be denin her sinir ve hücresine dağılır. Şimdi, bedeninizin her h ücresi kan dolaşımıyla bes lenir. Kan, besinler yoluyla aldığınız enzimlerin hareke ti sonucu çıkan gazı h ücrelere taşır. Düşüncenin elektrik akımı, hücresel yapılara bir ı şık kıvılcımı h alinde girer. Bu kıvılcım hücreyi tutuşturur, gazın geni şlemesine ne den olur. Bu da hücrenin kendisini kopya etmesini sağlar ki buna klon yöntemi (aynen kopyalama yöntemiyle çoğaltma) denir. Yani hücre böylece yeni bir hücre yarata rak kendini yeniler. Böyl ece, tüm beden tek bir düşünceyle beslenir. Bedenin moleküler yapısında hayat i şte böyle oluşur -varoluşunuzun her anı nda kabullen diğiniz tüm düşüncelerin etkisiyle. Düşünce sürekli bedeninizin her h ücresini besle dikçe, tüm beden bu elektriksel uyarıya yanıt verir -tüm bedeniniz� Böylece, her hücrenizden geçen düşün ce, be deninizde his, bir seziş, bir duygu yaratır. Ve bu duygu kaydedilmek üzere ruha gönderilir. Ruhunuz büyük bir teyptir; bedeninizde hi ssedilen her duyguyu kaydeden tarafsız bir bilgi sayardır. Kendi nizi duygusal hi ssettiğiniz zaman bir düşün ceyi hi ssedi yorsunuz dem ektir. Varlığın ızın ışık yapısını bom bardıman eden, beyniniz tarafından kabul e dilen ve mer kezi sinir sistemi tarafrn dan dağıtılarak bedenin her hücresinde bir his ( seziş) yaratan düşünceyi . . . Ruh , bu hissi ( sezi şi) yeniden başvurabilmek için bir duygu ola rak kayda geçirir. Siz buna"bellek" diyorsunuz. Bellek ölçülemez; o bir özdür. Bellek görsel değil, duygusal bir birikimdir. Görsel imajı yaratan duygudur. Ruh , resim ve sözleri bellekte kaydetmez. Bu imaj ve sözlerin duygularını kaydeder. Ruh , tüm bedence hi ssedilen düşüncenin yarattığı 203
R A M THA
duyguyu ahr ve bellek kaydında benzer bir duygu arar ve beyninizi n "akıl" dediğiniz m an tık bölümü bu duyguyu tanımlayan sözcüğü seçer. Tanımlayabildiğiniz her şey, deneyime dayanan bir duyguyla bağlantılıdır. Çiçekleri, duygusal deneyimleri niz sayesinde çiçek olarak tanıyorsunuz: Çiçek denilen yapıyı gördünüz, dokundunuz, kokladınız ve taktınız. Çiçeği böylece kendi deneyiminize göre h issediyorsunuz. İpeği ipek olarak biliyorsunuz; çünkü ipeği anlaman ıza yardımcı olan birtakım duyularla ve duygusal deneyim lerle ilişki kuruyorsunuz. Ruh tüm bu bilgileri, duygusal deneyiml eriniz sonucu kayda geçirdi . D üşünce hissedil diği zaman verdiği duyguyu ruh kayda geçirir ve daha önce deneyimlenmiş düşüncelerden edinilmiş benzer duygulan bellek bankasında arar. Ve edindiği bilgiyi, düşün cen in idrak edildiğin i göstermek üzere beyne gönderir. İdrak edilen her düşünce tüm beden tarafından idrak edilir. Yani., düşün ce yalnızca beyin tarafından idrak edi lmez; bedenin t ü m ünde idrak edilir. Ve sonra beyninizin mantık bölümü duyguyu tanımlayacak bir sözcük bulur. Düşünce nasıl idrak edilir ve bilinir? Duygu yoluy la. Bilmek b ü t ü n üy l e bir duygudur. Hiçbir şeyin düşüncesi hissedilene dek bilinem ez ; ancak h i ssedil diğinde kimlik kazanır. Bir düşünceyi bilmek, onu bey ninize kabul etmek, sonra onu hissetmenize izin vermek onu t ü m bedeninizde deneyimlemektir. Bilgi bir şeyin k a n ı tl a n m a sı deği l , duygu sal ol arak sorgu l a n ı p an laşılabi lmesidir. B i r şeyi ancak içinizde hi ssettiğiniz zaman, "Biliyorum : Hissediyorum . Biliyorum. " diyebi lirsiniz. Tüm bilgi 'ye açılan kapı içinizde sevgili varlıklar. İçinizde yanan ateşle, her atom zerreciğinde, her yıldızda, her h ücrede yanan aynı ateş -her şeyde aynı ateş yan makta. Tüm h ayatl a bir ol uşunuz ı ş ık prensibiyle sağlanmıştır. Ç ünkü ruh unuzda duygulan yaratan bu 204
Bilmenin Bilimi
ışık, tomurcuklara, yıldızlara, her şeye hayat veren aynı ışıktır. Her şeyi bilme yeteneği içinizde yatıyor. Bir şeyi bil mek demek, o şeyi , h i çbir an lamı olmayan süslü sözcüklerle ifade edilen entelektüel düzeyde anlamak değildir. Çi çeğin bilgi sine i ç varlığınızın d uyg u s uyla ulaşabilirsiniz. Bir şeyin nasıl dü şün düğün ü daima yaydığı frekan stan anlayabilirsiniz. Bu frekan sa duygu denir. Bir şeyi bilmek i stiyorsanız, yapacağınız tek şey onu hissetmektir ve hissettikleriniz daima doğru ola caktır. D üşünce, h ayat deneyimlerinizi ve hayatınızdaki olayları nasıl yaratır? Epifiz "bilgiyi uygulama" merke zidir. Bilmenize izin verdiğiniz her şey önce bedeninizde gerçekleşecektir. Çünkü epifiz bir duygu olarak kayda geçmesi için düşün ceyi elektriksel akım olarak beden e gön dermekten sorum ludur. Düşünceler sı nırsızlaştıkça, bedeninize daha büyük ve hızlı frekan s yayılır. Bu yüzden kendin izi dah a hafif ve coşkulu hissedersiniz. Bu duygu, frekansına uygun olarak ruhunuzda kayda geçer ve depo lanır. Ruhta kayda geçen her düşün cenin duygusu au raya bir beklenti olarak yan sır; bu beklenti, ı şık alanınızın elektromanyetik kısmını h arekete geçirir ve bir mıknatıs gibi kolektif eğilim-düşüncenize benzer olan şeyi size çeker. Tüm düşünceleriniz, ürettiği duyguların aynısını size verebilen olayları, nesneleri ve varlıkları size çekecektir. Niçin? Düşüncelerinizi üç boyutlu reali tede deneyimleyebilmeniz için . . . İ şte buna bilgelik deni yor. Bilgelik (hikmet) sadece düşünülen ve hissedilen bir şey değildir. Ancak, düşünme, hissetme ve yaşama yoluy la kazanılır. Arzularınız nasıl gerçekleşir? Arzu bir n e sn ed e , v a r l ı k t a ya d a d e n eyi m d e aran a n doyum un düşüncesinden başka bir şey değildir. Herhangi bir doyu mun düşüncesini hissettiğiniz zaman bu his, bedeninizin elektromanyetik alanından çıkarak bilinç n ehrine gider. 205
RA M THA
İçinizdeki arzunun yarattığı aynı duyguyu verebilecek olanı size çeker. Kuvvetle ve tümüyle arzulanan şey, kuv vet l e ve tümüy l e gerç e k l e şi r . B i r arzunun gerçekle şeceğini kesinlikle ve i çtenlikle bil diği niz za man, gerçekleşme süreci hızlanacaktır. Ç ünkü, en ufak bir kuşku olmadan , kesinlikle bilmek, yüksek frekanslı bir düşüncedir. Bu aura alanınızdaki beklentinin gücünü artırır. Böylece arzularınızı gerçekleştirme gücünüz de artar.
·
H er şeyi bilme yeteneğiniz var. Beyniniz bunun için yapılmış -fiziksel dünyada, fiziksel bedende yaşayan tanrılar, Tann'nrn hangi boyutunu i sterlerse onu dene yimley i p anlayabi l s i n l e r diye, üç boyutlu madde dünyasını kavrayabil sinler diye. . . Bu h arika alıcıyla, bilmek için kendinizi açtığınız her düşünce, den eyimden geçen real ite olacaktır. Önce beden inizde, sonra yaşam koşullarınızda ... Ve i stediğiniz her şeyi -bilnıelı ile- göz açıp kapayın caya kadar geçekleştirebilme yeteneğiniz var. Buna muktedirsiniz ve cenneti dünyada ancak böyle yaratabilirsiniz. 1 Yalnızca basit bir bilim. Un utma: ünce düşünce; görülen ışık; elektrik akımına çevrilen ışık. Elektriksel uyarı da frekansı düşürüle düşürüle kütle olur ve bu kütleden frekan sı daha da düşürülmüş olan, düşünce ideal oluşur. Aynı gerçek bedende d e kendini gösterir. Düşünce, ışık, algılama merkezi ; algılama merkezinden gelen elektrurn kütl ede (bedende) dolaşarak, kütlenin duygu yoluyla hi ssettikl erini anlamasını sağlar. Arzu larınızı gerçekleştirmek için yapmanız gereken tek şey, arzu etti ğiniz şeyi hissetmektir. Ve bu his arzularınızı gerçekleştirmek üzere Tann'ya gönderilir. İ şte yapılacak tek şey. Çok mu basit? Daha mı zor olmasını i stiyorsunuz? ••
206
B ÖLÜM
J8
Sınırlı Akıl Beyninizin kapasitesi sonsuz; ancak siz sınırlı düşünüşünüzle onun yalnızca üçte birini kullanı yorsunuz. Geri kalanın ne işe yaradığını sanıyor sunuz. Kafatasındaki boşluğu doldurmaya mı?
B eyniniz Tan n Zekası'n daki tüm düşün celerin fre kansını algılayabilecek kapasiteye sah i p olmasına karşın, aktif olan kısmı sadece kabul ettiğiniz frekans lar ölçüsündedir. Sizi, yani h ücrelerinizi bir anda tutan Tann denen tüm harika düşün celerin bombardımanı altında olmanıza karşın, çoğunuzun kendine almak için izin verdiği bilgi , toplumsal bilincin düşük frekan slı düşüncelerinden başka bir şey değil. Hepinizin deneyim lediği gibi çok sınırlı, yozlaşmış ve özünden saptmlmış düşün c el erdir bunlar. Ve topl um sal b i l i n c e göre yaşadığınız ve sınırlı düşün cenin sahip olduğu frekans larla mantık yürüttüğünüz zaman , beyni nizin çalışan bölümleri yalnızca üst sağ ve sol lop ve omiril iğin başlangıcındaki küçük beynin bir bölümüdür. Beynini zin büyük bir bölümü çalışmaz durumda, hiçbir şey yap mamaktadır. Çünkü ailenizin , yaşıtlarınızı n , toplumu nuzun ya da dogrnaları n ızın sınırlı düşüncelerine uymayan düşünceleri geri gönd erirsi niz. Yani sadece başkalarının da kabul edeceği düşüncelerin girmesine, ve bu düşüncelerin mantığına izin verirsiniz. "Dar kafalı" diye bir deyiminiz var. Bu çok somut bir tanımlama. Yalnızca toplum sal bilincin sınırl arı i ç i n d ek i düşüncel eri uygun bulup bun un d ı ş ı n a çıkamadığınız için beyninizin gerçekten çok d a r bir 207
RAMTHA
kısmı çal ı şıyor. Diğe r bölümleri yüksek frekanslı düşüncelere gerçekten kapah. Çünkü hipofiz bezinin ağzı, beynin çalışmasına uygun ol arak çok az açılmı ş. Yaln ızca toplumsal b i l i n c i n düşük fre k a n sl a rı n ı algılayan bölümlerini çalıştıracak kadar. Bir kişinin dahi olabilmesinin, sizin bilmediğiniz şeyl eri bilebilmesinin n edeni, beyn ini "Eğer böyle ol saydı , acaba şöyle olsaydı" gibi düşün meyi tahrik eden düşüncelere açık tutması, sınırlı düşünen insanın d ü ş ü n c e l e ri n i n çok ö t e s i n d ek i d ü şü n ce l eri düşünebilmesidir. Sizin geri çevirdiği niz düşün cel eri o alır ve mantık yü rütür. Siz bunları alamıyorsunuz ; çünkü bunlarla mantık yürütmenizi sağlayan beyin bölümlerinizi henüz harekete geçirmediniz. Öyleyse, ışık bedeninizi sürekli bombardıman eden sınırsız anlayışın büyük düşüncelerin e ne oluyor? Alıcı ünitenizden geri yan sıyor ve Öz'ünüz aracılığıyla düşünce neh rine tekrar geri gidiyorlar. duyun uzl a k afal ı l ı k " , beş "Dar algılayabileceklerinizin ötesindeki h e rhangi bir şeyin var olabi lme düşüncesine kapalı olmaktır. Ancak, Tanrı realitesi nde hiçbir şey olanaksız değildir. Herhangi bir şey h ayal edilebiliyor ya da düşünülebiliyorsa vardır. Çünkü hayal edilen ve düşünülen her şey o anda varoluş aleminde yerini alır. Tüm yaratılış böyle oldu. Herhangi bir konuda birine, "Bu yalnızca senin düş gücünün bir ürünü" dediğinizde onu aptallığa v e sınırlı yaratıcılığa programhyorsunuz. Ve bu dünya:ıın çocuklarına yapılan da bu -hepinize! Size şunu söyleyeyim, düşünebildiğiniz h e r şey vardır. Düşünmek için kendinize izin verdiğiniz her şeyi elektromanyetik alanınız size çekeceği için deneyimleye ceksiniz.
Biliyor musunuz, dar kafalılığın zulmü, sizi, h azzı bilmekten alıkoyuyor. Sizi insanın illüzyonları n a esir ediyor. Ken dinizin ve Tanrı'nın yüceliğini bilmekten 20 8
S ı nırlı
Akıl
alıkoyuyor. İnzivaya çekilmiş bir akılla yaşayıp, toplum sal bilince uygun biçimde düşündükçe, deği şiklik geti receği korkusuyla bilinmeyen in ya da daha geniş reali telerin olabileceği d üşün cesine yakl aşamıyorsunuz bile. Geniş düşünce kesinlikle değişiklik getirecek. Çünkü yalnızca yaşayıp ölmenin ötesinde d ah a çok görülecek, anlayacak ve katılacak şeyleriniz olacak. Yalnı zca size i şlenen bu sınırlı düşünceleri kabul ettikçe, beyninizin öteki bölümlerini asla harekete geçiremeyecek ve günlük y a ş am ı n ı z a h akim olan düşüncelerin ötesindek i düşünceleri asl a deneyiml eyemeyeceksiniz. Standardınızın dışında, yeni bi r düşünceyi kabul ettiğiniz zaman bu yeni düşünce beynin kendi frekansına uygun olan , daha önce çalışmamış bölümünü de harekete geçirecektir. Ve bunu yaptığınız her sefer, dah a geniş bir düşünce, m antık gücünüzü geliştirmek üzere "taşıyıcı" olacaktır. Bu beynin izin öteki bölümlerini de daha fazla d ü ş ü n c e a l ab i l m e k , bi l e bi l m ek ı çı n a çacaktır. Süperbilinci, sınırsız düşünceyi deneyimlemeyi arzu ladığı nız zaman, h ipofız beziniz harika bir �i çek gibi açılıp tomurcuk vermeye başlar. Daha çok açıldıkça, hor mon salgısı artar ve dah a yüksek düşünce frekanslarını a l gı l ayabi l m e k ı çı n b e y n i n i z i n k u l l a n ı l m ay an kısımlan h erekete geçer. , Biliyor musunuz, dah i olmak çok kolay. Yapmanız gereken tek şey, kendiniz için düşünmeye başlamaktır. B eyin, birçok insan için anlaşılamayan büyük bir gizem olmuştur. Açıp baktıklarında içinde sıvıdan başka bir şey bulamamaktalar; ki bu sıvı , sudur. Su elektrik akımı için bir iletkendir. D aha yoğun su daha yüksek e lektrik akı mını i letir. Beyninizin kullan m ad ığın ız bölümlerindeki sıvı daha yoğundur. Çünkü bu bölümlerin görevi, yüksek düşünce frekanslarını, yüksek elektriksel akıma ç evirerek daha yüksek bir h1Zla tüm bedene gön d e rmektir. D ü şün c e l e r i n i z i n bu ç a l ı ş m ayan 209
RAMTHA
bölümlere ulaşmasına izin verdiğiniz zaman, bedeniniz etki nleşir ve karşılık vermesi çabuklaşır. Beyninizin tümü kullanı mda olduğu zaman, bedeninizle her şeyi ya pabilirsiniz. Aldığınız h er düşüncenin duygusunun kay dedildiği ruhunuz ile beyniniz ve on un bedeninizdeki et kinliğiyle, bedeninize, düşüncelerinize göre i stediğiniz biçimi verebi lirsiniz. Eğer beyniniz tam kapasiteyle çalışsaydı, bedeninizi bir anda ışığa çevirebileceğinizi ve onun son suza dek yaşayabileceğini biliyor musunuz? Bir organınızı yitir diğinizde bedeninizin yeni bir organ yapabilme yeteneği olduğunu biliyor musunuz? Tümüyle kullan ı l dığında beyniniz bedeninizi bir anda tam iyileştirme ya da fizik sel olarak istediğiniz biçime sokma yeteneğine sahip. Beyninizin tüm kapasi�e si dehşet verici ; fak at sınırlı düşüncelerinizle yalnızca üçte birini kul l an ıy o r s u n u z . Geri k a l an ı n n e işe yarad ı ğı n ı sanıyorsunuz? Kafatasınızdaki boşluğu doldurmaya mı? Bedeninizin canlılığını sürdürmesi , beyninize ve kolektif düşünmenize bağlıdır. Çünkü beyninize girme sine izin verdiğiniz her düşün ce, elektrik haline gelerek bedeninizin her hücresini besler. Çocukluğunuzdan beri toplum sal bilinçle mantık yürüttüğünüz içi n , büyüme, yaşlanma ve ölme programlamasını kabul ettiniz. Bu düşünceyi kabul ettiğiniz için bedeninizdeki h ayat gücünü düşürmeye başl adınız -çünkü "ya ş l an m a" düşüncesi hücresel yapıya yavaş ve düşük frekanslı elek trik kıvılcımı gön derir. El ektrik h ı z ı yavaşladıkça vücudun çevikliği azalır. Çünkü bedenin kendini yeni leme ve onarma yeteneği azalır. Böylece yaşlanma başlar ve bunu bedenin ölümü izler. Sürekli yüksek düşünce fre kansları al abilseydiniz, bedeninize daha güçlü ve hızlı elektrik akım ı gönderecektiniz. Ve beden son suz an 'da kalacaktı. Bu asl a yaşlanmamak ve ölmemek demekti. Fakat hepiniz yaşlanacağınızı ve öleceğinizi b iliyorsu nuz . Bu bilmek, akım ı yavaş yavaş azaltıyor, azaltıyor, 210
Sınırlı
A kı l
azaltıyor . . . Beyninizin şu anda kullanmadığınız bölümlerinin, yalnızca "bilmek"le bedeni n h erhangi bir bölümünü ye nileme ve yen i den inşa etme yeteneği var. Bedeninizin kendi kendini iyi l e ştirebileceğin i bildiğiniz an bu düşünce yaralı ya da hastalıklı bölüme merkezi sinir si stemiyle büyük bir kıvılcım gön derir. Ve bu her hücredeki DNA faktörünün hücreyi tekrar etme ve yeni lemesin i sağlar. Mükemmellikle! Bunun bir mucize olduğunu mu samyorsunuz? Olması gereken bu -olan bu! Beden i n iz i n tek iyileşme yolunun doktor ve ilaçlardan geçtiği ni sanıyorsunuz. Evet iyileştiriyorlar, çünkü iyileştirecekleri ne inanıyorsunuz . Size kendi ken d i n i z e başaramayacağı n ı z söylend i ve buna i nandınız. Ve bu "bilmek" var olduğu sürece yapa mazsınız. Fakat şifacılara inanan bazı kişiler o nların k e n d i l e r i n r i y i l e ştirecek l e r i n i b i l d i k l e r i için bu "bilmek" bedenlerinde gerçekleşti ; iyileştiler -bir anda! İşte "bilmek" bu güce sah i ptir; Bedeninizi i stediğiniz biçime sokabilir. Sınırsız olma kapasiteniz var. Bu sınırsızlık bedensel i şlevlerin izde de var, çünkü beden öyle yaratıldı . Varoluşunuzun her anında, uyurken uyan ıkken, bi lin çl i ya da bilinçsiz, sürekli Tanrı Zekası'ndan düşünce alıyorsunuz. Sizi bir arada tutan bu h arika Tanrı'dan aldığınız düşünce frekanslarına göre, hayatın tek realite si olan duyguyu h issedec eksiniz. Ken d i n i z i m utsuz, sıkıcı , gamlı, kederli, korkak, huysuz, kızgın, kıskanç, sabırsız, sevilmeyen, i stenmeyen olarak h isseden siz kendinize hangi düşünce frekanslarını hissetme izni ve riyorsunuz ? Toplumsal bilinç . . "Haz nerede?" diye soru yorsunuz, "Sevgi nerede? Sonsuzluk n erede? Ta nrı ne rede?" Sadece bir düşünce uzaklıkta. Öz'ünüzden h er an geçen bu güzel düşünceleri neden bilmiyorsunuz? Onları bilmek istemediniz . Toplumsal bilincin gölgesinde yaşamayı seçtiniz -davar sürüsü gibi .
211
RAMTHA
giyinip, davranarak ve düşünerek. Sadece yaşamınızı sürdürebilmek için topluma uymayı, toplum tarafından kabul edilmeyi seçtiniz. Bilmek i stemediniz çünkü, yüce olduğunuzu, Tanrı olduğunuzu, sonsuz olduğunuzu, her şeyi bi len olduğunuzu düşünmeniz; ailenize, arka da şlarınıza, dininize, ülkenize karşı gelmek demekti. Böylece gücünüzü yitirdiniz. Yüceliğinizi yitirdiniz. Kim olduğunuzu unuttunuz. Beyninizi kapattınız. Yen iden nasıl açacağınızı öğretmek için buradayım. Milyonlarca yıldır insanoğlunun çaresizlik içinde
ar;O'i
dir? O düşüncedir ve o kendini algılama yeteneğidir. Ve kendini algılayarak "olur" ve geni şler. İ şte Tanrı bu: Düşirncelerin tü mü, h ayat ı şığının yayılm ası ve yan sım ası . Ve tümüyle Tanrı olma gücü i çi n izde. Tümüyle! Beyniniz tam kapasiteyle kullanıl saydı, son suzluğun içindeki bu an olacaktınız; bilinen her şeyi bile cektini z ; güneşin rengi , denizin derinlikleri, rüzgarın gücü ve ufuktaki yıldız olacaktınız. Tan rı'yı tümüyle bilmekten ve O olmaktan sizi alıkoyan nedir? Ego. Çünkü ego, Tanrı olan tüm düşünce frekanslarını k abul etm eyi reddedere k Tanrı 'yı kı sıtlıyor. Böylece zarar görmeden, güvenlik içinde ya şayabileceği ni düşünüyor. Bunun için ego, sizin "de::ca1' dediğiniz şeydir -çünkü sizin Tanrı'nın bir parçası olduğunuzu inkar eder. Ego,Tanrı'nın ve sizin bir ve aynı olduğunuz düşüncesini kabul etmenize izin vermez. Sonsuzl uğu yaratma gücüne de . .. ölümü yaratma gücüne de sah ı p o l an yüce ve ölümsüz varlıkl ar olduğunuzu bilmenize de izin vermez. Decca1, egodur ve o toplumsal bilinçte h üküm sürer. Sınırsız düşünceye izin vermeyen odur ve onun dogması korku, yargılama ve sağ kalma mücadelesidir. Tekrar dünyaya gelecek olan "mesih" i se tek bir kişi deği l , içinizdeki Tanrı'nın özelliklerini; gücü, güzelliği, sev212
S ı nırlı
A kıl
giyi, sınırsız hayatı tümüyle yaşayan h er in sandır. Dog maları , kehanetleri, k orkuları, aşmış, yüce olduğunun farkına varan ve yüce olan ve toplumsal bilincin ötesinde Tanrı denen sınırsız kuvvetin var olduğun u bilen in s a n d ı r. D e c c a l ve m e s i h ayn ı tapı nağı payl aşırlar -bu tapınak sizsiniz. Her şey sizsiniz. Tanrı olan siz, deccal da o l ursunuz, mesih de. Hayat da olursunuz ö lüm de. Sınırlı da olursunuz, sınırsız da. " Mah şer günü" kehanetini duymuşsunuzdur. Siz m ah şer günün ü h ayatınız boyun c a y a şıyorsunuz. Mah şer, siz Tanrı i l e , siz deccal ; son suz bilinçle sınırlı bi l i n ç ; deha ile toplumsal bil i n ç arasındaki savaştır. Mahşer savaşı , dı şınızdaki değil içinizdeki savaştır. İçinizde uyanan mesih ile sizi yön etmek i steyen egonun çatışmasıdır. Evet, keh anet bu zaman d i l i m i i çinde gerçekl eşiyor. Tanrı olmak, sı n ı rs ı z bilmek, s ı n ı rs ı z o l m aktır. İnsan olmak i se , bilincini daha büyük bilgiye açm ayan sı n ı rlı yaratık olmaktır. Teoriyi kabul lenip yaş amayı denemeye n , öğre tm en ol acağı n a sürekli öğrenci kalan , araştırmak yerine korunmayı seçendir in san denen ya ratık. Size söylüyorum : Her şeyi bilme yeteneğine sahipsi niz. İ stediğiniz her şeyi gerçekl eştirm e yeten eğine de. Eğer i stersen iz, bedeninizde son suza dek yaşama ye teneğiniz de var. Fakat tüm bunlara ego "hayır" diyor. Bu yüzden in sanı bileceksiniz, ama Tanrı daima bir gizem ol arak kal acak. ***
213
BÖLÜM
J9
Sınırsız Akıl Kendinizi ne kadar çok severseniz, beyniniz o kadar çok açılır. O zaman yalnızca bedenle sınırlanmaz sınız. Sizi bir aroda tutan olursunuz.
Sı n1rlı m adde formunda Tanrı'yı öğren me kapasitesine ulaştı n 1 z . Bu dünyadaki birç ok yaşantı n ı z boyun ca, olağanüstü yaratı cılığımzın o l uşturduğu bu cenneti de n eyimlediniz. Ve bu deneyim sonucu, toplum sal bilincin davar s ürü sü r e a l i t e si n d e ya şayan Tanrı -in san ı n öğrenmesi gereken sınırlı düşünce değerlerinin tümünü öğren diniz. Acı n ı n , kı zgın l ı ğı n , aç gözlülüğün yarattığı korku ve güven sizl iği öğrendiniz. Kı şkan çlığ1 , n efreti , savaşı öğren diniz. Ölümü öğrendiniz. Sizi h er za man seven ve de stekleyen tanrı sal Kayn ak'tan kendinizi ayı rm ayı öğren diniz. Yen iden sınırsızlığa dön ebi lmek, h azzı n ve olmanm özgürlüğünü yaşayabil mek için, yeniden sizi bir arada tutan olmak zorundasınız. Ol abilmek için de, bir bedenle sınırlı o l m a n ı z dan kayn akl anan topl um sa l b i l i n c i n dJ şmda kalan sınırsız düşünceleri alabilmek i ç i n , yedin ci çakra ol an hipofızinizi tümüyle aktif h al e getirmek zo run dasınız. Ancak böyl elikle kendin izi sımrsız Tanrı anlayışma açarak bilmenizi geni şletirsin iz: Düşüncenin tümü olan, kendi sinin tüm ü olan, seven ve izin veren Tanrı . Pek i ! B e yn i n i z i n k a p a l ı k ı s ı m l a r ı n ı h o rm o n salgı sıyla açan b u h arika küçük guddeyi n a s1 l u yand1rab i lirsiniz? Yal n ı z c a i stem e k l e . Mesih ol mak, Tanrı'yı bilmek i stemek ve Tanrı gibi olmak demektir. 215
RAMTHA Tüm düşünceyi realitede yaşama arzusudur. Olduğunuz h er şeyi h er an sevmek arzusudur. Ken dinizi bütünüyle olmak arzusudur. Ne ol duğunuzu tümüy l e sevm ek, n i ç i n bu denli önemli dir? Ç ünkü bun u yaptığın ı z a n toplumsal bilinci aşarsı n ı z . O n ay l a n m a a rzusunun üstüne çıkars ı n ı z . Yargıyı aşarsınız. Zaman illüzyonun un ötesi n e gi dersi n i z . Y a l n ı z c a k e n d i n i z i doyuma u l a ş t ı r m a k ı ç ı n yaşars ı n ı z . S adece içinizdeki sesi dinl ers i n i z . Yaln ı zca h az yolunu izlersiniz. Ç ünkü bu yol sizi Her Şeyi Bilen 'in bilgi si n e ul aştırır. Şimdi bu sözler k arşısmda, "Ama Ramth a, bu bencil lik tümüyle," diyebilirsiniz. Evet, öyl e ! Fakat Ben'i sev mek , Tanrı 'yı sevmektir. İ çi n i z d ek i Tanrı'yı sevmek için yaşadığınız h er an , yaşayıp doyum un a ulaştığı n ız h er illüzyon, h azzı ve ı şığı bulmak için yaptığınız h er şey varl ığınızdan yayılarak bilinç akı m ı n a katı l ı r ; bu bilinç akımı da t üm i n sanlığı besl er. Bütünüyle kendinizi sev mek i ç i n yaşadı ğı n ı z zaman -ki bu Tan rı sevgi sidir Tanrı'yı topl um sal b i l i n c i n yoğu n l uğuna yayarak bu y o ğu n l uğu h a fi fl e ti r s i n i z . Ve o z a m a n sevgi l i kardeşleri nizin kendi l erine dönebilm eleri için yollarını aydı n latırsın ı z -bu o n l arı sevgi l i Tanrı'ları n ı n evi n e götürecek tek yoldur. Tan rı n ı n tümünü algılamak için kendin izi değerli olarak görecek kadar sevdiği niz zaman ve k e n d i n i zi n Tan rı'yla bir olduğunu bilmeyi arzu ettiğiniz zaman, hi pofiz denen bu güzel çi çeği açtırmaya başl arsın ı z . İ şte, Tan rı Zekası ' n d a var o l an tüm düşünce değerl e r i n i algı l ayabilmek i ç i n b eyin kapasitenizi böyle açarsı n ı z bilmek isteyerek ; bu bilmenin tüm duygusunu hissetmeyi arzu ederek . . . Herh angi bir arzuyu gerçekle ştirmenin e n iyi yolu n e d i r? V a r l ı ğı n ı z ı n t a n r ı s a l l ı ğ ı n d a n k o n u ş m ak . Varl ı ğınızın sahibi, k i b u sizin ruh unuzdur; beden inizi, duygu sal yapı sıyla yön etir. Ruhunuz h ipofize, h ormon 216
Sınırsız
Akı l
salgı l a m a s ı i çi n e m i r verir. S i z i kuş atan v e tüm düşün c e l erin varl ığı n ıza ulaşması n a i z i n veren ı şık, varl ı ğı n ı z ı n Tanrı 'sıdır. Madde reali tes i n i b e d e n s e l forml a d e n ey i m l eyen varlık i s e egodur - k i , yargıyı te şvik e d e n , d ü ş ü n c e n i n s a fl ı ğı n ı b o z a n o d u r. Varl ı ğı n ı z ı n tanrı sall ı ğ ı n d a n kon uştuğu n uz zam a n , kendi n i zi gerçek sizle uyumlu h ale getirirsiniz. Ve bu size i stediğiniz h er şeyi yaratma ve oluşturm a gücünü ve r e n d i r. Varhğınızın tanrı sallığm dan sınırsız düşüceleri i s tediği niz zaman , bu doyum düşüncesi ruhunuzda h issedi lir. Ve bu h ipofiz bezinizi harekete geçirerek onu açmaya başlar. H i p o fi z açıld ıkça epifi z e daha faz l a h o rm on salgı sı gider. Ve bu, ç a l ı ş m ayan bölümü uyan d ırır bedenin i z ce h i s sedilmesi için dah a yüksek frekan sları alabilecek kapasitedeki beyin bölümlerini açar. Gelen yüksek frekan s düşüncel eri bey ninizin bu u yan m ı ş b ö l ü m l e ri tarafı n dan a l ı n ı r . B a ş ı n ı z ı n ar kasında olan epifiz guddesi yüksek frekan s l arı alır ve şi şmeye başlar. Bu şişme sizde baş dön m e si ya da baş ağrısı yaratır. Bu frek an s çok güçlü bir elektriksel akıma dönüşerek m erkezi sinir si stemi yoluyla bedeninizin h er hücre sine hücum eder. Bu n edenle kendin izde bir h afif lik, b i r uyuşma, karı n calan m a h i s seder s i n i z . Çünkü dah a önce h i ssettikl erin izden daha güçlü bir en erj i tüm bedeninize büyük bir hızla yayıl m aktadır. Bu frekans her h ü creyi k ı v ı l c ı m l ay a rak , h ücrel e ri n ti tre ş i m fre kan s ı n ı n artm a s ın a n eden olur. Smırsız düşünceleri dah a çok aldıkça vücut daha hızlı titreşmeye başlar. Ve yavaş yavaş ı şık yaymaya başlarsmız. Çünkü düşük fre kansl ı y oğun bede n i n i z , frekan sını yük s e lterek ı şığa dönü şmektedir. Sın ı rs ı z düşüncelerin d uy gu l a r ı n ı nasıl tan ı m l ay a c ak sı n ı z ? T a n ı m l ay a m az s ı n ı z . B i l di ği n i z h i çbir s özcük sınırs ı z düşün cenin bilgi s i n i karşılam az. Çünkü o yeni deneyiml en2n bir düşünce, yeni bir duygu ve 217
RAMTHA sizi yoğun ve derinden ama sukünetle etkileyen çok güçlü bir histir. Bilmek size saf his ol arak gel ecektir . . . h aber sizce, benzersiz ve isimsiz bir duygu olarak. . . Aydı n l an m a p e ş i n d e o l a n birçok k i şi , bunun sözcüklerle ge l e c eği n i san ı r . Fakat a n l ad ı ğı n ı z şey sözcüklerle tan ı m l an abi l iyorsa, onu dah a ön c e h i sset mişsiniz demektir. Eğer tan ı m l ayamıyorsan ı z , sadece onu hissedebiliyorsanız , i şte bu hissettiğiniz şey dehadır, aydı n l a n m ad ı r v e gerçekten s ı n ı rs ı z düşün m e di r . Ayd ı n l a n m a aray ı ş ı n d a anl amayı i s tediği n i z ş eyler sözcüklere sığmaz; bun lar sadece duygular ve vizyonlar yoluyla an l aşılır. Ve bu aydınlanma anında duygul arın yoğun luğundan konuşamayacak h alde olursunuz. Düşün ceyi s ö z ü k l e rl e i fa d e e tm e k , onu sınırl amaktır. Mürşit h i çbir şeyi açıklamaz; sadece bilir. Çünkü açıkladığı zaman kendisini sınırlamış o l ur. S a dece bilme n oktasına ge l d iği n i z an, bilgi n i z e s ebep göstermeye ya da açıkl amaya ihtiyaç duym adığınız an , kendi kendinizin efendisi olmu şsunuz dem ektir. İ şte o zaman mutlak bilgiye sah ip olursunuz. Yüksek frek anslı düşüncelerle gelen coşkunl uk ve h afiflik duygul arı na n e ol ur? Son suza dek bellekte kal ması i çin ruhunuz tarafın dan yakalanır. Ruhunuz bel l ekteki sınırsız düşüncel eri duygu, h i s yoluyla ortaya çıkarır. Bil diğiniz h ep kayıtta o lduğundan , o d uyguya tekrar tekrar ul aşabilirsiniz. Bir diğer güzel şey de, Öz'ünüzün aura alanıyl a bi linç akımına yaydığı bu h afiflik h i ssi, toplumsal bilincin yo ğun l uğun u h afifl e ttiği gibi , ay n ı duygul arı size yaşatacak o l ay l arı h ayatı n ı z a çeker. Niçin? B öyl ece düşünce tam am'iyl e a nl a ş ıl ır hale gelir -deneyim i l e . Yüksek frekanslı düşün ce tümüyle anlaşıldığı zam an ruhunuzda bilgelik ol arak kaydedilir. Bilgelik, bilginin h azmedilerek mutlak h ale gelme sidir. Bilgelik, yalnızca ruhun frekans seviyesin i yükseltmek l e kalmaz -ki bu h ayatınızı şimdi dah a büyük o l an duygusal varlığınıza 218
Sınırsız
Akıl
uyarlar- hipofizi de dah a aktif b i r hale getirerek beynini zin daha yük sek frekan s l ı düşün c e l eri algı l am a ve mantık yürütme kapasitesini de artmr. Hifofiziniz çiçek açmaya başladıkça h ayatı nızda değişiklikler m eydan a g e l m ey e b a ş l a r . D ah a ö n c e o l a s ı l ı k o l arak b i l e düşünemediğiniz deği şiklikler . . . Düşündüğünüz her · şeyi dah a güçlü duygularla h i ssetmeye başlarsın ız. İ çinizde h i s s e t t i ği n i z bilmek, ya r a t ı c ı l ı ğı n ı z ı g i d e re k güçlendirdiği i çin düşüncelerinizin d e giderek daha hızlı gerçekleştiğini görürsünüz. Sevgi, anlayış ve h o şgörünüz artar. Farklı bir anlayış seviye s i n e u l aştı ğı n ı z i çi n birçok in san h ayatı nızdan çıkıp gider. V e onlarm yerini, sizin gibi düşünen varlıklar alır. Zekan ız, yaratıcıhğm ı z ve bi lmeniz arttıkça daha önce h i s setm ediğiniz ve bilmediğiniz şeyleri h i ssetmeye ve bilmeye başlarsınız. Bir varlığa baktı ğınız zaman o varlığı i çi n i z d e h i s sedebi l i r s i n i z . D ü şün c eleri n i z d e n önünüzdeki gün l eri n n a s ı l ol acağı nı bilebilirsiniz. Medyom denilen kişinin ender bir varlık olduğun u mu sanıyorsunuz? Toplumsal bilinçle düşündüğünüz için öyle sanıyorsunuz. Çünkü toplumsal bilinç bu tip yetenek l erin normal ol madığını düşünür. Oysa, h erkes medyom dur ! Kendinize bil m e izni verdiği n iz her şeyi bi li rsiniz. Topl umsal bi lincin i l l üzyo n l arıyla sınırlanamayan bi linç gözl erinizdeki perdeyi kaldırır. Böylece öteki boyut l a rı · g ö r e b i l i r s i n i z . Bu bi l i n ç k u l a k l arı n ı z ı n tıkanıklığını açar ve tüm h ayatın kendi siyle uyum i çi nde titre şen m üz i ği n i i şitirsiniz. Bunu n asıl gerçekl eşti rebi lirsiniz? Kuvvetl e i steyerek, arzuyla . . . Sını rsızlığı dah a ç ok i stedikçe, gele n düşün c e l eri dah a çok kucaklayıp hissedersiniz ; hipofiz daha çok hor mon salgıl ar, ağzı dah a çok açılır. Kendinizi dah a çok sevmeyi ve bilerek yaşamayı i stediğiniz zaman, b eyni niz, varlığınızı saran Tanrı tarafından daha çok açıl ı r daha çok, daha çok, dah a çok . . . Artık sizi siz yapan bede niniz değil, siz onu bir arada tutan olursunuz. 219
RAMTHA Hi pofi z , Tanrı'ya açılan kapıdır. Beyninize dah a yük sek düşüncelerin girm esine izin verdikçe daha çok açılır. Daha çok açıldıkça daha çok bilirsiniz. Ve bil diğiniz her şey olursunuz. Çiçek bir düşünce frekan sı yayar. Aynı anda halı da bir dü şün ce frekan sı yaymaktadır. Tüm düşünce fre kanslarını algı l ayabi l m e seviye sine gel diği niz zaman i stediğiniz frekan stan h erhangi bir şey ola�ilirsiniz. O zaman tamamen rüzgar ya da seçtiğiniz h erhangi bir şey olabilme özgürlüğüne sah ipsiniz. Bir an gel ir ki h ipofız sistemi tamamen açılır ve bey niniz tümüyle aktif hale geçer. Hipofızin ruh sal bede ninde bulunan her şey aklı doldurur ve akıl artık asla esk i sı nırl ı h aline dön emez. Çi çek bir kez açtı mı asl a tekrar kapan maz. Beyin tümüyle aktif h ale geldiği zaman , birçok reali teyi aynı anda yaşarsı nız. Burada iken kendinizi yedin ci katta bulabi l i rsin i z ; y e d i n c i katta iken P l e i a d e s (Süreyya) Takı myıldızı'nda da olabilirsiniz. Pl eiades'da iken bir arkadaşınızın yanında da o l abilirsiniz. Hipofız tamamen açıldığında ölüm ve yaşlanma du rur. Beden iniz, ne i sterseniz onu yapar artık. Bedeninize titreşim frekansını h ızlandırm asını söylersiniz ve o ken dini başka bir boyuta yük seltir. Beyniniz i şte bu kadar güçlüdür. Ö l üyü bile diriltebi l i rsiniz. Bu denli güçlü ol duğunuz zam an Tan rı'nın tacını taşıyorsunuz demek tir. Saf h ayat olan saf Tanrı olduğunuz zaman , son suzsu nuz, her şeysiniz. İşte bu cennetlerin en büyüğü. Yedin ci çakra bütünüyle açılıp uyandığı zaman, si zin bu harika al ıcınıza tüm idrak ulaşır. Daha fazl a bil dikçe, beden de bu frekan sı daha fazla deneyimledikçe, beden dah a hızlı titreşir. Hafifler, h afifler, hafifler. Ve bir gün tüm h ayatı sevip kucakladığınız ve ruh bu dünyanın tüni deneyi mlerini tamaml adığında bu aynı bilmeniz ve bu aynı titre şiminiz kendisini milyon kez artırarak bede ni görünmez h ale getirecek ve hurdan alıp götürecektir. 220
Sınırsız
A kı l
İşte o zaman tekrardoğuş döngüsünden kurtulacaksınız. Madde aleminde kendisini ifade eden üç boyutlu - Öz, ruh ve ego- bir varlıksınız. Ve yalnızca üç boyutla sonsuzu idrak edebil irsiniz. Varlığınızın tanrısıyla kon uşun, sizi i şitecektir. Bir tanrı, bir efendi olarak konuşun onunla. T a n rı s a l l ı ğ ı n ı h at ı r l a m a s ı n ı i steyin ondan, h atı rlayacaktır. Daha büyük olmasını i steyin ondan, büyüyecektir. Varlığınızın tanrı sallığından sınırsız an layı şa sah i p olmayı talep ederseniz, bu i stek zih ninizi açacak ve dah a yüksek frekanslı düşün celeri bi lebilme niz için o n l arın bedende h i s sedilmesini sağlayacaktır. Yapmanız gereken tek şey bu. Emir verirseniz endokrin guddeleriniz buna itaat ederler. Ve varlığınızı daha geniş anlayışa ulaştıran duygul ara kavuştuğunuzda, çok kolay olduğu i ç i n , içinizdeki Tanrı'ya şükredin. H er ş ey olan'ı n as ı l dah a iyi bil i r s i n ? Önce o olduğunu bil . Nasıl düşün düğün ve nasıl konu ştuğun, kendine b i l m ek i çin ne kadar izin verdiği n i b e l i rler. "İnşallah daha çok bilirim" dem e, çünkü o zaman asla bilem ez si n . " D ah a çok b i l m eye ç a l ı ş acağı m " deme, çünkü bir şeyi yapmaya çalı şan asla başaramaz. "Daha fazla bilmeyi a rıyorum " deme, çünkü arayan asla bula maz . Şöyle de: "Varlığımın tanrısı ile şimdi bu an da bil mem gereken h er şeyi b iliyoru m . Öyleyse, o l su n ! " Ve yanıtları bekle. Neyi bi lmek i stediğini o anda bilsen de bilmesen d e , " B i l iyorum " sözcüğü, bu bilginin gel mesi için gerekli kapıyı açacaktır. Söylemen gereke n tek şey bu ve bilgi gelecektir. " B i l m i yorum" diyerek ya da b i l g i n i n size ge leceğin den kuşku duyarak h ayatınızı ve yaratıcılığın ızı na sıl da sınırlıyorsunuz. "Bilmiyorum" en kötü deyim dir. Unutmayın , yasayı koyan sizsin iz; düşün düğünüz ve konuştuğunuz h er şey yasadır. "Bil miyorum" derseniz, bilmeyeceksiniz. "Asla yapamam" derse n i z , asla yapa mayacak s ı n ı z . "Tan r ı n ı n sevgi s i n e l a y ı k d e ği l i m " 22 1
RAMTHA d e r s e n i z , a s l a o s evgiyi bul amayacak s ı n ı z . Böyl e konuştuğunuzda, böyle d ü ş ü n üyors u n uz demektir; ve böyle düşündüğünüzde, bu düşüncenin duygusu ruha kay dolacaktır. Ve ruh, düşünee sürecinizi doyuma uğratan realiteyi yaratır. Siz bir bilgi sayar gibisiniz. Bilgisayarınızı sürekli "kuşkul ar" ile dol duruyorsunuz. Bi lgi sayarın ı zı "eksik o l mak"la B i l gi s a y a r ı n ı z ı d o l d u r uy o r s u n u z . "bi lmemek"le dol duruyorsunuz. Siz kendi a l e m i n i z i n h ı r s ı z ı s ı n ı z . Yal n ı zc a 15. u şku v e s ı n ı rlı l ı ğı b i l erek , düşüncel eri n i z l e , konu ş m a l arı n ı z l a i ç i n i zdeki h ayat gücü nü kendinizden çaldınız. Aynaya baktığı n ızda e n büyük düşm anınızla yüzyilze gelmektesiniz. Size diyorum ki , her şeyi bil m e yeteneğiniz var ve dai m a da ol acak. B i l giye açı l an kapı , "biliyorum " l a başlar. V e on � gerçekleşmesi izleyecektir. Belki o anda, belki de gün l e r sonra, ama gerçekle şecekti r . D a i m a gerçekl eşir. "Bi liyorum" söz cüğü kesin liği ifade ettiği içi n , size kesin bir sonuç getirecektir. Ruhta h i s sedilen bi l m ek d ü ş ün c e s i h i p ofi z i n i z i a çarak dah a geni ş düşünceleri al ır. Bilmek, düşünce nehrinin sürekli size doğru akmasını sağlayan kapı dır. Bilmek, inanmak değildir. İn anmak, sanmak ; bi l m ek , kesinlikti r. Bir ş eye i n andığınızda ruhunuz "inanç "ı şöyle anlar: İ n an mak, h erhangi bir kimsenin ya da ken di nizin, sizi n i çi n kesinlik kazan mamış bir gerçeği z orla kabul etti rm eye çalışmasıdır. Çünkü bu gerçek henüz den eyimlenmemi ştir. Sizden hiçbir şeye inan manızı istemiyorum . Bil me nizi i stiyorum ! Aydı n l an mak bilmek 'tir -kuşku, inanç, iman ya da umut olmaksızı n . Tüm bunlar sanmaktı r, tah min etmektir. B i r ş eye i n andığı n ı z ya da iman ettiğiniz müddetçe o şey gerçekleşmez ; ancak bilm ek onu kesinleştirir. Ancak kesin olan şey gerçekleşir. İ drak de neyimden geçer, böylece anlayış kazanırsı nız; Ve o za man bu sizin bir parçanız olur. Ken dinizi ikna etmeye 222
Sınırsız
Akıl
çalıştığınız bir şey deği l . Tüm alemin yaratıcısı, kesinlikle bilm ektir. Kesin bilmekte olmak için, "biliyorum" de. Asla kuşkulanma ve tereddüt etme. Bil , kesinlikle. "Bil iyorum'' dediğin her an , kesinlikle emin olduğun şeyin düşüncesini içinde h i s sedersi n . Ve bu bi lmenin olmasına yol açar. Daha büyük düşü n ce l er i n y al'atı c ı l ı ğı n a b i l m e kapı s ı n ı açtığı nızda "deh a" oluşur. Eğer sürek l i , "Varl ı ğı mın tanrısal l ı ğıyla bunun yan ıtını şimdi biliyorum. Ve buna açığım. Öyley se, ol sun !" derseniz, çözümün bilgi sine ulaşırsınız. Yan ıt o an hazır olmayabil ir; fakat idrak etm enizi sağlayacak de neyim için kapı açılmış olacaktır. Varlığınız, bu yen i sa hip olduğunuz idrake çabucak uyum sağlayacaktır. Bunu başarmak için uğraş m a k zorunda değilsiniz. Mücadele etm ek, çabalamak, çırpınmak , arayış içinde o l m ak zo run da değil s i n i z . B i r takım ayi n l e r ve tören lerden geçmek zorunda değil sin iz. Yal nızca bi lin ! Bilmek sizi idrake açık tutar. Arzunuzun gerçekleşmesini nasıl h ızlandırırsınız? Bil erek. B i l m ek içini zdeki cenn eti n bol l uk kapılarını açar. Bir arzunun zaten gerçekleşmiş olduğunu bilmek, arzunun düşün cesini güçlendirir; auranızdan bilinç neh rine gönderir ve almaya h azır olduğunuz için de arzunuz tümüyle gerçekleşir. Gerçek şu ki, h er şey zaten. sizin. Bunu bildiğiniz za man her şey size sunulacaktır. Gereksinim duyduğunuz her şeyi size verenin yi n e kendiniz ol duğunuzu anla malısınız. Ve bu sizin a l m a yeteneğinizle orantıl ıdır. İ stekleri n i z i n gerçekleşebilmesi i çi n , ö n c e , ne i ste diğinizi bi lmeniz gerekir. Ve bunlara değdiğinizi bilin! Değerli o lduğunuzu bilin . Bilmek, gerçek olandır; veren dir; geleceğinizdir! Ağzınızdan çıkanı bilin! İstediğiniz h er şeye sah i p olabilirsiniz. Yasayı yapanı n kendiniz olduğunuzu ve bildiğinizin ve söylediğinizin o lacağını bi lerek. Bun a Bir 'inYasası denir. 223
RAMTHA Size diyorum ki, h er şeyi biliyorsunuz ve istediğiniz her şeye sah i p olabili rsiniz. Henüz bildiğinizi bilmemek tesiniz. Bilmek sizi gerçeğe açar. Bu beyninizin yeni bir bölümünü açar ve düşünce idrak edilerek gerçekleşen re alite olur. Sınırsız düşünmeyi öğrendikçe, bun a koşut ola rak bey n i n i z i n ego bölümü yok o l u r . Ve bi l m e n i n işlediğıni anl arsınız -ve b u sınırsız düşün cede bir adım dah a ilerlemen izi sağlayan gücü verir. Eğer tüm sözcükleri alıp, size yalnızca birkaç sözcük bıraksaydım şunlar olacaktı : "Şimdi biliyorum. Emi nim. Bütünüm. Ta nrıyım. BEN'im. " Eğer bunl ardan başka sözcük o l masaydı, artık bu dünyayla sınırlı olma yacaktı n ı z . Bilm ek , sizin için, zann etmek y a da inanmaktan n e kadar dah a iyi? Bilm ek sizin i ç i n , "belki"den ne kadar dah a iyi? Bil m ek sizin içi n , bilmemekten n e k adar dah a iyi? Bilmek d e , bilmemek de aynı düşün ce sürecını, aynı enerjiyi , aynı yüz ifadelerini, aynı beden h areketlerini ge rektirir. Bi l ! Yal n ı zca bi l : "'Bunun olacağı nı biliyorum " "Tanrı ol duğumu biliyo rum . " "Mutl u ol duğumu bil iyo rum . " "Ben olduğu m u biliyoru m . " Bil, Bil , Bil ! Yalnızca bu yeterl i . Daima bi 1 . "Yapamam , edemem" dersen, asla yapamazsın . Biliyorum de. İ şte o zaman her şeyi bilecek si n ! Aramız daki fark ne, biliyor musunuz ? Ben sınırsız bir Tanrı olduğumu biliyorum , siz bilmiyorsunuz. Arada ki tek fark bu: Ben biliyorum , siz h enüz bi l m iyorsunuz. Toplumun uz size tanrı ol madığınızı söylüyor, ama onlar ne bil iyorlar ki? Ken di l erini h er gün biraz dah a derine gö müyor l ar . .
N eden bilmenizi enge l l ediniz. Çünkü düşün ceyi madde h alinde anlama çabalarınız sırasında, düşünce süreciniz m adde realitesine öyl esine daldı ki, tüm h ayata bak ı ş açınızı s a p tı r d ı n ı z . Madde düşüncenin 224
Sını rsız
Akıl
değiştirilmiş e n son seviyesidir. Düşünceyi ışığa, elek
truma indirgeyerek · elektrumu da pozitif-negatif kutupla ra ayırarak yaratılır. Böylece Tanrı'yla madde halinde bağlantı kurm aya çalı ştığı n ızda düşün ceyi saf ve bölün memiş biçimiyle değil, ikilem ve kutuplar halinde algı lıyorsunuz. Maddeye saplandıkça ve yaşam mücadelesini amaç haline getirdikçe, h ay atı kutu psal boyutl arla görüyorsunuz : Yüksek/alçak, uzak/yakı n , hızlı/yavaş, siyah/beyaz, küçük/büyük, sıcak/soğuk, iyiı kötü, pozitif/negatif. Saf düşünce haline yeniden dönebilı.ıek için egoyu yenmek zorun d a sı n ı z - beyn i n , i n san ın m a d d e d e yaşamını sürdürebilmesi için gerekli temel i h tiyaçl arı n mantığını yürüten bölümünü, egoyu. Ego zaman, mekan ve ikilem illüzyonunun sınırları içinde algılar Her şeyı sağ kalma m ücadelesi ve onaylanma s ı n ı rl arı i ç i n de algılar. İ şte saf düşünceyi bölen ve yargılayan hudur. Saf düşünce h ep i n i z e ula şabi l i r . A rn a s i z ın yaptığınız, hemen onun doğru mu yanlış m ı , olan a k l ı m ı olanaksız mı, gerçek mi düş ürünü m ü , m a n t ı k ! � rn ı mantıksız mı olduğuna karar vermek oluyor. D u ;;, u n ce vı oiumlu-olumsuz diye bölerek yargıladığı nızda, onu n frL kan sını da düşürmüş oluyorsunuz. '' Bilmek" :ısla h , çh • şeyi yargılamaz. Bildiğiniz zaman, düşü n cen ın g<' r çe k ya da doğru o lup ol madığı hak kında b i r k u ş k uy a kapı lmazsınız -t üm düşünceler doğru ve ge rçe kti r '. B ı l mek, düşünceyi tartmaz ya da değer b i ç m e z . Bi l m e k , düşünceyi olduğu gibi alır. Kesintisiz v e sa n s ursüz. Bir başka gezege ni görmek, evre n i n m uz ı ğ i n ı işitmek, ağırlıksız hale gelmek; tüm bun ları h i ssedebi l · mek için gereksinim duyduğunuz tek şey h un l ar ın realite olduğunu bilmekti r. O nları n gerçek olduğuna inan maz. sanız, "inanma mak" yargı sı bey n i n iz i n gen i şlemesini engeller. Ç ünkü tüm " bi l m e k " Öz'ünüzden her a n geçmektedir. Fakat beyniniz tarafmdan itilir v e Tanrı Bilinci'ne geri gönderilir O zama n algıladıkl arınız sizi ..
22S
RA M THA bu dünyaya bağımlı kılar ve sınırlandırı r. Varlığı n ızın tanrıs al l ığın da n , sınırsız bil m eyi i ste diğinizde, düşüncel erin yargılarla saptırı lmadan bilinci nize girm e si n e izin verm el i si n i z . An cak b öy l e c e s af düşünce bedeniniz tarafı ndan tümüyle deneyimlenebilir. Arzularınıza yön veren ego, düşünceleri b ilinçli olarak kabul etmeye başladığında, h ipofiz sınırsız anlayı şı al mak için beynin bir başka bölümünü harekete geçirir. İ stediğin izde, yaratıcı bir düşünce olan "ilham" ne reden gelir? Yaptığınız şey, i drakınızı açık bırakmaktır yalnızca. Yalmzca açık olabilmek. İlham hep oradadır. Yalnızca i s te menizi ve a l ı c ı }sta syonlarınızın a çık o l ması n ı beklemektedir. İ şte her zaman yapmanız gereken tek şey: Açık olmak . . . Düşünce süreciniz, yargılar ve ego d a n uzaklaştıkça, süperb i l i n ç düşün c e l erin i n b eynin algılama bölümüne gir m e si kolaylaşır. Ken dine ve hayata yargı sız gözlerle bakmayı öğren. Bir çiçeğe baktığında, gü zel ya da çirkin deme; çünkü bu ç i ç ek d ü ş ü n c e s i n i deği ştiren bir yargı dır. Saf o l a n "çiçek " d ü ş ün c e ı,, i d i r . B i r ç i ç eğ e baktığı n ı z d a o n u " ç i ç ek " , "1 şık" , " h ay a t " , "varolan" o l arak gör ebil i yo r s a nı z , düşün ceyi saf h aliyle algılıyorsunuz de mektir. Ve bu bedeninizde yüksek frekan slı elektrum ola rak h is :::: edil ir. T a n n ' n ı n düşü n düğü gibi düşün ürseniz, h er şeyi eşit v e o ld uğu gi bi görürsünüz. Hissettik lerinize yargı ve sınır koym adığı n ı z her an, beyninizin sınırsız d üşü n c e l e r i a l a b i l m e k a p a s i te s i n i artı rarak gün l ük , o tomatik yaşa n tı n ı z ı n d ı ş ın a ç ı k arsı nız. Akl ı n ı za ge len düşün c e l eri asla yargıl am ayın . Bir şeyi olumlu o l arak da düşünmeyi n . Olum suzu kabul et meseyd i n ; z , o l um l uy u n a s ı l bi l ecekti n iz ki? "Bu iyi " dediğı nizde, bazı ş ey l P- r i n d e " k öt ü" o l duğun u d ü ş ü n üy o r s u ıı u z d e m e k t i r . Ke n d i n i z i s e v e r ke n ; "g'iz e l im " y a d a h o ş u m demeyi n ; "Tan rıyım" dey i n . İ ştı' h ay atın erd\�mi v e safl ığı b u katıksızhkta yatmak tad ı r . "
"
Sınırsız
A kı l
Öteki varlıkların yaşam biçiml erine baktığı n ızda, onların özünden başka bir şey görmeyin . Onları ve dav ranı şlarını iyi ya da kötü, olumlu ya da olumsuz o larak yargı larsanız, kendi algı lamanızı da saptırmı ş o lursu nuz ; düşünceler i çinize, his yoluyla kaydolduğu ve siz bu h i s settiklerinizin toplamı ol duğunuza göre, saptırılmış algılamanız neyse, siz de o olacaksınız. Çünkü daima n e algı l arsanız siz de o oluyorsunuz. V e yargıl arınızın so nucundan onlar deği l , siz etkilendiğiniz için de, kendi kendinizin kurbanı oluyorsunuz. Ve ruhta kaydolan bu duygular, kendi davran ı ş l arınızı sürekli yargı l amanıza neden ol acaktır. İnsan ları , a slında onl arda, kendinizde gördüğünüz yönleri görmekte olduğunuz i çi n ayıplayıp kınıyorsunuz. Onun i ç i n on ların h ataların ı görmek kolay ; onun için dikkatiniz, kendinizde tanıdığınız bu yönlere çekiliyor; o i n s an i çin izdeki yargıl ara aynalık ediyor yalnızca. B u kendi h akkınızda ve başkalarının d a sizin h akkınızda verdiği ve sizin de kabul e ttiği n i z yargı ları gözden geçirmek için bir araç oluşturuyor aynı zamanda. Başkaları n a baktığınızda, onları eşit özler ol arak görün. Gaddar veya nefret dolu i seler, "gaddar ya da nef ret dolu" demek gerçeği söyl emek olur. Çün k ü kendileri n i öyle ifa d e etm eyi seçmişler. B u onl arın o andaki gerçeği . Ama onların kötü, yan l ı ş old uklarını ve b�ı dav ranışları n ı n can avarca o l d uğunu söyl emek bir y argı oluşturmaktır -ve bu tümüy l e s i z i n deneyim i n i z o l ur: S ap tırılmış bakış açı sı. Kim se y argı l a n m ay a değmez Hiçbir ırlo, h i-çl>ir d a v ra n ı ş , h i çb i r şey k en d i n i z i ta n rı sal l ı ğ m ı z da n saptırmanıza değmez. İ n sanları, kim olı.ı: rlarsa ol sunlar, kendilerini n asıl ifade ederlerse etsin ler, onları, böyl e ol m alarına izin veren içl erin deki Tanrı için sev. O n larm da özü Tanrı olduğu için sevilm eye l ayıklar Yal m zca varoluş n edenleri bile yapabi lecekl eri h er şeyden daha önemli . An cak on ları o l dukları gibi sevdiğin z a m a n , .
..
221
R A M THA kendini de olduğun gibi sevebi lirsin . Kim olurlarsa ol sunl ar, içinde onlara karşı bu sevgiyi duyduğun takdirde, saflaşarak özün olacaksın. Şimdi, düşünce sürecinizden yargıyı n a sı l atabilir s i n i z ? D uy gu l a r ı n ı z ı n v e bu d uygul arı d o ğuran düşüncelerinizin farkında olarak . İ şte bu farkında oluş s a y e s i n d e , d ü ş ü n c e l e r i n i z i a r ı n d ı r m ay ı k e n d i n i z e öğretebilirsin i z . Ken di n i z i mutsuz, üzgü n , k ı z gı n , k o r k u d o l u , sabırsız ve dışlanmış -ya da h o şlanmadığınız tüm duygu lar- h i s setti ğ i n i z zaman . . . düşün c e l e r i n i z i gözden geçiri n . Kı sa bir süre sonra h o şlanmadığmız bu duygu larla, sa ptırı l m ı ş düşün celerini z arasın daki bağl a ntıyı göreceksiniz. B u saptırılmış düşünceler k endinizi ya da başkaları n ı yargı lamak veya h ayata tek yönlü bakmak tan kayn aklan ıyo r. Ve bu duygulard a n yorulup , sizi yaşamdan ayı ran yargı l arı düşün c e l erini zden atmaya b a ş l a d ı ğı n ı z d a , düşün celerin izi a r ı n d ı r m ay a başlayacaksın ı z . V e böylece sınırsız düşünme kapasite niz artmaya ba şladığı n da, duyduğunuz h uzur, haz , uyum ve davranı şları n ı zdaki h a fi fl i k l e , sr n ı r s ı z d ü ş ü n c e l er i n i z arasın daki i l i şk iy i görmeye başlayacak sınız. Ba şkalarını yargıladığı n ı z için de ken dinizi yargı l am ayı n ! Ken d i n i z e karşı an l ayışlı o l un . Kendi d ü şün c e v e duygularınızın size öğretm enlik yap masına izin veri n . Ç ok iyi öğretecekleri konusunda size güvence verebi lirim. Tüm sözcükler içinde bu öğretiye en uygun sözcük: "ol m ak"tır. Olmak ! Bu ne anlama gel mektedir? B un un anlamı, kendinizi olduğunuz gibi kabul etmek ve kendi nizi o lduğunuzgibi sev mek 'tir. Ne h i ssediyorsanız o duy guyu yaşayı n . O lmak tümüyle anda yaşamaktır. Çünkü olan h er şey şimdidedir. "Şimdi"ye, geçmi şte ya d a gele cekte deği l , şim di sahipsiniz. Çünkü şimdiyi yaşamak, ne i s t iy o r s a n ı z onu yapmak, yani ruhunuzun sizi 228
Sını rs ı z
Akıl
sürükl ediği serüveni yaşamaktır. N i ç i n " o l m ak " ? " O l mak" i ç i n d e yaşadığı n ı z za man, k e n di n i z i ya d a başkaları n ı yargı l amaz s ı n ı z . Düşün m e z siniz bil e ; o z aman doğru-yanlı ş , olanaklı olanaksız, kusurlu-kusursuz , olum lu-olumsuz diye bir şey yoktur. Artık , an'ın güze l l iği n i duym a n ı z a izin vermeye n zaman i l l üzyonu d a yoktur. O l m a süreci içinde, h ayatın özü ve anın sürekliliği vardır. Anı n de vamı yine andır. Yaşanan an . Olma h al inde düşün celeriniz geçmi ş ve gelecekl e uğraşmaz ; artık suç l u l uk duygu su, v i c d a n azabı , pişmanlık ve zorun l ul uklarla uğraşmaz. Olmakta h er h an gi bir doğruya s a p l a n maz s ı n ı z , t ü m doğruları araştırırsınız. Tüm doğruları özünüzde duyumsar, h epsi ni araştırır ve kendi olma sürecinizde, o anda . h angi doğrunun size uygun düştüğün ü belirlers i n i z . B öyle yaşadığınız zaman, size gelen tüm düşünceler beyninizde tartılır, bedeniniz tarafından duygu olarak a n l aşılır -ve bu, dah a çok bilmek, dah a çok düşünce, daha çok öze yak laşma dem ektir. Yalnızca "olduğunuz" zaman, her şeyin özüyle uyum h alindesiniz demektir. İstediğiniz her şeye sah ip olabilir siniz. O l m aktan başka hiçbir şey yapmak zoru n d a deği lsiniz! Varl ığınızdaki Tanrı , düşündüğü n üzü, i ste diğinizi size çekecektir. Ne düşünüyorsanız ve n e istiyor sanız o size gelecektir Her şeyi dı şsal yasalarla yap maya çal ı şan in sanlar bu içsel yasalarla a l ay ederl er. Olmakta siz zaten h er şeye sahipsiniz ve h er şeysiniz. Yal n ı z c a , tüm düşün c e l e r e açık o l d uğun u z d a Tanrı'n ı n sesini işitebilirsiniz. V� o zaman bilmek i ste diğiniz h er şeyi göz açıp kapayıncaya dek bilebilirsiniz. Düşüncelerinizi yargı l amadan, ruhunuzda duygu olarak h i s settiğiniz zaman sınırsız Tanrı olarak y a şarsın ı z yalnızca Öz'e açıksın ı z demektir. Ancak o z aman kendi tanrı sal lığınızın saf bir kanalı o l abilirsiniz ve Tanrı Zekası'n ı n tüm sadeliği n e yakl aşırsınız. .
229
R A M THA Bilerek ve ızın vererek yaşamayı ogren. O zaman egoyu yenmiş olursun. O zaman yedinci kata, yedinci cennete, yedinci çakraya ulaşmış olursun. Çünkü yedinci katta yargı yoktur. Hayatın özünün sürekliliği vardır yalnızca. Yargıyı yendiğin zaman artık bu d ünyada yapılacak bir işin kalmamıştır; i stediğin an terk edebi l i r si n .
Ş u anda kendinize yeni bir beden yaratma ye teneğine beyniniz tam kapasiteyle çalışmadığı için sahip değilsiniz; o halde bu bedeni yıkıma uğratmakta acele et m ey i n . Bedenini sev. Ona karşı şefkatle davran . Onu besle, bak. O, bu dünyadaki yaşamı deneyimleyebilmek için sa hip olduğun tek enstrüman . Düşüncelerinde sınırsız ol, ama bunu yapmanı sağlayan araca da iyi bak. Kadınsan kadın ol; erkeksen de erkek. Neysen onu s e v. B e d e n i n i h or k uJ l a n m a . B i ç i m i n i b o z m a . · Ç i rkinleştirme. Ki rletm e. Yapı sına uygun olmayan şeyleri yapmaya zorlama. Kendi büyüklüğüne bak. Kendini yüce gör. Kendini en sağlıklı giysilerle donat. Güzel kokular sür. Yalnızca bedeninin i stediğini ye. Eğer beden ini gerçekten dinler sen, beslenmek için neye gereksinimi olduğunu o san a söyleyecektir. Bedenine zararlı hiçbir şeyi sokma -zararlı bildiğin hiçbir şeyi. Oksijenin beyne gitmesini engelleyen h er şey birç ok beyin hücresinin ölümüne neden olur -ve bu h ücreler asla yenilenemez; çünkü beynin hücrelerini ye nileme yeteneği yoktur. Beyin hücreleri tahrip olduğu za man , düşüncenin bedende duyguya dönüşme yeteneği azalır. Düşünceyi tasarlayabilsen de bir işe yaramaz. Ve o zaman h az azalır. Düşünce duyguya dönüşmezse hazzı nasıl h issedebilirsiniz ki?
Hissedemediğiniz zaman bilgiyi k aydedemezsiniz. İ şte i l lüzyonlara neden olan uyuşturucu maddeleri
230
Sınırsız
Akı l
a l dığı n ı z d a beyn i ni z e böyle zarar veri r s i n i z . Kul lan dığınız her zararlı madde bey n i n oksij enini azaltır. Uyuşturucuyla kendinizi "iyi" h issetmeniz, ashnda bey n i n hücrelerini n ölümünden kaynakl anm aktadır. Bu zararlı maddel eri kullandığınız h e r sefe r , bilme ye ten eğinizi daha da kısıtl arsınız. Ve bir zaman gel i r k i artık n e ağlayabi lir n e de gülebi l irsiniz. Çünkü artık içinizde duygu yaratacak güçte hiçbir şey kalmamı ştır. B i r ç i ç e ği n a ç ı ş ı n d a n d uygul a n m a k , gün e ş i n doğuşunu beklemek, b u doğuşun görkemini yaşamak b i l m e yeteneğinden k ayn akl anmaktadı r : D ü ş ün c e ve duyguyl a bir olmak. Buna "vecit" hali denir. İşte böyle "iyi" o l un . Z am a n ı n b a ş l a n gı c ı n d a n d a ö n c e s ı z ı s even , yaşadığınız h er h ayatta sizinle olan , bedeniniz ölürken d e , bedeninizi alıp yükselirken de sizinle olacak tek varl ık . . . yi n e si zsiniz. Yaşadığınız h e r şeye dayan acak kadar sizi sürekli seven yalnızca sizsiniz. Kendin izi ku caklayıp sevdiğiniz ve bu sevgi sizin ölçünüz olduğu za man , i n sanın top lum sal bilincini a şarak Tanrı Bilin c i ' n e u l a ş ac ak s ı n ı z . Siz güz e l l i ğ i n ö te s i n d e s i n i z . Kusursuzluğun öte sindesiniz. Yasa, dogma v e toplumsal stan dartların ö te s i n d e s i n i z . S i z i n doyuml u luğunuz Tanrı'nın doyu m l uluğudur. Ve yazgın ı z , bu doyuma ulaşmaktır: Hayat özünün gözünde önemli olan yalnızca bu. Siz, düşündüğünüz kadarsın ız. Kendinize izin ver diğiniz kadarsınız. Her şey olan Tanrı'yı bil. O da sen sin. Ve bunu bilmekle bi l e ceksi n . Ve Her şey olan ola caksın. Hiçbir şeyin sonlu ol madığını bil . V e h i çbir şeyin mutlak olmadığını bil . Her şey anda -ve daima bilin ecek şeyler var. D üşünceni smırsızlamak d a h a büyük bir gerçeğin olduğunu bilmektir -ve ondan da dah a büyük bir gerçek vardır! Bunu bil. Ve algılam a yeteneğin ölçüsünde 23 1
RA M THA bun u algı layacak sı n . Ki msenin sizi e s i r etmesine ya d a korkutmasına asla izin vermeyin . Daima bir yol vardır ve daha iyi bir y o l . Bunu b i l . Ve h azza gi d e n yol u ayd ı n l atacak düşüncelerin sana ulaşma sına izin ver. Seni sın ırlandıran her şeyle yüzleş, onları tanı. Ku cak l a . Yen ! Tanrı'yı tümüyle bi l m ekten seni alıkoyan h er şeyi d ı ş l a . S uçulu l uk duygusunu v e yargıl am ayı bıraktığında "bilmek'', yanıtlar ve haz gel e cektir. Kork ularını tanı ve onların ill üzyon m aske l erini indir Son suz olduğunu ve bilinm eyende seni mutluluk ve h azdan al ıkoyan h i çbir' şey olmadığını bil. Seni daha büyuk şeyi bi l m ekten alıkoyan korkuyu at. D ünyaya uzaydan gelenleri bile korkutucu buluyorsun ! Büyük uzay gem i l erindek i karde şl erin olağanü stü güze l varl ıklar. Kork unu yen ve başka boyuttan , başka yerlerden , başka zamandan gel enlerle dost ol. Büyük olma çaban da büyüklüğü bu dünyada ara m a k ta i se n , yaln ı zca bu dünyadaki kadar büyük ola c ak s ı n . S ı n ı rlı düşünen insanı a ş m a k , h e n üz görü n m ey e n , dah a g en i ş a n l ayı şa s ah i p bir şeyin ol duğunu düşünebilm ektir. Kaynağını dikk ate a l m aksızın gerç eğe a ç ı k ol ; bı rak hi slerin san a rehberlik yapsın. Kör de olsa, olgun i n s a n , ruhuyJ a n eyin d oğru ol duğunu b i l i r . Gerç ek , üstü n e basıp geçtiğiniz çimende bile v ar. Bir çocuğun gülüşünde var. Bir dilen cinin gözlerinde var. Gerçek her yerde, her şeyde, her in sanda ve her anda var. Bunu bil m eyen Tanrı'yı da bilmez; çünkü Tanrı h er şeydir. Bir çi men tan e s i , bir an bile kendini h er şey olan bu Kay· nak'ta n ayıramaz. Olgun l a ş, ha ngi biçimde gelirse gel sin gerçeğe kulak ver. Ve onu a lacak kadar değerli olduğunu bil . C en netin ken di içinde o lduğunu bilen i n san , olgun bir varlıktır. Cenn etin anahtarları, düşünceyi düşünmek ve ruhunda h i ssetmek yete neğine sahip olan sizlerin 232
Sını rsız
Akıl
i ç i n i z d e : D uygu hazinesi . . . Hissetmeyi öğren . Tanrı'yı tümüyle bilmek , h er düşün ceyi tümüyle h i ssetmektir Tanrı o l an her düşün ceyi özün üzde, ruhun uzda h i sset m ek . . . Beyninizin tümünün h emen açıl masını beklemeyin. Her düşünce, h er deneyim adım adım o n u açacaktır. Çünkü her düşünce sizi daha güçl endirecektir. Her şeyin üzerinde kendinize, "olma" izin verin . Çünkü olmakta siz her şeysiniz. Yaln ızca kendi özünüz olduğunuz zaman , BEN prensibi olduğunuzda tüm hayatla uyum i çi n d e ol acak sınız. O zaman i n san ol arak ya rattığınız ayrımı Tanrı'yla bir olmaya dönüştürmüş o l a c ak s ı n ı z . ***
233
BÖLÜM
20
Deneyimin Erdemi Sevgi anlayışınızın çok ötesinde b ir sevgiyle sevili yorsunuz. Asla Tanrı 'dan başka bir şey olarak görülmediniz. Ve onun kim ve ne olduğunu anlama mücadelesi vennektesiniz.
İ n sa n
deneyi m i n i n tüm derslerini öğren ebilmek i çi n düşünceyi araştırma serüveninizde, kendinizi i n san l ık d e n i l e n h üc r e s e l for m l a ifade etmeyi s eçti n i z -bu, Ta nrı ' n ı n m adde denen sınırlı form i ç i n d e var o l m asıdır. Bu, Tanrı'yı tümüyl e anlamak için gerekli bir d e n e yi m . S ı n ı r l ı l ı ğı d e n ey i m l e y i p a n l am adan , sınırsızlığı nasıl anlayabili rsiniz? Tanrı'yı anlamadan k e n d i n iz i n a s ı l a n l ay abi l i rsi n i z ? S a f d ü ş ü n c e n i n geni şlemesinden, ma dden in sı nırl ıl ığına kadar olan h er şeyi , acıyı , sınırl ı l ığı ve ölüm i1lüzyonunu deneyi m l e meden , h azzı , özgürlüğü ve son suzl uğu nasıl anlayabilir siniz? Oyunl arınızı, illüzyon l arınızı büyük ve korkunç bir ciddiyetle oyn amanıza karşın, onlar size öğretmek, sizi ge n i ş l etm e k , ay d ı n l a t m a k , k e n d i n iz i a n l a m a n ı z a yardım etmek için h ayatın ızdalar. B u h ayat, bilgelik de nen en büyük yaşam ödülü için oyunların oynandığı , illüzyon l arın deneyimlendiği bir alan yalnızca. Bilgelik n edir? Bilgelik, tüm üyl e in sanın içindeki Tanrı'ya ait olan, insanın ruhunda biriktirdiği e n h arika h azinedir. Bilgelik, tüm s erüvenleri nizden kazandığınız duygu biriki mlerinin Tanrı denen düşün ce katında yer al m a sı d ı r -ve bu dünyadan ayrı l dığı n ı z d a , b i rl ikte götürdüğünüz tek şeydir. Güzel e şyalarınızı, koca villa235
RA M THA l a r ı n ı z ı , ya da a şı r ı sürat y a p a n arab a l a r ı n ı z ı götürebile ceği n i z i mi san ıyorsunuz ; beraberinizde n e g ö t ü r e b i l e c e ğ i n i z i d ü ş ü n üyors u n uz ? Ke n d i n i z i götürüyorsun uz : Hayat denen prensip içindeki yolculuk larrnızdan kazandı ğınız tüm duygu l arı. . . H ayat duy gu'dan ibaretti r. Tan n'yı bu kadar küçük düşürüp Tanrı'dan bu ka dar uzakl aştığı , alçaldığı zamanlarda; din ve devlet ku ra l l arı n ı n d i ktatörlük v e y a s ak l a m a l arı n d a n , ı rk ayrı ml arı ve . sava ş l arından ; erkekl erin kadı n l ardan, kardeşin k ar d e ş t e n ayrı l m a s ı n d a n , in san lık öğreneceğini öğrendi. Eğer tüm bunları n deneyiminden ge ç m e s eydin iz , savaşta bir başkasıyla vuru şmanı n , başka bir i n sa n ı özgürlüğün d e n yoksun bırakman ı n , kadın ları küçültüp aşağı laman ı n n e olduğunu bi1emeye cektiniz. Tüm bunları önce düşleyip, realite haline sokan yaratıcı siz olmasaydınız ve seçerek yarattığınız bu düşü yaşamasaydınız, asla tüm bunl arı duygusal olarak bile meyecektiniz. Ama bunlar, bir h ayattan ötekine, bir an dan diğeri n e yaşarken öylesine deği şmez realite haline gel diler ki, çoğunuz n evrotik, güvensiz oldunuz ve kendi düşünı'.iz içinde kayboldunuz. İn sanlığın birbi ri n e vah ş e tl e davra n m a s ı n a izin veren bu Tanrı n erede diye sorarsın ız. Neden Tanrı bun lara izin ve riyor? Eğer tüm bu gaddarlık, v ah şet ve zulümün ol masına göz yumuyorsa, Tanrı'n ın sevgisi ne rede? Tanrı daima o r a d aydı . Çünkü O sizin tüm illüzyonlanmz ve tüm oyunları n ız olmuştu . Ve Tanrı , sizi, kesinlikle h e r zaman sevdi . Sevdiği için d e , ya rattığınız düşleri d eneyimlemenize izin verdi. Sizi n u n uttuğunuz şey, başlangı ç t a bu d ü ş l e ri s ı z ı n ya r a t t ı ğı n ı z . . . Ve i s t e d i ği n i z a n d a d a d e ği ş ti r m e seçen eğiniz var. İ llüzyonlarınızı büyük keder, acı, elem öyküleriyle d o k uy o r s u n u z . B e d e n l e r i n i z e k a r ş ı s aygı s ı z v e ş efk ats i z si n i z . Akl ı n ı z ı k u l l a n m ıyorsunuz. Putlara 236
Deneyimin Erdemi
tap ıyorsunuz. Başkalarına karşı h o şgörüsüzsünüz. Yargılayıcı, n efret dolu, benci l , korkak ve kabasınız. Tüm bunlar ne için? Tüm bunların ne olduğunu anlamak için. Varılmak istenen sonuç ne? Asla ölmeyip son suza dek yaşamak, cennet kavramını anlamak ve yaşamak, Tanrı'yla yüzyüze gelmek ... ve onun kendi yüzünüz olduğunu anlamak. Kendi korkularını n , düşüncelerinin zavallılığının tuzağına düşmüş siz seçkin varlıklar ... oynadığınız o yunlardan çok dah a büyüksünüz, illüzyonlarınızdan çok daha güzelsiniz. Ne kadar güçlü, görkemli ve kusursuz olduğunuzu b i l s eyd i n i z , ken d i n i zi lanetle meyecek, yargı l a m ay a c a k ya da k e n d i n i z i b ö y l e s i n e saptırm ayacaktınız. Olduğunuz ve olacağınız her şeyi olan ben, içinizde zaten var olan bilgiyi uyandırmaya geldim. Kendinizi yeniden yitirmemeniz, suçluluk duygusu, korku ve kendi kendinize çekti rdiğiniz eziyetlerin içinde dönüp durma manız i çi n gel dim. Siz tüm bunlardan çok dah a büyük.:;ünüz. Sizi neden bu kadar derinden seviyorum? Siz ne ise niz ben de o olduğum için. Varlığınızın spektrumundaki siz olan her şey Ben'im. Çünkü ben illüzyonlarınızı düşünüp yarattığınız spektrumum. BEN olan sevgi sizin sevgi anlayışınızı aşıyor. Çünkü onun şartı ve kuralı yok. Sizi siz olduğunuz için seviyorum; nasıl ifade eder seniz edin, gerçek kimliğiniz olan Tanrı'yı seviyorum. Şimdi yanlış, günah ya da başarısızlık olarak algıladığınız şeyler h akkında konuşmak istiyorum : İnsanın yarattığı yanlış ve doğru; kusurluluk ve ku sursuzluk, suçluluk duygusu ve pişmanlık denilen tuzak ları da yarattı. Ve bu hayatın gelişmesini zorlaştırdı. Size diyorum ki, bu dünyadaki tüm h ayatlarınız sırasında ne yapmı ş sanız yapın bu yaptıklarınız asla kötü değildi... asla iyi de değild i . Yal n ı z ca ş i mdiki kimliği ni z i oluşturan yaşam deneyimleriydi onlar -ve bu en değerli 237
RAMTHA
ve harika şey. Şimdi, bu anda siz, bu olağanüstü yolculuğa başladığınızdan beri bulunduğunuz en üst durumdasınız. Çünkü bilgeliğiniz en üst durumda. Yaptığınız her şeyi ben de yaptım. Yaptığınız hata ları ben de yaptım. Ken dinizde güçsüzlük ve erdemsizlik olarak yargı ladığınız h e r ş eyi ben de kendimde yargıladım. Ama varlığımın zayıflığını bilmeseydim, onun gücünü de asla bilemeyecektim. Hayatı -·b enden uzaklaştığını görme seydim - asla sevemeyecektim. Ve in sanın gaddarlığından n efret etmeseydim, asla hepinizi kucaklayamayacaktım. . Ne kadar kötü ve gaddarca olursa olsun , n e yaptıysanız , kendinize bir öğrenme olanağı yaratmak için yaptınız . Ve öğrenirken acı, ı stırap çektiniz, üzüldünüz, kendinizi a şağıladınız, ama h e p s i n i n üste s i n d e n geldi n i z . Ç ü n k ü ş i m d i , b i l meye v e güzelliğinizi görmeye hazır olarak buradasınız. Başarı sızlığa uğradıklarlna ya d a yan lış şeyler yaptıklarına inananların şunu düşünmelerini i stiyo rum : Doğum a n ı n ı zdan itibare n , s i z . ve sevgi l i kardeşleriniz tüm düşüncenin duygu olarak ,hissedilmesi için büyük bir serüvene atıldınız . . . Adım-adım, düşünce düşünce. Ruhunuz, varlığınızın Tanrısı olan Öz'ünüz tarafından, kabul edilen ve Tanrı'nın her boyutu olan her düşüncenin duygusun u depolamak için yar.atıldı. Ruhu nuzda kabul ettiğiniz ve hissettiğiniz ama henüz deneyim lemediğiniz her düşünceyi anlamanız için ruhunuz sizi bu deneyime doğru itecektir. Niçin? O düşünceniµ tüm duygusal anlayışını her yönüyle kazanmak için. Duygu sal anlayış ancak deneyimden geçilerek kazanılır. İşte bu deneyim kazanma erdemine "hayat" denir. Son suzluk boyunca evrimleşmeye ve hayatı ya ratıcılığa genişletmeye ve bu yaratıcılığı her biçimde de neyimlemeye güdülendiniz -düşünceden ışığa, maddeye, biçime ve yeniden düşünceye; s evgi ve h azdan 238
D eneyimin Erdemi
kıskançlık, nefret ve acıya ve yeniden hazza ... . Ruhunuz sızı d e n eyi m d e n deneyi m e , s erüve n d e n serüvene sürükledi. Ken d i s i n e h e r düşünce biçim i n i n , her eğilimin, h er duygunun tüm an layışını kazandırmak is tiyordu. Böylece düşüncenin, yani Tanrı'hın yani ken· dinizin bütününü bilip anlayabilecektiniz. Ruhunuz, ·deneyimlemediği şeylere karşı açlık d u yar . Çünkü onun deneyimden kazanacağı duygusal ve riye gereksinimi vardır. Ruhunuzun bu nedenle yarattığı hisse sizler istek dersiniz. Bu i stek tüm varhğınızı esir alarak sizi bir serüvene, bir deneyim e yönlendirir. De neyim sona erip de duygular yatıştığında, bu deneyim size dünyadaki tüm altınlardan dah a değerli bir hazine ka zandırmı ştır. Çünkü sizi b ilge l i k yolunda daha ileri götürmüştür Bu deneyime ait tüm anlayışı kaz�n dığınız için o deneyimden asla yeniden geçmez siniz. O zaman ruhunuz bir başka açlığı doyurmanın ardından gidecek tir . Bir başka ş eye yön l en dirileceksiniz - çünkü i h tiyacınız var, çünkü istiyorsunuz ; çünkü içinizdeki ateş sizi, t üm hayatı deneyimlemeye zorluyor. Şimdi . . . h erhangi bir deneyime, sizin i çin yanlış olacağını ya da sonunda başarısızlığa uğrayacağınızı bi lerek başlar mısınız? Hayır. Her serüvene büyük bir me rak, ilgi ve zevkle katıldınız hep. Sonucunu bilmemenize karşın o n u s e ç ti n i z ; ç ü n k ü h en ü z d e n e yi m i n i geçirmemiştiniz. D eneyim yeni v e heyecan vericiydi ve ondan öğrenmek i stediniz. Serüveniniz size acı verdiği zaman da, "acı" denen duyguyu an lamanıza yardım etmiş oldu. Ve bu sizin hayat anlayı şınızı genişletti. Bu yüzden, bu seçilmiş deneyim h ayatı nız için gerekliydi. Dah a sonra ise ruhun uzun sizi sürükle diği yeni bir serih·eni deneyi mlemeye gi riştiniz. Yeni bir serüven . . . yeni bir duyusal anlay1ş demekti. V e bu, ruhunuza mutlu luk ve doyum getirdi. Yaptığınız her şeyi yaparken , o anda ruhunuzda bu den eyimin s i z i n i çin doğru olduğunu biliyorsunuz . 239
R A M THA
Serüvenin sonunda elde edilen duygular bilgeliğe ka zanıldıktan sonra, "daha iyi" ya da "daha farklı bir biçimde yapabilirdim" diye düşünürsünüz belki. Ama, o deneyime girip bilgelik cevherini kazanmadıkça, asla daha iyi bir yol olabilecğini bilemezdiniz. Bunun için kişi yargılanmalı mı? Hayır, çünkü buna masumiyet denir buna, eğitim de denir. Başarısızlık, yalnızca ona inanan larm realitesidir. Fakat gerçekte hayatta kimse başarısız olmaz. Asla! Ne yaparsanız yapın -en kötü, en utanç verici, en gizli şey (hiçbir şey gizli değildir) de olsa- hala hayatta ve mucize vi bir varlıksınız. Başarısızlık durmak dernektir ve hiçbir şey, asla durmaz; çünkü hayat süreklidir ; her an ilerler. Hayatta asla olduğunuz yerde kalmaz ve geri gi demez siniz ; çünkü hayatın sürekli genişlediği h er an daima daha büyük, daha büyük anlayışlar getirir. Asla başarı sız olmadınız ; daima öğrendiniz. Mut suzl uğu yaşam adan mutlul uğu n a s ı l bil ecektiniz? Ardından gittiğiniz amacın düşün düğünüzder. farklı olduğunu görmeden, amacınızın ne olduğunu nasıl bile ceksiniz? Asla hata yapmadınız. Asl a ! Asla yanlış yap madınız; suçluluk duymak n iye? Tüm yanlı şlarınız, başarısızlıklarınız, tüm hataları nız "Tanrı'ya giden adımlar"dır. Şimdi tüm bildiklerini�i de an cak bu adımları atarak bilebilirdiniz. Öğrenmekten asla suçluluk duymayın. Bilgelik yo l un d a ilerl erken asla suçluluk d uymayın . B u n a aydınlanma denir. Yaptığınız her şeyi ihtiyacınız olduğu için yapmış olduğunuzu anlamalısınız ; çünkü öyle gere kiyordu. Ve seçimleriniz hep doğruydu -hepsi doğruydu! Yarın da yaşayacaksınız, öbür gün de, daha öbür gün de, daha, daha öbür gün de. Ve o günlerde bu günden daha çok bildiğinizi keşfedeceksiniz. Ve bu gün bir hata değildir ve o sizi sonsuzluğa götürecektir. D il ediğiniz düşü yaratma seçeneğiniz var. Kendi 240
Deneyimin Erdemi an l ay ı ş ı n ı z
ıçın
ne
y aratı r s a n ı z
yaratı n ,
bi l i n c i n
b üt ü n ü ne h er yerde katkıda bulunacaksmız; bu bilin cin dı şında asla o l amazsı nız. Mutlulukla üstlendiğiniz h er serüven h ayatınıza gayret ve güç kazandıracaktır. Tasar l a dığı n ı z h e r düşünc e , deneyimlediği n i z h er i l l üzyo n , keşfettiğiniz h er şey -yaptığınız h er gaddarlık v e kötülük an l ayı ş ufkunuzu geni şl etir. Ve bu, tüm i n sanl arı n bilin cini bes l er ve genişletir. Ve bu, Son suz Zeka'yı gen i şletir. Hayatta başarı sız olduğunuzu ya da bir şeyi yanlış y a p t ı ğı n ı z ı d ü şü n ü r s e n i z , k e n d i i ç s e l ve dı ş s al büyük lüğünüzü ve hayatın bütünl üğü için deki öneminizi a l gı l a m a yeteneği nizi azaltı rsınız. Geçm i şi n i z i n h er h angi bir parç asını yok etmeyi asla arzularnaym -hiçbir parçası n ı ! Çünkü, tüm yüce ve alçakça deneyiml erin izin parçaları ruh unuzda, büyük ve gü zel bilgelik inci leri oluşturdu. Bu, düşlediğiniz o h ayalleri , y arattığınız o o yun lan, den eyiml ediğiniz o deneyimleri yi n elemek zo rund a kal m ayacaksınız demektir. Ç ünkü onl arı dene yimlediniz, h a sıl bir h i s ol duğunu biliyorsunuz ve ruhu n uzda onları kaydettiniz. H i s denen bu kayıtlar hayatın gerçek h az i n e sidir. Sevgi anlayı şınızın çok ötesinde bir sevgiyle sevili y o r s '.l n u z . A s l a Ta n rı ' d a n b a ş k a bi r ş ey o l arak görül m e d i ğ i n i z v e k i m - n e o l d u ğ u n u z u a n l am a m ücadelesi vermektes.i niz. Ve tüm hayatları nızdaki h er d e n eyi m d e n bilgi-bilgel ik k azanıp düny aya verdi niz. Gen işleyen hayatın erdemine katkıda bulundunuz. H ay a tı n ı z , i ç i n i z d e ya şayan ate şin h arika görünümü ol du. Ona saygı i le bakılmalı v e o kutsal, yüce görül meli. Ne yaparsanız yapın daima Tanrı'sınız. H an gi maskeyi takarsanız takı n , Tanrı ' sınız. Hangi dene yimden geçerseniz geçin, yine Tanrı'smız. Bu h ayatın serüven l eri n e , h er bi ri n e değe rsiniz . D a h a gü ze l i , sizi bekleyen dah a h a rika serüvenl ere değersiniz. Fakat yaptığınız h er şeyi siz olan Tanrı an l ayı şım kazan mak i çin yaptığınızı a n l ayana dek BEN 24 1
RAMTHA o l a m ay a c a k ve s o n s u z l uk kapıları n dan geçemey ecek siniz. Oysa, h ay at denen sahn edeki dene yimlerinizin erdemiyle burada ve şimdi Tanrı'yı sergile mekt e s i n i z . Acıları tüm ağırlığıyla sırtlarında taşıyan sizler, bu sizi m utlu e diyorsa, taşıyı n . Ama onlardan öğrenmeniz gt:reken her şeyi öğrendiyseniz ve onl ardan bıktıysan ız on lardan kurtulun ! Nasıl? On ları severek , onları kucak l ay arak , onların varlı ğı n zda olmalarına izin vererek . B un u yaparsan ız, onlar artık sizi asla tutamaz . Bunu ya pt1ğ1 n ı z d a hayatın güz e l l iği be rrak bi r b i ç i m d e görülebi lir, sevgi y argı sız h i ssedilebilir v e olmanın h azzı sınırsız bilmenin gücü olabilir. Hayatın ızı kucaklayın . Yiıce olduğunuzu ve tüm de v a r l ı ğı n ı z ı n g u c u n u n n ey i m l er i n i z saye s i nde çoğaldığını b i l i n . Suçl u l uk duymayı bırakın. Kendiniz e acımayı bırak ın . Ke n d i n i z e a c ı çektirmekten vazgeçin. Başkalarını s uçlamayı bı rakı n , s orumlul uğun uza sahip çıkın ! O size ait . Şimdi, tüm yargıladıklarınızı kucakladığı n ı z , tüm h or gördük l e r i n i z i s e vd i ği n i z , tüm i l l üz yo n l a rı n ı z ı yaşadığı n ı z , tüm h ayallerinizin ardın dan gittiğin i z za man ne olur? Kendi öğren imleri için bu deneyimlerden geçen kişileri anlayabilir, onlara karşı hoşgörülü ve an l ayışlı olabilirsiniz. O z aman onları , Tanrı'nın sizi sev diği gibi sevebilirsin i z . Ve kendi h ayat deneyimlerini yaşamaları n a izin verirsiniz. işte o zaman "ermiş" ol ur sunuz. Nasıl "erm i ş" olabileceğinizi sanıyorsunuz? Kesin likle hayattan kaçarak değil -bir mağara ya da tapınağa kapanı p tütsü yakarak ya da bir dağın tepesinde meditas yon yaparak değil- ancak h ayatı yaşayarak ermiş olursu n uz . Ki, hayat, Tann'dır. H ayatı en üst noktasına dek de neyiml ediğinde bilgeliğin erdemi varlığın içinde birikir ve bu varlık tüm in sanlığı kucaklar ve sever. Tanrı'yı bilmek ve Tanrı olmak i çi n tek yol h ayatı 242
Deneyimin Erdemi bütünüyle yaşamak -tüm durumları deneyimlemek, tüm
duyguları hissetmek, her türlü yüce ve alçakça davranışta buiunmak- ve kucaklamaktır. Böylece ruhunuz tüm hayatın bilgeliğine erişir. Bir kralın ne çektiğini, kral olmadan asla bilemez siniz. Ve kral, hizm etkarlarının alçak gönüllülüğünü bir hizmetkar olmadan asla bilemez. Ve dindar bir kadın bir fahişenin yaşadığı z orlukları , fahişe olmadan bilemez. Ve fahişe, dindar kadının yargı sını ,din dar bir kadın ol madan b i l emez. Erdemli h ayatın yolu h e r şeyi yaşamaktan geçer. Her karakter rolünden, in sanın bilin cinde yaratılmış her illüzyoni duruma kadar ... Bu neden le, en bilge, en asil varlıklar, insan serüveninin yarattığı her durum u yaşamışlardır. Onlar fahi şe, papaz, guru, çiftçi , kati l , kurban , fatih, e sir, · çocuk ve ana-baba olmuşlardır. Başkalarında ayıpladığınız şeyler, k endiniz içi n kabul edemediğiniz şeyl erdir. Eğer h e r türlü durumu yaşamı ş ve onlarla barışık olsaydınız, o zaman herkesi kolayca anlayabilir, onları yargı sız, oldukları gibi kabul ederd i n i z -çünkü o n l ar o l m u ş s u n uz . Ve on ları yargıladığınızda kendinizi yargılıyor olacağınızı bilir diniz. İ şte o zaman gerçek ho şgörünün erdemini ka zan mı şsınız demektir. Ve ruhunuzda sevginin derinliği var olacaktır. İ şte o zaman bir ermişsiniz. Çünkü sevgili kardeşl erinizi sınırlılıkları içinde anlıyor, seviyor ve bağışlıyorsunuz . . . Tanrı'yı bütünüyle sevmek, onun bütünü olmak , O olan her şeyi sevmektir. Ve her şey olan O, çevrendeki sevgili kardeşlerindir. Görünüşleri ne olursa olsun, on lar da senin gibi Tanrı'dır. Onların tüm zaferlerini, tüm mücadelelerini, tüm acıların ı ve hazlarını yaşadığında, h erkeste görülen Tanrı'yı kucaklayabilirsin . O zaman onları sevebilirsin . Bu onları eğitmen, yardım etmen an lamı na gelmez; yalnızca o nları kendi hallerine bırak. Onların kendi ihtiyaçları ve i stekleri doğrultusunda 243
RAMTHA
tekamül etmelerine ızın ver. Savaşçı , papaz ya da çığırtkan bir satıcı olmayı seçmiş olabilirler -çünkü on ların ihtiyaçları ve yapmak istedikleri bu. Sen kim olu y o r s un da b u n l a r ı o n l ar ı n e l l e r i n d e n a l m ay a kalkıyorsun ? Bu dünyada h erkes deneyimini -yoksul, aç, sakat, çiftçi ya da kral olsun- den eyim kazanmak amacıyla seçmiştir. Ancak ondan öğrenip doyuma ulaştığı zaman yeni bir deneyime girişecektir. Ve her deneyim, öz ben liğini daha büyük bir anlayışa ulaştıracaktır. "Üstat" (Efendi) olduğunda, sınırlı bilincin çamur ve bataklığına girebilir ve bütünlüğünü koruyabilirsin. Çünkü toplum bireylerini anlar ve onların neden öyle ol duklarını bilirsin -çünkü bir zaman lar sen de öyleydin. Onlara sınırlı olma özgürlüğü vereceksin. Ki bu gerçek sevgidir. Çünkü onların sınırsız anlayışa sahip olmayı ve birbi rlerini sevmeyi öğrenebilmeleri için -ki bu ken� dilerini sevmeleri anlamına gelir- bu yoldan geçmel eri gerektiği ni biliyorsun . Kalabalığı n içinde b i r yüz gördüğünde; rengi, görünümü ya da temizliği ne olursa olsun , o varlığa balüığında Tanrı'yı göreceksin. Çünkü yeterince yakından bakarsan Tanrı'yı herkes 'te bula caksın . O zaman Tanrı'nın sevdiği gibi sevecek�i n . O ·zaman kendinde de, başkalarında da onun gördüğünü göreceksin. H erkese bakıp güzelliklerini görebiliyorsan, bu dünyadan daha büyük yerlere yükselme yolundasın de mektir. Fakat kendisini ve çevresindeki tüm hayatta var olan Tan rı'yı bütünüyle kucaklamayana kapılar ka palıdır. İnsanları ait oldukları yere, yani tanrısallıklarına koyduğunuzda ve ne yaparl arsa yapsınlar içlerindeki Tan rı için yaşadıkları n ı bildiğiniz zaman -sizin de içinizdeki Tanrı için yaşadığınız gibi- o zaman tüm insanları sevmeyi öğrenebilirsiniz. İfade ediş biçimleri ne olursa olsun, i şte şimdi varoluşunuz boyunca ilk kez on lar ı gerçekten s e v e b i lirsin iz Çünkü s e vgi n i z , 244
·
Deneyimin Erdemi
yargılamalarla yönlendirilmez ve kısıtlanmaz. İ şte me sih, yani Tanrı olarak yaşayan in san böyledir. Hayatta izlemeniz gereken yol ne? D a i m a duygu larımzm ardından gitmek -ruhunuzun sesine kulak ver mek ve ruhunuzun sizi denemeye ittiği serüven lere yönelmek. Ruhunuz, eğer kulak verirseniz, size hangi de neyime ihtiyacınız ol duğunu söylecektir. Eğer canınız sıkılıyor ve içinizden hiçbir şey yapmak gelmiyorsa, bu o deneyimi zaten geçirmi ş olduğunuzu ve o serüvenden ge reken olgunluğu kazandığınızı gösterir. Fakat bir şeyi yapmak istiyorsanız, ruhunuzdaki bu dürtü, bu deneyimi geçirmeniz gerektiğini söylemektedir. Eğer kendinizi alıkoyarsa nız, o deneyimi yalnızca başka bir ana ya da yaşama erteliyorsunuz demektir. İçinde hissettiğin doğruyu yaşa. Ve hissedeni sev . Bu duygunun ifade edilip doyuma ulaşması gerektiğini anla. Ne olursa olsun , herh angi bir şey yapmak istediğinizde, hislerinize karşı koymak akıllıca olmaz; çünkü sizi bek leyen deneyi m , . h ayatın ızı daha güz el l eşti recek bir serüvendir. E ğer duygul arınızı dinlerseniz, daima güzelliğin izi olgunluğa eri ştirecek doğruyu yapıyor ola caksınız. Duygularınıza gem vurduğunuzda i se bedeni nizde hastalık, nevroz ve bedbinlik başlar. Kalbinin, düşlerinin, arzul arının ardından git. Ne olursa olsun , ruh unun sesini dinle. Kendine deneyimden' geçme izni ver; o zaman yeni bir serüvene atılacaksın. Ve - çe vrendekilerin y a r gı l a n m a y a c a k s ı n asla y a rgı l a r ı n d an e tk i l e n m e d i k ç e . . . A m a o n l a r ı n yargılamalarıyla h ayatı yönlendiriyorsan , bu d a senin seçimin. Her şey deneyim için . Bu h ayatta ya da daha sonraki h ayatlarınızda, öyle bir an gelecektir ki, şunu ya da bunu yapma arzusunu duy mayacak, yalnızca "olm ak" h alinde olacaksınız. Artık fahi şeyi , h ırsızı, katili ya da savaşan ülkeleri dav ranışları yüzünden lanetleme ya da yargılama i steği duy mayacaksınız. Bunların h epsi olmuş olacaksınız. Ve on245
RAMTHA
ların olduğu gibi olmanın hissini, onların ne hissettikle rini bileceksiniz. Bu dünyanı n deneyimlerini tamam ladığmız için artık sizi buraya çeken bir şey olmayacak. O zaman daha büyük katlardaki yeni serüvenl ere hazırsınız demektir. Söylediklerimi düşün düğünüzde, kendi değerinizi anlayacak bakış açı sına sahip olacaksınız. Bu güçlü Tanrı, ateş ve siz olan h ayatın amaçlı s ergilenmesi dir. Kendini hayatta nereye yönlendirmeyi arzu edersen et, hangi yolu seçersen seç, bu yolun seni aydınlanmaya götürdüğünü de anlayacaksın. Yol böyunca yaşadığın her serüvende kendi gizemini biraz daha çözeceksin. Kendini olduğun gibi sevecek sin. O zaman varlığını n ı şığı gökyüzündeki �üyük RA ile, sükuneti i se gece yarısının sakinliğiyle yarışabilir. O zaman kendini asla inkar et meyeceksin. Kendini asla saptırmayacaksı n . Ken dini asla yargılamayacaksın. Kendine , neysen o olma iznini vereceksi n . N e olduğunu sevdiğinde, yücel ikle, olgunlukla ve alçak gön üllü bir güçle "Tanrıyı seviyorum, çünkü Tanrı ve ben birim. Ve BEN'i seviyorum ; çünkü ben olan BEN, Her Şey Olan'ın özüdür" diyebilirsin. O zaman hayatın akı şıyla uyum halindesin iz demektir. Dünyada yürüyen üstat, yeniden dirilen mesih, dünyayı aydınlatan ı şık olursunuz o zaman. Ancak yaptığınız her şeyi sevip ku caklayana ve her şeyin hayatınızın iyiliği için olduğunu anlayana dek tüm bunlara ulaşamazsınız. Çünkü tüm bu deneyimlerden geçmeseydiniz, bugünkü göz kamaştırıcı varlıklar h aline gelemezdiniz. Sizi karmadan, günahtan, yargılamadan, ceza ve ödülden "kurtaracak" büyük öğretiyi verdim. Ç ünkü Tanrı sevgidir. Ve Tanrı yargısızdır. Tanrı'nın iyi-kötü kavramları yoktur. Tanrı pozitifsiz ve negatifsizdir. Tanrı yalnızca Olan'dır. Ve bu Olan ; tüm in sanları, tüm davranışları, tüm düşünceleri, tüm duyguları -her şeyi kapsar! Tanrı sizi yargılasaydı, kendini yargılıyor ola246
Deneyimin Erdemi
caktı. Çünkü siz ve O, bir ve aynısınız. Hayat denen Tanrı sevgisi size d a i m a verildi. En ağı r den eyiml eri nizde b i l e gün e ş yine doğdu ve gökyüzünde dans etti. Mevsimler yine gelip geçti. Göçmen kuşlar yine kuzeye uçtu. Ve odanızın kepenkl erin i ka pattığınız zaman baykuş yine öttü. Görüldüğü üzere, her şeyin sürekli akışı içinde baktığınızda, hayatın d a i m a size bağışlayı cılığını ve son suzluğunu yağdırdığını an layacak s ı n ı z . Buradan hafif v e sevgi dolu b i r kal p l e gidin. Üzün tül eriniz sizden alındı. Tanrı 'nın sizi h er zaman sevdiğini bilin. Ne kötü ne de iyi olduğunuzu bilin. Ne ku sursuz ne de kusurl u olduğunuzu bi lin. Yaln ızca olun. Tanrı h ep h ayatınızda; daima da oldu. S e vgiyi düşündüğünüzde beni anımsayın . . . ve an sızın bir rüzgar esecektir. ***
247
BÖLÜM
2J
Güzel Bir Sabah Hayatınızın her gününde sizinle olacağım. Güzel ruhunuz; olgunluk, anlayış ve tüm hayatı kucakla yan sevgiyle harika bir çiçek olarak açacak.
B i rl ikte paylaştığımız anlar güzeldi . H ayatınıza girmek ve bir köşesine de olsa dokunabi lmek bana büyük bir zevk verd i . Sizin le paylaştığım h er şeyi kendim için yaptı m . Çünkü h er biriniz benim gibi -h ep sevdiğim v e seveceğim Tan rı. Sizin d eğerli varlığınızın tekamül ün e katkım, BEN olan Tanrı'yı da yüceltir ve büyütür. B i r z am anlar parçası ol duğum in sanl ığa bu kez kardeş ol arak gel dim. Burada i n san olarak yaşadım Ve tüm d e n ey i m l er i n i z d e n geçtim . U m u t s u z l uğunuzu yaşadım, üzüntülerinize ağl adı m . Düşlerinizi düşl edim ve h az l a rın ı z ı tattı m . Tüm katları den eyi m l e m e m e karşın , e n derin deneyiml eri m i aranızda in san ol arak, Tan rı -in san ol arak çaresizliği n i z i , uğradığınız teh like l eri , zafer anl arınızı, bildiğiniz h er şeyi yaşayarak elde e tt i m . B uraya geri gel m eyi s e ç ti m . Çünkü, s i z i an1ıyorum . V e sizi anlamak . . . s i z i sevm ektir. Sizi kurtarmaya gel medim, çünkü kurtarıl acağınız bir durum söz kon u su deği l . Yalnızca çok uzun zaman önce unutmuş ol duğunuz h arika kökeninizi an ı m satmaya ve yakında göreceğiniz h arika geleceği an l atmaya gel d i m . H ayatı ifade edi şi n i zde daha büyük s e1çeneklere sah i p olduğunuzu anlamanıza yardımcı ol m aya ve i stediğiniz takdirde bu seçenekleri uygulam ak için gereken bilgiyi vermeye geldim. Hangi anlayış daha 249
R A M THA
uyum l u ve h az dolu bir h ayata evrimleşmenizi sağlayacaksa, bunu hayatınıza, zamanınıza ve yolunuza uygulamanızı i stiyorum . B u dünyadayken, benim hayatımdaki yol, Bilinme yen Tanrı olmaktı -bunun kendim olduğumu keşfettim ve sonsuzluğun serüvenlerinde, boyutların ötesindeki haz ve coşkuya ulaşmaktı. Yolumu açtım ve h al a. son suzluk serüveninde yol alıyorum . Size, benim yaptığım gibi tüm hayatı kucakladığınızda aynı serüvenlerin sizi de bekle diğini anl atmaya geldim. Gidin, verdiğim öğretiyi yaşayı n . Varlığınıza mal edin. Bunu yap tığınızda, i steyeb i l e c eğin i z ya da düşünebileceğinizden dah a büyük bir hazinenin size ve rilmiş olduğunu anlayacaksınız. Öğren diklerini, duyduklarını, okuduklarını uygu la. Sadelikle. Ne kadar sadeleşirsen o denli güçlenirsin. Eğer bir şeyi istiyorsan , i ste! Bu dünyada kimsenin gücü sana istediğini vermeye yetmez. Varlığının tanrısından , Tanrı'dan sana vermesini i ste. Ve ne olursa olsun , ve receğini bil ! İ stemek i çi n nereye gitmelisin? İçindeki tapın ağa. D üşünce leri nin sessizl iğiyle iste; d a i m a i şitil ecektir. Kim olduğun uzu bil iyorum. Ne . yaptığınızı, ne d ü ş l ediği n i z i de b i l iyorum . Ki m s e tarafı n dan görülm ediğinizi sandığı nı z zamanl arda aslında ka ranlık gecedeki yıldızlar gibi olduğunuzu bilin -herkes tarafından görülebilecek biçimde, açıkta. Her şey kim o l duğunuzu ve ne yaptığınızı b i liyor -özellikle görülmeyen bizler. . . Aslın da, kim ol duğunuz yalnızca sizi ilgilendirir. Her şey yapılıp söylendikten sonra, yine yalnızca kendi nizden destek bulacaksınız -ve Tanrı denen, içinizdeki değerli ışıktan . Kendinize karşı adil davranın. Kendiniz olun. Ve kendinizi olduğunuz gibi sevin. O zaman gökyüzündeki yıldızlarınki gibi görünen ı şığınız parlak laşıp güzelleşecektir. 250
Güzel Bir Sabah
Halkım tarafı ndan "Ramtha, Aydı n l an mı ş Kişi" diye çağrıldım. Ve h al e n bu ismi kullan ıyorum. Aydınlanmış ki şi? Herkes günlük yaşantısına, i şl erin e daldığı sırada, ben bir tepede tek başıma oturdum. Ve günlük yaşamdan uzakta, doğada, Bilinmeyen Tann'yı buldum. Dünya pazar yeri değil sevgili kardeşlerim. Evet, pa zar yerleri de hayat doludur ama pazarın dışında daha büyük bir hayat var. Büyük bir ağacın kökünde, serin ve temiz rüzgarın estiği karlı dağın dorukl arında ya da çölün açıklığında, denizin son suzluğunda. Çoğunuzun kendine görmeye izin verdiğinden çok daha fazlası var bu dünyada. Yaşayacağınız, araştıracağı nız çok şey var ama şimdiye dek yalnızca topl umunuzun ezici bilinciyle ve değer yargılarıyl a yaşadınız. Toplumsal yargıların ürün ü olan küçük, zavallı amaçlarla ve zaman illüzyon un a karşı am an sız bir yarı şla ... Yalnız başınıza, gece gökyüzüyle ve gün doğumun a dek parıldayan ayla barışık olana dek gerçek hayatı bil meyeceksiniz. Size ulaşan tüm bilgiler ve düşlerle siz de aydınlanmış ki�i ol acaksınız. Çünkü o zaman sizin için"önemli' olan şeyler deği şecektir. Doğa bilinci sizi kabul ediyor sevgili kardeşler. O sizi kabul ediyor! Ve kendisi gibi zamansız olm anızı bekliyor. Ancak böyle olursanız Tanrı olmaya açıl abilirsi niz. Ve h ayatınız dengelen ir. Bilin meyen Tanrı , sessizlik, büyük sessizli ktir; ama izin verirseniz sizin l e konuşur. Dünyanızın bir parçası olun . Her yerine gidi n. Gittiğiniz yerlerin bir p arçası o l u n . İ p ek giysileri n i z i , mücevh erleri n i z i çıkarın , ayakkabılarınızı çıkarıp moda olmayan sade liğe dönün ve kendi yarattığınız bu cennette Tanrı'yı bu lun. Bunu yapmanız için size yalvarıyorum . Bu yerlerde bulunup, onların sürekli sonsuz bilinçlerinin bir parçası olmadan ne gerçekten yaşam ı ş olacak ne de siz olan Tan n'yı anlamaya yaklaşabileceksiniz. 25 1
RAMTHA
Tüm varlığımla, içimdeki Tanrı ateşiyle ne kadar değerli olduğunuzu ve ne kadar sevildiğinizi ve gerekli olduğunuzu bilmenizi istiyorum. Ölseniz de kalsanız da kimsenin umursamayacağını düşündüğünüz anlarda bi lin ki ben umursuyorum. Ne zaman değerli varlığınız sarsılıp bir ark adaşa gereksinim duyarsanız, çağırın, orada olacağım . B u dünyadaki yaşantınızın her gününde sizlerle ola cağım. Sevgi, umut ve hazza gebe değerli ruhlarınız, görülen-görülmeyen tüm hayatı şefkat ve sevgiyle kucak layarak harika bir bilgelik tomurcuğu verecek. Bu tomur cuklanman ın duygusal fırtı nasında, "Keşke adını h i ç duymasaydım Ramtha" diye yakınacağınız an lar ola cak. Ancak, Tanrı'yı içinizde görüp hissettiğiniz ve bil diğiniz çok daha büyük anlar yaşayacaksınız . Sizlere defalarca, değişik biçimlerde yinelediğim, bilmeniz gereken en büyük gerçek şudur: Siz Tanrı'sınız. Ve b el k i , yavaş yavaş b u gerçeği anl a m aya başlıyorsunuz. Bunu her an bilmek , sevgili efendiler an be an hayatınızın evrimleşmesiyle sağlanır. Ancak sizin şunu bilmenizi istiyorum: Güzel bir sabah , gün doğmadan az önce yatağınızda tek başınıza uzanırken ve sessizliğin sesi işitildiği sırada düş olmayan bir düşten uyanacak sınız. Odanızın ka ranlığında gözlerinizi açacak, yataktan kalkıp ı ş ığın süzüldüğü pen cereye yaklaşacaksınız. Üzerinde hala çiğ damlacıkları olan pencereden sa bahın kurşuni rengini izleyerek, büyük ve parlak ı şık vaat eden gökyüzün e dalacaksınız. Sonsuzluğun kadife rengi iÇi n d e , k aranlıkta ı şı l dayan küçük parlak mücevherlerin güzelliğine bakarken , titrek ay ı şığının sessizce ufukta durup daha büyük bir ı şığı beklediğini göreceksin iz. Sözcükleri aşan bir duyguyla, tek başınıza, uyanan h ayatın sessizliğine dalacaksınız. Az sonra, sizin gibi yeni uyanmış bir kuşun sabahı selamladığını duya252
Güzel Bir Sabah
caksınız. Onun tatlı, yumuşak, umut ve sevinç dolu şarkısını dinlerken, doğuya dönüp uzaktaki ufka baka caksınız. Ve orada, h ayatın bekçileri gibi uzun, sessiz, güçlü ve yalnız duran, gül rengiyl e çevril i mor dağları göreceksiniz. Ve vaat dolu gün doğumunun altın rengine gizlenmiş bulutlar ufka doğru sessiz seferlerine başlamış olacaklar. Anın sade .ihtişamıyla bütünleştiğiniz için hiçbir şey i şitmeyeceksiniz. Büyük bir olayın heyecanıyla h ızlanan kalp atı şlarınızdan başka . Az sonra muhteşem, büyük ı şık ufukta görünecek. Gecen in perdesi sabah ı n aydınlığında usulca erirken, yıldızların ı şığı gitgide güçsüzleşecek ve ay güzelliğini ve büyüleyiciliğini yeni güne bırakacak. Bu vecit anının güzelliği içinde birden bir şeyi kav rayacaksınız: Bu sabah sürmese, tüm korkularınız, ku runtul arınız, düşleriniz ve illüzyonlarınız bir hiç ola caktır. O anda dağl arın ardından doğan şah an e alev mücevher görünecek. Ve onun altın ışınları puslu vadiye parlak umut ışınları gibi yayılacak. Büyük RA gitti kçe yükselirken gökyüzü mavi , leylak, gül, turuncu ve koyu kırmızı renklerle bezenecek. Ve kuşlar daha yüksek sesle şakıyarak uçmaya hazırlanacaklar. Ve tüm dünya sa bahın vaat dolu şahane soluğuyla uyanacak. Zamanın her anını görmüş olan bu görkemli manza raya bakarken, bu h arikul adeliğin duygusu tüm varlığınızı kaplayacak; şiddetli bir coşkuyla gerçekten de RA'nın hayatı olduğunuzu anlayacaksınız. Uzak ufukta yükselen hayatın güçlü ve sakin bekçilerisiniz siz . Uya n an günün renkleri , çalılıktaki dalların kıpırtısı, pen cere önündeki çiğ tan ecikleri ve sabah kuşunun tatlı, yumuşak haz şarkısı sizsiniz. Ve sonraki günün doğum unu, Ben Olan Tanrı 'yı Gören gözlerle göreceksiniz. Ve Her Şey Olan'ın görkemi ve güzelliği i çinde artık ı şıkla, güçle ve bu gücün sürekliliğiyle birsiniz . . . ve sözcüklerle ifade edilemeyen . .
253
R A M THA
bir B EN bu . . . Gerçeği öğrenmek bir şey, gerçek olmak başka bir şeydir. Ancak hiç beklemediğiniz bir anda, gökyüzünün bu h arikuladeliğini seyretmek için uyanacaksınız ve varlığınızın duyduğu h uzurla bu bilgi gerçek olacaktır... güzel bir sabah . O zaman tüm sözcükler, karmaşa, kızgınlık, kendini reddetm e , Tanrı anlayışını n kar maşıkl ığı , arayı ş, kitaplar, öğretmenler sona erecek . . . sözcüklere sığmayan sessiz v e derin bir kavrayışla. Sabahınız geliyor. . . benimkinin geldiği gibi. ***
254
" İnsanlığın kendi yüceliğini idrak etmekten başka kurtuluşu yoktur. Sevgili kardeşleriniz olan harika varlıklar tarafından çok yakın bir gelecekte dünyanıza büyük bir bilgi getirilecek. O zaman biliminiz olağanüstü bir hızla gelişecek. Gelen çağ, Aydınlanma Çağı'dır. Önünüzdeki yıllarda dünyanızda artık hastalık, ıstırap,nefret ve savaş var olmayacak. Bedenin yaşlanması ve ölüm, yerini, hayatın sürekliliğine bırakacak. Tüm bunlar dünyaya bilgi, anlayış ve derin sevginin her varlığın yaşamına egemen olmasıyla gelecek. İçinde bulunduğunuz zaman, bildiğiniz yazılı tarihe ait zamanların en önemlisidir. Muhteşem bir gerçeğin su yüzüne çıkışına tanık olacaksınız. Varlığından bile haberdar olmadığınız uygarlıklar ortaya çıkacaklar. Ve yeni bir rüzgar esecek. Sevgi, barış ve mutluluk evreninizin bu zümrüt dünyasını kaplayacak. " Ramtlıa, engin bir bilgeliğe ve sevgiye sahip olağanüstü bir zekadır. Mesajını in sanlığa sıına/Jilnıek için J.Z. Kniglıt isimli Amerikalı bir kadım "kanal" olarak kııl/an nıaktadır. Ranıtha, J.Z. Kniglıt'ın bedenini kullanarak 1 978'den beri ABD'nin her ya mnda yü::.lerce toplantı düzenlemiş, bıı top /a11tı/arda binlerce insanı derinden sarsan olağanüstü bilgiler vermiştir: Elinizdeki kitap, bu toplantıların metinlerinden oluşmak tadır. Yüksek bilgi verici, iyi düzenlenmiş ve okunması kolay olan bu metinler, büyük bil genin
en
temel
ve
önemli
öğretilerini
kapsamaktadır/ar. .. '
J
:� .